newyear etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
newyear etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2017 Cumartesi

Senenin İlk Seyahati : Berlin

Meraba.

2017 senesine sağ ayakla girdim, kar yağdı, evimde kedime sarılarak kahve içtim ve öncesinde sevdiklerimle yeni seneyi kutladık. Kutlama denirse ona da. Olmadı. Canımız sıkıldı. Herkes biraz korku biraz endişe ile sabah 8'de evlere dağıldı. Şu da dağılmadan(!) önce biz.  

Kardan şehrin biraz iptal oluşunu izledik. Ama iyi izledik. Ben evde sıcak şarap yaptım ve işe gidemedim. Somurtarak senenin ilk seyahatini bekledim. Ama seyahatler iyidir. Çok tanıdık hislerle bir çanta hazırladım sevenler kavuştu. 13 Ocak'ta Berlin'e uçtum. Tek başıma. Sevenin halinden sevenler anlar. Biraz müze, biraz kahveci, çok az da teknolu (sonradan ortaya çıkan güzel programlar ile) zip'lenmiş dosyada Berlin tatili yaptım. Daha evvelden eksik kalan adreslerim vardı. Hemen kısa bir guide yazıp, fotoğraflar ile sizi burada bırakıyorum. Bu akşam, ekibin yaptığı güzel müzikleri dinlemek için Taksim Pixie'de olacayız. Tekno sevenleri bir adım öne alalım.  

Uçaktan iner inmez koşarak Hamburger Bahnhof'a gittim. Eski tren garı, biz de olsa çoktan bir otel zincirine ya da bir inşaat firmasına, yerine "lakşıri rezıdıns" yapmak üzere peşkeş çekilirdi. Adamlar tabiki de en mantıklı şeyi düşünerek binayı harika bir Modern Sanatlar Galerisi'ne dönüştürmüşler. 
  
Acele etmemdeki neden, 1 gün sonra bitecek Gülsün Karamustafa sergiydi. Kendisi daha evvel Salt Galata'da da enstalasyonları olmuştu. Viyana'da, İstanbul'da ve yine Berlin'de özel koleksiyonlarda hala eserleri var. Toplumsal sorunları, günümüzde, çok da eskiye gitmeden, kadının bu topraklardaki yeri ile birlikte tartışan "Chronographia" çok çok hoş bir o kadar da hüzünlü bir çalışma. Tavsiye edemiyorum, bitti, ama ileri bir zamanda mutlaka yakalarsanız asla kaçırmayın. Devam eden diğer 2 sergi de çok çok iyi. Ahahahaha tablolarının arkasına resim yapan manyak Kirchner'i anımsamayan yoktur galiba? Eski yazılarımda sıklıkla yazmıştım. Efendim herifin kapsül bir sergisi mevcut.  Diğeri ise müzeye ait süresiz bir sergi, Erich Marx 'ın koleksiyonu. Çeşitli Alman sanatçıların toplama eserleri yer alıyor. En etkileyicisi Beuys'un şöyle (soldaki) bir "odası". 


Berlin'de bir hipster otelinde kaldım arkadaşlar. Kedili illüstrasyonların olduğu harika eğlenceli, Neukölln - Kreuzberg arası, merkeze 15 dakikada gidilen, cool çalışanlarının olduğu, minnoş bir yer. Cat's Pajamas, Hermannplatz metrosuna çok yakın. Urbanstrasse 84'de. 
Son dakika ortaya çıkan müzikli planları çok seviyorum. Hiç o kafada olmadığım halde, About Blank'te Polar Inertia'nın çalması işi biraz değiştirdi. Oya ve Keykan'a takıldım, Cuma gecesi mini tekno night out yaptık. Çok iyi geldi. Dertleri İstanbul'da bıraktım. About Blank bana bir miktar Suma'yı anımsattı. Ama kitle, temadan dolayı biraz rahatsızdı. Değer mi? Elbette Berlin'de değer. Tartışmaya kapalı. Bu sefer Berghain'a gitmedim. Başka mevsimlere kaldı.

Cumartesi günü uzun uzun bol bol müze ve sanat almaya devam ettim. Gemaldegalerie çok istediğim bir adresti. İçinde birden fazla sergi görmek mümkün. Koleksiyonda ise 13-18. yüzyıllar arası tabloları izleyebilirsiniz. Dürer, Raphael, Tizian, Caravaggio, Rubens, Vermeer ve adamım Rembrandt bunlardan sadece bazıları. Kombine bilet alarak içeride yer alan, bir kapsül sergi, Dekorasyon Müzesi ve dijital kütüphaneden de faydalanabiliyorsunuz. Ben dekoratif eşyalar kısmına geçtim. Çok wow değildi. Bir de, biraz daha eskizlerin olduğu, alışılmış tarzlarının dışında, romantik renklerin sergilendiği, Friedric, Van Gogh gibi isimlerin yer aldığı , "Romantik und Moderne" isimli minik bir sergi mevcuttu. O da kaçmazdı. Hepsi, Matthäikirchplatz 'da. Keşke şunlar gibi işe gidebilseydik. Soldaki tablo gerçekten manyakça. 1555 'te kimyasal var mıydı yaaa?



Pazar günü niyetim aslında sabah Ostbahnhof Bit Pazarı'na gitmekti ama bir anda kendimi Renate'nin kapısında buldum. 1 saatlik bir elektornik müzik macerası, Pazar sabahı saat 9 için yeterliydi. Burası da gerçekten çok büyük bir ev ve içinde küçük odalar, bir sürü stage ve her telden her müzikten insan bulmak mümkün. Sosyalleşmeyi sevenleri ve Berlin'in underground hatta no name isimlerini dinlemek isteyenleri Ostkreuz yakınlarına alıyoruz arkadaşlar. Alt-Stralau 70'de.  


Aşırı kardan dolayı bit pazarına gitmekten vazgeçtim ve Kreuzberg'e geri döndüm. Aklımda bu sefer eve iyi bir kahve götürmek vardı. Çünkü evime artık bir kahve öğütücü aldım. O nedenle de açık ara şehrin hatta bölgenin en iyi kahvecisini tercih ettim. 5 Elephant, Reichenberger 101 'de. Kenya kahvesini içmeden ve çikolatalı cookiesini yemeden dönerseniz kalbim kırılır.  
 
 

Akşamında ise, yine uzun zamandır denemek istediğim bir Sushi restaurantı yer ayırttırdım. Omoni'yi aslında Berlinli bir Instagram takipçimde görmüştüm. Yorumlarının iyi olduğunu görerek denemeye karar verdim. Haksız da değilmiş. Gerçekten uzun zamandır yiyecek paylaşmamıştım sosyal medyada. Hatta hiç yiyecek paylaşmadım ama bu çok farklı bir dünya. Bu harika Japon-Kore restaurantı için mutlaka rezervasyon yapın. Aşağıdaki Omoni mix yanlış hatırlamıyorsam. Kızın tavsiyesi Kophenagener mix. Pazar günü bile açık! Kopenhagener Str. 14'te. 

Buradan sonrası artık sadece Berlin sokaklarında yürüyerek, kış mevsimin yarı sert yarı gri ama bana her zaman aşırı huzur ve mutluluk getiren ortamında saatleri an an yaşayarak geçti. Evimden çıkıp, çantamı sırtıma atıp, "evime" geldiğimi hissettiğim bir yer artık burası. Hayal etmeyi bırakıp, hakkında planlar yaptığım, çözümler aradığım, kısacık zamanda duygusal bağlar kurduğum bir şehir oldu Berlin. Yeni seneye girerken, içinde ben olan, hakkında çok şeyler dilediğim bir kent.  
Bir gün buraya yerleşicem ve çift yön uçak bileti alıp, dönüş biletini de artislik olsun diye yakacağım dostlar. Ahahahaahsadgafag. İyı hafta sonları. Kahve için, sevişin ve asla küs uyumayın. Yeni "anlarda" görüşmek üzere! 

4 Aralık 2014 Perşembe

2015 Alışveriş Listesi ve Bağzı Evren Dilekleri

Efendim, geleneksel yıl sonu alışveriş listem ile karşınızdayım. Geçen sene yazdığım listeden sadece 2 tanesi gerçekleşmiş, güzel ilerleme bence :):):):) Bu sene bazılarını güncelledim, bazılarını eledim ve ekledim. 

1-Timberland demişim de, bu sene caydım, yaşla alakalı sanırım, bazen bazı zevklerim hop diye değişiyor. Bana şimdi bu tarçın rengi bot kıro geliyor. Ama siyah ayakkabıyı 1 senedir hala alacam. Geçen Markafoni'den istediğim gibi buldum. 1 hafta sonra siparişimi iptal ettiler. Sinirden böğrümü dövdüm. Temin edememişler. Tıpış tıpış Nine West'e gidecem.
2-Blog adresimi com'a çevirmedim. Çevirmicem de. Canım istemiyor. Onun yerine sosyal medya hesaplarımın kullanımını azalttım. Bunun açıklamasını geçen yapmıştım.

3- Ipad mi, Iphone 6 mı? Biliyorsunuz kırık eşyalar ile yıldızım çok barışık sjakjhdjahd. Zamanımı alıyor insanların ya da eşyaların kusurlarını kabul etmek evet ama şükürler olsun der misiniz? evet önemli bir konu, bunun için yoga bile yaptım, telefonumun camı kırık, iyi bir kırık, lavabom da kırık. Ekranı değiştirecem. Ipad'i ise yazdan sonra.

4-Banyo lavabosu hala kırık. Geçen size yazmıştım. Koçtaş ile kavgalıyım zaten, böyle davar bir Horoz Lojistik şirketi felan, değiştircem ama ne zaman bilmiyorum.

5- Ne güzel, geçen sene ikameti Şişli'ye aldırcam demişim, aldırdım. Artık kağıt üzerinde çakma İstanbullu :( Pasaport yazmışım. Evet çıkarttım. Bu sene de bürokratik işlerim devam ediyor. İş değiştireceğim için bir takım evraklar toplamam gerek.

6-2015 için bir seyehat planım var. İzin alabilirsem yeni iş yerimden :( Roma-Floransa-Venedik gidip bi gezip geleyim yeter blog ağladı italya yazılarından. Çok yazmayım, sakınıyorum, nazar değmesin :) Bir de Sırbistan var. Bir de Beyrut. Evet bunlar şimdilik aklımdakiler. Hı-hı.

7- Herschel Supply. Öhöm öhöm, en zaruri ama en maliyetli isteğim, 2015'te bu çanta. Bildiğin sırt çantası ama ben tasarımlarını, böyle bir bilgisayar ekranı gibi baskılarını çok seviyorum. Bilstore'da var efendim.

8- Tatlış kek kalıpları. Şimdi pat diye bu nerden geldi derseniz, Eminönü'nde gördüm geçen, harikalar. Bu kış evde Yoga'dan artan zamanlarda, mutfak konusunda el becerimi geliştirmeye karar verdim. Evimde bir mikserim bile yok. Alıcam. Ama hangi marka alacağımı bilmiyorum. Yemek yapmayı çok seviyorum, el ayarım güzel, yani sadece biraz ilerletmem gerek. Yakında vıcık vıcık "hanımlaaarr" diye lafa başlayan yemek tarifleri yazıcam blogta. Hsahsjhajahahah. Şaka.

9-Kıyafet askısı. Aslında bunu 1. sıraya yazmam gerek. Sandalye üstüne felan kıyafet asmaya başladım. En uyuz olduğum şey. İkea'dan almayı düşünüyorum. Bir de koltuk örtüsü. Geçen English Home'dan baktım. İstediğim gibi değildi. Ben daha pamuklu bişiler arıyorum. İkea'yı bi kez daha kolaçan edicem. Annem dün bana English Home'dan yatak örtüsü almış, canım annem yaa...

10-Aylık akbil. Ahahahahahah evet bu da garip bi konu, bu işi de haftaya halletmem gerek :) İş evraklarını hazırlarken onu da aradan çıkartacağım. İBB cebimizden güzel sokalıyor. Şöyle halının altına doğru. Üziiiiim avzını yerim Üziiiiiiim.

Efendim, durumlar bende böyle. Yeni yıldan kişisel beklentilerim var elbette ama bunu kutluyacak kadar değil. Çünkü beni çetin bir yıl bekliyor dostlar. Plan yapmadım, yapmak da istemiyorum. Evde, geçen sene grip olup, yatıp, içemediğim şarapların acısını çıkartmayı düşünüyorum. En kötü, gelmeyen ayakkabı için böğrümü dövmeye devam ederim kdjakska.