minipax etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
minipax etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2015 Pazartesi

1 Senenin Ardından Felfena Kadroyla : Minipax 2015, Yeni Mekanlar ve Eskimeyen İnsanlar

Uzun bir yaz yandık kavrulduk, İstanbullular yapış yapış 45 derece sabahlarda sevişemedi, sonra gitti koca şehir, tek sağanak yağmurlu gün seçti, o gün festival yaptı, O da Minipax'tı, tarihte güzel bir cumartesine denk geldi. Bununla alakalı birazdan geri size dönücem çocuklar.

Şenay, Radyomood dinlemeye başlamış, ne iyi yapmış. Bloguna da yazmış beni. Dinleyin ve dinlettirin. Reklamsız, cingılsız, cayır cayır indie ve rock n rolll ve hiç duymayıp çok seveceğiniz parçalar, sevgili Emrecan'nın programları... Tavsiye ediyorum.

Ne güzeldi nikah, ne güzeldi nikah sonrası AYI Pub eğlencesi, ne güzeldi dostlarla park bahçe ve ne güzeldi Minipax, yağmura rağmen. Geçen haftadan Kadıköy'e gidiyorum dedim gittim, dostlar evlendi, ertesi pazar bir başka grup ile Maçka'da çimlere yayıldık, bu hafta da festival ruhunu doyasıya yaşadık,ıslandık, çamurlara battık ve hopp koca 2 hafta bitmiş.

Zeplin Pub, gerçi burası eski bir yer ama ben Vegan Burger'ini yeni denedim. Salatası daha büyük olmalı. Bira listesi ehh hali ile çok iyi. Irish sevenler buraya.

Diğeri de, Babylon Kilyos. Güzel haberler var burası ile ilgili. Yılların Asmalımescit Babylon'u kapılarını kapatıyor. Bomonti'de yeni yerinde devam edecek performans hall, Kilyos'da kışın güzel eventlerle ve yazın da plajı ile bizimle olacak. Bir Babylon aşığı, eski bir dostum ile Minipax öncesi cumartesi öğle yemeğine, beni Suma'ya bırakması kıyağı da yanında, gidelim dedik. Niyetimiz yıllardan sonra Bora Uzer dinlemekti ama fırtına nedeni ile konser iptal edildi. Bari yemek yiyip akşam birası içeriz olduk. Yağmur sonrası karadenizi izledik, güneşi batırdık, goygoy yaptık. Efendim Babylon Kilyos çok kaliteli bir yatırım yaparak pırıl pırıl bir mekan yapmış, gidin görün. Çalışanlar, kabinler, wc'ler, plaj, Babylon radyo yayını, oyun alanları, hayvani çim alanı, iskelesi, böyle tam kafayı yiyip şehirden kaçmalık yer olmuş, bu adamlar işi biliyor.  

Geçenlerde denk geldim, ekşi sözlükte bir entry vardı, biri kalkıp burası ile Suma'yı kıyaslamış. Üstelik Suma'da eğlenen kitle için de, ay bokum yani çok özür dilerim ama O da biz oluyormuşuz, junkie demiş. Şimdi su götürmeyen bir gerçek, iki mekanın kitlesi asla kıyaslanamaz. Babylon'da, çocuğunu alıp çimdirecek köfte yedirecek, köpeğinin bokuna, özel yapılmış "pet field"da poşet edinecek ve frizbisini Long Island Ice Tea'sine batırıp götüne sokucak bir kitle var. Suma da ise güzel isimleri kovalayıp, yağmur bile yağsa rüzgarda dans edecek düzenli drug hayatı olan bir kitle mevcut. 

Siz hangisi iseniz ona gidin arkadaşlar ve insanların zevklerini ve seçimlerini lütfen boklamayın. Efendim Babylon hafta içi 40 lira, haftasonu 50 lira giriş. Vodafone red zone ile %50 indirimli. Öğle yemeği + biralar + kahveler derken ortalama 190 lira felan ödedik. Karaköy'den hallice, bence değer! Frizbinizi unutmayın!


Gelelim, şehrin en geniş line-up'ının olduğu ama bir yağmurla nasıl bozulduğuna. Ağlayan zırlayan elit tayfanın festival sayfasını habire boklamasına! Eğlenmesini bilen az insanın nasıl da güzel eğlendiği Minipax Festival 2015'e.

Geçen sene Haziran'da apaynı sebeplerden cacık olan festival, nasıl da oluyorsa, yine apaynı doğal şartlardan maf olduğunu size burada anlatmayacağım, announcement yapıldığı halde maksimum önlemleri almayan ekibi eleştirecek dermanım yok çünkü hala dans etmekten yorgunum. Ben giderken yanımda uygun kıyafet ve çöp poşeti götürdüm. Kendi kişisel önlemimi almıştım. Eğlenmek isteyen eğlenir. Olmadı, olduramadılar. Olsundu. Elindekiyle yetinenler gece 1'de duran yağmuru bekledi ve o saate kadar ara ara vuran fırtınayı poşet yağmurluklar ile izledi. Buğra'nın o muzip gülümsemesi ile, yağmurdan sonra, bize gelip "arkadaşlar şu suratınızdaki memnuniyetsizliği ve kaygıyı görmek istemiyorum!!!" demesini ömrümce hiç unutamıcam. Ahahahahaha.


Online takip ettiğimiz hava durumu bizleri yanıltmadı ve "asıl gece şimdi başlıyor" deyip, ormanın karanlık rave havasına kendimizi bıraktık, Ali ile Enis'in doğum gününü kutladık, yeni dostlar edindik ve güzel müzikler dinleyerek sabah 8'a kadar dans ettik. En son plajda bir gözümü açtım, diğer gözümü de arabada. Eve geldiğimde sabah 10'du sanırım. Yine iyi gelmişim djsajdsa.

Yine iyi eve gelebilmişim
Line-up'tan hiç bahsetmeyeceğim çünkü fırtına nedeni ile bir sürü stage ve dj iptal oldu, ŞAŞIRDIK MI HAYIR ahahahahaha biz yine ordan oraya dj kovaladık, sığınacak yer aradık ara ara. Yağmur bitince ormanda kaldık. Gaiser, Pan-Pot, Dj Tennis, Rodhad dinledik. Gece 4'ten sonra hava iyice Techno'ya döndü. Gerçekten beklediğimiz gibi, çok ama çok iyilerdi. Festivalden sonra facebook sayfasını bir sürü şikayet doldurdu, 170 lira verip üstüne çamurlu ayakkabılarını post eden hanım kızlarımız için bu bloğu terk edip orayı takip edebilirsiniz. Bu şikayetler benim festival anlayışıma ters.

Herkese ama herkese teşekkür ederim. Festival ruhunu yaşayanlara, kahvesini suyunu yağmurluğunu benle paylaşan Ravers dostlara, geçen sene yaşadıklarımı kıyaslayıp, benimle yanımda olan sevdiğim hiç eskimeyecek insanlara, yeni yaşına festivalde giren 2 güzel adam Ali ve Enis'e,  acil kahve içelim sana ihtiyacım var:) diyen Buğra'ya, "aşkım topuzum nasıl olmuuuuuş" diyen Ekin'e, Enis'in doğum gününe sürpriz bir dj set up pastası yapan ve pastayı alana sokan Su'ya, ahahahahahah "ooo bu olayları artık blogta patlatırsın" diyen Atakan'a, İzmir'den festivale kalkıp gelen Ceren'e teşekkür ederim. Hepiniz iyi ki varsınız.

Geçen sene gittiğim ve bu sene gittiğim Minipax arasında aslında çok büyük bir fark var, ama onu buraya yazmaya artık hiç gerek yok. Ve tekrar tekrar teşekkürler Enis.

Dans edin, kahve için, dostlarınızın kıymetini bilin ve en önemlisi asla küs uyumayın. Herkese güzel bir hafta olsun!

9 Haziran 2014 Pazartesi

Tatlı-Sert : Galata-Rakı-Deetox Tokatlaması

Efendim şimdi şöyle bir durum var, tatil tarihlerim karıştığı için ve yakın zamanda bir takım bürokratik kağıt işlemleri ile uğraşacağım için canım sıkkın, ruhsuz yazıcam biraz bağışlayın, kafamı dağıtıp gidicem.

Biraz ruhsuz başladığım haftaya, biraz çiçekli ve güneşli devam ediyorum. Ama ben yine de keyif aldığım şeyler yaptım.

Dün yani Pazar günü, maça gitmek yerine Nilşah'a ve şiş bademciklerine yardım etmek için Galata Kırım Kilisesi'nin bahçesinde açılan Garden Sale satışında çalıştım. Çalıştım demek daha doğru olur, çünkü böyle oraya ve yaptığı işlere öyle ait hissettim ki kendimi, çalıştım demek daha samimi ve faydalı. Bir sürü eşyayı ve 2-3 çeşit de yiyeceği sergiye hazırladık, insanlarla sohbet ettik ve tekrar dükkana geri taşıdık. Yürüme mesafesinde olan dükkan ile kilise arasında bir yokuş vardı. Allahtan ablası Gülşah'ın bir arabası vardı. En keyiflisi de havanın günlerce yağıp, dün pırıl pırıl olması idi. En az Türkler kadar bölgeden dolayı Amerikalılar, İngilizler ve Fransızlar da standı ziyaret etti. Onlarla konuşup, ilgilenmesi bana düştü : ) Bazılarına çilek reçeli ve kek sattım : ) 

standımız da böyleydi efendim

Vintage kıyafetler de şöyleydi. Bir kısmı hala Kumbaracı Yokuşu: Balkon Sefası'nda satışı devam ediyor.
Çok güzel ev tipi cookiesler ve atıştırmalık şeyler de verdik. Nilşah'ın, Balkon Sefası'nda sattığı hemen hemen bir çok ürünü sergiledik. Takılar, vintage kıyafetler, annesinin yaptığı organik reçelden tut da, kendisinin tasarladığı saksılara kadar çok orjinal işler sunuldu. Başka standlara göre, biz iyi bir alana sahiptik ve orjinal işlerimiz vardı. Her sene olan garden sale için seneye şimdiden başka fikirleri bile konuştuk. Eve saat 9 gibi döndüm ve sadece 1 saat dayanabildikten sonra uyumuşum. 


Bütün pazar bu işlerle ilgilendikten önce, Cumartesi günü ne zamandır bir ekşın yapmadığımız ve sürekli birbirimize laf atarak hasret giderdiğimiz Cansu ile, Kadı Nimet'te buluştık. Cansu, gözündeki arpacığı ve ben rakı içtik. Sonra arkadaşı Sinem katıldı. Rea'da kahveye devam ettik. Cansu ile rakı içmek güzel oluyor. Gözümü kapatıp, sapık gibi rakı içebileceğim kadınlardan biri Cansu. Temennim gözünün hemen iyilemesi. Yoksa O'na da bir kimlik çıkartmak zorunda kalabilir. Geri vapur ile döndüm. Vapuru çok özlemiştım. Efektler bana hep Adana Twins'in Drive videosunu hatırlatıyor. Çok iyi değil mi? İzleyin, ritmi ve görüntüleri çok seveceksiniz. 

 


Perşembe günü çekim yaptım, bu hafta da var. Arkadaşlar; çekim prensibim, çektiğimi yerim. Gerçi bu aralar iştahım ile ilgili sıkıntılarım var. Biraz fazla yiyorum. Eve dönünce çay-kek ikilisine kapatıcam kendimi. İmdat.


Cuma günü ise, Opera'ya gittim. Evet yanlış duymadınız. Bildiğiniz elit Operası :d Hikaye aslında farklı. Kanada The Star gazetesinde tüm evreni dolaşarak burdaki etkinliklere giden ve müzik çeşitleri ile ilgili bir köşe yazan Mr. Littler, otelimizin konuğu idi. Kendisi onbinlerce km öteden 2 tane opera için gelmiş, dönünce yazısını yazacak 76 yaşında tatlış bir amca. Biletleri edinmek için ailenizin misafir ilişkilerinden yardım istedi. Birine buldum ama Zorlu Center PSM'de gerçekleşecek Fatih Sultan Mehmet Operası için kredi kartındaki teknik nedenlerden dolayı çalışmadı ve bilet alamadık. Çok üzüldü. Dönünce bişi yazamıcam çünkü bilet alınmıyor demek zorunda kalıcam dedi. Aynı akşam doğru bir isimle bir telefon görüşmesi yaparak, bu güzel Opera için 2 tane free bilet buldum. Ertesi gün biletleri bulduğumu söyledim. Aynı akşam da birlikte Opera'ya gittik. Bu mucizeyi nasıl yaptın hiç bilmiyorum ama sanırım benim koca İstanbul'da Taksim'de bu oteli seçmem, kartmın çalışmaması ve senle konuşmam, hepsi bir mucize dedi. Tam da benim kafadandı. Müzik ve gezmek. Blogumu anlattım ona. Gezmek ve yazmak konusunda beni destekledi. Operayı da yazacak mısın diye sordu. Bu arada iyi bir Fazıl Say ve İdil Biret takipçisiymiş. Çok mutlu oldum.

Opera fena değildi. Molada kocaman güzel bir kek ve kahve ısmarladı. Sen ne düşünüyorsun diye sordu. Biraz yavaştı ve sıkıldım dedim. "Eee, şey ilk öpüşme hiç bir zaman en iyisi olmaz (ahahhadhasjkha) Biraz yaşlıyım, yüzlerce operaya gittim, bu biraz fazla old fashion, doğrusu sıkılmakta haklısın" dedi. İçim rahat etti. Sanırım başka Opera'ya daha da gitmem. Gösteri anında resim video yasak olduğu için ben saygılı davrandım, her ne kadar bizim kezban halkımız buna uymayıp çat çut şap şap resim çekti ama ben çekmedim. Sadece minik bir selamlama yakaladım, burda. 

Operadan sonra koşturarak eve döndüm. Elimde tatlı bir telaş var. Şey, bilmiyorum büyülü bişi, kaçsın da istemiyorum. Özel bir gün için hazırladığım komikli bir süpriz. Geçen hafta başladım yapmaya. Uzun zamandır ince bişiler ile uğraşırken, kendimi bu kadar mutlu hissetmemiştim. Bitince bir kısmını yayınlarım belki :d

Efendim Topless eventleri devam edecek. Yazın ortası Ramazan'a denk geliyor. Hali ile bu dönemden sonra mekanlar ivme kazanmak için çeşitli zıplamalı ve dikkat çekmeli olaylara girişecekler. Bunlardan bir tanesi de Roof'a koşullanmış bir event. Geçen hafta gittiğim Dailymotion da tam olarak bu resimde görünen güzel ve içinize yaz esintisi dolduracak "cool" mekanda yapılacak. Kalpli gözler. Buna bir de etkinlik şeysi açmışlar. 


Veeee, kendi aramızda şeyyapacağımız ama konsepti neden ile duyurusunu yapmaktan çekinmeyeceğim bir olay daha var. Belki ilerde biraz daha işi genişletince kendi aramızda şeyyapmaktan vazgeçeriz, bunu Emincan'a sorun :d Dailymotion'da çalışan ve Topless eventinden hatırlayacağınız, ekşının bağırından kopan arkadaşımız bir house party düzenliyor. Sit down and relax formatında geçecek party için güzel de bir flyer tasarlamış. Bu hafta sonu sanırım orada olucam. Sohbetli pilavlı ve bol deephouselu geçecek partynin yazısını sizinle paylaşmaya can atıyorum. 


Ve son olarak, ay yeter Silvia diceksiniz, biliyorum, Minipax flyerını da sizinle paylaşıp topuklarmı kıçıma ata ata eve gitmek istiyorum. Sanırım dünden kalan biraz havuçlu kekim olacak. Çay da içmem gerek. Bugün iş yoğundu çay içemedim. Bu hafta biraz koşturmalı geçecek. O yüzden size haftaya yazarım belkim. Beklemede kalın, müzik dinleyin ve yazın gelişini sevişerek kutlayın. Sizi playlistimin benden illallah yaptığı şarkı ile birlikte bırakıyorum. İyi haftalar, iyi tepişmeler.

Deniz Kurtel ile keşke evlensem.