13 Şubat 2016 Cumartesi

Berlin Gezi Notları (2)

Çok geç yazdım farkındayım ama ne keyfim ne de zamanım var. Kalan yerden devam. Berlin 2. gün...

Hiç iyi bir gece geçirmedim hostelde. Verimsiz bir uyku, gürültülü odalar, bir de hasta, dikkatsiz, gürültülü bir Çinli yüzünden 8'de kalktım. Odadaki herkesi uykusuz bıraktı lanet hasta herif. Biraz dolandım, kahvaltı yaptım, internete girdim. Yahudi Anıtları'na doğru yola çıktım. Çok enteresan bir açık hava müzesi. Gri bloklar rahatsız edici ve ürpertici bir ortam yaratmak için yapılmış. Ben karla kaplıyken duvarların arasında yürüdüm. 1 kişi dahi yoktu. Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı, Memorial to the Murdered Jewish of Europa , Cora-Berliner Str. 1 'de.
 
Görsel kaynak : durmakesfet.blogspot.com.tr
Brandenburg Tor ise 18.yy 'ın ihtişamı ile tam şehrin ortasında. Berlin'in önemli bir simgesi, duvar yapılınca doğuda kalmış. Tepesindeki olayı, Napolyon söküp Paris'e götürmüş, O'nu yenen kral geri alıp Berlin'e getirmiş. Valla iyi kafa. Ben olsam Napolyon'dan rica ederdim. O da vermezdi. Efendim şöyle güzel bir görselini paylaşıp, Bode Müzesi'ne geçiyorum.
 
Görsel kaynak : gogermany.com
Unter Den Linden Caddesi, doğruca müzeler bölgesine gidiyor. Üstünde bulunan Brandenburg metro kapısından çıkan 2 eleman yanıma yaklaşıp bişiler soruyor, cevap vermeden devam ediyorum ama akıl edip telefonumu korumuyorum. Cebimden almışlar. Polis buluyorum, unut onu diyor, ehh yeter o zaman, ben tatildeyim diyorum ve programa devam ediyorum. Tüm bunlar sadece 20 dakikada oluyor. Bir sürü güzel resim ve anı telefonda gidiyor.
 
Şoku atlatıp, Bode Müzesi'ne gittim. Şarjım %45! Üzüntüden ölücem ama ısınınca biraz toparlıyorum. Bir kahve içtim. İnternet buldum. 1-2 kişiye haber verdim.
 
 
Bode Müzesi, içi çok güzel, keyfim yerine geldi. Irmak kenarında, her yer beyaz. Manzara muhteşem. Bizans dönemine ait heykeller, paralar ve daha eski çalışmaları görebilirsiniz. Üst katlar çok güzel kahve kokuyor! Am Kupfergruben'de. 


Alte Nationalgalerie hemen karşısı. 19. Yüzyıl ile 21. Yüzyıl arası Neoklasik, Roman ve Modernist bir çok esere ev sahipliği yapıyor. Açıkçası, hırsız olayından hemen sonra şu heykel beni çok güldürmüştü. İçerideki büyük okul turunu ve viyak ciyak çocuklar harici hoş bir ziyaretti. Bode-Strasse 3'te.

 
 

Programımda St. Hedwig Katedrali vardı ama üst caddeden yürümek istediğim için rotamın dışına çıkmıştım. Zaten sonra telefonum çalındı. 

Berliner Dom çok çok güzel bir yapı, galeri çıkışı tam da meydanda. Yapı beni çok etkiledi. Açıkçası içine girmeyi canım istemedi bile. Meydanda biraz izledim. Hırsızlık yapan çocukları tekrar gördüm ve hızlıca uzaklaştım.


Meşhur TV Kulesi Berliner Fernsehtrum devasa büyüklükte. Hemen önündeki güzel parkta biraz dolaştım. Neptünbrunnen ve Marienkirche parkın içinde. Kulenin arkası Alexanderplatz'ta ertesi günde takıldım.


Günü biraz erken bitirdim ve akşam üstü yemeği için Pure Origins'e geçtim. İşletmecileri sanırım Türk. Güzel bir tost ve harika bir Earl grey çay içtim. Litfassplatz 3'te. Yemekten sonra otele döndüm, aşırı soğuktu, karın durmasını ve ısınmayı bekledim. Biraz kendime geldim ve çıkıp Friedrichstrasse 'ye doğru yürüdüm. Doğu Berlin'i iliklerinize kadar hissettiğiniz, insanlarının biraz daha donuk ve alım gücünün Batı'ya göre düşük olduğu, 2.el kıyafet dükkanlarının bolluğunu gördüğünüz bir bölge. Yine araştırıp bulduğum, Motz-Der Laden 'den eski ve kullanılmış bir koyun yünü kazak ve annem için bir porselen şekerlik buldum. İkisi toplam 8 Euro tuttu. Friedrichstrasse 226'da. Garip bir yer. Çalışanlar İngilizce bilmiyor. Ben çok lokal yerlerden hemen etkileniyorum. Devamında ise Kik 'e uğradım. Burası da japan pazarı gibi bir yer. Çok severim bilirsiniz. Çok havalı kışlık çoraplar, masa üstü dekoru, tshirtler ve pofidik bir bluz aldım. Hepsi 20 Euro tuttu. Friedrichstrasse 225'da.


Yol üstü Check Point Charlie'i unutmadım. Charlie, duvar zamanı yıkılmadan önceki son askermiş. Müzesine girmedim. 2. Dünya Savaşı tarihine bir miktar mesafeliyim. Hava iyice soğudu. Sokaktan kocaman bir tabak patates aldım ve otele yürüdüm. Kar başladı...

3. Gün : Karlar altında Alexanderplatz ve DDR Museum, Altes Museum, East Side Gallery, Warschauer, Oberbaumbrücke, Oranienstrasse, Kreuzberg, Naunynstrasse ve Kottbusser Tor!

2 Şubat 2016 Salı

Unutsuzluk

Sessiz sedasız bir köşede yaşarken kalbimi sehpaya çarpıyorum. Unutsuzlukları kovalıyorum ucu bucağı görünmez unutsuzlukları. Kalp küçük ama köşeler sivri, midem bulanıyor acıdan. Alabildiğine içerliyorum. Gecelerce içerlesen bitmez, bir dayak, hic bitmeyecek bir uyuşturucu düşüşü, o düşüşlerin  getirdiği ölüm gibi bir hüzün. Hiç bitmeyen bir kahroluş, sonsuza kadar görebileceğin bir acı halüsinasyon gibi, kapkaranlık gözler ve geçmişler ellerime dokunuyor iğne iğne, sonsuz unutsuzlukları kovalıyorum diyorum size, bilincim şuan yok gibi. Gözlerimi kapasam da yaşamaya dönsem diyorum. Açınca ölüyorum.

30 Ocak 2016 Cumartesi

Berlin Gezi Notları (1)

İlk gün yazısı evet biraz keyifsiz. Uçaktan iner inmez heyecanla gittiğim Pergamon Museum, Neues Museum, ertesi sabah erkenden ziyaret ettiğim Yahudi Anıtları ve Brandenburg Gate görselleri, kısaca en iyiler, ertesi gün sabah erken saatlerde Unter Den Linden caddesinde yürürken cebimden çalınan telefonum ile kayıplara karıştı. Talihsiz bir deneyimdi. Ama ben kısa kısa buralardan bahsedicem. Sonrasında iş telefonum ile geziye devam edebildim. Bok bir moralle.

Lustgarten - Berliner Dome
Tegel'e 1 saat rötarlı indim. İnternetten satın aldığım ulaşım + müzeler adası Berlincard 'ı A Terminali'ndeki desklerinden teslim aldım. 3 gün için 42 Euro. Tavsiye ederim. TXL numaralı otobüs Havaş gibi çalışıyor. Tek bilet ile müzeler adası ve şehir iç ulaşım çok keyifli, makinaya bir kez okutmanız yeterli. Otobüs her 10dk bir ve 45 dakikada şehir merkezinde. Lustgarden'a yakın bir durakta indim ve (Bergama) Pergamon Museum'a giriş yaptım. Kapalı olan Bergama Kapısı nedeni ile İştar 'dan giriş yapıyorsunuz. Saat 6 ve oldukça kalabalıktı. Mavi Duvarlar, Aslanlı Yol, Antik Kalıntılar, Ege bölgesine ait bolca sütun-taş, Milet Şehri. Güzel bir mozaik. Milet'ten, dönemin bir oda zemininden. Yüzsüz hırsızlar diyip çıktım djfkahf. Koca müzeden bir cümle aklımda kalan bunlar işte. Museum Island, Bodestrasse'de.
 
Görsel kaynak: smb.museum.com

Görsel kaynak : smb.museum.com, İştar Kapısı
Dip not. Hiç bir müzede ve galeride, Alman Tarih Müzesi hariç, kablosuz internet yok.  Sitelerinde yazdığı halde yok. Vermek zorunda değiller elbet ama hazırlıklı olun. Diğer şehirlerdeki konforu bulamadım. Çoğu müzede eserlerin bilgileri de Almanca. Teknik Almancam olmasa da 4 sene bu dili okudum. Etraftaki bilgilerin çoğunu anlıyorum. Bunu da belki bilmiyorsunuzdur, yazmış olayım :)
 
Oradan, beni heyecanlandıran Neues Museum'a geçtim. Kapılar komşu. Birinden çıkıp ötekine giriş yapıyorsunuz. Tüm müzelerde dolaplar askılar ücretsiz. İçeriler sıcak, insanlar yardımcı, soğuk ve sessiz. Çalışanların hepsi 50 yaş üstü. Nefertiti büstü ile yakından ilgilendiğim için Mumyalar, kalıntılar ve belgeler ile hiç zaman kaybetmedim.
 
Nefertiti, hoş bir şekilde gitmiyor bu Dünya'dan ama bilmiyorum karakter olarak kendime çok yakın bulduğum bir yeri var. Gizemli ve güçlü bir kadın. İsmi güzellikten gelen demek. Tek tanrılı dine ilk inanan firavunun karısıydı. Sanat ile dinin ayrıldığı ilk dönemin isimleriydiler. Yönetimdeydi. Dönemin rahipleri bundan inanılmaz rahatsızdı. Öldürüldüğü söyleniyor. O kadar nefret etmişler ki, ölünce bile resimlerine zarar vermişler. Ama Mısır döneminden kalan en görkemli eserlerden biri kireçtaşından yapılmış bu büstü. Asil bir ailesi yokmuş, bir subay kızıymış. Diğer bulunan eserle kıyaslanınca aslında, çok güzel olmadığı, büstünde burnu ve yanaklarının sonradan düzeltildiği keşfedilmiş. Tıraşlı kafası ve sürmeleri ile, mumyasında başında bir darbe izi varmış. Fotoğraf çekmek yasak. Rahatsız eden yeşim renkli büyük bu odada sergileniyor. Başında tam 3 koruma var. Çok özel bir eser. Museum Island Bodestrasse'de. 

Görsel kaynak : smb.museum.com, Nefertiti Büstü

Görsel kaynak : smb.museum.com, Nefertiti Büstü
Hava oldukça soğuk ve temizdi, enerjim yerine geldi, çıktım ve hostele yürüdüm. İyi bir tercih yapmışım. Cityhostel, Mohren metro istasyonu yanı başı, 10 dakikada Alexanderplatz. Kahvaltı dahil 3 gece 52 Euro ödedim. Tertemiz, sıcak, geniş odalar ve çok merkezi. Tek sıkıntısı wi-fi çekmiyor ve odada priz az. Oda arkadaşım italyan bir çocuğa telefonum çalındı diye numara vermekten kurtuldum ama Berghain'a bensiz gittiği için çok üzüldüm. Güle güle ismini anlamadığım İtalyan çocuk, umarım başka bir dünyada karşılıklı dans ederiz. Glinkastrasse 5'te.
 
2. Gün : Yahudi Anıtları, Brandenburg Tor, Bode Museum, Berliner Dom, Alte National Gallery, Alexanderplatz, Berlin TV Kulesi, Pure Origins 'de öğle molası, Friedrichstrasse ve tozlu dükkan 2. elci "Motz Der Laden"de alış veriş!
 

26 Ocak 2016 Salı

Keyifsiz Dönüşler ve Tatlı Kıymetler

Döndüm ben, çok keyifsizim. Berlin'i yazıcam yazmasına da, tatsız bir geziydi, çünkü ilk gün sokakta telefonum çalındı. İstediğiniz kadar ırkçısın diyebilirsiniz, evet ırkçıyım, çingenelerden, romenlerden, bulgarlardan, slavlardan, çakma göçmenlerden, araplardan, toplumun huzurunu kaçıran, içinde pislik yeşerten her türlü alt sınıftan ve bunları besleyen düzenden nefret ediyorum. Polisin ağzını büzerek ben bişi yapamam demesine karşı, iyi yav, ben de o zaman tatilime elimdeki imkanlarla devam ederim dedim. İş yerimi aradım, iş telefonumu açtırdım. Elimde bir başka telefon hattı ile iletişim sağladım. Başka da aksilik yaşamadım. Sadece yeni ve çok severek kullandığım iphone'a ve içindeki harika resimlere veda ettim. Bir süre telefon almıycam. Numaram kapandı. Ne yapmak istediğimi henüz bilmiyorum. Aslında çok farklı yazcaktım ama konu neden buraya geldi yaaahahgagag... Neyse. Size yine söz verdiğim gibi günlük geziyi anlatcam. Hayatım eskisinden de yoğun. Bir süre tatile gitmicem çünkü geri geldikten sonra işlerimi ve hayatımı toparlamam zor oluyor. Aklımda Mart gibi bir gezi var, 30 yaşıma şatafatlı girmek istiyorum dashsdaj. Belli de olmaz. Lütfen kendinize dikkat edin. Lütfen. Kalan her güzel şey için şükredin ve kıymet bilin. Hayatınızda olanlara "iyi ki varsın" demeyi unutmayın. İyi ki varsınız. Kıymet bilince her şey daha tatlı oluyor. Esen kalın.

19 Ocak 2016 Salı

Yeter Hadi Ağlaklığınız Bitmedi, Yeter

Ay naaapıyorsunuz kııızzzzzlar, kocişkolarınızın telefonlarını karıştırmaya devam mııııı? Sesiniz soluğunuz çıkmıyor yaaa. Çok üzüldünüz yeter hadi, ölen ünlüler ilen ölünmüyor, ülke zaten omuzlarımıza çökmüş, bi de siz kafadaki dertleri oturan götler gibi büyütüyorsunuz, amaaaaannn. Siklerini eline alıp şeftalili icetea içen seccade takımı, okumuş etmiş koca adamlara terörist diyor. Daha ne kadar üzülüceksiniz kızlaaaarrr. Bitmiyorlar, çoğalıyorlar, üstüme üstüme geliyorlar. Biraz off/on yapmak için gidiyorum. Yine gelecem kızlaaaar.