friends etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
friends etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2020 Cuma

Canim Yine Bekleriz Ama Cenazeme

Merhaba.

Ajanslar ile karsinizdayim.

Hadi bizi gectim, bir miktar belki delirdik, belki de dipteyiz. Herseye kabulum. Gonder gelsiiin. Ama artik donup Dunya'ya, yaaa sen hayirdir? demek istiyorum. Nedir bu sakalar, komiklikler? 

Goruntunun reel mi, fake mi, simdi mi eski mi oldugu konusunda hic bir fikrim yok, konu onume dustu. Acikcasi dusununce de normal bir insana cok urkutucu geliyor. "1998 OR2" isimli asteroid Dünya'yı teğet geçti." Su sekilde kaydedilmis. 


Simdi oturup izlerken, ay ay ay ay diye bir an oluyor. Sonra sistem hic bisi olmamis gibi donmeye devam ediyor. Keske bize denk gelseydi. Muthis bir final olurdu. 

Pentagon'un 500 milyon yil once kayida aldigi UFO goruntulerine ne diyorsunuz? Bu kurumdan cikan UFO goruntusune inanmak da ne biliyim, kakam geliyor bu haberleri okudukca. 

Trump, canli yayinda dezenfektanin direkt viruse etkisi oldugunu bildigini soyledi ve bunun direkt vucuda uygulayacak bir yontem uzerinde calisamaz miyiz? diye anlik danismanlarina sorular yoneltti. Dezenfektani umarim kendisi once bir icer, bakar bir ise yariyor mu diye icimizden gecirdik mi hepimiz? Bence gecirdik. Bu aciklamadan sonra, politik kariyerine zarar veriyor diye gunluk basin toplantisi olmicak felan dendi. 24 saat sonra o basin toplantisi yine oldu tabi. 


Isin burasi, magazin-politik haber. Simdi mizah kismini yaziyorum. Bu aciklamadan kisa bir sure once de; hidroklorokinin koronavirüsü tedavi ettiğini soylemisti. Akabinde Arizona'da yani ABD'nin Konya'sinda bir cift, kendine klorinfosfat enjekte etti ve adam öldü. Kadinin durumu agirdi. Elon Musk da bu hafta; karantina fasistliktir dedi... Aaaaaaa aaaa aaaaaa aaaaaaaa sinirlerim bozuldu ahaahhahahaha.

Is gununu dun, soyle bir haber ile bitirdim. "Brooklyn'de cenaze evinin hemen dışında, sogutmasi CALISMAYAN 2 kamyonda 100 ceset bulundu..."  Buyrun, haber de burada. Aynen oyle. Dukkanin onunde 100 ceset felan. Bulunma sekli de su.. Komsular kokuyu sikayet etmis. 

2 sene evvel Ali ile Berlin sokaklarina cikip bir takim fotiler cekmisiz. Arsivimi temizlerden sunu buldum. Canim sari berem. Senin yerini hic bir sari renk tutmadi. Weekday eger bu isi biliyorsan bu sarinin ayni tonundan uretirsin kardesim. Metroda kaybettikten sonra yerine saka degil 3 tane sari bere aldim. Olmadi. Vazgectim artik, kirmiziya donmustum. O gunden sonra polis alarmi gibi dolasiyorum. Bere mevsimi de gecti. Azicik yagmurlar bitsin, kamerami alip sokaklara geri cikicam. 


Arkadaslarimla aramdaki arkadaslik seviyesi, sifir saka. Gercekten yuzune oturdugunuz arkadaslariniz yoksa bana "ay daha da ote, o benim kankiiiiiim" diye gelmeyin ahahahah.


Gecen hafta, icimizden gecen gecmeyen tum cilginiklar az geldi diyip, daha da cildiralim dedik. Muge'lere gittik. Zaten bu 4 kisinin bir araya gelip de akli basinda oturmuslugu, kendimi bildim bileli = yok. Butun gun balkonda gebeslik, meyve, tatli, renkler sekiller, Yesilcam filmleri. Aksama onlara yemek pisirdim. Ertesi  sabah, Muge ile balkonda mini-yoga yaptik. Tolga bize kahvaltida Pisi hazirladi. Ayayayayay.


Su aralar bolca Kuskonmaz pisiriyorum. Bu kuskonmazlari tarlalardan toplamak icin, bu agir karantina doneminde ozel ucaklar ile Balkanlardan ogrenciler ve isciler getirttiler. Gercek bu. Ekilen bu degerin bosa gitmesi buyuk bir gocus olurmus. Almanya, Avrupa'nin Kuskonmaz tuketeminde adeta bir Termintor. Yani "yokedici" ahahahah. Yiyelim dostlar, bosa gitmesin. Cilek konusuna da yine gelecek olursak, bu hafta bir supermarkette, yalan yok, iyisinden buldum. Ama hala Berlin'in simgesi olan Karls kiosklarindan eser yok. Linke tiklayin ne dedigimi anlicaksiniz. Sevenin halinden gercekten de sevenler anlar. Sorarlarsa ,2020'de sadece Cilek ve Kuskonmaz yedim dicem.

Muge'de yaptiktan sonra, canim cok cekti, haftaici evde su hazir Browni'den alip yaptim. Ama herseferinde kendime artistlik yapip, olculeri bildigimi dusunerek yanlis yontemler uyguluyorum. Bu sefer de ortaya alam yareppim ne cikti dersiniz? Muzlu ekmek. Yumurtasi eksik, ektra un kondu, muz eklendi bilmem ne. Maceraya hic gerek yok. Benden bu kadar.

Kullanmadigim, uygun kilif olmadigi icin bir kenara attigim buyukce pofidik yastigimi meditasyon minderi yaptim. Benden cok bu rahatligin ekmegini elbette Kedi yiyor. Kedi'nin suana kadar evde rahatliginin ekmegini yemedigi hic bir sey kalmadi. Bu basimin eti de dahil. Kedinin bana neye maloldugunu asagida anlaticam size.


Son zamanlarda, kaliteli ses deneyimi konusunda cok aci cektim. Cunku sevdigim muzikleri, daha derin bir duyma keyif ile alamiyorum. Sacma sapan kulakliklar ile kendime iskence ediyorum. O sallanan kablo cebe girmiyor, kosarken, yoga yaparken, uyurken bogazima dolaniyor. Bu hafta bir musteri ile potansiyel bir anlasma icin gorusurken, hic olmucak bisi oldu, kedi masaya atladi o kabloya kedi takildi, telefonum yere dustu, kablo kedinin ayaklarina dolandi ve kacarken bir kulagim yere dogru pesinden ben tokezledim, ben o panikle ayayayay diye bagirdim, kedi kablodan kurtulamadi ve ellerimi cizdi. O sirada mikrofon acik oldugu icin, bu anlarin hepsini musteri duydu... Gerisini anlatmiyorum, neyse. Gittim, bu delirmislik ile Airpods Pro aldim. Saol Apple, 2 ay makarna yicem. 

Mesela su parcayi cok seviyorum ama bu parcadan maksimum kulakici ses keyifi almak istiyorum. Sahane track, isiklari kisip dinleyin. 


Cihangir Yoga, bu donem Youtube kanalina videolar yukluyor. Ustelik bazilari eski hocalarim! Neredeyse her gune bir ders! 1.5 aydir kanal ile yoga yapiyorum. Cok sevdim, studyoya geri donus olsa da, bu dersler hic bitmesin! Eski okulumu, Bade Hoca'yi, is cikisi tramvaya atlayip Findikli'da derse yetismeyi cok ama cok ozluyorum. 

Birsey sorucam size. Samimi olalim. Bu ASMR batagina dusen, bu alemde bir tek ben miyim yoksa bu tiklamalari, citlamalari, pitpitlari bir ben mi seviyorum, yoksa bu da delirmenin bir baska gostergesi mi? Yillardir asmr pesindeyim, mesela yuzlerce doga sesleri kanali takip ediyorum, yagmur sesinden tut da, Amazon hayvalarina kadar ama seviye hic bu kadar cikmamisti. Bizbizeyiz bana dogru cevap verin. Mesela bu kizin buyuk hayraniyim. Utanmadim videolarina yorum yaziyorum. Her gece uyumadan once bir 15 dakika stalkiyorum. Canim yine bekleriz ama cenazeme.


Oldurmemeye yeminler ettigim, Bauhaus'tan aldigim 2 cicegim de yasiyor. Cocuklar odami sevdi. Ben de onlari sevdim. Ayni anlatilan gibi bakiyorum, gozlerinin icine icine. Suluboya yapmaya devam ediyorum. Sisko bir kedi boyadim. Aylardir kutuda yatan kahve makinami ilk kez calistirdim. Her sabah cekirdek kahve cekiyorum. 


Gecen hafta eski ev arkadasim Gokcekus ile Skype yaptik. Sarap icip, eski gunleri konustuk elbette. Kendisi Arcelik'te, solunum cihazi ureten projenin muhendislerinden biri.

Canimiz cigerimiz butik biraci Brewdog, karantinadan sonra, subelerinde bedava bira dagitip, tekrar bir araya gelmelerini kutlucaklarmis. Mekani ve biralarini koppek gibi seviyorum. Biliyorum mekan olarak Turkiye'de yok, biralari bazi yerlerde satiliyor. Subesini bulanlar yine de bu guzelligi kacirmasin. Donuste bence herkesin acik havada ve +30 derece bir, bilemedik iki ama bence kesin dort tane biraya ihtiyaci olacak. Suradan register yapabilirsiniz. Ticket, epostaniza geliyor. Tiktik.  Kendileri ise bu surecte dezenfektan uretmeye devam ediyormus. Afferim cocuklara.

Ajanslar bitti.

Gidiyim bir kucuk yuruyeyi, temiz hava alayim. 

Kendinize iyi davranin. Gorusmek uzere.

24 Ağustos 2015 Pazartesi

1 Senenin Ardından Felfena Kadroyla : Minipax 2015, Yeni Mekanlar ve Eskimeyen İnsanlar

Uzun bir yaz yandık kavrulduk, İstanbullular yapış yapış 45 derece sabahlarda sevişemedi, sonra gitti koca şehir, tek sağanak yağmurlu gün seçti, o gün festival yaptı, O da Minipax'tı, tarihte güzel bir cumartesine denk geldi. Bununla alakalı birazdan geri size dönücem çocuklar.

Şenay, Radyomood dinlemeye başlamış, ne iyi yapmış. Bloguna da yazmış beni. Dinleyin ve dinlettirin. Reklamsız, cingılsız, cayır cayır indie ve rock n rolll ve hiç duymayıp çok seveceğiniz parçalar, sevgili Emrecan'nın programları... Tavsiye ediyorum.

Ne güzeldi nikah, ne güzeldi nikah sonrası AYI Pub eğlencesi, ne güzeldi dostlarla park bahçe ve ne güzeldi Minipax, yağmura rağmen. Geçen haftadan Kadıköy'e gidiyorum dedim gittim, dostlar evlendi, ertesi pazar bir başka grup ile Maçka'da çimlere yayıldık, bu hafta da festival ruhunu doyasıya yaşadık,ıslandık, çamurlara battık ve hopp koca 2 hafta bitmiş.

Zeplin Pub, gerçi burası eski bir yer ama ben Vegan Burger'ini yeni denedim. Salatası daha büyük olmalı. Bira listesi ehh hali ile çok iyi. Irish sevenler buraya.

Diğeri de, Babylon Kilyos. Güzel haberler var burası ile ilgili. Yılların Asmalımescit Babylon'u kapılarını kapatıyor. Bomonti'de yeni yerinde devam edecek performans hall, Kilyos'da kışın güzel eventlerle ve yazın da plajı ile bizimle olacak. Bir Babylon aşığı, eski bir dostum ile Minipax öncesi cumartesi öğle yemeğine, beni Suma'ya bırakması kıyağı da yanında, gidelim dedik. Niyetimiz yıllardan sonra Bora Uzer dinlemekti ama fırtına nedeni ile konser iptal edildi. Bari yemek yiyip akşam birası içeriz olduk. Yağmur sonrası karadenizi izledik, güneşi batırdık, goygoy yaptık. Efendim Babylon Kilyos çok kaliteli bir yatırım yaparak pırıl pırıl bir mekan yapmış, gidin görün. Çalışanlar, kabinler, wc'ler, plaj, Babylon radyo yayını, oyun alanları, hayvani çim alanı, iskelesi, böyle tam kafayı yiyip şehirden kaçmalık yer olmuş, bu adamlar işi biliyor.  

Geçenlerde denk geldim, ekşi sözlükte bir entry vardı, biri kalkıp burası ile Suma'yı kıyaslamış. Üstelik Suma'da eğlenen kitle için de, ay bokum yani çok özür dilerim ama O da biz oluyormuşuz, junkie demiş. Şimdi su götürmeyen bir gerçek, iki mekanın kitlesi asla kıyaslanamaz. Babylon'da, çocuğunu alıp çimdirecek köfte yedirecek, köpeğinin bokuna, özel yapılmış "pet field"da poşet edinecek ve frizbisini Long Island Ice Tea'sine batırıp götüne sokucak bir kitle var. Suma da ise güzel isimleri kovalayıp, yağmur bile yağsa rüzgarda dans edecek düzenli drug hayatı olan bir kitle mevcut. 

Siz hangisi iseniz ona gidin arkadaşlar ve insanların zevklerini ve seçimlerini lütfen boklamayın. Efendim Babylon hafta içi 40 lira, haftasonu 50 lira giriş. Vodafone red zone ile %50 indirimli. Öğle yemeği + biralar + kahveler derken ortalama 190 lira felan ödedik. Karaköy'den hallice, bence değer! Frizbinizi unutmayın!


Gelelim, şehrin en geniş line-up'ının olduğu ama bir yağmurla nasıl bozulduğuna. Ağlayan zırlayan elit tayfanın festival sayfasını habire boklamasına! Eğlenmesini bilen az insanın nasıl da güzel eğlendiği Minipax Festival 2015'e.

Geçen sene Haziran'da apaynı sebeplerden cacık olan festival, nasıl da oluyorsa, yine apaynı doğal şartlardan maf olduğunu size burada anlatmayacağım, announcement yapıldığı halde maksimum önlemleri almayan ekibi eleştirecek dermanım yok çünkü hala dans etmekten yorgunum. Ben giderken yanımda uygun kıyafet ve çöp poşeti götürdüm. Kendi kişisel önlemimi almıştım. Eğlenmek isteyen eğlenir. Olmadı, olduramadılar. Olsundu. Elindekiyle yetinenler gece 1'de duran yağmuru bekledi ve o saate kadar ara ara vuran fırtınayı poşet yağmurluklar ile izledi. Buğra'nın o muzip gülümsemesi ile, yağmurdan sonra, bize gelip "arkadaşlar şu suratınızdaki memnuniyetsizliği ve kaygıyı görmek istemiyorum!!!" demesini ömrümce hiç unutamıcam. Ahahahahaha.


Online takip ettiğimiz hava durumu bizleri yanıltmadı ve "asıl gece şimdi başlıyor" deyip, ormanın karanlık rave havasına kendimizi bıraktık, Ali ile Enis'in doğum gününü kutladık, yeni dostlar edindik ve güzel müzikler dinleyerek sabah 8'a kadar dans ettik. En son plajda bir gözümü açtım, diğer gözümü de arabada. Eve geldiğimde sabah 10'du sanırım. Yine iyi gelmişim djsajdsa.

Yine iyi eve gelebilmişim
Line-up'tan hiç bahsetmeyeceğim çünkü fırtına nedeni ile bir sürü stage ve dj iptal oldu, ŞAŞIRDIK MI HAYIR ahahahahaha biz yine ordan oraya dj kovaladık, sığınacak yer aradık ara ara. Yağmur bitince ormanda kaldık. Gaiser, Pan-Pot, Dj Tennis, Rodhad dinledik. Gece 4'ten sonra hava iyice Techno'ya döndü. Gerçekten beklediğimiz gibi, çok ama çok iyilerdi. Festivalden sonra facebook sayfasını bir sürü şikayet doldurdu, 170 lira verip üstüne çamurlu ayakkabılarını post eden hanım kızlarımız için bu bloğu terk edip orayı takip edebilirsiniz. Bu şikayetler benim festival anlayışıma ters.

Herkese ama herkese teşekkür ederim. Festival ruhunu yaşayanlara, kahvesini suyunu yağmurluğunu benle paylaşan Ravers dostlara, geçen sene yaşadıklarımı kıyaslayıp, benimle yanımda olan sevdiğim hiç eskimeyecek insanlara, yeni yaşına festivalde giren 2 güzel adam Ali ve Enis'e,  acil kahve içelim sana ihtiyacım var:) diyen Buğra'ya, "aşkım topuzum nasıl olmuuuuuş" diyen Ekin'e, Enis'in doğum gününe sürpriz bir dj set up pastası yapan ve pastayı alana sokan Su'ya, ahahahahahah "ooo bu olayları artık blogta patlatırsın" diyen Atakan'a, İzmir'den festivale kalkıp gelen Ceren'e teşekkür ederim. Hepiniz iyi ki varsınız.

Geçen sene gittiğim ve bu sene gittiğim Minipax arasında aslında çok büyük bir fark var, ama onu buraya yazmaya artık hiç gerek yok. Ve tekrar tekrar teşekkürler Enis.

Dans edin, kahve için, dostlarınızın kıymetini bilin ve en önemlisi asla küs uyumayın. Herkese güzel bir hafta olsun!

1 Şubat 2014 Cumartesi

3 Madde'de Erkekler

Erkekleri keyif verici maddelere benzetiyorum.

Bazıları natural. 
Yani odun gibi. Bildiğin yeşil. Alıyım vurayım duvara, seslerini çıkartmazlar. Beni merak etmezler. Bir bok yediğimi düşünmezler. Biraz zaman sonra da hiç bir şey yokmuş gibi düşer kafası, çeker giderler. Kalırım ortada. Mutlu olduğumuz zamanlarımızı çoktan unutmuşlardır. Şekerim düşer, tatlı bişiler canım ister, başka adamları sorarım kendime unutmak için. 2 saat sonra unuturum ben de : ) 

Bazıları kimyasal. 
Böyle anlık kayıplar yaşatırlar bana. Onu yapma, buraya gitme, bir bakmışsın, iyi bir bakmışsın kötü. Salak espiriler yaparlar, dengesiz dengesiz konuşurlar, ararım cevap vermezler, aramam yine cevap vermezler. Değişik triplere sokarlar. Terk edince de, biraz zaman sonra bana geri dönerler. Ben yine inanırım, gelir hayatıma, sonra geri gider felan. After kafası yaşatırlar bana.

Bazıları ise... sentetik. 
Kısacık zaman dilimine mükemmel hisler sığdırırlar. Dünyama ivme katarlar. Şarkılar şöyletirler. Enerji yıldızcıkları getirirler hayatıma. Saatleri gün gibi yaşatırlar. Yazarlar, çizerler, ararlar,sorarlar, bütün hisleri seninle aynı anda yaşamak için çaba gösterirler. En kötüsü de bunu sana var gücü ile anlatmaya çalışırlar. Kitler seni bu durum yaşamın bir evresinde. Renkleri karıştırırlar ve ikimizden yeni bir renk çıkartırlar. Bana uykuların en güzelini bahşederler ama bir gün uyandığımda O yoktur. Yoksunluğunu değil bıraktıklarını hatırlayarak kendimi mutlu ederim.

"Keyif verici maddelerden uzak durunuz." jhajkgdas.
İyi haftasonları, ben sinemaya gidiyorum, benle gelen? : )


(görsel: lounge96)

24 Ekim 2013 Perşembe

MAÇ MI VAR ?

Buraya bir sürü şey yazmak istiyorum. Bir sürü bir sürü aklımda kelimeler dolanıyor ama çok lafı uzatmıcam. Dün akşam sözlük grubu ile buluştuk, aynı tribünde izleme şansımız oldu maçı bir kısmı ile. Öncesinde sokakta buluşuldu, biralar içildi, sonra Kophenag ‘ı yendik felan. Bunlar güzel şeyler ve bu güzel insanlarla aşık olduğun takımı izlemek daha da güzel. İyi ya, böyle iyi gidiyor, devam helal, seviyom hepinizi lan. 

Akşam sıra baskette. 

OLYMPIAKOSUN ÇOCUKLARIIIIIIIIIII



29 Ağustos 2013 Perşembe

Son Yaz Güneşleri

Naaptım ettim, geçen hafta dışarı çıkmadım, dinlendim, ev kuşu oldum. Otel işlerimi topladım. Gerçekten güzel bir yoğunluk içindeyiz. Her ne kadar bir arap şeyhi ile evlenmeme az kalsa da bu yoğunluğun içinde hafta çabuk bitti. Yılda 3 kez tatile Prada valizler ile gitmemi sağlayacak bir Arap şeyhi, anca beni bu sefaletten kurtarabilir arkadaşlar sakdhjs. Cuma günü, Cansu ile kendimizi Beyoğlu'nun ve Karaköy'ün güzel sokaklarına bıraktık. Planımız Cumartesi günü Asude ve Cekin'nin programı, Pazar da Büyükada idi ama planımızı bu haftalık erteledik, ben de haftasonumu çooook uzun zamandır görmediğim dostlara ayırdım. Bizim çocoklar ile tatile gitmeden önce görüşmüştük. Son gün, Ali beni Kamil Koç'ta yolcu etmişti. Tam 30 gün sonra yine bıraktığımız yerde, Beyoğlu'nda bulduk birbirimizi. Beyler, bu çocuklar artık özleniyor beyler...


Cuma günü, The Guide dergisinde keşfettiğim Karaköy Karabatak'da bulunan Julius Meinl 'a gittik. Biz biraz Cansu ile dedikodu, kakara kikiri için gitmiştik ama müthiş romantik bir ortamla karşılaştık. Açıkcası bir sevgilim olursa ilk götürmek istediğim yerlerden birisi burası olabilirdi. Dekor çok romantik ve kahveler çok leziz. Biz güzel bir kaç resim çekmeyi unutmadık. Fiyatlar oldukça turistik. Yani pahalıydı. Sufle orjinal değildi, hazır suflelerden. Pek hoşuma gitmedi ama sırf sarmaşıkların altında kitap okuyarak kahve içilebilecek bir yer, ben severim böyle yerleri. Bu mekandan sonra Galata Meydan'a tırmandık, Lavazza'da oturduk ve sohbet ettik. O'na yine Lavazza'da ve Galata Yokuşu'nda geçirdiğim güzel zamanları anlatarak kafasını şişirdim.

Cumartesi günü öğle şekerlemesinden sonra Volkan'ın evine, çocukları ziyarete gittim. Daha önceden Volki'ye gitmemiştim. Müthiş tatlı ve düzenli evi var. Daha sonra aldım hepsini dışarı çıktık. Ali ile Enis'in doğum gününde görüşememiştik ve onlara gece Asude'de frambuaz-vodka ısmarladım. Bu sıralar buraya çok gidiyormuşum ki, çevremden bir kaç kişi orası neresi, bir gün de bizi götür demeye başladı. Asude'den sonra saat 1 gibi Kasette'ye geçtik. Dehşet kalabalığın içinde biraz elektronik müzik dinledik. Saat 3 olmasına rağmen hava acayip sıcaktı. 4 gibi evlere dağıldık. Uzun bir süredir güzel elektronik müzikler dinlememiştik, Kasette'e gitmek iyi geldi. Gerçi yine de eğlenmeyi biliyoruz çünkü kadromuz orada tam 1 şampiyonlar ligi.

Pazar günü, çok uzun zaman sonra ilk defa 1'de uyandım. Tünel'de kahvaltı ettim ve Galata Mevlevihane'sine girdim. Yatırlarda dua ettim akşamki maç için, zira Bursa deplasmanları hep zordur. Müze kartımın girişte işe yaraması çok hoşuma gitti. Aslında niyetim, o kafa ile biraz Sema izlemekti ama bir program yokmuş, üzüldüm. Müze ziyaretinden sonra Galata'ya indim. İnerken, bilekliğimi yaptırdığım dükkana uğradım, aynı bilekliğin kolyesini aldım. Galata, her Pazar daha güzel, daha içten. Yarın Cansu ile orada tekrar buluşup, kafamızdaki İtalya rotasını konuşacağız. Zaman geçiyor, bazı planların artık netleşmesi gerek. Galata sonrası Terkos'a uğradım. Biraz dikkat dağıttım. Bir kaç tshirt baktım kendime. Eve geldim, maçı izledim, 1-1 bitti, çok canım sıkıldı ve uyudum.


Bugün günlerden Perşembe, yarın ise tatil, herşey rutin yoğunluğunda yine. Evde Dexter'a geri döndüm. Geçen Lavazza'da otururken aklıma bir sürü şey geldi ve Dexter izlemediğimi fark ettim. Kaldığım yeri buldum. 6.Sezon'dan devam ediyorum. Ama bu haftaya kafa olarak biraz sıkıcı başladım. Salı günü iş çıkışı, Asude'de Dorukhan ve Ozi ile buluştun. İkisini de çok uzun zamandır görmüyordum.

8 Haziran'da yapılması planlanan İstanbul Electronica Fest, bazı fireler ile (Mesela Modeselector) 1 Eylül'de Suma Beach'e alındı. Çok uzun zamandır güzel müzikler dinlemiyorduk, Şampiyonlar Ligi ekibi ile bir aksilik çıkmazsa Pazar günü Kilyos'ta olacağız... O zaman, Mario Basanov dinleyecekler parmak kaldırsın?


Yaz'ın bitmesine çok az kaldı. Bu güzel güneşten ve ince tshirtlerden nasıl vazgeçerim bilmiyorum. İçimin bir yanı kışı da özlüyor. George Hogg'larımı, güzel Penti çoraplarımı ve deri ceketimi giyip Pazar'ları tek başıma "Sinema Günü" yapmayı özledim. Şu aralar Dexter baktığım için kitaplara ara verdim. En kısa sürede kitaplara geri dönüyorum, çünkü hepimiz çok iyi biliyoruz ki, kitap okumak güzeldir.


Yazımın sonunu, Lavazza'da keşfettiğim güzel playliste ayırmak istiyorum. Arada sırada aynı müziklere rastlıyorum ama benim sevdiklerimden çaldıkları gözden kaçmıyor. Onlarda biri de aşağıda, linkte. Fethiye'de 6 yıl yaşadım ve görüyorum ki, aranızda, Fethiye'yi tatil için gittiğinde sevenler olmuş. Cloud 9'da otururken bu şarkı çalardı. Ben Ölüdeniz yıllarımı, çalıştığım otelimi, Help Bar'da Soner'in ısmarladığı soğuk biraları, Bülent Abi'nin çaldığı müthiş Buddha Bar şarkılarını, Blue Lagoon'nun denizini, Kayaköy'ü, Sugar Beach'te kalabalıkla yaptığımız kahvaltıları, gün batımında Buzz'da içtiğim kahveleri, Çılgın pilot Atilla'yi, çıktığımız Babadağ'ı, kısacık kestirdiğim saçlarımın hemen üstünden uçan paraşütleri, herşeyi, herşeyi çok özlüyorum. Bu şarkı, o yıllardan kalan bi şarkı. Araya çok uzun zaman koymadan Ölüdeniz'e tekrar gitmek istiyorum.

Umarım güzel bir tatil ve güzel bir haftasonu geçirirsiniz. Bu akşam Galatasaray'ın bu seneki Şampiyonlar Ligi kuraları çekilecek, izledikten sonra Cansu ile buluşup Lavazza - Galata Meydan'da olacağız, yolu düşenleri bekleriz ^^ Sevgiler...

http://www.youtube.com/watch?v=HO0svGjVEP8