winter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
winter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2014 Salı

İyi ki Doğdun Partisi, Kanyon'lu Şarap, Pazar Pazar'ı ve Hayattan Beklediğim Dans Ritmi

Size diyorum benim haftam 5 gün, haftasonum ise 13 gün sürüyormuş gibi. Koş koş koş, yetiş yetiş yetiş. Kalacam, kaybolucam bi yerlerde en sonunda.

Sevmediğim cumalar, raporlar derken, biraz erken bitirdim, koşturarak veterinere gittim, mama aldım, üstümü değiştirdim, Abdi İpekçi'de maça yetiştim. Girişte Zippomu hoşuma gitmeyerek de olsa, bir polise emanet ettim, çıkışta geri aldım. Alıp ortadan kaybolacak endişesi ile maça da konsantre olamadım, maçı 3 sayı fark ile verdik, o moralle Asmalımesit'e zor attım kendimi.


Bir süredir hevesle beklediğimiz Radyo Mood'un 2. kuruluş partisi R2D2'de gerçekleşti. İzmir lise tayfam katıldı bana. Radyo Mood'dan Emrecan beni Foals'ın güzel şarkıları ile karşıladı. Out Of The Woods ve Late Night çaldı. Bu güzel geceden hatıra 1 de CD kaptım. Arşivlik bu çalışma için teşekkür eder, frekanslarının daha nice 3-4-5 yıl daimi kalmasını dilerim. Gece 12'den sonra set up'ın başına bizim çocuklardan; Ali & Enis geçti. Kardeşlerim benim. Onlar da güzel kafalarımızın üzerine güzel deep house parçalar ile cila yaptılar. 

Beni mutlu eden diğer detay ise lise tayfasının mekanı sevmesiydi. Ben bu adamların neden hala 12 yıldır hayatımda olduğunu bir kez daha anladım. Çünkü araya giren kopuk ayrılıklara inat, herşeyin eskisi gibi olmasına hayranım. Bunları düşünürken istemsizce güldüm. Çünkü onlara katılıyorum, "bizi 15 yaşında hayatın ortasına atıp gidenler utansın, o kadar çok şey görüp yaşadık ki ufacıkken, şimdi hiç bişi bizi açmıyor, zor beğeniyoruz ve çok seçiciyiz":):):) dediler. Çok doğru. Hala biraz karmaşık hayatlarımız var.


2003 yılında Ölüdeniz'de yaptıklarımızı hala konuşuyoruz. Ne garip. O sırada 7 yaşında olanların düzenlediği bir partide eğlenirken, bunları konuşmamız çok manidardı. Sonra Mert de geldi,katıldı bize. Liseden 2 dönem gerimizmiş. Uzaktan anımsar gibi oldum. Gece Kasette'te bitti. Biz de bittik. Ertesi gün mesaiye gittim, rekor bir giriş ile bu sefer geç kalmadım :):):)

Bu hafta enteresan güzellikle eventler var İstanbul'da. 21'inde Indigo David August ve Propaganda'da Teenage Mutants, Kasette'de ise Bar25'den Sven Dohse. 22'sinde Balat'ta Disco'nun B Yüzü ile Pional, Orkun ve Doruk, aynı gün Hunter & Game Indigo'da. Tabi ikiye bölünebilen zombi olmadığımız için hepsine birden gidemicez, seçimlerimizi son dakika kararlarımıza bırakarak hareket etmeye karar verdik. Yakın takipte olacağımız ve bazılarına kafadan gideceğimiz gelecek gigleri de şöyle şuraya bırakıyorum;

Kolektiv Turmstresse 7 Mart için Indigo'ya söz vermiş. Andre Crom Başkan'ı; Off Records'un 5.yıl Labelnight kapsamında Indigo'da Gigology ağırlıyor, tarih ise 8 Mart. Beni çok ama çok heycanlandıran, vaktinde ufakken dedelerinin turntable'ı ile soft soundlar üreten Adriatique, 22 Mart'ta Indigo'da. Geçen sene #EFI öncesi kafalarımıza warm uping yaptığımız Kotelett & Zadak ikilisi ise İstanbul'u 11 Nisan'da ziyaret edecek. Mekan ise Semih'in Kasette'i. 19 Nisan'da Gigology, Exploited Label ile ver coşkuyu yapıyor. Silahları ise yakın zamandan tanıdığımız Adana Twins, Kyodai (bunun için çok heyecanlıyım) ve Shir Kahn. Konu Indigo'da icraat edilecek. Veeee Tube & Berger, 26 Nisan'da Indigo'da Puma sponsorluğunda ateş edecek. Bu isimlerden en ileri tarihli olanı ise Parra For Cuva. Bu isim tesadüf eseri vakti zamanında playlistime girmişti ve soundlarını çok sevmiştim. Bu güzel sesleri ise 13 Ağustos'a Maslak Arena'ya set etmişler. Her köşede çalan Wicked Games'i cover edenler dersem, aaa o muydu diye hemen hatırlıcaksınız. Tabi ben o tarihte Çeşme'de ya da Ayvalık'ta kavun frozen içiyor olabilirim :) Hepsi de bizi baharda dans eden minik ve tatlı disko toplarına çevirecek isimler. 

Cumartesi günü hiç bir şeye değişemeyeceğim olay: 15.35 ile 17.21 arası öğle uykusu. Haftasonumu uzatıyormuş hissi veriyor. Uyanınca Brooklyn'li kuzu ile hadi Sensus yapalım diye niyetlendim ama doluymuş. Kanyon'da karar verdik. Sosa'da bişiler yiyip çakır keyif sohbetler yaptık. Daha detaylı konuştuk hayatlarmızda olanları. Sanki konuştukça perspektiflerimizden farklı insanlar ortaya çıkıyormuş gibi oluyor. Bazen böyle gözümüz dalıyor ama o sırada "ooo şarap bitmiş" diyoruz. Erken döndüm eve bu sefer. Flavio niyetindeydim, bu aralar Orkun çalıyor ama baktım şarap güzel ağırlık yaptı, 1 buçukta uyumuşum.

Arkadaşlar beni doğru düzgün zamanda arayan dostlarım zaten yoktur, Gece 4'ü geçmiş, telefonum zarıl zarıl çalıyor. Arayan Dorukhan sdjkajaskdj. -Uyudun mu? Erkencisin. (İçimden güldüm AHAHAHAHA) -"Eeee şey 22 Şubat'ta Yaşar konseri varmış, bence Silvia bize bilet çözer". "Ya saat kaç" dedim sanki bi ara, -Ozi bilet soruyo?", "canım ya bi bakmam gerek söz vermeyim" felan derken geri uyumuşum. Beni neden 4'te arıyosunuz arkadaşlar? Neden? Gece 4!


Pazar günü hiç bir şey yapmamanın tatlılığında uyandım ve zaman kaybetmeden giyinip çıktım. Hiç bir şey yapmamanın tatlılığı kadar süper bişi yok bu hayatta. Nilşah'ın yanına gittim ve güzel reçellerine bıraktım kendimi. Arada kaçamak aşk konularından konuştuk, bana yine öğütler verdi. Ben de onun masasında asılı olan yazının resmini çektim. Evet ressssmen bana diyor ;


İzmir dönüşü O'na minik bir kaç süprizim olacak. Bu arada arkadaşlar Balkon Sefası part time çalışacak bir arkadaş arıyor. Servisten, kafe düzeninden ve temizliğinden, minik misafir sohbetlerinden anlayan ve gündüz vakti Nilşah'a yardımcı olacak arkadaşlar nilsah@balkonsefasi.com.tr'ye e-mail atabilirler. Kahvaltı sohbet felan derken saat 4 olmuş. Dükkan'ı erken kapatıp Mecidiyeköy Pazar'ına gittik. Çok ama çok uzun bir zamandır (belki en son eski ev arkadaşım Ayşegül ile Beşiktaş?) bir semt pazarı ziyaret etmiyordum. Ancak pek sarmadı beni. Ben biraz daha Beşiktaş ya da Levent pazarı beklentisi ile gitmiştim. Bir kaç bişi alıp çıktık. Oradan Profilo'ya geçtik. Yemek yedik. Ne zamandır aklımda olan bir military parka alma fikrini hayata geçirdim :) Mudo'da buldum. Tam da istediğim gibi erkek reyonundan aldım. Aşık olduğum bir parçayı daha gardrobuma kattım. Görselini bulamadım ama şunun gibi bişi.

Nilşah'tan ayrılıp Taksim'e geri döndüm. Kahve içip iş yaptık biraz çocuklarla. Starbucks'larda pc başında çalışanları "abi nasıl kafaları alıyor ya" diye eleştirirdim ama iş başa düşünce gerçekten iyi bir kahve ile kafanı çalıştırabiliyorsun. Facebook reklam istatistiklerimi karıştırıp web sitesi düzenledik. Pazartesine yetişmesi gereken bir kaç işi birlikte bitirip eve gittim. Benim şöyle bir özelliğim var malesef, günün her hangi bir saatinde kahve içsem, o tam gün müthiş kafam açılıyor ve üzerinden kaç saat geçerse geçsin, 1'den önce uyuyamıyorum. Hali ile yine 1'den önce uyuyamadım :):):):)

Dün de Vera'da maç izledik, kanser olup eve döndüm. Evet böyle komple saç baş yolduran cinsten. 

Bu Pazar'a Galata-Beyazıd-Kumkapanı-Cankurtaran-Eminönü hattında bir yürüyüş planımız var ama yine Cumartesi gecesi spontane karar verilecek gibi duruyor. 

Hafta sakin geçti. Beklediğim dua ve şans sinerjisine devam ediyorum. İstanbul hayatımın en önemli virajındayım. Bu virajı ya alıp döneceğim ve güzel günlerimi tazeleyeceğim. Ya da başka virajların sinerjisi için doğru zamanı yakalamaya uğraşayacağım. Büyüye inandığım için detay yazmıyorum şimdi. Çünkü vazgeçmek istemiyorum. Çünkü bahsini ettiğim enerjiyi hala içimde hissediyorum. Çünkü mutluyum. Bu enerjiye engel olacak her şeyi kendimden uzaklaştırdım. Tutkusu, aklı, yıldız parıltıları ile sorgusuz sualsiz benimle olan herkese buradan tekrar teşekkür ediyorum. Gönderdiğiniz tüm enerjiye ellerimle topladım. Şuan hayattan sadece güzel bir dans ritmi bekliyorum. 


Cumartesi günü tekrardan yeniledim playlisimi. Birbiri ile yarışan Adriatique, Agoria, Balcazar & Sordo, Finnebassen (bu çocouğu da bayaadır dinlemiyordum) Darius, HNNY, Leftwing & Kody ve Noir & Haze parçaları koydum. Tatlı müzikler ve tatlı eventlerin yazıları için gözünüz arada burada olsun. 

Tüm bu iyimser yazılardan sonra güzel bir parça bırakıyorum buraya. Sıkca dinlediğim listeme 1 numaradan giriş yaptı. İyi bir hafta diliyorum. Bol bol sevişin ve şarap için, sevdiğinizin kokusunu özleyin, ve tutkusuz kalmayın. Tutku ve onu elde etme heyecanını sakın kaybetmeyin.

10 Ekim 2013 Perşembe

Grönland Gezisi

Ben Grönland'a gitmek istiyorum. Evet bildiğin en soğuk köşede ve neyle karşılaşacağımı bilmediğim bir ülkenin bir kaç şehrini keşfedip gelmek istiyorum. Geçen bir sitede (nerede rastladım inanın hatırlamıyorum) Nuuk şehrine girişte uçaktan karanın video çekimini izledim. Böyle 3 dakika felan izlemiş olabilirim, kutup ikliminin karada bıraktığı renklere aşık oldum. Ciddili araştırdım, Danimarka'dan aktarma ile gidiliyormuş. Kophenag'tan. Booking.com'dan 1-2 otel buldum, puanı ve konumu da güzel... Eee bunu buraya neden yazıyorsun diceksiniz? Ya bokumun bile donacağı bir şehrin cadde üstü bir pub'ında Baileysscoffee içmek çok heycan verici olmaz mıydı?:) Bunu günün her hangi bir saatinde düşünmek bile çok tatlı...

29 Ağustos 2013 Perşembe

Son Yaz Güneşleri

Naaptım ettim, geçen hafta dışarı çıkmadım, dinlendim, ev kuşu oldum. Otel işlerimi topladım. Gerçekten güzel bir yoğunluk içindeyiz. Her ne kadar bir arap şeyhi ile evlenmeme az kalsa da bu yoğunluğun içinde hafta çabuk bitti. Yılda 3 kez tatile Prada valizler ile gitmemi sağlayacak bir Arap şeyhi, anca beni bu sefaletten kurtarabilir arkadaşlar sakdhjs. Cuma günü, Cansu ile kendimizi Beyoğlu'nun ve Karaköy'ün güzel sokaklarına bıraktık. Planımız Cumartesi günü Asude ve Cekin'nin programı, Pazar da Büyükada idi ama planımızı bu haftalık erteledik, ben de haftasonumu çooook uzun zamandır görmediğim dostlara ayırdım. Bizim çocoklar ile tatile gitmeden önce görüşmüştük. Son gün, Ali beni Kamil Koç'ta yolcu etmişti. Tam 30 gün sonra yine bıraktığımız yerde, Beyoğlu'nda bulduk birbirimizi. Beyler, bu çocuklar artık özleniyor beyler...


Cuma günü, The Guide dergisinde keşfettiğim Karaköy Karabatak'da bulunan Julius Meinl 'a gittik. Biz biraz Cansu ile dedikodu, kakara kikiri için gitmiştik ama müthiş romantik bir ortamla karşılaştık. Açıkcası bir sevgilim olursa ilk götürmek istediğim yerlerden birisi burası olabilirdi. Dekor çok romantik ve kahveler çok leziz. Biz güzel bir kaç resim çekmeyi unutmadık. Fiyatlar oldukça turistik. Yani pahalıydı. Sufle orjinal değildi, hazır suflelerden. Pek hoşuma gitmedi ama sırf sarmaşıkların altında kitap okuyarak kahve içilebilecek bir yer, ben severim böyle yerleri. Bu mekandan sonra Galata Meydan'a tırmandık, Lavazza'da oturduk ve sohbet ettik. O'na yine Lavazza'da ve Galata Yokuşu'nda geçirdiğim güzel zamanları anlatarak kafasını şişirdim.

Cumartesi günü öğle şekerlemesinden sonra Volkan'ın evine, çocukları ziyarete gittim. Daha önceden Volki'ye gitmemiştim. Müthiş tatlı ve düzenli evi var. Daha sonra aldım hepsini dışarı çıktık. Ali ile Enis'in doğum gününde görüşememiştik ve onlara gece Asude'de frambuaz-vodka ısmarladım. Bu sıralar buraya çok gidiyormuşum ki, çevremden bir kaç kişi orası neresi, bir gün de bizi götür demeye başladı. Asude'den sonra saat 1 gibi Kasette'ye geçtik. Dehşet kalabalığın içinde biraz elektronik müzik dinledik. Saat 3 olmasına rağmen hava acayip sıcaktı. 4 gibi evlere dağıldık. Uzun bir süredir güzel elektronik müzikler dinlememiştik, Kasette'e gitmek iyi geldi. Gerçi yine de eğlenmeyi biliyoruz çünkü kadromuz orada tam 1 şampiyonlar ligi.

Pazar günü, çok uzun zaman sonra ilk defa 1'de uyandım. Tünel'de kahvaltı ettim ve Galata Mevlevihane'sine girdim. Yatırlarda dua ettim akşamki maç için, zira Bursa deplasmanları hep zordur. Müze kartımın girişte işe yaraması çok hoşuma gitti. Aslında niyetim, o kafa ile biraz Sema izlemekti ama bir program yokmuş, üzüldüm. Müze ziyaretinden sonra Galata'ya indim. İnerken, bilekliğimi yaptırdığım dükkana uğradım, aynı bilekliğin kolyesini aldım. Galata, her Pazar daha güzel, daha içten. Yarın Cansu ile orada tekrar buluşup, kafamızdaki İtalya rotasını konuşacağız. Zaman geçiyor, bazı planların artık netleşmesi gerek. Galata sonrası Terkos'a uğradım. Biraz dikkat dağıttım. Bir kaç tshirt baktım kendime. Eve geldim, maçı izledim, 1-1 bitti, çok canım sıkıldı ve uyudum.


Bugün günlerden Perşembe, yarın ise tatil, herşey rutin yoğunluğunda yine. Evde Dexter'a geri döndüm. Geçen Lavazza'da otururken aklıma bir sürü şey geldi ve Dexter izlemediğimi fark ettim. Kaldığım yeri buldum. 6.Sezon'dan devam ediyorum. Ama bu haftaya kafa olarak biraz sıkıcı başladım. Salı günü iş çıkışı, Asude'de Dorukhan ve Ozi ile buluştun. İkisini de çok uzun zamandır görmüyordum.

8 Haziran'da yapılması planlanan İstanbul Electronica Fest, bazı fireler ile (Mesela Modeselector) 1 Eylül'de Suma Beach'e alındı. Çok uzun zamandır güzel müzikler dinlemiyorduk, Şampiyonlar Ligi ekibi ile bir aksilik çıkmazsa Pazar günü Kilyos'ta olacağız... O zaman, Mario Basanov dinleyecekler parmak kaldırsın?


Yaz'ın bitmesine çok az kaldı. Bu güzel güneşten ve ince tshirtlerden nasıl vazgeçerim bilmiyorum. İçimin bir yanı kışı da özlüyor. George Hogg'larımı, güzel Penti çoraplarımı ve deri ceketimi giyip Pazar'ları tek başıma "Sinema Günü" yapmayı özledim. Şu aralar Dexter baktığım için kitaplara ara verdim. En kısa sürede kitaplara geri dönüyorum, çünkü hepimiz çok iyi biliyoruz ki, kitap okumak güzeldir.


Yazımın sonunu, Lavazza'da keşfettiğim güzel playliste ayırmak istiyorum. Arada sırada aynı müziklere rastlıyorum ama benim sevdiklerimden çaldıkları gözden kaçmıyor. Onlarda biri de aşağıda, linkte. Fethiye'de 6 yıl yaşadım ve görüyorum ki, aranızda, Fethiye'yi tatil için gittiğinde sevenler olmuş. Cloud 9'da otururken bu şarkı çalardı. Ben Ölüdeniz yıllarımı, çalıştığım otelimi, Help Bar'da Soner'in ısmarladığı soğuk biraları, Bülent Abi'nin çaldığı müthiş Buddha Bar şarkılarını, Blue Lagoon'nun denizini, Kayaköy'ü, Sugar Beach'te kalabalıkla yaptığımız kahvaltıları, gün batımında Buzz'da içtiğim kahveleri, Çılgın pilot Atilla'yi, çıktığımız Babadağ'ı, kısacık kestirdiğim saçlarımın hemen üstünden uçan paraşütleri, herşeyi, herşeyi çok özlüyorum. Bu şarkı, o yıllardan kalan bi şarkı. Araya çok uzun zaman koymadan Ölüdeniz'e tekrar gitmek istiyorum.

Umarım güzel bir tatil ve güzel bir haftasonu geçirirsiniz. Bu akşam Galatasaray'ın bu seneki Şampiyonlar Ligi kuraları çekilecek, izledikten sonra Cansu ile buluşup Lavazza - Galata Meydan'da olacağız, yolu düşenleri bekleriz ^^ Sevgiler...

http://www.youtube.com/watch?v=HO0svGjVEP8