kophenag etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kophenag etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2013 Perşembe

MAÇ MI VAR ?

Buraya bir sürü şey yazmak istiyorum. Bir sürü bir sürü aklımda kelimeler dolanıyor ama çok lafı uzatmıcam. Dün akşam sözlük grubu ile buluştuk, aynı tribünde izleme şansımız oldu maçı bir kısmı ile. Öncesinde sokakta buluşuldu, biralar içildi, sonra Kophenag ‘ı yendik felan. Bunlar güzel şeyler ve bu güzel insanlarla aşık olduğun takımı izlemek daha da güzel. İyi ya, böyle iyi gidiyor, devam helal, seviyom hepinizi lan. 

Akşam sıra baskette. 

OLYMPIAKOSUN ÇOCUKLARIIIIIIIIIII



21 Ekim 2013 Pazartesi

Aşık Olma Durağı : İzmir

Bir kez daha İzmir'e duyduğum aşk ile gerisin geri döndüm. Zaten İzmir'den aksi durumda döndüğümü hiç hatırlamıyorum. Geleneksel "seneye kesin taşınıyorum" sözlerimin olduğu video burada. Sanki plan yapacağımı bile bile son gün yağmur yağdı ve Yasin ile sabah erkenden buluşup kahvaltı ederiz düşüncelerimizi duyar gibi, Perşembe günü kedilerin ve köpeklerin bile dışarı çıkamayacağı kadar yağmur gönderdi. Bu güne geri dönücem...

Çok güzel bir havada ve çok hoş bir saatte vardım eve. Tuna bana süpriz yapmış, metro çıkışına gelmiş. Çarşıdan eve sohbet muhabbet yürüyerek gittik. Tam da yemek vaktiydi ve 3 gün boyunca annemin güzel yemekleri ile yürüyen bir fok balığına dönüştüm.

İlk gün bir kaç ziyaret yaptık ev civarında. Akşamında Tuna ile takıldık. Karşıyaka'da bira içtik midye yedik. Efso muhabbetler döndü. Tuna Aralık'ta İstanbul'a geliyor. İstanbul'u ve ilişkilerimizi konuştuk. Söz yine gündeme ve maçlara geldi. Bizim her lafımız dönüp yine Galatasaray'a geliyor. Alemin en iyi ikilisi Selçuk İnan ve Burak Yılmaz. İkincisi ise Teyedor ve Silvia. Net kere Net.


İkinci gün Tuna'nın kız arkadaşı Sevinç'in doğum günü vardı. Buradan da Happy Birthday diyelim. Yaşının 19 olması harika bişi. 19 yaşında aaabi, 19 yaşındakiler doğdumu ya? Beni çok güzel bi mekana götürdüler. Zaten İzmir aşkımdan iyice geberiyorum, bir de böyle güzel bir mekan ile karşılaşmış olmam ve şubesinin İstanbul'da olmaması beni üzüntülere gark etti. Yine yakın zamanda bir İzmir ziyareti yapacak gibiyim. Mekan: Cafe Del Mundo. hikayesi çok enteresan. Okuyun. İçeri girdiğinizde duvardan yerlere kadar kitap ve dergi ile karşılaşıyorsunuz. Kendimi kaybettim içerde, sonra bir ara uyanmışım.


Perşembe günü Yasin ile kahvaltı edelim demiştik ama gerçekten çok fena yağmur yağdı. İkimizde sabahın köründe uyanıp geri uyamaya devam ettik, bence bu çok komikti. Kahvaltıdan sonra belki yağmur durur diye öğlen buluştuk. İnciraltı'na belki en son çocukluğunda gitmiştim. Oralarda çok güzel rekreasyon alanları oluşmuş. Deniz kıyısına kadar inebileceğim bir yere kadar yürüdük ve çok eski bir piknik masası bulup oturduk kıyıda. Hava zaten çok güzel olacak kadar kapalıydı, bir ara neden kahve almadık yanımıza felan diye düşündüm. Yasin makinasını da getirmiş, fotoğraf çekti. Ordan Güzelbahçe'ye bira-kalamar yapmaya gittik. Güzel müzikler dinledik yolculuk esnasında. Bu ufak geziyi çok sevdim. Gezileri ve yolculukları zaten çok severim. Yasin'e burdan da teşekkür ederim. Çok mutlu ayrıldım yanından. Kasım'da İstanbul'a gelcekmiş, ben de bu Perşembe'yi ve kısa buluşmayı telafi edeceğimin sözünü verdim. Bir sonraki ziyaretimde ise Urla'ya gitme planlarını konuştuk. Çok imreniyorum İzmir'de yaşayanlara. Bir solukta yakın yerlere gidip, hafta içi keşmekeşlerinin unutulduğu bir şehirde yaşıyorlar. Bana bir resim attı, bu haftasonu oradaymış. Kıskandım. Çok kıskandım. Resmen Ege'nin Laciverti.


Akşamında en yakın arkadaşımın yeni evini ziyarete gittim. Ceren benim 15 yıllık dostum ve benim şehir değişimlerimden dolayı hep uzak kaldık. Evlendi, nikahına bile gidemedim. Bundan dolayı üzgünüm. Kışın gittiğimde telafi edecem. Giderken Ceren'nin aşık olduğu papatyalardan götürdüm. Baktım ki artık kocasına aşık bir kadın. Sonra nikah resimlerine baktik ve 16 yaşımızda apartman merdivenlerinde yaptığımız dedikoduları anımsadık, cheesecake yapmış, onu yedik. Silvia'nın olmayan aşk hayatını ve İzmir hayallerini konuştuk. Bayaa şey konuştuk ya. Ali ile Ceren çok güzel bir çift olmuşlar, hep mutlu olsunlar.

Sonra ben Bostanlı'ya Red Cat'e geçtim. Bayaa bayaa elektonik müzik çalan bir mekan. Yeni açılmış. Tuna'lar oradaydı. Ay bu adam artık büyüdü, mekanlara yanına felan gidiyorum eşşek sıpasının. Arayıp "ablaa hadi gelmiyon mu" diyor. Serseri.

Akşam eve geldiğimde mutsuz mutsuz eşyalarımı topladım. Biraz daha kitap okudum. Ertesi sabah çok erken kalktım ve alana geçtim. Bu İzmir'in en kötü yanı İstanbul'a dönüşleri. Ama "Şair demiş ki; tüm gitmeler gelmek içindir." 

Güzel Urla...
Ayağımın tozu ile cumartesi sabah mesaiye gittim. Çıkışta çocuklarla İpekçi'ye geçtik, basket kombinelerimizi teslim aldık. Güzel şeyler oluyor yaa. Akşamında Arena'da buluştuk, uzun zamandır galibiyet görmeyen takımı izledik. Öncesinde Deniz ve ekibi ile Sokak'ta buluştuk. MSK, Ozi ve daha bir sürü dostla selamlaştım. Hal hatır içinde sokak birası içtik. Bence ligte, ikinci devre daha güzel olacak gibi. Karabük'e 2 güzel gol attı Wesley. Dönüp dolaşıp yine sevdiğimiz Galatasaray'a geliyoruz İstanbul'da.


Pazar günü öğle saatlerinde İpekçi'de kombinelerin siftahını yaptık. Beşiktaş maçı vardı. Bayaa keyifliydi. Maçı az bir sayı fark ile aldık. Oradan Kadıköy'e geçtim. Kadıköy'ün bohem sokaklarını yeni yani tanımaya başladım. Sevdim diyebillirim. Cansu çağırdığında hiç itiraz etmeden tamam gelirim diyorum artık :) Sahaflara uğradık. 99 baskısı Stephen King buldum. Serinin 4. kitabı. Adam 20 liraya yakın bişi dedi. Cebimde sadece bu var dedim ve 10 liraya aldım ktiabı. Büyücü ve Cam Küre. Çok heycanlıyım şu sıralar.


Kadıköy'den erken döndüm. Biraz yürümek için Eminönü'nde indim vapurdan. Galata - İstiklal - Taksim istikametinde eve vardım. Güneş batmıştı. İt gibi yoruldum. Bir duş ve sonra uyku. İzmir'den sonra İstanbul'da yaşadığım 48 saat gerçekten çok enterasan. İzmir'de evden çıkıp 361 ile Alsancak'a gitmiştim. Yasin'nin beni karşıladığı cadde normalde çok işlektir. Bomboştu. İnsanlar kaçmış gibi ya da bilmiyorum, boşluklar ve sakinlikler çok şaşırtıcı geliyor. Bu detay kaldı aklımda. Kalabalıklara alışmak aslında çok kötü.

Veee, bence bu tatilin en güzel olayı. Bunu yazıda bilerek sona bıraktım. Bir akşam eski müziklerden konu açıldığında babama plakçalar aradığımı ve İstanbul'a döndüğümde bakınacağımı anlattım. Tabi onların çocukluğumda plak dinlediğini anlatmıyorum bile. Babamdan aldığım cevap ise dilimi yutmama neden oldu. "Bizim annenle ikimizin olan plakçalar Ayvalık'ta depoda duruyor. Al götür, iğnesini yaptır. Ama Ayvalık'tan gelip alman şartı ile." Sizce de çok şanslı bir çocuk deyil miyim? Kışın 1-2 günlüğüne Ayvalık'a kaçma fırsatım oldu bu bahaneyle. Artık Cansu'ya plak bakarken eşlik edebileceğim için mutluyum. Almak istediğim ilk plağımı belirledim bile. The Doors, Strange Days kayıtları...

İzmir ve İstanbul arası belleğimde böyle kaldı. Bir sonraki İzmir ziyaretimi şimdiden hayal etmeye başladım bile. Bu hafta İstanbul sakin deyil :)) İçerde Oly ile Avrupa Ligi maçımız, Kophenag ile Şampiyonlar Ligi maçımız var. Telaşe memuru ben, memnun oldum. Sonrasında aylık işlerimi toplayıp oteli yılbaşına hazırlicam. Gerçi bu yılın önceki yıldan daha sakin geçeceği kesin.

Ben çok uzun zamandır dinlemediğim bir grubun parçası ile bitiriyorum yazıyı. Çay için, kitap okuyun, güzel müzikler keşfedin ve tek uyumayın... Herkese iyi haftalar.

http://www.youtube.com/watch?v=cViZaPP2p2U

10 Ekim 2013 Perşembe

Grönland Gezisi

Ben Grönland'a gitmek istiyorum. Evet bildiğin en soğuk köşede ve neyle karşılaşacağımı bilmediğim bir ülkenin bir kaç şehrini keşfedip gelmek istiyorum. Geçen bir sitede (nerede rastladım inanın hatırlamıyorum) Nuuk şehrine girişte uçaktan karanın video çekimini izledim. Böyle 3 dakika felan izlemiş olabilirim, kutup ikliminin karada bıraktığı renklere aşık oldum. Ciddili araştırdım, Danimarka'dan aktarma ile gidiliyormuş. Kophenag'tan. Booking.com'dan 1-2 otel buldum, puanı ve konumu da güzel... Eee bunu buraya neden yazıyorsun diceksiniz? Ya bokumun bile donacağı bir şehrin cadde üstü bir pub'ında Baileysscoffee içmek çok heycan verici olmaz mıydı?:) Bunu günün her hangi bir saatinde düşünmek bile çok tatlı...