babylon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
babylon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2015 Cumartesi

İdefix İle Yeni Kitaplar, Gaye ile O Uzaya Gidildi ve Kış Hayalleri

Bir çoğunuzun İdefix ile deneyimleri vardır. Ben ise; İstiklal Caddesi'ne 10 dakika yürüme mesafesinde olan evimden çıkıp, kitapçılardan kitap almayı tercih ediyordum. Şu son zamanlarda iş yüküm arttı. Yolumun üstü olan caddeyi bay geçip eve gidiyorum günlerdir. Okumam gereken kitaplarım hala var ama kitap alışverişine hiç hayır diyemiyorum. Çoook uzun zamandır aklımda olan kitapları sonunda İdefix'ten söyledim. Ve 3 gün içinde bu sabah masama kadar geldi! Keyife bak!

 
1- Bu kitabı okumayanı dövüyorlarmış, "vuymayın abiley!" toplum baskısı yiyoruz, hatta "aaaa okumadın mööö" diye suratlarınızı ekşitiyorsunuz, gidin başımdan, aldım sonunda : Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar. İletişim Yayıncılık. Internet fiyatı : 14.42 TL
 
2- Efendim Sherlock sevenlerı bu başlığa alalım. Yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle'dan içinizi okurken bişeylendirecek "Tekinsiz Hikayeler. Herhalde bi 3 senedir aklımdaydı. Böyle de istikrarlı kafam var. Hani çok istikrar ülkesiyiz ya. En sevdiğim yayın evi Can Yayınları basmış. Internet Fiyatı : 12.92 TL
 
3-Amsterdam macerasına az kaldı. Kısa sürecek gezimin notları yine bu blogta olacak. Spoiler vermicem çok. Gezi rotasının içinde Anne Frank'ın evi de var. Amsterdam'a gidip de o evin kuyruğuna giricem. -5 soğukta müzelerin önünde öldü dersiniz. Efendim konu dağılmasın, bu kızcağızın bir de günlüğü var, tam da bu evde yazdığı ve sonradan ortaya çıkan. Sümükler içinde böğürerek okuycam galeba. Epsilon basmış. Internet Fiyatı : 14.82 TL
 
4-Geçen tam da alacakken raftan geri bıraktığım Paula Hawkins'in bestseller kitabı Trendeki Kız'ı, canuzun'nun elinde görünce kıskançlık krizine girdim. Yauuuvvvv bu herif ne ara bu kitabı keşfetti, ne ara aldı, ne ara okumaya başladı! Daha 5 sene öncesine kadar bu herif kitap okumuyordu bee! Askerde iken kitap oku diyen bendim, gitmiş bi de Trendeki Kız'ı benden önce almış! Geri kalamam. Ithaki Yayınları. Internet Yayınları : 17.48 TL
 
5- Böyle polisli kaçmalı entrikalı öykülere bayılıyorum, liste yine nefes nefese oldu. Son kitap da öyle. Yine pomçik can yayınlarından çıkma, Cesar Aira yazmış. Flores Geceleri. İspanyol polisiyesi mini öykü. Uuuuhh isim çok seksi. Ama öyküde yine birileri ölüyor bir anda bağzı gerçekler vs. vs. Efendim bu da 1-2 senedir aklımdaydı. Hemen aldım. Internet fiyatı 9.12 TL,
 
Nasıl? Güzel liste değil mi? Artık ne zaman biter hepsi bilemicem ama bu kış kitaplarım ve seyahatlerim bolca. Yolculuklarımı ve çantalarımı düşledikçe kendimi daha özgür hissediyorum, göçebelik bana mutluluk veriyor, daha bir bu ülkeye ait değilim gibi hissediyorum.


Hafta nasıl geçti göremedim. Çekimler, röportajlar, emailler. Inbox'ım halaya duracak. Dün kaçarcasına çıktım ofisten ve Can ile Babylon Bomonti'ye Gaye Su Akyol konserine gittik. Meşhur Bomonti Bira Fabrikası renove edildi ve size yazın söylediğim taşınma işi gerçekleşti. Babylon artık burada. Yakında içindeki güzel mekanlar tamamlanıp açılcak.
 
Gaye'yi bilen bilir, "O Uzaya Gidilecek" en efsane şarkısı, arkasında Bubituzk çalıyor, ben pek dinlemiyordum, tarzı "tiyatral rock-arabesk" mi desem,  Can sayesinde 1-2 şarkısını bilirim. Sahnede bok gibi rakı içti. Taş gibi hatun. Kıyafetleri çok tatlıydı. Helal olsun. Hem yeri ziyaret ettik, hem de güzel müzikler dinledik. Ve açıkçası bayaa eğlendik! En son "Develerle Yaşıyorum" diye bağrıyorduk.

Aklımıza yıllar yıllar evvel, Canuzun ile evde içmekten yarısını kaçırdığımız Parov Stelar konseri geldi. O zamanlar Beyoğlu Ghetto. Bugünün Kloster'i. Bi gittik adamlar sahnede. Sordu, abi 1 saat önce çıktılar dedi çocuk. Bana döndü, nasıl olur kızım ya! geç çıkmaları gerek çünkü geç çıkarlar yani. Nasıl geç çıkarlar olm herifler bayaa sahnede, geçi mi kalmış dljaskahda. Bu sefer vakitli gittik.

Efendim ölüyorum uykusuzluktan. Eve gidip, pazar günü de kapanıp, güzel çaylar demleyip minnoş kitaplarıma ve pofuduk şişko ve nalet kedime sarılcam, Yataktan çıkmıcam. Hayatım resmen spotify'ın afternoon coffee playlist formatında akıp gidiyor. Kış geliyor, kitleler halinde yünlü çoraplara, şaraplara ve battaniyelere doğru yola çıktık. Bakalım yıl nasıl bitecek. Gelecek ay Avrupa seyahatimden sonra her sene olduğu gibi klasikleşmiş 2016 alışveriş yazısı ve yıl değerleme yazısı yazıcam. O zamana kadar bloğa yine 1-2 yazı sıkıştırırım.

Ölmez isek.

Küs uyumayın. İyi hafta sonları.

(Zamanın sonrasından gelen edit : keşke Puslu Kıtalar Atlası ile bir de eşentiyon eski Türkçe sözlük de verselerdi. şaka şaka, elimden bırakamadım kaldırımda yürürken bile. Sağolun varolun.)

https://www.youtube.com/watch?v=mcGA_YQBRrs

24 Ağustos 2015 Pazartesi

1 Senenin Ardından Felfena Kadroyla : Minipax 2015, Yeni Mekanlar ve Eskimeyen İnsanlar

Uzun bir yaz yandık kavrulduk, İstanbullular yapış yapış 45 derece sabahlarda sevişemedi, sonra gitti koca şehir, tek sağanak yağmurlu gün seçti, o gün festival yaptı, O da Minipax'tı, tarihte güzel bir cumartesine denk geldi. Bununla alakalı birazdan geri size dönücem çocuklar.

Şenay, Radyomood dinlemeye başlamış, ne iyi yapmış. Bloguna da yazmış beni. Dinleyin ve dinlettirin. Reklamsız, cingılsız, cayır cayır indie ve rock n rolll ve hiç duymayıp çok seveceğiniz parçalar, sevgili Emrecan'nın programları... Tavsiye ediyorum.

Ne güzeldi nikah, ne güzeldi nikah sonrası AYI Pub eğlencesi, ne güzeldi dostlarla park bahçe ve ne güzeldi Minipax, yağmura rağmen. Geçen haftadan Kadıköy'e gidiyorum dedim gittim, dostlar evlendi, ertesi pazar bir başka grup ile Maçka'da çimlere yayıldık, bu hafta da festival ruhunu doyasıya yaşadık,ıslandık, çamurlara battık ve hopp koca 2 hafta bitmiş.

Zeplin Pub, gerçi burası eski bir yer ama ben Vegan Burger'ini yeni denedim. Salatası daha büyük olmalı. Bira listesi ehh hali ile çok iyi. Irish sevenler buraya.

Diğeri de, Babylon Kilyos. Güzel haberler var burası ile ilgili. Yılların Asmalımescit Babylon'u kapılarını kapatıyor. Bomonti'de yeni yerinde devam edecek performans hall, Kilyos'da kışın güzel eventlerle ve yazın da plajı ile bizimle olacak. Bir Babylon aşığı, eski bir dostum ile Minipax öncesi cumartesi öğle yemeğine, beni Suma'ya bırakması kıyağı da yanında, gidelim dedik. Niyetimiz yıllardan sonra Bora Uzer dinlemekti ama fırtına nedeni ile konser iptal edildi. Bari yemek yiyip akşam birası içeriz olduk. Yağmur sonrası karadenizi izledik, güneşi batırdık, goygoy yaptık. Efendim Babylon Kilyos çok kaliteli bir yatırım yaparak pırıl pırıl bir mekan yapmış, gidin görün. Çalışanlar, kabinler, wc'ler, plaj, Babylon radyo yayını, oyun alanları, hayvani çim alanı, iskelesi, böyle tam kafayı yiyip şehirden kaçmalık yer olmuş, bu adamlar işi biliyor.  

Geçenlerde denk geldim, ekşi sözlükte bir entry vardı, biri kalkıp burası ile Suma'yı kıyaslamış. Üstelik Suma'da eğlenen kitle için de, ay bokum yani çok özür dilerim ama O da biz oluyormuşuz, junkie demiş. Şimdi su götürmeyen bir gerçek, iki mekanın kitlesi asla kıyaslanamaz. Babylon'da, çocuğunu alıp çimdirecek köfte yedirecek, köpeğinin bokuna, özel yapılmış "pet field"da poşet edinecek ve frizbisini Long Island Ice Tea'sine batırıp götüne sokucak bir kitle var. Suma da ise güzel isimleri kovalayıp, yağmur bile yağsa rüzgarda dans edecek düzenli drug hayatı olan bir kitle mevcut. 

Siz hangisi iseniz ona gidin arkadaşlar ve insanların zevklerini ve seçimlerini lütfen boklamayın. Efendim Babylon hafta içi 40 lira, haftasonu 50 lira giriş. Vodafone red zone ile %50 indirimli. Öğle yemeği + biralar + kahveler derken ortalama 190 lira felan ödedik. Karaköy'den hallice, bence değer! Frizbinizi unutmayın!


Gelelim, şehrin en geniş line-up'ının olduğu ama bir yağmurla nasıl bozulduğuna. Ağlayan zırlayan elit tayfanın festival sayfasını habire boklamasına! Eğlenmesini bilen az insanın nasıl da güzel eğlendiği Minipax Festival 2015'e.

Geçen sene Haziran'da apaynı sebeplerden cacık olan festival, nasıl da oluyorsa, yine apaynı doğal şartlardan maf olduğunu size burada anlatmayacağım, announcement yapıldığı halde maksimum önlemleri almayan ekibi eleştirecek dermanım yok çünkü hala dans etmekten yorgunum. Ben giderken yanımda uygun kıyafet ve çöp poşeti götürdüm. Kendi kişisel önlemimi almıştım. Eğlenmek isteyen eğlenir. Olmadı, olduramadılar. Olsundu. Elindekiyle yetinenler gece 1'de duran yağmuru bekledi ve o saate kadar ara ara vuran fırtınayı poşet yağmurluklar ile izledi. Buğra'nın o muzip gülümsemesi ile, yağmurdan sonra, bize gelip "arkadaşlar şu suratınızdaki memnuniyetsizliği ve kaygıyı görmek istemiyorum!!!" demesini ömrümce hiç unutamıcam. Ahahahahaha.


Online takip ettiğimiz hava durumu bizleri yanıltmadı ve "asıl gece şimdi başlıyor" deyip, ormanın karanlık rave havasına kendimizi bıraktık, Ali ile Enis'in doğum gününü kutladık, yeni dostlar edindik ve güzel müzikler dinleyerek sabah 8'a kadar dans ettik. En son plajda bir gözümü açtım, diğer gözümü de arabada. Eve geldiğimde sabah 10'du sanırım. Yine iyi gelmişim djsajdsa.

Yine iyi eve gelebilmişim
Line-up'tan hiç bahsetmeyeceğim çünkü fırtına nedeni ile bir sürü stage ve dj iptal oldu, ŞAŞIRDIK MI HAYIR ahahahahaha biz yine ordan oraya dj kovaladık, sığınacak yer aradık ara ara. Yağmur bitince ormanda kaldık. Gaiser, Pan-Pot, Dj Tennis, Rodhad dinledik. Gece 4'ten sonra hava iyice Techno'ya döndü. Gerçekten beklediğimiz gibi, çok ama çok iyilerdi. Festivalden sonra facebook sayfasını bir sürü şikayet doldurdu, 170 lira verip üstüne çamurlu ayakkabılarını post eden hanım kızlarımız için bu bloğu terk edip orayı takip edebilirsiniz. Bu şikayetler benim festival anlayışıma ters.

Herkese ama herkese teşekkür ederim. Festival ruhunu yaşayanlara, kahvesini suyunu yağmurluğunu benle paylaşan Ravers dostlara, geçen sene yaşadıklarımı kıyaslayıp, benimle yanımda olan sevdiğim hiç eskimeyecek insanlara, yeni yaşına festivalde giren 2 güzel adam Ali ve Enis'e,  acil kahve içelim sana ihtiyacım var:) diyen Buğra'ya, "aşkım topuzum nasıl olmuuuuuş" diyen Ekin'e, Enis'in doğum gününe sürpriz bir dj set up pastası yapan ve pastayı alana sokan Su'ya, ahahahahahah "ooo bu olayları artık blogta patlatırsın" diyen Atakan'a, İzmir'den festivale kalkıp gelen Ceren'e teşekkür ederim. Hepiniz iyi ki varsınız.

Geçen sene gittiğim ve bu sene gittiğim Minipax arasında aslında çok büyük bir fark var, ama onu buraya yazmaya artık hiç gerek yok. Ve tekrar tekrar teşekkürler Enis.

Dans edin, kahve için, dostlarınızın kıymetini bilin ve en önemlisi asla küs uyumayın. Herkese güzel bir hafta olsun!