23 Temmuz 2015 Perşembe

Kopenhag Gezi Notları (2)

2.Gün
 
Avrupa'nın sağlam bir kahvaltı kültürü yok, ama Danimarka'nın Danishleri hakkında tartışmaya girmem.  Kahvaltımı otelde hızlıca çözdüm ve bu bana çok vakit kazandırdı. Bed - Breakfast yani oda kahvaltı konaklamanın en çekilir yanı bu sanırım. Zeytin, domates, meyve, sebze çeşitleri yoktu, çoğu ürün kapalı, salam - yoğurt - tahıl açık. Danishleri ise gezerken her köşe başı şehir merkezindeki fırınlarda rahatça bulabilirsiniz.
 
Halkın % 60'ı ulaşımda bisiklet kullanıyor. O nedenle şehrin her noktasında bu manzara ile karşılaşabilirsiniz. Kiralama noktaları var. Ben yürümeyi tercih ettim. Bisikleti adamlar kullanmıyor arkadaşlar, resmen yiyor. Aşağıdaki gibi, tren garına bisikletini bırakan, şehrin başka yerine aktarma yaparak seyahat ediyor.


Müzeler sabah 11.00'de bazıları ise 10.00'da ziyaretçi alımı yapmaya başlıyor. Tek kuyruk Rosenborg Sarayı'ında vardı, ona da başka bir nedenden giremedim. Çoğu mekanlar geç açılıyor ve erken kapanıyor. Bu biraz da devletin çalışan politikası ile ilgili. Bu nedenle ziyaretlerimi müzelerin saat akışına göre planladım.
 
2. günde, ilk durağım şehrin belediye binası ve meydanı "Kobenhavns Radhus" ve Jens Olsens Saat Müzesi oldu. Beni pek cezbetmedi, minnoş bir müze, giriş ücretsiz, mekanik ilgisi olanlar 5 dakikasını ayırabilir. Ulaşım için ünlü Hans Cristian Andersens Bulvarı üzerinden yürüdüm. Koreli bir çift, Andersens heykeli önünde fotoğraf çekinmek istediler, onlara yardımcı oldum, o zaman siz de benim için bir iyilik yapın dedim. Meydan; City Hall Square yani Radhuspladsen.


Ardından Ny Carlsberg Glyptotek. Tüm gezim boyunca beni en etkileyen atmosfer kesinlikle buranın bahçesiydi arkadaşlar. Bir süre burada kaldım. Bahçede japon balıkları var. Cessie görse çıldırırdı. 2 binadan oluşuyor ve bir salonunda ise, gezilerimin bir klasiği mozaikler mevcut.  Müze, Bira Carlsberg'in kurucunun oğlu Carl Jacobsen'e ait koleksiyona istinaden kurulan bir sanat galerisi. Yunan, Danish, Norveç ve Avrupa sanatçılarının güzel eserleri var. Çok manidar, burayı kurarken Carl Jacobsen, Münih'te, geçen sene gezdiğim Ludwig's 1 Glyptotek 'ten etkilenerek aynı ismi vermiş. İyi bok yemiş.  Dante Bulvarı 7'de.

 

Müzedeki bedava kahve standından aldığım latte, ahh tanrım öyle güzel ki



Lara Favaretto'nın "We Are All Fall Down" konfeti odası. Bu oda, misafir bir eser. İçinde 1,500 kiloluk yeşil konfetiler. 4 pervane çalışıyor. Uçuşan konfetiler küçük tepecikler oluşturmuş ve  yer değiştiriyor. Bu değişimlerin bir başı ve bir sonu yok, yerküre üzerinden yaşarken, aynı zamanda içinde aktığımız hayat gibi, bir salınım ve dalgalanma içindeler. Oradan Milli Müze'ye geçtim.

 
Danish National Museum. Danimarka'nın bir çok zamanını, geniş bir şekilde eşyalarla ve eserlerle anlatılıyor. Derli, toplu, aydınlık ve gezmesi keyifli. Ücretsiz.  1500'lü yıllardaki ev eşyaları, 1600'lü yıllardan kalma bir Danish odası, hippi hareketinin geleneksel imgeleri, 1970'li yılların reklam afişleriyle, güzel detaylar izleyebilirsiniz. Bazı mobilyaların ahşap kokusu beni çok etkiledi. Vestergade 10 'da.
 
 
1800'lü yıllara ait bir Danimarka'lı evin Parlour'u yani oturma odası. Çok etkileyici.

1600-1660 yılları arası bir yatak odası. Ohannes.
 
1973'e ait bir ailenin oturma odası.
 
 
Soldaki Hansen'e ait bir tablo, yapım yılı 1832. Sağdaki ise, Skovgaard'a ait bir tablo, Frederiksborg Saray'ından bir görüntü.
 
Buradan sonra Royal bir havaya girmek için, Kraliyet'in hala bazı toplantıları için kullandığı, Başbakan ofisinin bulunduğu Christiansborg Sarayı'nı ziyaret ettim. Şuanki saray 3. kez inşaa edilmiş hali. 300 yıl öncesine dayanıyor kuruluşu. Efendim premmsesler gibi yetiştirildiğim için atmosfere uyum sağlamakta gecikmedim, şaka bir yana renkler, dekor, eşyalar, işlemeler, merdivenler, sizi inanılmaz etkiliyor. Mermerler korunsun diye haşır huşur galoşla geziyorsunuz. 150 sene öncesinden bahsediyoruz. Kraliyetin soy ağacını, üyelerin portrelerini, ziyaretlerde kullandıkları salonları, hepsini görebiliyorsunuz. Prins Jorges Gade 1'de.
 



Sevgili arkadaşlar, hayatımızdaki bir çok gelenekselleşmiş eşya, marka ve obje İskandinavlardan çıkmış. Bunlar biri de Lego. Çocukluğumda koskocaman bir logo kovası, dedemden doğum günü hediyesi almıştım. Yıllarca oynadım. Ben de buradan hatıra olarak pembe bir su matarası aldım. Ruhsal gelişimde doktorların bile tavsiye ettiği Lego, Vimmelskaftet 37 'de.


Ziyaretlerimin olmazsa olması, şehir kiliseleri. 1209 yılından bu zamana hep bir kiliseye ev sahipliği yapmış olan For Frue Kirke , savaş dönemlerinde zarar görse de,tekrar onarılarak kilise olmaya devam etmiş. Şehrin merkez katedrali olarak diğerlerine öncülük ediyor. Norregade 8 'de.


Diğer bir adres ise Galata tadında bir şehir kulesi; Rundetaarn yani Round Tower, 1642'de yapılmışİlk üniversite kütüphanesinden öte, Danimarka'nın sınırlarının belirlenmesinde sıfır noktası olarak kullanılmış. Şehri 360 derece görmek isteyenler, merdivensiz, sarmal bir rampadan yürüyerek yukarı çıkabilir. Rampa 209 metre yani kulenin etrafını 7,5 kez dolaşmış oluyorsunuz. Arada durup soluk alabileceğiniz ve sigara içebileceğiniz 2 tane tarihi hücre var. Bunlarda dönemin ünlüleri kütüphanede çalıştıktan sonra oturup sigara felan içmişler. Bu localar kullanıma hala açık ve bana biraz ürkütücü geldi. Kobmagergade 52 'de.





Nyhavn kanalına, oradan da Christianhavns kanalına yürüdüm. Nyhavn, Cuma olması nedeni ile biraz curcunaydı. Kanal çevresinin mimarisi harika. Yeni köprü henüz açılmadığı ve kanal otobüsünü sormadığım için Street Foods yakasına geçemedim. Çok yürümem gerekecekti. Siz giderseniz bu yemek standlarının olduğu Papiroen'i ve çok enteresan bir tarihi olan, esrarın serbest olduğu, kavga gürültünün olmadığı, polisin yasak olduğu, evet yanlış okumadınız, devletin karışamadı Free Town Christiania'ı ziyaret edin, zamansızlıktan olmadı. Dönüş yolunda bişiler atıştırdım ve yaz yağmuruna yakalandım. Güzel şehirde kocaman 1 günü daha yedim.

3.gün : "Şehrin en hip kahvecisi" The Coffee Collective,  Torvehallerne, Krusemyntg Gade, Danish Design Museum ve Klintcafe, Staten Museum For Kunst, Marble Kirke , 42Raw, Notre Dame Design, HAY Design, Sostrene Grene, Irma, Baresso Coffee, ve dönmeden biraz alışveriş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder