13 Temmuz 2015 Pazartesi

Dünya'ya Hardcore İnişler, "Yeni" Balkon Sefası ve Nyhavn Hayalleri

 
Tale of us'lı hardcore Suma eğlencesinden sonra kafamızın Dünya'ya geri dönmesi 24 saatimizi aldı o nedenle şu güzel 05.45 görselinden başka bir şey paylaşamıyorum dostlar. Yaşadıklarımız Suma'da kaldı ve bizimle mezara gidecek. Güzel müzikler ve aklıma gelemeyen tüm diğer güzellikler için herkese teşekkürler.
 
  

Ben kendimi programlayıp bizim İzmirli minnoşlara, öncesinde ise Nilşah'ın tekrar açtığı, bildiğimiz Balkon Sefası'nın yeni yerine ayırdım pazarımı. Yeni yer harika, Kozyatağı'nın içi, Kazasker'e 1-2 durak. Nilşah'ı bir kez daha ayakta alkışlıyorum. İşlerine nazar değmesin. Ona Kopenhag'tan magnet getircem, diğer getirdiklerimin yanına koycak.
 
Bostancı'dan kolayca Ataköy Marina'ya geçtim. Minnoşlarla yemek yedik. Kesin = İzmirliler.
 
Bu hafta biraz yogalı-seyehatli geçecek. Tipimde hiç de 3 gün sonra Kopenhag'ta backpack yapacak bir görüntü yok. Zaten ben de backpack yapmıcam. Açıkçası tüm gün Nyhavn'da bira içip, sabahları da 3. nesil kahvecileri ve 2. el kıyafet dükkanlarını keşfetmek istiyorum. Önerisi olan bana yazsın.
 
Haftaya görüşmek üzere. Bayramı olanların bayramını kutlarım! 
 
 
 

8 Temmuz 2015 Çarşamba

Süprizli Müprizli Ek Yazı

Haftalık yazılara eklemeden edemicem şunları.
Sertab Erener 18 yıllık heriften ayrıldıktan sonra gitti 5 günlük adamla evlendi, Demir'i twitterdan engelledi, intagramdan kaldırdı, facebooktan sildi, whatsapptan engelledi, sildi, yaktı, yıktı, tokatladı, anasını sikti hahahaahahahahah ama sorry for not sorry, her kadının içinde küçük bir kız çocuğu kalıyor 50 yaşında da olsa. Sertab kafamıza kafamıza vurdu.
Aliexpresse'i bokladığımda bir o kadar da ona muhtaç kalıyorum. 1 aydan az sürede gelmiyorlar. 8.20 dolara aldığım son elbise paketinden bulaşık süngeri çıkmasından sonra, 1 tane de Çinli yolda çevirip ben dövecektim.
I'm Tony Montana. You fuck with me, you fucking with the best! ama ben naaptım? Gittim yine bişilere 20 dolar para harcadım. Bir cardigan, bir brazilian bikini alt; öhem bu kış çok yoga yaptım hakkımdı ajshdsjah, eee şey sırf merakımdan 2 çeşit flash tattoo ve bir tane de duvara asmalık çerçeveler, onla ilgili bir d.i.y planım var, sonra yazarım. Bugünlerde aşık olduğum 5 şey başlığında hepsini sizlen paylaşcam. Gelecek ay.
Siz benim süprizleri seversiniz, sizi yanıltmıcam demiştim. Haftaya Kopenhag'a gidiyorum. Ay nasıl yazıldığını bile bilmiyorum ahahahhaa. Avrupa'nın en pahalı başkenti ve en mutlu insanlar burada yaşıyorlar. Yani kışın soğuktan boku donan bir millet, nasıl avrupanyanın en mutlusu oluyor, bu da bence biraz show.  Ama sizi ilgilendiren kısmı gezi notlarım olacak. Münih tadında bir yazı dizisine hazır mısınız? Bence hazırsınız dlhsjkhda Hoş, gerçekte neden gittiğimi bilseniz, diliniz götünüze kaçar, neyse şimdilik bu burada kalsın.
Efendim, bu sene yapılan (yapılamayan demek istiyorum aslında) transferler ilen pek ilgilenemiyorum çünkü bu sene KAP'ın sayfasına F5 yapacağım bir yaz tatilim hiç yok! Hayaller Kastellorizo gerçekler Beyoğlu-Karaköy.
Evet her bok bitti, video editing öğrenmek istiyorum arkadaşlar. Bunun için bir dizüstü Mac de almak gerek. Nasıl yapsak?
Simala Design'ı çok boşladım, farkındayım. Şuan resmen, genel müdürüm de dahil 6 kişi sipariş bekliyor. Yapıcam söz. Bana nolur zaman verin.
Ben 90'lar çocuğuyum, Mtv uk'nin Kylie Minogue klipleri ile büyüdüm. O nedenle sizi yazının "özlenen denizli tatil konseptine" istinaden Into The Blue şarkısı ile başbaşa bırakıyorum ve Bade Hoca'nın kolların ve bacakların ağzına sıçan 2. seviye yogasına gidiyorum. Bb.
www.youtube.com/watch?v=fL6FaI-wJxs

Tarçın ve Ben. Üstteki Ben.

Güzel İstanbul ve Renkli Planlar

 

Kanlıca'dan Emirgan'a kalkan minik tekneler. Boğaz'ı onlarla geçmek çok keyifli. Efendim bu hafta ise sinsice 10 Temmuz'u bekliyoruz. Biletler alındı, programlar yapıldı. Belki de son yılların en unutulmaz festival kadrosu ile, Kilyos Suma Beach'te Tale Of Us dinleyeceğiz. Güzel müzikler, güzel danslar ve sevdiklerimizle yine. 10 Temmuz sonradan çok konuşulacak. Buğra artık 10.07 diye bir dövme felan yaptırır bence. Aslında biz Cumartesi otların ve leş minderlerin üzerinde o kafalarla uyanıp, kahveleri plajda içmek felan da istiyoruz. Yani çok da bişi istemiyoruz.
 
Herkese iyi, bize ise bol renkli bir hafta sonu olsun! Dans edin ve küs uyumayın!
 

30 Haziran 2015 Salı

Samsa ve Kuytu Köşelerin Güneşi

30 yaşına 1 kala, sevgi eksikliğinden kendini tokatlayıp, etrafındaki insanları mutsuzluğuna esir edenleri, ben artık sorgulamaktan vazgeçtim, sakin ve huzurlu hayatıma geri döndüm sevgili dostlar. Bu konuya geri dönüş yapıcam ama birazdan. 

Gregor Samsa, böcek olmadan önce bence İbrahim Tatlısesmiş. Tamam bee tamam, dilini ve dönemini sevdim ama kitapla ilgisi olmayan, benim bilinç altımdan dolayı kitabı ACAYİP huzursuz okudum çünkü tanımlanan böcek türünden nefret ederim, dikkatim çok dağıldı dostlar. Onun haricinde güzeldi. Kafka da çok kezbanmış, öyküsünden sonra bi sürü adamı, öyküyü beğenmediler diye, mektup yazarak darlamış. Aahahahahahahah. Kafya'ya trip attım şuan. 

Sözlükte genç yazar bir arkadaş ile aynen şöyle bir dialog geçti aramızda, bire bir isim vermeden aktaracağım. Bir başlık altına dert yanmış, ben de haftanın konsepti sevgi olunca, dayanamadım yazdım. Yav bu gençlik, neden bu kadar sabırsız yavv? 

“Sözlük, enteresan durumlar icerisindeyim. guzel bir isim var kazancim yerinde( ya da benim icin yeterli) saglikla ilgili bir problemim yok. bazen hatunlarla konusuyorum. uzaktan buyuk bir heyecanla yaklasiyorum. konusmaya basliyoruz. bir seyler oluyor. daha sonra flort etmeye basliyoruz, fakat ben artik sahipleniyorum. ama ters giden ise, yaptigi her sey gozume batiyor ve sogumaya basliyorum. randevulara gitmemek icin evde hasta ayagina yatiyorum. bu durum 1 senedir 4 hatunda oldu. hatta bir tanesinde bulustuktan sonra eve donerken, nasil bir sey uydursam da onu uzmeden ayrilsam diye yol boyu dusundum. simdi de yalniz kaldim. benim neyim eksik ben niye karsi cinsle mutlu olamiyorum. mevlanin sozune donduk heralde. bu duruma acayip canim sikiliyor. bir psikologa bile gittim. adam bana onlara bir şans ver onlari tani diyor. ya ben zaten sans veriyorum, olay da o sansi verdikten sonra kopuyor zaten. kimseyi uzmek, gerceklesmeyecek vaatler vererek beklentileri suya dusurmek degil amacim, ama bir turlu olmuyor.” 

Attığım mesaj ise şuydu; "Aslında bu duruma kendin cevap veriyorsun :) şu zamana kadarkiler uymamış işte kafana, bunda üzülüncek bişi yok ki :) Tam tersine sevinmek gerek, iyi ki mutlu olduğunu düşünüp, aldanıp, yanlış insanı seçmemişsin, ne güzel, şans vererek ve sonucunu görerek yaşıyorsun :) Doğru kadını görünce anlar gönül. Rahat ol. Hayatı yaşa!" 

Yanıt verdi akabinde. "Çok yasa hocam, alişkin olmadigim bir bakis acisi, zihin alismis surekli kendisini yormaya harab etmeye." 

Efendim beach miiç dedik de, İstanbul'da hava adeta bir Birmingham, bir Manchester. Galiba bu yaz hep böyle sürecekmiş. Cumartesi, ev keyfi yaptık. Akşam 10'da, dolapta karpuz var kesin yiyek, yoksa marketten dondurma mı alsak denirken, rakıya oturduk, ben nasıl oldu anlamadım. Hop, kavunlar kesildi, peynirler çıktı, bardaklar doldu. Lağğnn oğğğlum Yaşar felan dinledik. Günahı boynumuza.
 
Pazar günü Onur Yürüyüşü var dedik. Eee gidelim bakalım çociklerin aşkına, destekleyelim, hazır bir yerlerde aşk da kazanmışken, belkim biraz da o seviyeye geleceğimiz yılları düşünerek dertleniriz diye kalkıp gittik. Ancak bir de baktık ki, biz gidesiye kadar polis Ramazanmışmış(!) basmış gazı, İstiklal'de gökkuşağı bayraklarını topluyor ellerden. Orada bastı beni bi sinir krizi, Galatasaray'dan minik bir kortej Asmalı'ya geri döndü, çoğunluk da Cihangir'de toplaşmış. Bıraksalar sevgiyle yürüyecekler ama tercihlerden tiksinen, ponçik bir devletimiz var. Bir sürü insan yine tazyik ve gaz yedi. Biz biraz alkış yapıp, bükük boynumuzla olaysız evlere dağıldık.


Sevgisizliği sorgulamak istemiyorum çok sevgili dostlar çünkü bu toprakların fıtratında zulüm, bastırılmışlık, asabiyet var. Bu hisler sabah-akşam karşıma çıkıyor ve sayıları gittikçe artıyor.
Güneşleri söndürmeyin. Küs uyumayın. Sevgi size çok yakışıyor. İyi haftalar.

23 Haziran 2015 Salı

İzmir, Yaz Gülüşleri ve Kısa Saçlarım

İzmir her zamanki gibi çok güzeldi. Yine çeşitli buhranlar ile döndüm evimden. En kötü yanı ise, o İstanbul'a dönüşleri. Uçak rötar yaptı ve gece 2.30 'da eve girebildim. Üzerimde ise sanki hala Eski Foça'nın deniz kokusu kalmış gibi, kardeşimle attığım kahkahalar suratımda kalmış, kısa saçlarımla uyumuşum gider gitmez. Herkese güzel bir hafta olsun. Ben bu hafta İstanbul'da yağan yağmurlara iç geçirip, böğrümü tokatlıycam. Beni biraz rahat bırakın!