30 Nisan 2014 Çarşamba

Güneş İle Sevişme Seansları ve Akustik Hayat

2 sene fazladır uğramadığım hatta şifresini unuttuğum Grooveshark hesabıma girdim. Ayyy ne ara ben elektronik müziğie bu kadar sardım ki, orda bıraktığım nasıl indie geldi nasıl indie geldi anlatamam skhadkha güldüm biraz kendime sonra listeyi shuffle'a aldım, aksın dursun ben de yazı yazayım dedim. Efendim, bu kız hep deep house-nu disco-nu house parçalar paylaşıyor, bunun indie kafası da nasımış merak ettim bi zili çalıp kaçıyım diyorsanız şurası.  Ben de oha bunu mu dinliyordum dediğim şarkılar çıktı ama sevdiğimi hatırladım. Eski ev arkadaşım Sevinç ile sabahlara kadar Stereophonics dinlerdik...

Büyük Budapeşte Oteli'ni izledim! Ay allahıııımmm o ne güzel bir ortam o ne güzel bir festival filmi, o ne güzel bir "otelci" birini oynamak. Kalplerden bir demet! Gönül rahatlığı ile söylemek isterim ki, gidin izleyin. Ana karakterin içinde beni göreceksiniz askhdkashdka :):):):):):)

Lady Gaga'nın İstanbul'a gelişi kesinleşti. 16 Eylül. Biletler tabi ki Lana'dan pahalı. 1.58 boyumla neyime güvenerek Lana'ya saha içi bilet aldım diyerek kendime tüm konser boyunca küfürler ettiğimde, aklım başıma gelmiş olacak ki, Gaga gibi bir pazarlama ikonunu bir daha bu yaştan sonra nerede izlicem endişesinde(!) -aman ne gerekli endişe- tribune bilet alma girişimi içine girdim.

Çay içiyorum şuan. Earl Grey. Şuan mesela bi yandan Sting dinliyorum. Keşke Sting'i canlı izleme fırsatım olsa ölmeden. Nasıl duru ve asil bir ingiliz sesidir o ya :( Ama özellikle akustik. Akustik her şey yenilesi güzellikle oluyor.

Kastellorizo'ya gitmek istiyorum. Yani bizim bildiğimiz Meis Adası.


Philips ipl aracı çıkarmış bi tane. Ev tipi. Anasının nikahı gibi pahalı ama mantıklı düşündüğünüzde ipl ile bitirdiğiniz epilasyon sorunundan sonra, 1500 lira verdiğiniz o ipl makinasını evde napıcaz? Öyle çözüm odaklıyım ki, kılları bitirdim de lojistiğini merak ediyorum. Mantıklı mı bilemedim.

Tarçın 4 yaşını bitirdi. Tarçın kocaman kız çocuğu oldu. Böyle 4 patili kız çocuğu. Tezgahın atından fosforlu turuncu renkte bir pinpon topu bulmuş, ne ara buldu ne ara çıkardı bilmiyorum, evin şuan ağzına sıçmakla meşgul.

Portished de geliyor İstanbul'a. Alllllaahııımmmm o Roads yok mu o Roads. Ağzı olsa da dili olsa da konuşsa keşke! Nasıl hüzünlü nasıl isyancı tam İstanbul gibi bir şarkı. "Oohh, can t anybody see..."

Tamam hocam sensin, ırkçılık felan ayyynen sensin, hayır ırkçılığa, evet muz, aynen sarı olandan, hocam sensin ya, sakin, yani merak ediyorum iyisin hoşsun zor yokuşsun, çektin gittin ya da çektin gönderildin, sensin yaaa dur bi. Sen deyilmisin bu yönetime hayır diyemeyen, yandaş olan, tamam hocam tamam, aynen, ırkçılığa hayır! Ayyyynen-ayyynen.

Elektrik faturasını okumaya giremeyen memur, faturanız okunmadı diye boş fatura kağıdı bırakmış. AHAHAHA ya faturayı okumadığını anlıyoruz da bunu fatura kağıdına basması çok komik bence. Sikerim gitmem ben Bedaş'a filan, öteki ay 2 aylık öderim -.-

Yazın kesin Ayvalık'a gidicem. Karar verdim. Gerçekten çok ihtiyacım var yaza. Güneş ve deniz ile sevişmek istiyorum.

Çok sevdiğim ama bayaa çok sevdiğim bir dostum hamile. Hem de annem gibi sevdiğim birisi. Bu kadının çocuk yapacak olması beni dehşet heycanlandırıyor. Bugün öğrendim. Ay Kasım'da bebek geliyor ayol.

Jay Jay Johanson'nın İstanbul'da sanırım Cihangir - Karaköy sırtlarında bir evi var, çok sık geliyormuş İstanbul'a. Bir söylentiye göre çıkıp tek başına dolaşıyormuş. Şehir efsanesi gibi amk. Yılda 1-2 kez sahne alıyor. Şu aralar da var, gidesim geldi. On The Radio gerçekten iyi şarkı.

Sizi şimdi, gerçek bir Trentemoller yapıtı ile başbaşa bırakıyorum. Kasper Bjorke'nin bu parçasını Trentemoller yorumlaması ile dinleyin. Ben de Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'ne devam edeyim. Yarın 1 Mayıs. Emek Günü. Biz özel sektör çalışanları için ise "ara tatil." Evdeki ekmek yeter mi acaba? Çıkmıcam. Ah durun vurmayın tamam tamam!


28 Nisan 2014 Pazartesi

Bitkili Haftasonu, Emanet Şehir ve Bilinmez Sokaklar

Blogta bir süre önce yazdığım Grönland ve Iceland ziyareti üzerine, bu sabah daha mesaiye başladığımın 5. dakikasında otelde Iceland'den bir çift ile tanıştım. Üstelik meslektaş çıktık, onlarında turizm büroları varmış. Benim oraları araştırdığımı ve seyahat kanallarından aldığım bilgileri paylaştım. Kartlarını verdiler ve gözlerimde çıkan kalpler ile onları kapıya kadar uğurladım. Fazla sinerji başa bela, sabah sabah nereye dağıtacağımı şaşırdım.

Haftasonu Yalova'ya sanki kahve içmeye gider gibi bizimkileri ziyarete gittim. Teyzemle annem yine başbaşa verip güzel yemekler yaptılar. Akşamda şömüne başında muhabbet edip, birbirimize komikli resimler edit yapıp gönderdik. En çok da animal face'e çok güldüler. Aşağıda teyzemin kaplumbağa ikonları koleksiyonu var. Kendisi ayrıca antika şekerlik ve lokumluk koleksiyoncusu. Almanya'da bit pazarlarını dolaşan cinsten. Gece geç döndüm eve, yağmur da yağıyordu. Biraz oyalandıktan sonra uyumuşum.

Ben elimde küçük bir çanta ile yolculuk yapmayı çok seviyorum. Kulaklığım, kitap, cüzdan, anahtar ve kalacaksam uyku kıyafeti olan bir çanta ile tüm Dünya'yı dolaşabilirim sanırım. 


Çok uzun zamandır beni heyecanlandıran ve geçen neredeyse bütün yazımı geçirdiğim Finnebassen, 2 Mayıs'ta Propaganda'ya geliyor. Gerçekten bu adamı dinlemeden yaza girmek istemiyorum.  Adamın altında Paradisko da çalacak, daha ne olsun?

.

Yazının en sonuna sakladım. Fermina'nın yorumlarını öyle çok sevmiştim ki, koşaraktan ertesi gün Mefisto'dan Emanet Şehir'i aldım. Çok tesadüf, yazarı Levent Cantek Leylak Dalı'nın kardeşinin eşi imiş. Muazzam bir çalışma olmuş. Hem kitabın kendisi, hem de içindeki hikaye. Çok etkilendim. Benim açık konuşmak gerekirse, çizgi roman kültürüm yok, ama bu çalışma çizgi romandan çok öte şeyler kattı bana. O yılları çok yüzeysel tanıyorum ama ufacık bir hikayeye 1950 'den hemen önceki yılların bir sürü detayı sığdırılmış. Kelimeler ve olaylar özenle seçilmiş, zengin mesajlar verilmiş. Çok sevdim. Buna benzer türleri okumaya açık olduğumu farkettim, en güzel sonuç bu sanırım benim için. Instagram'dan çizeri Berat Pekmezci'ye yazdım, "imzanız olursa, alırım bir dal" diye. Beyoğlu'nda çok isterim onları görmeyi. Teşekkür etti, niyetleri varmış. Tarçın ve kitap şöyle efendim;


İstanbul'a Kasım ayı serinliği ve yağmurlar geldi. Sanki böyle kolundan tutup seni bilmediğin bir sokağa çeken bir adres gibi ilerliyor hayat. Bilmediğim sokaklara girmeyi seviyorum. Gerçi son girdiklerimde hep ters yöne girmiştim. Umarım karşıdan araba gelmez. Şu şarkı güzel, bunu dinleyin, ben de Çin'den gelen postcrossed kartımı inceleyim biraz...


25 Nisan 2014 Cuma

Abzürt Hediye

Kafamı şimdiden öyle bir telaş sardı ki, ne siz sorun ne ben anlatayım. Aklınız durur. 

O yüzden en iyisi mi siz şimdilik bu abzürt telefon kabını inceleyin, ben de bugünün Cuma olduğunu hatırlayarak raporlarıma geri döneyim. Ay çok enteresan bu Dubaili kadınlar. Şu Chanel yazılı parfüm şişesi şeklinde kabı benim boynum astırtacak kadar Arap'laştırdılar beni. Birinin boynunda görüp aa ne ilginç demiştim. Sen beğendin, al senin olsun dedi, çıkardı verdi, öyle de cömertler. Artık bir Şeyh ile evlenme vaktim gelmedi mi sizce de? Böyle yerlere kadar sürünen taşlı türbanım ve Prada valizlerim ile Türkiye tatiline gelmem gerek. Türkiye hatta arada sırada gelmem gereken bir ülke olması gerek. Tahamül edemiyorum artık çocukların göz altına alınmasına.

-Halas! Yallah.


24 Nisan 2014 Perşembe

22 Nisan 2014 Salı

4 Mevsim

Gün tam da Pera, Asmalımescit ve Galata Kulesi arasında yürüyüş yapmalık. Böyle bir şeyler planladım. Hava şansımızdan yana giderse İstanbul bu ara tatilde çekilir olacak. Şehre 4 mevsim gelmiş gibi. Saat 2 - 3 'ten sonra serinliyor hava. Şimdilik güzel herşey. Keyfim yerinde.

Öyle güzel bir enerji var ki avuçlarımızda, böyle öpüp saklamalık.