9 Haziran 2013 Pazar

Hayat Her Gün Yeniden Başlar

Kaç sabahtır özgür uyanmıyoruz bu ülkede ? Bilen var mı?

Ben sayısını bilmiyorum, öyle çok ki, bunun nedenine hesap sormak için günlerdir sokaklardayım. 30 Mayıs akşamı Galata Kulesinde otururken Ne Oluyor’u düşünmüyordum çünkü o soruyu yıllarca sordum ve sordurmaya çalıştım. Henüz 20 yaşımdayken, Balıkesir’in faşist sokaklarında Sol dergisi satar, her çeşit insana kendi halkımın dertlerini anlatmaya çalışırdım. O gün ise, 31 Mayıs’ta kitaplarda okuduğum, güncel yazılardan çıkartıp, kafamın içine koyduğum “sivil kırılmaya” şahit oldum. Bu tarihi bir olay. Halen de sürmekte. Israrla partilerin ve sivil toplum grupların gölgesine çekilmeye çalışılsa da, Taksim Gezi Parkı’nın yıkılmak istenmesi ile ortaya çıkan olaylar büyüdü ve gerçek bir halk hesabına döndü. Günlerce direnen halk bol kepçeden, Dünya’nın hiçbir yerinden görülmeyen miktarda biber gazı ve  türevlerini yedi. Ben de yedim. Hükümet oralı bile değil, tepedekiler ayrı bir orospu çocuğu, medya yavşaklığın master degreesini yaptı bu olaylar ile. Şuan ne dolaplar dönüyor kimse bilmiyor ama birilerini rahatsız etmeye devam ediyor. Meydan tam bir direniş alanı. 1 tane polis yok. Sokaklar cıvıl cıvıl. Sanki devrim olmuş gibi. Yüzler gülüyor. Yürüyenler mutlu. Sanki Taksim bir devrim şehri oldu çıktı. Hayatım süresinde Sosyalist Devrim görüp görmeyeceğimi bilmiyorum, ki bu direnişin devrime gitmesini çok istiyorum ama Taksim’i bu şekilde görmüş olmak, halkın “halk gibi” olduğunu görmek, hesap sormasını görmek bile beni çok mutlu ediyor. Bunları bir süredir seyretmek istediğim için bloga gelmedim. Biraz kafamı topladım, Galata Meydanı’na indim, şuan bir kafede oturuyorum ve Galata Kulesi ile mavi gökyüzünün yan yana oluşunu seyrediyorum.  


  
Tabi bu olaylar, otellere pek iyi yansımadı. Bizim de işlerimiz düştü hali ile. Ben de artakalan işlerimi topladım bu süre içinde. Onun haricinde zaman buldukça parkta olduk. Parkta kütüphane, yiyecek, serbest kürsü, çadırlarını alıp gelenler, müze, haber köşesi, dumansız hava sahası :), revir, anma köşesi, sinema alanı, yoga alanı, eczane, gazetelik, organik bahçe ve aklınıza gelebilecek, komünel hayatın en ilkel uygulamalarını görebilirsiniz. İnsanlar yardımlaşıyor, birbirine çarpınca özür diliyor ki o kalabalıkta imkansız çarpışmamak, kitap verip yerine siz de 1 kitap alabiliyorsunuz. Kürsüde bir şeyler paylaşıp fikirlerinizi açıklıyorsunuz. Devrim Müzesinde direnişte ele geçirilen ve halka karşı kullanılan şeyler var. Bahçeye ise domates ve çiçek ekmişler. Yani okur; hayat, 10 gündür parkta çok daha güzel.


Bankalar ile yaşadığım problem nedeni ile kredi kartlarımda bazı güncelleme yapamıyorum. Düzenin, sistemin yavşak maşası bankalar. Bu nedenle bu sene de kombine alamayacak gibi görünüyorum. Onlara muhtaç olmak beni kahrediyor. Mutlu olamadığım bir konu da bu. Birkaç gün önce, Gssözlük’te yazarlığım onaylansa da bu durumdan dolayı bir türlü mutlu olamadım. Başka yöntemler ile çözmeye çalışacağım ama olmaz ise iyi bir hüsran yine beni bekliyor. Yine de Sözlük’ten Neverfall’a teşekkür ederim verdiği destek için. Onu da unutmadan yazayım. Yazmak güzeldir. Yazamaya her yerde devam. Silvia da Galatasaray Sözlük’te.

Bu direniş ve olaylar nedeni ile EFI ertelendi. İyi de oldu. Riskli bir bölgedeydi ve güvenlik nedeni ile başka bir tarihe alındı. O tarih henüz belli değil. Ben ise, yaklaşık 3 yıldır peşinden koştuğum ve fırsat kolladığım bir sponsorluk işini aldım arkadaşlar. Başta EFI’nin ve Chillout Fest’in yaratıcısı ve organizatörü olan FG – Lounge FM – Ocygen Group ile iyi bir iş birliği anlaşması yaptık. Şimdi herkes susacak ve otelimiz artık Lounge FM çalacak! Festivallere sizi de beklerim, ben de sponsorlardan biri olarak en önde yerimi alacağım.

Hava İstanbul’da harika. Tam anlamı ile yaz gelmedi, napalım, bu şehir de böyle bir şehir. Sıcaklar artık Temmuz gibi gelecek sanırım. Bu yıl tatilde Ayvalık’ta olacağım. Yıllık iznim tahmini 27 Temmuz – 10 Agustos arası gerçekleşecek. Planlarım ters gitmez ise, o muhteşem lacivert ile bu tarihler arası buluşmuş olacağım. Yine dört gözle bekliyorum tatili. Çok özledim domates kokulu sabahlara uyanmayı. Tarçın için henüz bir çözüm düşünmedim. Tanıdıklardan yardım isteyeceğim gibi…

Sevinç taşındı. Müge geldi. Yeni ev arkadaşım Müge, Uzay Mühendisliği okuyor. Beni Mars’a göndermesi karşılığında ondan kira almıyorum. Dünya’nın dışına çıkmak için gerçekten harika bir zaman - asadsadsfgds

Bu hafta bu olayların arasında birkaç güzel mekan keşfetmeye vaktim oldu. İlki Parsifal. Tripadvisor’dan buldum ve güzel vegan yemekler yapıyor. Servis birazcık yavaş ama servis ekibi çok tatlı. Zeytinyağları Nazilli’den geliyormuş. İstiklal’in 1-2 sokak aşağısında, dolmuş duraklarına yakın bir yerde. Fiyatlar  ortalama. Kişi başı 14-15 liraya çıkabiliyorsunuz. Ali’yi bile götürdüm. Ben veganlığa devam. Zorlandım ama alıştım diyebilirim. Elim artık ister istemez vegan yiyeceklere gidiyor. Soruyorum, araştırıyorum, öğreniyorum. Diğer makan ise Asude. Aslında bir cafe-bar. İsmi ilk etapta türkü barı andırıyor değil mi? Değil. Geçen Ali’yi ve Volkan’ı götürdüm. Gitme nedenim ise, ev yapımı frambuaz şerbeti ile yaptıkları frambuaz-votka. Bana yıllar sonra votka içiren bir mekan Asude :) Beyaz Restaurant’ın karşı sokağında. Fiyatlar çok uygun. Müzikler de güzel. Salaş bir mekan.



Sonunda köşenin ikinci yazısını yazdım, bitirdim ve gönderdim bugün. Yabancı bir dergiden çeviri yaparak, 2013 Seyahat Trendleri hakkında kendi yorumlarımla birlikte bir yazı oldu. Üstümden büyük bir yük kalktı. Dergi de baskıya giriyormuş. Dergi sahibi yazılarımdan umutlu. Bu durum beni motive ediyor. İlk sayıyı heyecanla bekliyorum. Umarım her şey güzel ve yolunda gider. 

Diyorum ya, yazmak, her yerde her zaman… Artık iyiden iyiye yerleşti hayatıma. Yazmadığım zaman, yemek yememiş gibi oluyorum. Çok uzun bir zamandır kurşun kalem ile bir şeyler yazmamıştım. Bilerek önce deftere sonra dijital ortama yazdım köşe yazısını. Kalemden uzak kalmamam gerekiyor. El yazıma ihanet etmek istemiyorum. Bu uygulamayı devam ettireceğim.

İstanbul şu aralar kafasında deli sorular, direniyor. Bu güzelliği seyrederek hayatımı taçlandırıyorum bu şehirde. Sevdiklerim ise yanımda. Ne de olsa “hayat, her gün yeniden başlıyor.” 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder