Marienplatz ile Karlsplatz arasında bir
rota belirledim. 4 günlük turist bileti almıştı. Bu çok
işlevsel bir bilet. Münih sınırları içinde – tabi belli bir alana kadar-
sınırsız indi-bindi hakkın var. Tramvay, U Bhan ve S Bhan denilen raylı
sistemlerde, ayrıca otobüslerde geçerli. Toplu taşıma ihtiyacımı 4 günlük 25.90,-€ ‘ a
çözmüş oldum. 4 gün boyunca sadece 1 kez bir kontrolöre denk geldim. Hemen
hemen herkes İngilizce bildiği için burada da zorlanmadım. Biletimi sordu, gösterim,
güler bir yüzle teşekkür etti.
18 No’lu tramvay ile kapının önünden
bindim, Sendlinger Tor’da inerek Asam Kilisesi ziyareti ile başladım. Rotanın
yürüme mesafesinde olmasına dikkat ettim. Şehir planı oldukça kolay.
Saint Johann Nepomuk olarak da biliniyor Asamkirche. Asam kardeşler tarafından 1700'lü yılların başında yapılmış, geç Rönesans mimarisi, içinde muazzam işler var. Sokakta var mı yok mu anlamıyorsunuz ama küçük kapısından girince wwoooaa oldum. Tavan resimleri inanılmaz. Renkleri görmeniz gerek.
Tabi bizim burada kiliselerin kapıları daima bi
kalabalık, bir curcuna var, orada her adım başı olduğundan davetkar bir
pazarlama yok, ben de “kapalı bunlar yea” diye Allerheiligen’in
ve Damenstift St.Anna’nın kapısından döndüm djshjadjn. Diğer kiliseleri ziyaret
edince anladım kapalı olmadıklarını :) İkisi çapraz konumlarda, çok yakındı,
bulundukları cadde doğrudan merkeze çarşı pazara çıkıyor. Oradan St. Michael ‘e
ulaştım. Hemen yanında da en büyüğü ve Münih’in en eski şehir siluetinde bile
kuleleri hiç eksik olmayan Frauenkirche’ye girdim ( hemen alttaki 2 resim).
St. Michael (sağ üst) ; Rönesans döneminin Barok mimarisi ile
yapılmış en büyük kilisesi. 1597’de tamamlanmış. O zamanın Dük’ü yaptırmış. Evet
Bavyera Dük’ü.
Hemen 1-2 arka sokakta ise Bavyera’nın sembolü
Frauenkirche yer alıyor. En etkilendiğim yerlerden biri oldu. Hayret ediyor
insan. Yapının yüksekliği sembol olduğu için şehrin merkezinde daha uzun bir bina
yok. Kuleler 98 metre. O sırada bir tanesi restore ediliyordu. İçerde,
hikayesine istinaden Şeytan’nın bir de ayak izi var. Hikayesini okudum ama anlamadım. Katolik kilisesi olan
Frauenkirche, ziyaret ettiklerimden en büyüğü olarak aklımda kaldı. Marienplatz’a sadece 3 dakika yürüme mesafesinde ve her
yol illa, su basmış ve asfaltlı İstiklal’e çıkar gibi burası da Marienplatz ‘a
çıkıyor arkadaşlar. Tek fark görüntünün muhteşem olması ve bu güzellik
karşısında belli belirsiz utanmam. Yüz yıllar geçmiş ve şuan insanlar önünde hala
resim çekiliyor. Sonra aklıma istanbulun ucuz ve zevksiz peyzajları aklıma
geldi, güldüm. Buyrun o meşhur belediye binası (alttaki) ; ve diğer güzel mekanlar.
Bir kaç kat ve iç bahçesini dolaştım. Avlusunda çok ünlü olan Rastkeller Restaurant’ı yer alıyor. Tradisyonel yemeklerini incelemek için bir tane de menü-broşür edindim. Fiyatlar 5 – 25 ,-€ arasında değişiyor, gün boyunca servis ediyorlar. Bir misafiri götürmek için ideal bir mekan. İzlediğim kadarı ile servis ve boş masa bulmak zor. Konseptini Galata Kiva’ya çok benzettim. Meydanın ilerisinde sizi Oyuncak Müzesi karşılıyor (alt-sağ), beni pek cezbetmeti, sadece yapısının resmini çektim ve karşısın bulunan Heiliggeist Kirche’ye girdim. Sanırım o günlerde bir peyzaj sergisi vardı, kilise yeşillenmiş. Ayol resmen botanik kilise.
Hemen diğer yanında ise St. Peter Kirche var. Bunun bir de manzara kulesi var, bütün Marienplatz’ı ve şehir merkezini görebiliyorsunuz. Altta görünen oyuncak müzesi ve kulesi. Diğeri ise Kralsplatz'daki şehir duvarı.
.jpeg)
Akşam ise Augustiner Braeu ‘ya gitmeye karar verdim. Yerel yemek ve yerel birayı deneyebileceğiniz çok büyük bir bira fabrikası + Restaurant burası. 2 bölümü var. Bir taraf biraz daha samimi blok masalarda karışık insanlarla oturuyorsunuz. Festival ortamı gibi. Diğer bölüm ise biraz daha sakin, ailen ya da dostlarınla bir masada oturabiliyorsun. Yemekler servis aynı. Patates salatasının içinde salatalık dilimleri ve pırasa rendesi var.
Birayı resmen Augustiner rahipleri bulmuş. Üretildiği
ilk günden beri içindeki karışım oranları aynı. Bu oranların dışına çıkılırsa
Münih birası olmuyormuş. Bu konuda çok katılar. Tadı rengi kendine has. Çok açık renkli ve keyifli içimi var. Bir
dünya bira mevcut elbette. Münih birası olmak zor iş. Bana miktar olarak tabi ki çok geldi. Damacana ile servis ediyorlar. Şu yuvarlaklar
göz oluyor. 4 göz içtiğinizde yaklaşık 1 litre yapıyor. Gerçek bir Bavyeralının ölçü
birimi. Fabrika ve Restaurant, Lansberger 32’de. Tarihi resimlerinin olduğu bir
de web sitesi var. Şurası tık.
Ertesi günün rotasını geceden yaptım. Şehir güzel.
(Devam) 3. Gün : Arap aile, Odeonplatz, şehrin ortasındaki ormanlar ve sörfçüler ve biraz daha kilise :d
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
Kafam kadar birayı hüpletmişin :p Yemek resimleri koyma, rica ediyorum :(( Nefis diye bişi var canım. Koy şöyle kiliseleri binaları ohhh kafa rahat :D
YanıtlaSilYa sadece 3 göz icebildim ajsjshs yuh o da 0,75 e denk geliyormus
YanıtlaSilDev biralı bir fotoğrafımla bayansilviaing fırtınasına katılmak istiyorum! :D
YanıtlaSilKokobellaing gezi boyunca Uğur ile aramızda espiri oldu. Resimlerini çok sevdi, bakıp bakıp seni andık, bir tane de ben yaptım, sonra kaldı öyle :d aaahhhh keske daha fazla bira içseydim ama gezi boyunca ayık kalmayı yeğledim, zaten gündüz orda bira, su soda gibi bişi, beni şişiriyor be, daha yeni kilo verdim zaten :)
YanıtlaSilBlogunuzu bir süredir takip ediyordum, merakla beklemistim bayram tatilinizdeki gezinizin nereye olacagi hakkinda. Bir de baktim ki Münih. Cok güzel sehir bence de. eger beni affederseniz kücük bir yorumum olacak baslik icin. sizin icin münihe asik olmanizi gerektirecek nedenleriniz var diye dusunuyorum, kusura bakmayin belki de ukelalik ediyorum. Sonucta sevdiginiz yaninizda olduktan sonra, o yer asikinizin bir parcasi olmaz mi? sevgi ve saygilarimla. P.S. ücüncü bölümü merakla bekliyorum...
YanıtlaSilEstf, beğendiğinize sevindim. Elbette başlıkta bir tevriye söz konusu. Nasip kısmet bu işler :) 3. günü yazıyorum, gün içinde okuyabilirsiniz. Hisli saygılar efendim.
SilAaa bize gelmişsin :) Şehrimi sevdiğine çok sevindim, gerçekten de tam yaşanılacak b,r şehir Münih. 3 sene bitti, hala yeni yerler keşfediyorum.. Ayrıca bir ufak öneri de benden, Marienplatz bölgesinde Viktualienmarkt'a uğramadan geçmeyin. Aynı bölgede ödüllü vejeteryan restoran Prinz Myshkin'de tavsiye olunur ;)
YanıtlaSilBaşlıktan da okunduğu gibi evet sanırım aşık oldum :) Viktualienmarkt'i kesinlikle es geçmedim, 5.gün dönmeden evvel bayaa bir vakit ayırdım, çünkü yabancı bir yerde yiyecek - içecek keşfi benim için çok önemli. Umarım en kısa sürede geri dönerim ya da hiç dönmem :):):) Aklımda tonla yer kaldı, tek tek ziyaret edeceğim. Bahsini ettiğiniz yeri de listeme ekledim, hemen deneyeceğim.
YanıtlaSilBEN DE DEV BİRALI FOTOĞRAF İSTİYORUM!
YanıtlaSilİçki içmeye yeni yeni alışıyorum eheh bu yüzden pek meraklıyım. Otu boku denemek istiyorum, bunu da denemek istedim. Münih gezisi çok hoş olmuş, dolu dolu geçirmişsin. Ne güzelsin yea *.*
Sen benden daha gençsin ve gerçekten bir dünya zamanın fırsatın var bu hayatta. Bana sakın para, zaman ya da standart engellerden bahsetme. İstediğin zaman kendine bir fırsat yaratıp bunu hayata geçirebilirsin. Ben bunu 28 yaşında yaptım ama sen daha kolay gidip görebilirsin bu güzel şehirleri ve yaşamları. Biraz istemek, gerçekten bir çok şeyin yarısı.
Sil