2 Temmuz 2013 Salı

Kararsızlıkta 1 Fenomen

Eylül'de iş arkadaşımın düğünü var ve ben farkına vardım, yıllardır bir düğüne gitmiyormuşum.  Gitmediğim gibi, ne giyeceğim konusunu da hiç düşünmemişim. Uzun kol mu, göğüs dekolte mi, omuz mu, bacak mı, sırt mı? Beyaz mı, sarı mı, siyah mı, vanilya mı? Kafalarımı yicem. Arkadaşlar ben ne giycem, allaşkına bi akıl verin :(

Alışmayın

Umutsuzluğa alışmayın. Sokaklara çok yakıştık. 

1 Temmuz 2013 Pazartesi

87.Gazi Koşusu

Hemen yazıya bir açıklık getirerek giriyorum. Hayatımda hiç at yarışı seyretmemiştim. Açıkcası, hayvansever yapım nedeni ile tercihim değildi. Ancak vakti zamanında, bir arkadaşın "aaa çok keyifli, Ata'mızdan bu zaman kadar gelen bu organizasyonu ömründe 1 kez de olsa mutlaka seyret" söylemleri aklıma çok takılmış olacak ki, biraz da şansıma Tyler'ın atları:) biliyor oluşu ile dün için, taa hafta başından sözleştik. Tyler daha önceden çokca at yarışı oynamış ve hatrı sayılır kayıpları varmış. Hava yağar mı yağmaz mı diye konuşurken Pazar geldi ve koşmak için Taksim'de buluştuk:) 

Enteresan bir halk kitlesi var içeride arkadaşlar. Adamlar, kadınlar, çocuklar her yaştan insanın olduğu, çekirdeği birası kucağında, harıl harıl kupon yapan, birbirinin kuponunu yan gözle kesen, koşu bültenlerinin havada uçtuğu, atların bir servet olarak seyredildiği müthiş bir atmosfer ile karşılaştım. Sınıf farklılığı burada da var. Locolar, vip tribün, normal tribün gibi. Koşusu biten ve kazanan jokey çıkıp ödülü ile halkı selamlıyor. Şimdi bunu neden bu kadar abartıyorsun dediğinizi biliyorum. Bunu Veliefendi Hipodromu'nda seyretmeden söylemeyin derim. Bu yarış, benim için asla bir zevk olamaz (çünkü atlar sonucunda sadece yem kazanıyor ve içim acıdı) İnsanlar bu atlara bir kahramanmış gibi yaklaşıyor ve sadece"12 dakikada" ciddi paralar kazanılıyor. Tam bir hastalık. Tyler kaşla göz arası kuponu yatırmış ve ben ortak olamadım. Koşular arası yaklaşık yarım saat aralar oluyor. Saha hazırlanıyor ve yarış saat yönünde sürüyor. Saçmalık derecesinde komik at isimleri var ama bunun mantığı atın akılda kalması ve sempati kazanması. Jokeyler minnacık adamlar. Ortalama 55-56 kilolar. Çeşitli koşu mesafeleri var. Her yarış 1-2 dakika sürüyor. Özellikle son 500 metrede insanlar çıldırır gibi bağrıyorlar. Anlatılan "ağlayan adamları" görmedim ama yaşlı ve sakin amcaların bir anda ağızlarından tükürük çıkararak kendini kaybetmesi görülmeye değer. İçerde alkol var ve bir spor müsabakasını bira içerken seyretmek belki şuan son son. Yakında devletin burada da yasaklama yapacağını düşünüyorlar. Koşular arasında biz de bira içip çiğdem yedik ve atlar hakkında muhabbet ettik. Sıcakta, o kalabalığın içinde otururken, hipodrom birasının keyfini size anlatamam. Tyler ise geçmişte kaçırdığı paraları anlattı. Bir keresinde 750 Bin Lira'yı sadece 1 at ile kaçırmış. Yıllar öncesinin fenomen atları Yavuzhan ile Caş'tan bahsetti. Çok akıllı atlarmış. Gazi Koşusu ise Türkiye'de önemli bir devlet seramonisi. İstiklal Marşı felan okunuyor, düşünün resmi geçit yapılıyor. İstanbul Valisi'nin katılım yaptığı törende sürekli "Taksim Dayanışması" tezahuratları yapıldı ve bu çok hoştu. Saat tam 17.15'te Gazi Koşusu için start alındı. En çok izleyeni olan ve 3,5 tirilyon paranın toplantığı bir yarıştı. Bu kadar para, ganyanı kazananlara bölüştürüyor. Loto'ya yakın bir mantık. Enteresan bir para arkadaşlar. Hangimiz aramızda 3,5 tirilyon toplarki bir günde :)) Hepimiz yeterince fakiriz. 


Koşu başladı ve geçen senenin şampiyonu "Divine Heart" tekrar şampiyon oldu. Kazananları büyük bir ekrandan tekrar seyrediyorsun. Saat 3'e doğru gittiğimiz hipodromdan 6 gibi çıktık. Çıkarken arkamızdan Gazi Koşusu'nda yatan kuponu geride bıraktık. Gazi'den sonraki koşuları beklemedik. Sonuçlarını bilmiyorduk. Yarışlar bittikten sonra diğer ayaklara akşam baktık. Tek oynadığı at bile tutmuşlen, Tyler'ın geçen seneki şampiyonu, kupona yazmaması ve bu atın bu sene de şampiyon olması tam bir komiklikti. Çok güldüm ama içten içe de çok üzüldüm. Kazanmaya sadece "burun farkı" denilen tabir ile veda eden Tyler'ın, tutsaydı kazanacağı para 911 Lira idi. Müthiş. Tek kelime ile üzüntü verici. Ben de ise, güzel bir kaç video anı olarak kaldı. Beni gerçekten etkileyen tek olay ise, son kez çimlere basan bir atın, seyircilere selamlatılmasıydı. At için isimli t-shirt bastıran, üstünde (atın ismi) "Bold Pilot" yazan ve bunu giyinen adamların olması, ata "çocukluk aşkım" diye seslenen küçük çocukların el sallamasını şaşkınlıkla izledim :) Yarışın sonunda Jokey olmaya karar verdim. 43 kiloyum. 10 kilo daha alsam net atsız bile koşarım.


Yarış dönüşü Tyler ile Shadow'a uğradık ve çok hoş bir yazı yazdırdı Fatih'e. Fatih'e götürdüğüm 2. müşteri :) Bu arada büyük bir süpriz yaparak 3. dövme kararını verdim. Büyük ihtimal bir Anchor olacak. Minik bahar çiçekleri ve güçlü bir halat ile sarılı bir Anchor. Yine kışa doğru yaptıracağım. 87.Gazi Koşusu'nda bulunarak bir Pazar'ı bitirdim. Sakin geçen bir haftanın sonuna, eğlenceli bir bitiş koydum. Bana eşlik eden @tylerdurden_ 'a teşekkür ederim. Saol Tyler. Ama kupona müthiş üzüldüm Tyler asdfghjk 


Pazar'dan önce, Cuma günü ise, Kuartet Reklam'dan Cansu ile buluştuk. Önce Fatih'e uğramıştık. Cansu, otelin ajans temsilcisi. Bira sözümüz vardı ne zamandır. Vera'da bira içip, geceye Asude'de Frambuazlı Vodka'ya vurduk. Asude sonradan çıktı. Cansu, Frambuaz şurubunu bizden duymuştu ve bir kişiyi daha Asude fanı yapmış bulundum. 

Güzel kafalar ile Cumartesi işe geç kalarak devam ettim. İşe geç kalışta artık bir Dünya markasıyım. Ufak ufak protestoların hala sürdüğü Cumartesi'ni tek başıma İstiklal'de geçirdim. Cansu'nun tavsiyesi ile aldığım Yusuf Atılgan kitabını yaz tatilime saklamaya karar vermiştim ve bir süpriz yaparak Dan Brown'nın son romanı Cehennem'e (Orjinal adı Inferno) başladım. Kitabı belki Tünel'de bir cafede okurum diye yanıma almıştım ama metronun kapanma ihtimalini göze alarak eve döndüm. Evde devam ettim. Kitap sayesinde Dante'yi de okumaya karar verdim. Romanı okuyan anlayacaktır...


Arkadaşlar. Gördüğüm kadarı ile bazılarınız geçmiş yazıda verdiğim tavsiyelerime kulak asmıyor. Bu saatten sonra benim size tavsiye vermemin artık anlamsız olduğunun sonucuna vardım. Çünkü birazcık yüzünüz varsa ve birazcık erkeklik onurunuz varsa ağlamaktan vazgeçersiniz. Bundan eksik olanlara, benim kalkıp da tavsiye vermem, ters akıntıya kürek çekmektir. Başka bir şey yazıp, blogumda artık uzatmıycam bu konuyu. 

Herkese güzel bir hafta olsun. Bana olacağı kesin, çünkü Dan Brown'nın kitabı ile hafta çok iyi geçecek^^ Sevgiler.

http://www.youtube.com/watch?v=ZwxKYMV7Qxw

edit- Bold Pilot müthiş ünlü bir atmış. Jübilesine denk geldik. Biz de saygılarımızı sunuyoruz. 

19 Haziran 2013 Çarşamba

Dönüyorum O Eski Şanlı Günlere

Yaz mevsimi iyiden iyiye kendini hissettiriyor artık. Güneş'in İstanbul'a teğet geçtiğini düşünürken sıcaklıklar biraz daha arttı ve ben de artık yıllık izin tarihimi belirleyim dedim. Yani güneş çıkmasa, yazın artık geldiğini anlamiycam bile. Eveeeet... Son 3 yıldır olduğu gibi güzel evime yani Ayvalık'a gidiyorum. Tarihlerimi yönetime sundum. Yüksek ihtimal 28 Temmuz'da itibari ile oralarda olacağım. Bir aksilik olmaz ise. Tarçın konusunu hiç düşünmedim, ya dostlarımdan ya da komşumdan yardım isteyeceğim ama minnoş bu sene de benimle olamayacak. 

Ayvalık...

Ayvalık için binlerce satır yazmışımdır bu blogta. Sanki hayatımda ilk defa gidiyormuş gibi heyecanlandığım tek şehir orası. Bazen bir çılgınlık yapıp, herşeyi bırakıp oradaki evime yerleşmek istiyorum. Tüm bir yıl uğraşabileceiğim bir şeyler bulsam, inanın çok düşünmezdim. Eminim, biz şuan otelde ne kadar çok etkilendik, oraya bile yansımıştır Gezi Park Direniş. 


Direniş'e ne oldu? Saçma sapan bir kaç ünlü ve sanatçı sözde halk sözcüsü olarak birileri ile görüştüler ve yalandan bir kaç karar alındı. Ama hemen hemen hepsi "yalandan" kararlar. Yine aşırı şiddet gösterilerek Cumartesi günü park dağıtıldı. Pazar günü sabah saat 8.30'da gözümü açtığımda, penceremde biber gazı dumanından karşı apartmanı göremiyordum. Cumartesi günü çok geç saate kadar Beşiktaş sahilde oturdum. Saat ilerledikçe dönüş için umutsuzlandım. 12 gibi yola çıktım. Eve dönüşüm Akaretler- Rumeli - Ergenekon ve ev oldu. Yollar caddeler çok kalabalıktı. Maça giderken "belki" diye çantama attığım sikko deniz gözlüğü bu dönüş yolumda çok işime yaradı. Hafta içinden otelde aşırı gaza maruz kaldım, devam eden günlerde evde yedim ve dışarı çıkamadım. Otelimizin döner kapısı, kameraları ve bazı camları polisin kapsülleri yüzünden patladı. Ertesi günü geldiler, kim yaptı? dediler. Siz dedik. Peki dediler. Durum bu. Hadi gülelim.

Şampiyon olmaya alıştık arkadaşlar. Cumartesi günü Abdi İpekçi'de şampiyon yaptık takımımızı. Bana orda eşlik eden, @passivecore @kobaloski ve @atakante_ 'ye , biletleri alan @jasinovic 'e teşekkür ederim. Ben de şampiyonluk maçlarını izlemeye bayaa alıştım. Baktım çok alıştım, yani bayaa bayaa alıştım, her maça bilet Arroyo'rum, gittim Arena'dan kombine aldım. Geçen sene çok pişmandım zaten almadığıma. Pazartesi uzun uğraşlar sonucu alabildim sistemden ama yemediğim laf kalmadı. Çünkü takip ettiğim kadarı ile az satılmış, çabuk bitmiş ve şanslıymışım. Ben de şöyle cevap verdim; "Silvia düşmanlarını öldürecem. Dönüyorum eski şanlı günlere." http://youtu.be/2Gh9JQHRGGo Bu arada Galatasaray Sözlük'e yazar oldum. Teşekkürler Neverfall. Yani sözlük içi dengeler şu aralar biraz eleştirilse de, ben ayağımın tozu ile 3 tane öğrenci arkadaşa basket maçı bileti sağladım bile. Sonradan bana çok teşekkür ettiler. Eyvallah gençler. Siz de sağolun. Güncel haberleri ve yorumları takip etmek adına buradan keyif hala alıyorum. Zamanım yettiğince de karalıycam bir şeyler.


İstanbul'da büyük müzik festivalleri iptal oldu. Ben de neden kendi festivalimizi kendimiz yapmıyoruz? dedim çocuklara. Aslında ne zamandır hep birlikte bir şeyler yapma planı vardı kafamda. Herkesin kendi malzemesini getireceği güzel bir "home party" tasarlayabilirim dedim. Malzeme derken panik yapmayın. Alkol kastediyorm. İllegal:))mevzularla:))işim:))olmaz:)) Ajandama aldım. Bu olaylar herkesi yıprattı, üzdü. Unutacağım şeyler hiç değiller. Özellikle benim gibi "aşırı uç" sol görüşlü biri için gerçekten tarihi olaylardı. Bu küçük organizasyon, ilişkilerimizi ve mutlu olmaya çalıştığımız zamanları biraz tazelesin istiyorum, yeter. 


İlişkileri tazelemekten konu açtım bu nedenle bu yazıda giydirmek istediğim konuları biraz askıya almak istiyorum. Çünkü 1-2 haftadır gerçekten büyük düşüş yaşıyorum. Beni üzen ve gözlerimi yaşartan insanlar bunca biber gazının yanında çok daha fazla orantısız kalıyorlar. Şike hakkında sövenlerin aslında en büyük şikeyi kadınlara yaptığı aşikar. Herkesin diline kaşar gibi düşen "Kahrolsun Bazı Şeyler" sözü benim için de geçerli oldu. Taksim Meydan'da birisi yere bunu yazmış. Bayaadır gülüyoruz.  Gece - gündüz sorar oldum kendime; neden böyle? Neden böyle ve neden bu kadar kötü kalpliyiz. Neden bu zulmü kalbimizde unutmuşlar?

Arkadaşlar... 
Aramızda hala kız gibi davrananlar var. Hala 16 yaşında, annesinden izin alarak Cevahir'e giden ve  pizzasına koyduğu ketçap-mayonez miktarı annesi tarafından karar verilen ufak kız çocukları var aramızda. Hala son kalan 39 kontörü ile 5 sayfa sms atanlar var ve ağlayanlar var. "Cınım Faiz Lobisi Kandili'ni kutlarım" diyerak kendi ile daşşak geçirtenlar var. Henüz ben yoldan dönerken, bu yolda gidenler var aranızda. Böyle yapmayın. Komik oluyorsunuz. İşinize gücünüze bakın. O regl olmuş telefon mesajlarınızı kendi akranlarınıza atın. Bana atmayın. Hadi arkadaşlar.

Dönüyorum eski şanlı günlere diyorum. Güzel bir yaz tatili beni bekliyor. Güzel bir futbol sezonu beni bekliyor. Güzel bir İstanbul ve Ayvalık beni bekliyor. Siz İstanbul'da kıskançlıktan sikim sikim kıvranırken,  Ege'nin Laciverti'ni Instagram hesabımdan takip etmenizi öneririm. :)

Herkese iyi haftalar. Güney tribününden selamlar...