enjoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enjoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Chillout Festival İstanbul 2015, Mayıs Gibi Mayıs ve Renkleri Bulmak

Hayatın renklerini bulmak, peki siz hayatınızın renklerini ne zaman buldunuz?
 
Mayıs ayını sevmeyen yoktur, bu renkler Mayıs'a çok yakışıyor. Kafamızın üzerinde uçan renkler, seçtiğimiz her ton, hayal ettiklerimiz, sevdiklerimiz, dostlar, güzel müzikler ile birleşti bu hafta sonu. Bir çember oluşuyor bir anda ve bu çember büyüyor bu renkler ile.
 
Renkler ve Mayıs doldurdu son 2 haftamı.
 
Ben kendimdeki enerjiyi bildiğim için şu zamana kadar, açmalı germeli hard core yogayı çok severek yaptım, Cuma günü ise biraz erken gittiğim sınıfta Yin Yoga'ya denk geldim. Devrim Hoca çok donanımlı, kendisi başka derslere de giriyor ama Yin, tarzı gereği bana yavaş kaldı, o gün ben yogayı değil, yoga beni yaptı, koltuk altım bile terlemedi, aşağı bakan köpeği felan unutun. Böyle de bir deneyimim oldu, yeni başlayanlar için çok uygun.
 
Bir şans, geçen cumartesi işe gitmedim, Canan girl ile Çengelköy'e bastık gittik, tarihi çay bahçesinde kahvaltı ve goygoy. Oradan Beşiktaş'ta yemek, akşam birası felan derken, gece kadim tribün ekibi ile Kasette'de bitti. Galibiyeti kutladık. 
 

Festival yazısından önce geçen Pazar keşfettiğim Mahalo Coffee Shop 'tan bahsedeceğim. Eylül'de Karaköy hırdavatçılarının yanı başında çok güzel bir makan açmışlar. Instagram'da popüler olan kahveli mekanlar vasıtası ile geç keşfetmişim. Takibe aldıktan sonra pazarları brunch verdiklerini geçen pazar ziyaret ettim. Renklerden bahsettim yazı girişinde, o atmosferi burada yakalayabildim. Harika bir brunch masası, acayip kaliteli ürünler, organik seçenekler, bol taze meyve, hoş sohbet ekip, kitaplar, dergiler, sokağın kedileri ve 2 fincan dolusu içtiğim acayip güzel filtre kahve. Kahve gerçekten çok iyiydi. Bu da benim pazar keyfim. Karaköy, Söğüt Sokak, No.1 'de.  
 

Arka arkaya tatilleri seviyoruz, 19 Mayıs'ı da Pendor'da içerek kutladık. Bonjovili, Guns Roseslı, Foo Fighterslı felam. Bonjoviyi seviyoruz. Ama Guns'ı bir tık daha fazla.
 
 
Patlamış mısır yaptım, hayatımın şu son 2-3 haftasını hayretler içinde izliyorum sevgili dostlar. Bayaa böyle ayaklarımı uzattım, harbi, paldır küldür gidiyorum, nereye? HİÇ BİR FİKRİM = YOK ldjsakdjsakh.
 
 
Efendim bu sene pek öyle basın bültenleri, blog yazıları, web sitesi şenlikleri yapamadım Chillout için, biraz kafa meşguldü, olsundu, böyle güzeldi, sinsi sinsi hafta sonunu bekledim. Sinsi sinsi de eğlendim, güzel görseller yayımladım instagramdan, siz de izlediniz aynı anda. Ama bayaa iyi izlediniz. Ayakta kaldınız oturun dksjaksa.
 
Renkler festivalin parçası, mottosu, "yer yüzündeki cennet" olan bu müzik festivalinin atmosferi bizi yanıltmadı. 10. yaşını 2 gün doyasıya müzik ile kutlayan Lounge fm'i ve sevgili Can Tanca'yı tebriks. Can'nın, dün gece festivalden ayrılmadan önce boynuna sarılıp, ağlak ağlak "yağğğğ müthiş festivaldi ,elinize sağlık, dicek bişi bulamıyorum" dedim. İyi ki var, iyi ki.
 
Öğleden sonra festival ekibi ile oradaydık. Ekibe dışardan destek verenlere de teşekkürler. Çok eğlendik, çok dans ettik, çok güldük, çok gezdik. İlk gün yoğunlukta Next Stage'de kaldık. Pazar günü ise yorgunluğu atmak için ben sayısını hatırlamadığım biralarım ve Stephen King kitabı ile hamakta tek başıma keyfi yaptım.
 
 
Stavroz, bu festivale gitme nedenimdi. Öncesi ve sonrası çok iyiydi. Yan tarafta alternatif bir "Other Stage" bizi bizden aldı. Akşam boyunca Oceanvs Orientalis, Style-ist, Mark E, Elektro Guzzi, Dauwd ve Stavroz dinledik. Dauwd yeni bir keşif, kesinlikle takibe alınsın. Ben galiba bi ara Stavroz'u yolda kitledim, ay ben sizin fanınızım felam dedim, gülüşmeler gülüşmeler. Pazar günü ise ben Edgar Tones (radyodan bildiğim), Yakuza, Babazula dinleyebildim, gerisinde hamakta weihenstephanerimle ve Calling dergisinin dağıttığı lolipoplarla meşgul oldum.
 
Sizi güzel görseller ve Mayıs'ın renkleri ile baş başa bırakıyorum. Bunlar tabi ölümsüzleşen renkler, kafamızın içindekilerini ise, sadece biz gördük ve biz yaşadık. :):):) Herkese iyi haftalar. Filtre kahve isteyen?
 
Gönül lineup'ında headliner Buğra

other stage - giriş

Next Stage - giriş
 
Next Stage - Sahne

Stavroz Band with a fan

Smirnoff  "Düşler Bahçesi"

Renga renga renga renk

Main Stage - Bridgestone Chillzone

Other Stage - Sahne

                                 Mutlu baharlar! Mayıs ve renkler size çok yakışıyor. 
 

11 Şubat 2014 Salı

Şansın İbresi, Alacaklar Verecekler, Çay ve Blues

Şöyle bir yerde böyle bir tasarım buldum. Hatta böyle markaların kimliği hakkında araştırma yapıp, özel ürünlerini yazmayı denemek istiyorum. Allahıııııım sweatin üstündeki tilki kafaları efsane deyil miiiiii? Kitsune'yi kaç kişi biliyor mesela İstanbul'da? Müzik ile ilgilenenler biliyordur ama böyle tatlı outfit tasarımlarını bilene rastlamadım. Bunun için geçenlerde bir blog açtım ama devam edip-etmeme konusunda şüphelerim var. Zaman...malum. 

Evimde de (Hem İzmir hem İstanbul) hayvanımsı bir kıyafet birikimi sorunsalım doğdu. Neyi nerde bulacağımı, kime ne dağıtacağımı şaşırmış durumdayım. Bazalar, koltuk altları, dolaplar, valizler yetmiyor kıyafetlerime. Aylardır İstanbul'daki evimin dolabını düzenlicem. Elim gitmiyor. Eve gelince bir kaç sigara içip müzik dinlemeye dalıyorum. Bu yüzden böyle yanlız yürüyüşlere felan gidiyorum, sinemaya gidiyorum ya da kitapçılarda kendimle vakit geçiriyorum. Size de böyle oluyor mu hiç? Sıkılmıyor musunuz rutinlikten? Çocukken iç içe şişirip balon yaptığımız cikletler var ya ? Heh o içindeki küçük olan balon gibi hissediyorum kendimi. Büyük bir balonun içinde, kendi de şişmiş bir vaziyette. Bir gün patlayacak.

Yeni blogta bu dolapları felan düzenledikten sonra elediğim kıyafetler hakkında hikayeler yazıp, onları satayım diyorum. Üretmek adına başka fikirlerim de var. Diyorum ya, şimdilik sadece varlar.

Bunun haricinde artık resmi bir şekilde duyurusunu yapabilirim burada: evet iş arıyorum. Bu bir brand & event management olur, bir mekan olur ya da bir yeme-içme-seyahat web sitesi olur, bilmiyorum yazmak-çizmek-araştırma-dinlemek ve organize etmek konusunda bişiler ile uğraşmak istiyorum. Çok sıkıldım ve hayatımın yavaşlamış olması beni inanılmaz çıldırtıyor. Kafayı yemek üzereyim. Sektörümü bırakmak istemiyorum, aynı pozisyonda daha iyi bir işletme denk gelirse devam da ederim. Karar verdim. Şansın ibresini kendime çevirme vaktim geldi. Sanırım biraz ivmeye ihtiyacım var. Havadan gelen bir şey deyil, şansı insanlar kendileri yarattığına inandığım için, düşünüp üretmeye devam etmeliyim. Aramaya devam etmeliyim. Vazgeçmemeliyim.

Sanki bir şeyler birazcık değişime uğrarsa, diğer tüm beklettiğim hayallerimi ve kendimle ilgili iyimser düşüncelerime tekrardan kavuşacağım gibi hissediyorum. Şuan hayattan bir ilişki, ekstrem bir olay, para vs. gibi beklentilerim yok ama ufak bir değişiklik iyi gelir diye düşünüyorum. Hoş olmaz mı?

Bu akşam Brooklyn'li kuzu bana gelecek ve Brooklyn'de yaptıklarını anlatacak. Çay yaparım, Blues açarım. Muhabbet var akşama. Belki çektiği güzel resimlerin geri kalanını gösterir. 

Hayattan tek alacağım kaldı. O da biraz şans ve bir kaç iyi şey. Birazcık ya, birazcık.

10 Ekim 2013 Perşembe

Grönland Gezisi

Ben Grönland'a gitmek istiyorum. Evet bildiğin en soğuk köşede ve neyle karşılaşacağımı bilmediğim bir ülkenin bir kaç şehrini keşfedip gelmek istiyorum. Geçen bir sitede (nerede rastladım inanın hatırlamıyorum) Nuuk şehrine girişte uçaktan karanın video çekimini izledim. Böyle 3 dakika felan izlemiş olabilirim, kutup ikliminin karada bıraktığı renklere aşık oldum. Ciddili araştırdım, Danimarka'dan aktarma ile gidiliyormuş. Kophenag'tan. Booking.com'dan 1-2 otel buldum, puanı ve konumu da güzel... Eee bunu buraya neden yazıyorsun diceksiniz? Ya bokumun bile donacağı bir şehrin cadde üstü bir pub'ında Baileysscoffee içmek çok heycan verici olmaz mıydı?:) Bunu günün her hangi bir saatinde düşünmek bile çok tatlı...