23 Temmuz 2015 Perşembe

Müzikli Minik Mim

Kopenhag gezisinin 2.gününü geçmeden araya biraz magazin ve spor haberi koyuyorum. Sevgili -istanbula habire gelip bana yazmayan dayaklık blogger- Zihin mim yapmış, ben de ne zamandır hiç mim yazmıyorum, e hadi ne duruyorsunuz oturmaya mı geldik? 

1) Haziran'da en çok dinlediğin şarkı hangisi? - Sapıkça Kylie Minouge, Into the blue dinliyorum, bir de Oh Land! Wolf and I playlistimde çok çaldı. Bir tane de bonus yazayım hadi size; Rihanna - Bitch Better Have My Moneyyyy!

2)Kitap okurken genelde hangi tür şarkılar dinlersin? Eskiden dinlerdim, 70'lerden 80'lerden çok kafa yormuycak şarkılar eşliğinde ama sonra yaş ilerledikçe odaklanamamaya başladım.
 
Staten Museum For Kunts - Modern Sanatlar Müzesi, Kopenhag
 
3) Rock mı caz mı? Rock. Ama böyle The Rolling Stone - Anybody Seen My Baby kıvamı hani böyle Guns n Roses - Don't Cry, Aerosmith - Crazy 'imsi yada şimdilerde Foals - My Number gibi. Rock'ı geçmişime saygı duyduğum için arada hala dinliyorum ama şimdi bu Rocknroller kimliğim pek devam etmiyor.

4) Hangi şarkı seni huzura çağırır? Ay nolur gülmeyin, Mustafa Sandal'ın Denize Doğru'su beni anlamsız bir rahatlamaya sokuyor. Şöyle bi sahne geliyor aklıma her seferinde. Benim bilinç altım çok deniz-kum-sex-güneş arkadaşlar.

5) Bu yaz ayını hangi şarkıyla anlatırsın? This is a big wow. Bence efsane soru. Galiba Barnt, Cherry Red - Tale Of Us remixi. Özellikle Cherry Red'i geçen performanslarında Suma Beach'te dinlediğimde kafam yüksekti, o sabah benle mezara kadar gidecek.

Küs uyumayın, sevdiğinizin kıymetini bilin ve cesur olun. Herkese şimdiden iyi hafta sonları. Bu haftamı, ofiste biriken mesailerime harcayacağım, yogaya ara verdim. Haydin sevgiler.

21 Temmuz 2015 Salı

Kopenhag Gezi Notları (1)

1.Gün.

Elbette Kuzey'de yaşam hakkında detaylı yazabilmem için daha uzun kalmalıydım. Bu şehre gitme hikayem çok farklı, onu da belki başka bir yazıda anlatırım, bunun teması yine şehir deneyimim olacak. Münih gibi bolca gezemedim, 3 gün çok az geldi, gerçekten çok eksik kaldım. Zamansızlıktan elediğim yer ve mekanlar oldu. Ama işin özü, şehir bir "mükemmellik."
 
Perşembe 15.00'te olan uçağa işten çıkıp koşarak yetiştim. Giderken 2 saat 15 dakika sürüyor. Direkt bir çok havayolu gidiyor buraya. Biletler döneme göre değişiklik gösteriyor. Ben THY'yi tercih ettim. Gitmeden önce internet üzerinden kapsamlı bir araştırma yaptım, göreceğim yerleri tespit ettim.  Tüm yazı boyunca Scandinavia Standart'ın ismini anacağım. Buradan rotama çok adres aldım. Ve beni çok şaşırtarak, gezi sırasında Instagram hesaplarında, izinli görselimi paylaştılar, huge thanx! 
 
En önemlisi ise gezi öncesi bir "Cophenagen Card" edinmek. İnternet üzerinden satın aldığım kartın çıktısını havalimanındaki ofislerine götürdüm ve dijital kartımı teslim aldım. Turistlere yönelik bence Dünya'nın en sağlam uygulaması. Müzeler, saraylar, metro-otobüs-tramvay ulaşımı ve çeşitli indirimler tek kart ile çalışıyor. 1 günlük sınırsız kullanım 360 Kron yani 145 lira. Saraylara giriş 100 Kron'dan başlıyor, düşünüldüğünde oldukça karlı.
 
Koben Havn; tüccar limanı demek. Kanallar şehri. Birbirine köprülerle bağlı alanlar üzerinde yaşıyorlar. Kaldığım yer "Wake Up Copenhagen" oranın uygun bütçeli ve tasarım harikası bir oteli. Kongre bölgesinde, şehre 15 dakika yürüme mesafesinde. Hayatı kolaylaştıran endüstriyel tasarımda iyi oldukları için binalar ve kullanılan teknoloji insanı yormuyor. Odalar kapsül konseptte. Minibar vs. yok. Şehrin çeşme suyu çok temiz ve içiyor. Çay-kahve ve atıştırmalıkları lobiden satın alabiliyorsunuz. Fiyatlar 15-50 Kron yani 5-40 Lira arası. En önemli ihtiyaçlar düşünülmüş ve çevreci. Küçük ama çok kullanışlı bir otel. Temiz, sessiz ve güvenli bir bölgede. Şehrin geneli güvenli ve çok sakin zaten. Tipik bir Türk olarak sebze ve meyve aradı gözlerim açık büfe kahvaltısında, elbette çok maliyetli o işler burada. Ama kalışım boyunca güzel kahvelerinin tadını çıkardım. Karşılama ve giriş işlemleri inanılmaz hızlı, güler yüzlü ve süper İngilizce konuşan bir ekibi var.  Carsten Niebuhrs Gade 11'de.
 
Uçaktan sonra havalimanı metro ile merkez istasyon 15 dakika, istasyondan otel de yürüyerek 20 dakika. Ve bulması çok kolay. Valiziniz varsa biraz pahalı olan taksiyi kullanabilirsiniz. Ben backpack yaptım. Otel- havalimanı arası transfer de var, 235 Kron, yaklaşık 95 lira. Metro istasyonu, Bernstorffsgade üzerinde.
 
19.00 gibi otele yerleştim. Sonra etrafa göz atmaya çıktım. THY'nin flying chef "uçan şef" konspeti havada gerçekten süper yemekler servis ediyor. Akşam yemeğini şehir içinde atlamış oldum. Soft bir tura vaktim kaldı. Resepsiyondan bir harita aldım. Stroget caddelerine yani merkezi alışveriş ve kafelerin olduğu bölgeye yürüdüm. Oradan Ved Stranden'e. Kanal kenarında oturdum biraz. 5-7 arası çoğu dükkan kapanıyor. Bu saatten sonra işten çıkan halk, şık şaraplarını ve plastik bardaklarını alıp kanal kenarlarında sohbet ediyorlar. İçkilerini içiyorlar. Taşkınlık, gürültü, kirlilik yok, sokakta barım barım halay çekenler yok, "şiir kitabı yazıyorum satın almak ister misiniiiiiz?" diye önünüze atlayan yok, "engelli çocuklar için gazete satın alın!" diyen dolandırıcılar, efendim "biz kradi kartı satmıyoruz" diye size çöken bir green peace'ci efendim bir WWF'ci hele hiç yok!
 
Bir süre oturdum. 
 
Sakince etrafı dinledim. Harikaydı. Tek ses kanalda gezen motorların şıpırtısı ve kilise çanları. Kuzey ülkesi olduğu için geç kararıyor hava, ben de otele geçerken bir teneke yerel bira aldım. Sadece 12 Kron yani 4,5 lira. Royal Danish Beer. Ülkenin 2. büyük bira markası. İlkini yazmama gerek yok galiba? :)

2. gün; Koreli turistlerle bayramlaşma ve Jens Olsens Saat Müzesi, Radhus, National Museum yani Milli Müze, Christiansborg Sarayı, Lego Store, Vor Frue Kilisesi ve Rundetaarn bildiğimiz Şehir Kulesi yani "Round Tower".
 

Ved Stranden ve platformda keyif yapan ablalar.
 
Amagertorv

Saat 21.45 : Borsgade

13 Temmuz 2015 Pazartesi

Dünya'ya Hardcore İnişler, "Yeni" Balkon Sefası ve Nyhavn Hayalleri

 
Tale of us'lı hardcore Suma eğlencesinden sonra kafamızın Dünya'ya geri dönmesi 24 saatimizi aldı o nedenle şu güzel 05.45 görselinden başka bir şey paylaşamıyorum dostlar. Yaşadıklarımız Suma'da kaldı ve bizimle mezara gidecek. Güzel müzikler ve aklıma gelemeyen tüm diğer güzellikler için herkese teşekkürler.
 
  

Ben kendimi programlayıp bizim İzmirli minnoşlara, öncesinde ise Nilşah'ın tekrar açtığı, bildiğimiz Balkon Sefası'nın yeni yerine ayırdım pazarımı. Yeni yer harika, Kozyatağı'nın içi, Kazasker'e 1-2 durak. Nilşah'ı bir kez daha ayakta alkışlıyorum. İşlerine nazar değmesin. Ona Kopenhag'tan magnet getircem, diğer getirdiklerimin yanına koycak.
 
Bostancı'dan kolayca Ataköy Marina'ya geçtim. Minnoşlarla yemek yedik. Kesin = İzmirliler.
 
Bu hafta biraz yogalı-seyehatli geçecek. Tipimde hiç de 3 gün sonra Kopenhag'ta backpack yapacak bir görüntü yok. Zaten ben de backpack yapmıcam. Açıkçası tüm gün Nyhavn'da bira içip, sabahları da 3. nesil kahvecileri ve 2. el kıyafet dükkanlarını keşfetmek istiyorum. Önerisi olan bana yazsın.
 
Haftaya görüşmek üzere. Bayramı olanların bayramını kutlarım! 
 
 
 

8 Temmuz 2015 Çarşamba

Süprizli Müprizli Ek Yazı

Haftalık yazılara eklemeden edemicem şunları.
Sertab Erener 18 yıllık heriften ayrıldıktan sonra gitti 5 günlük adamla evlendi, Demir'i twitterdan engelledi, intagramdan kaldırdı, facebooktan sildi, whatsapptan engelledi, sildi, yaktı, yıktı, tokatladı, anasını sikti hahahaahahahahah ama sorry for not sorry, her kadının içinde küçük bir kız çocuğu kalıyor 50 yaşında da olsa. Sertab kafamıza kafamıza vurdu.
Aliexpresse'i bokladığımda bir o kadar da ona muhtaç kalıyorum. 1 aydan az sürede gelmiyorlar. 8.20 dolara aldığım son elbise paketinden bulaşık süngeri çıkmasından sonra, 1 tane de Çinli yolda çevirip ben dövecektim.
I'm Tony Montana. You fuck with me, you fucking with the best! ama ben naaptım? Gittim yine bişilere 20 dolar para harcadım. Bir cardigan, bir brazilian bikini alt; öhem bu kış çok yoga yaptım hakkımdı ajshdsjah, eee şey sırf merakımdan 2 çeşit flash tattoo ve bir tane de duvara asmalık çerçeveler, onla ilgili bir d.i.y planım var, sonra yazarım. Bugünlerde aşık olduğum 5 şey başlığında hepsini sizlen paylaşcam. Gelecek ay.
Siz benim süprizleri seversiniz, sizi yanıltmıcam demiştim. Haftaya Kopenhag'a gidiyorum. Ay nasıl yazıldığını bile bilmiyorum ahahahhaa. Avrupa'nın en pahalı başkenti ve en mutlu insanlar burada yaşıyorlar. Yani kışın soğuktan boku donan bir millet, nasıl avrupanyanın en mutlusu oluyor, bu da bence biraz show.  Ama sizi ilgilendiren kısmı gezi notlarım olacak. Münih tadında bir yazı dizisine hazır mısınız? Bence hazırsınız dlhsjkhda Hoş, gerçekte neden gittiğimi bilseniz, diliniz götünüze kaçar, neyse şimdilik bu burada kalsın.
Efendim, bu sene yapılan (yapılamayan demek istiyorum aslında) transferler ilen pek ilgilenemiyorum çünkü bu sene KAP'ın sayfasına F5 yapacağım bir yaz tatilim hiç yok! Hayaller Kastellorizo gerçekler Beyoğlu-Karaköy.
Evet her bok bitti, video editing öğrenmek istiyorum arkadaşlar. Bunun için bir dizüstü Mac de almak gerek. Nasıl yapsak?
Simala Design'ı çok boşladım, farkındayım. Şuan resmen, genel müdürüm de dahil 6 kişi sipariş bekliyor. Yapıcam söz. Bana nolur zaman verin.
Ben 90'lar çocuğuyum, Mtv uk'nin Kylie Minogue klipleri ile büyüdüm. O nedenle sizi yazının "özlenen denizli tatil konseptine" istinaden Into The Blue şarkısı ile başbaşa bırakıyorum ve Bade Hoca'nın kolların ve bacakların ağzına sıçan 2. seviye yogasına gidiyorum. Bb.
www.youtube.com/watch?v=fL6FaI-wJxs

Tarçın ve Ben. Üstteki Ben.

Güzel İstanbul ve Renkli Planlar

 

Kanlıca'dan Emirgan'a kalkan minik tekneler. Boğaz'ı onlarla geçmek çok keyifli. Efendim bu hafta ise sinsice 10 Temmuz'u bekliyoruz. Biletler alındı, programlar yapıldı. Belki de son yılların en unutulmaz festival kadrosu ile, Kilyos Suma Beach'te Tale Of Us dinleyeceğiz. Güzel müzikler, güzel danslar ve sevdiklerimizle yine. 10 Temmuz sonradan çok konuşulacak. Buğra artık 10.07 diye bir dövme felan yaptırır bence. Aslında biz Cumartesi otların ve leş minderlerin üzerinde o kafalarla uyanıp, kahveleri plajda içmek felan da istiyoruz. Yani çok da bişi istemiyoruz.
 
Herkese iyi, bize ise bol renkli bir hafta sonu olsun! Dans edin ve küs uyumayın!