15 Haziran 2014 Pazar

Ooo Mim, Alırım Bir Dal

Mim'i sevgili Cessie'den aldım, teşekkür ederim mimlediği için, çin makarnası yerken cevaplarını yazdım, fonda Doğulu çalıyor, severim çok eski şarkılarını. Ben de tabi ki mimlerimin kadrolu personeli (zzahahaha) Zihin'i ve ilk defa değişik bir ismi; Keyaki'yi mimliyorum. Bu aralar biraz yoğun ama sınavından sonra cevaplar.

1.Açık ilişki hakkında ne düşünüyorsunuz?
Açık ilişki ne? Konuşurken memelere bakmak mı? Yoksa iletişim mi? İletişim iyidir, ama konuşurken memelerime bakılan ilişkileri pek tasvip etmiyorum. 

2- Eşcinseller arasında marka takıntısı var mı? Giyimine özen gösteren sadece eşcinseller mi? Dar pantolon giyen biri hakkında hemen eşcinsel bu diye düşünür müsün? Örneğin iç çamaşırı alırken aldıklarına dikkat eder misin yoksa don olsun derli toplu tutsun mu?
İlk soruyu cinsel tercihi bu yönde olana sormakta fayda var tabi. Diğerlerine biraz yanıt yazabilirim. Hayır giyime özen göstermek bence kafa meselesi. İnsan kendini nasıl neyle görmek istiyorsa onu giyiyor. Cinsel eğilimden dolayı giyim elbette etkileniyor, doğal değil mi bu zaten? :):) Dar pantolon olayı çok alakasız bir örnek, bu sene "skiiiniii jean" dedikleri olay erkeklerde moda ve aynı siikiinii jeansten benim erkek arkadaşım da giyiniyor ve kesin gey değil. İç çamaşırı alırken cotton ve baskısız olması dışında dikkat ettiğim bir husus yok ama pazarda ya da mağazada yanımdaki kadınların ne tür zevkleri var diye merak ettiğim için ellerindeki donları yandan yandan keserim. Kocaman popolu bir kadının jartiyer alması çok komiğime giderdi, ne biliyim ya.

3.Küçükken bebek oynamayı sever miydin? Evcilik oynamayı sever miydin? Daha çok kız arkadaşın mı vardı erkek arkadaşın mı?
Ahh bayılırdım. Dünya kadar barbie ve şu gazetelerin verdiği kesmeli kağıt bebeklerden vardı. Evcilik de oynardım. Kendi kendime ya da komşu çocukları ile. Liseye kadar kız arkadaşım bolcaydı. Lisede ve üni'de eşit gibiydi. İstanbul'a taşındıktan sonra yaşam tarzım ve hobilerime bağlı olarak bu eşitlik bozuldu. Geçen bir kaç haftaya kadar tribünde maç izliyorum. 

4.Genelde yabancı müzik mi dinlersin? Müzik tarzın nedir? Dans etmeyi sever misin? Bacağını 180 derece açarak oturabiliyor musun?
Evet, yabancı ağırlıkta. Sıkı bir elektronik müzik dinleyicisiyim. Tüm insanlığın çılgın gibi dans ederken, bir disko topuna dönüşmesini hayal ediyorum. Soru ne ara bacaklara geldi yaa hiç anlamadım? Neyse bacaklarımı o kadar açamıyorum ama şu benim ;


Efendime söyleyim, nerde kaldık...

5.Fantezilerin var mı?
Oovv çok sert hkjfghfghf. Var.

6.X'ten Next olur mu? Sevgili ile arkadaş kalınabilir mi?
Hıyar ise anca iyi bir cacık olur. Ben tercih etmiyorum.

7.Pisuvar takıntınız var mı? Beden eğitimi dersleriyle aranız nasıl?
Ayakta işemek erkeklerde erken prostata neden oluyor, arkadaşlar sikini seven ayakta işemesin. Beden eğitimlerini çok severdim çünkü arazi oluyordum. Arazi olmak benim işim :d

8.Sizce eşcinseller narsist midir?
Narsist ne demek?

9.Bir harem kur deseler haremine alacağın tek kişi?
AHAHAHAHAHAHA Ay çok enteresan sorularmış bu sefer bunlar ya

9 Haziran 2014 Pazartesi

Tatlı-Sert : Galata-Rakı-Deetox Tokatlaması

Efendim şimdi şöyle bir durum var, tatil tarihlerim karıştığı için ve yakın zamanda bir takım bürokratik kağıt işlemleri ile uğraşacağım için canım sıkkın, ruhsuz yazıcam biraz bağışlayın, kafamı dağıtıp gidicem.

Biraz ruhsuz başladığım haftaya, biraz çiçekli ve güneşli devam ediyorum. Ama ben yine de keyif aldığım şeyler yaptım.

Dün yani Pazar günü, maça gitmek yerine Nilşah'a ve şiş bademciklerine yardım etmek için Galata Kırım Kilisesi'nin bahçesinde açılan Garden Sale satışında çalıştım. Çalıştım demek daha doğru olur, çünkü böyle oraya ve yaptığı işlere öyle ait hissettim ki kendimi, çalıştım demek daha samimi ve faydalı. Bir sürü eşyayı ve 2-3 çeşit de yiyeceği sergiye hazırladık, insanlarla sohbet ettik ve tekrar dükkana geri taşıdık. Yürüme mesafesinde olan dükkan ile kilise arasında bir yokuş vardı. Allahtan ablası Gülşah'ın bir arabası vardı. En keyiflisi de havanın günlerce yağıp, dün pırıl pırıl olması idi. En az Türkler kadar bölgeden dolayı Amerikalılar, İngilizler ve Fransızlar da standı ziyaret etti. Onlarla konuşup, ilgilenmesi bana düştü : ) Bazılarına çilek reçeli ve kek sattım : ) 

standımız da böyleydi efendim

Vintage kıyafetler de şöyleydi. Bir kısmı hala Kumbaracı Yokuşu: Balkon Sefası'nda satışı devam ediyor.
Çok güzel ev tipi cookiesler ve atıştırmalık şeyler de verdik. Nilşah'ın, Balkon Sefası'nda sattığı hemen hemen bir çok ürünü sergiledik. Takılar, vintage kıyafetler, annesinin yaptığı organik reçelden tut da, kendisinin tasarladığı saksılara kadar çok orjinal işler sunuldu. Başka standlara göre, biz iyi bir alana sahiptik ve orjinal işlerimiz vardı. Her sene olan garden sale için seneye şimdiden başka fikirleri bile konuştuk. Eve saat 9 gibi döndüm ve sadece 1 saat dayanabildikten sonra uyumuşum. 


Bütün pazar bu işlerle ilgilendikten önce, Cumartesi günü ne zamandır bir ekşın yapmadığımız ve sürekli birbirimize laf atarak hasret giderdiğimiz Cansu ile, Kadı Nimet'te buluştık. Cansu, gözündeki arpacığı ve ben rakı içtik. Sonra arkadaşı Sinem katıldı. Rea'da kahveye devam ettik. Cansu ile rakı içmek güzel oluyor. Gözümü kapatıp, sapık gibi rakı içebileceğim kadınlardan biri Cansu. Temennim gözünün hemen iyilemesi. Yoksa O'na da bir kimlik çıkartmak zorunda kalabilir. Geri vapur ile döndüm. Vapuru çok özlemiştım. Efektler bana hep Adana Twins'in Drive videosunu hatırlatıyor. Çok iyi değil mi? İzleyin, ritmi ve görüntüleri çok seveceksiniz. 

 


Perşembe günü çekim yaptım, bu hafta da var. Arkadaşlar; çekim prensibim, çektiğimi yerim. Gerçi bu aralar iştahım ile ilgili sıkıntılarım var. Biraz fazla yiyorum. Eve dönünce çay-kek ikilisine kapatıcam kendimi. İmdat.


Cuma günü ise, Opera'ya gittim. Evet yanlış duymadınız. Bildiğiniz elit Operası :d Hikaye aslında farklı. Kanada The Star gazetesinde tüm evreni dolaşarak burdaki etkinliklere giden ve müzik çeşitleri ile ilgili bir köşe yazan Mr. Littler, otelimizin konuğu idi. Kendisi onbinlerce km öteden 2 tane opera için gelmiş, dönünce yazısını yazacak 76 yaşında tatlış bir amca. Biletleri edinmek için ailenizin misafir ilişkilerinden yardım istedi. Birine buldum ama Zorlu Center PSM'de gerçekleşecek Fatih Sultan Mehmet Operası için kredi kartındaki teknik nedenlerden dolayı çalışmadı ve bilet alamadık. Çok üzüldü. Dönünce bişi yazamıcam çünkü bilet alınmıyor demek zorunda kalıcam dedi. Aynı akşam doğru bir isimle bir telefon görüşmesi yaparak, bu güzel Opera için 2 tane free bilet buldum. Ertesi gün biletleri bulduğumu söyledim. Aynı akşam da birlikte Opera'ya gittik. Bu mucizeyi nasıl yaptın hiç bilmiyorum ama sanırım benim koca İstanbul'da Taksim'de bu oteli seçmem, kartmın çalışmaması ve senle konuşmam, hepsi bir mucize dedi. Tam da benim kafadandı. Müzik ve gezmek. Blogumu anlattım ona. Gezmek ve yazmak konusunda beni destekledi. Operayı da yazacak mısın diye sordu. Bu arada iyi bir Fazıl Say ve İdil Biret takipçisiymiş. Çok mutlu oldum.

Opera fena değildi. Molada kocaman güzel bir kek ve kahve ısmarladı. Sen ne düşünüyorsun diye sordu. Biraz yavaştı ve sıkıldım dedim. "Eee, şey ilk öpüşme hiç bir zaman en iyisi olmaz (ahahhadhasjkha) Biraz yaşlıyım, yüzlerce operaya gittim, bu biraz fazla old fashion, doğrusu sıkılmakta haklısın" dedi. İçim rahat etti. Sanırım başka Opera'ya daha da gitmem. Gösteri anında resim video yasak olduğu için ben saygılı davrandım, her ne kadar bizim kezban halkımız buna uymayıp çat çut şap şap resim çekti ama ben çekmedim. Sadece minik bir selamlama yakaladım, burda. 

Operadan sonra koşturarak eve döndüm. Elimde tatlı bir telaş var. Şey, bilmiyorum büyülü bişi, kaçsın da istemiyorum. Özel bir gün için hazırladığım komikli bir süpriz. Geçen hafta başladım yapmaya. Uzun zamandır ince bişiler ile uğraşırken, kendimi bu kadar mutlu hissetmemiştim. Bitince bir kısmını yayınlarım belki :d

Efendim Topless eventleri devam edecek. Yazın ortası Ramazan'a denk geliyor. Hali ile bu dönemden sonra mekanlar ivme kazanmak için çeşitli zıplamalı ve dikkat çekmeli olaylara girişecekler. Bunlardan bir tanesi de Roof'a koşullanmış bir event. Geçen hafta gittiğim Dailymotion da tam olarak bu resimde görünen güzel ve içinize yaz esintisi dolduracak "cool" mekanda yapılacak. Kalpli gözler. Buna bir de etkinlik şeysi açmışlar. 


Veeee, kendi aramızda şeyyapacağımız ama konsepti neden ile duyurusunu yapmaktan çekinmeyeceğim bir olay daha var. Belki ilerde biraz daha işi genişletince kendi aramızda şeyyapmaktan vazgeçeriz, bunu Emincan'a sorun :d Dailymotion'da çalışan ve Topless eventinden hatırlayacağınız, ekşının bağırından kopan arkadaşımız bir house party düzenliyor. Sit down and relax formatında geçecek party için güzel de bir flyer tasarlamış. Bu hafta sonu sanırım orada olucam. Sohbetli pilavlı ve bol deephouselu geçecek partynin yazısını sizinle paylaşmaya can atıyorum. 


Ve son olarak, ay yeter Silvia diceksiniz, biliyorum, Minipax flyerını da sizinle paylaşıp topuklarmı kıçıma ata ata eve gitmek istiyorum. Sanırım dünden kalan biraz havuçlu kekim olacak. Çay da içmem gerek. Bugün iş yoğundu çay içemedim. Bu hafta biraz koşturmalı geçecek. O yüzden size haftaya yazarım belkim. Beklemede kalın, müzik dinleyin ve yazın gelişini sevişerek kutlayın. Sizi playlistimin benden illallah yaptığı şarkı ile birlikte bırakıyorum. İyi haftalar, iyi tepişmeler.

Deniz Kurtel ile keşke evlensem. 


6 Haziran 2014 Cuma

İsimsiz Sinir Harbi ve Bağzı Katılmalı Etkinlikler

İsimsiz bir üzüntü geçiriyorum. 2 gündür felan. Sanırım havadan diyip kezban bir bahaneye sığınmıcam, "1-Beklediğim işler var ve bitmiyor. 2-Euromessage'ın asla anlamadığım aptal bir panel yönetimi var ve işlerimi çok aksatıyor. Gönderimlerimi yapamıyorum. Eski e-mail datalarını silmiyorlar. vs. vs. korkunç karşık bir sistem. Kullanan varsa, kullanmasın. Dünya kadar dolar para alıyorlar. Spam'a düşüyor dolarlarınız. Verilerin günellenmesi için gece sonunu bekliyorlar. Sanki Nasa'ya veri yüklüyoruz.

Çok sinirliyim ya yazamıcam sanırım daha fazla, haftasonu bişiler vardı, onları anlatcaktım keyfim kaçtı gidiyorum.

...

3 Haziran 2014 Salı

İbrahim Tatlıses Mutsuzluğu

Hayatlarınızda ışık olarak nitelendireceğiniz kaç tane insan oldu ve sonradan bunları kaybettiniz?  

Dün gece biraz kırgın hissettim kendimi. Yağmur yedim işten çıkınca. Yatmadan önce aferin içtim. İçmez olaydım. Kafam hala kendine gelemedi. Sabah neredeyse geç kalıyordum yine. Kafamı makul düzeye getiremiyorum.

Bu sıralar biraz körüm yazmak konusunda. Çünkü kelimeleri sanki pencereden dışarı silkelemiş gibiyim. 

2 gündün üzülüyorum bu hava neden 25 Kasım gibi diye. 

2014 'ün rengi Radiant Orkide imiş. Bence 2014 gerçek bir gey yılı olacak. Bence gelecek yıllar da bu renk olmalı. 

Kolestrol ilacımı bırakmaya karar verdim. 17 yaşımdan beri 300'ün üstünde olan değerler için ne olduğunu bilmediğim uluslararası patentli ilaçlar kullanıyorum ve bunu bir düzene oturtamadım. Sürekli unutuyorum ve istikrarım yok. İstikrara koyamadığım bir şeyi de kullanıyorum demek istemiyorum.

Yıllık izinimin tarihlerini değiştirecek gibiyim ve planlarıma dışardan istemediğim değişiklikler dahil olduğu zaman çıldırır vaziyete geliyorum. Böyle olunca gidesim gelmiyor. Kafamdaki derde bak. 

Büyük bu şehirde agresif bir  hayat yaşıyoruz. Apartmanındaki insanlar, ev sahibin, marketçi, patronun, ofis arkadaşın, otel misafirlerinden bazıları, telefonda senle konuşan ürün satıcısı, bankadaki memurun, metroda karşında oturan teyze, hepsi çok mutsuz, kaygılı ve güvensizlik dolu. 

Ay bu ibrahim tatlıses mutsuzluğu nerden geldi üstüme ya? Sanırım grip olucam.


2 Haziran 2014 Pazartesi

Bir Takım Ev Kekleri, Hank Moody ve Kurabiye Kedisi

Ay sorsanız haftasonu hava nasıldı diye ona bile cevap veremezdim. 3 kilo çiğdem yedim, mutfaktan kalkmadım, Tarçın kucağımda ara verdiğim Californication'a geri döndüm. Ne güzeldi tam 2 sezon birikmiş, 6. sezonu izledim. 7'nin 4'üne felan gelmiş olabilirim. Hank Moody, bizde öyle! Niyetim 7'yi bitirip, Dexter'a geçmek. 

Bu aralar çok yiyor bu çocuk. Patates gibi bişi oldu iyice. Hafta arasında bazen ilgilenemiyorum. Dün akşam Müge ile beni evde bulunca bütün şımarıklıklarını yaptı. Festivalden aldığım şu sabun köpüğünden balon çıkarma şeysinden ona minik balonlar çıkarınca çıldırdı. Havada uçuşan şeylere verdiği tepkiler çok komikti. Resim ise; en son yorulup kafasını masaya dayamış hali. Kucak kurabiyesi. 


Teee İspanya'daki şu meşhur kilisenin yapımına başlandığı sırada istediğim bir Madrid magneti vardı, Conquisstador'a teşekkürlerimlen, yaşasın Galasözlük, yaşasın Cimbomlu mücadelemiz! Viva Nando Cat! 

Haftasonu yaptığım tek ekşın mutfağı dağıtıp yalandan kek ve organik makarna hazırlamam oldu. Süs domateslerinden sos felan yaptım. Kek için, dolapta kalan biraz çilek vardı, onu da kullandım. Biraz da çikolatalı sos yaptım üstüne. Gece sıkılınca yemelik cinsten bişi oldu. El içine çıkmaz yani. Yukardaki son hali, tipini beğenmedim. Bu aralar zaten yaratmak konusunda başarısızım. Çünkü limonlarda çıkmadı. Tekrar ekicem bugün.


Geçen hafta gelen kartların üzerine bugün 2 tane daha geldi. Ama aksilik ya pulum bitmiş. Onlar gelene kadar bugün gelen şu yukardaki kedili kartlarla sizi başbaşa bırakıyorum. Şuan çılgınlar gibi gök gürlüyor ve hava simsiyah oldu. Off en sevdiğim, çok yağmur, net sucuk gibi ıslanmak :d