Geçen ay kendime hediye ettiğim Nine West bootilerden burada bahsederken
bir yazının sonunda, ciddiyetsizce yazdığım acaba bir de çanta mı baksam lafı
gerçek oldu ve ben şuan ciddi ciddi Nine West'de ayakkabıma uygun bir kaç çanta
kovalıyorum. Yani bir kaç haftadır kovalıyorum çaktırmadan. Bu arada aldığım
bootiler düşündüğümden daha rahat çıktı. Yüksek topuk boyuna rağmen İstanbul
havalimanından İzmir havalimanına gitmiş olmam, ayakkabının konforunu bana
göstermeye yetti. Sonra düşündm ki; dolabımda iyi bir tane de çanta olmalı, e
madem olacak bootiye takım olsun. Fiziksel uyum şart:) Beğendim bir kaç
tane. Seçeceğim birini bugün. Bu arada W şekildeki Celine çantalar çok moda
olacak, haberiniz olsun.
Şubat 21-24 arası kısa metraj bir İzmir ziyareti yaptım. Bana İzmir dilencisi diyen bazı arkadaşlar var ama kendileri İstanbul gibi sikimsonik bir şehirde yaşamayı beceremeyecekleri için ancak İzmir'de oturdukları yerden "amma dilenci çıktın sen de yahu" diyebilirler, bunun hiç sakıncası yok,söyleyebilirler :) Bu sefer ki ziyaretim kardeşimin doğum günüsü içindi. Arkadaşları ile Bostanlı'da takıldık. Mekan: Black Jack. Yaş ortalaması 19. İçilebilen maksimum 2 adet 30.cl Efes Pilsen. Uzun uzun yıllar sonra 90'lı
tayfa sayesinde ilk defa bir cumartesi gece 23.00'de eve döndüm. Antioksidan
hareketler. Tuna'ya hediye, eski bir alışkanlık olarak Jack & Jones'dan
harika bir yelek almıştım. Kız arkadaşı da Store'dan sweat almış. Yine aynı
hafta aldığım Nike kramponlarına ben döndükten sonra, kargodan gecikmeli
kavuşmuş. Orada olduğum süre boyunca boğazdan da geri kalmadım, Boyoz'lar,
annemin mutfak şovu felan hiç bitmedi. Biraz değişiklik yaparak Cumartesi
sabahı IKEA'ya kahvaltıya gittik. Gitmişken mutfak için bir kaç parça bir
şey satın aldım İstanbul'daki evime. Pazar akşam üstü ise İstanbul'a geri
uçtum. Benim şu uçak korkum ne olacak ya?
Geçtiğimiz
hafta Almanya'dan kuzenim geldi. En son canım dedemiz henüz vefat etmemişken,
2011'de Yalova'da teyzemlerde buluşmuştuk. Görüşemesek de kendisini Youtube
kanalından sıkı sıkı takip ediyoruz. Tatil demişler ve soluğu İstanbul'da
almışlar. Bizim de görüşmemiz şart oldu ve arkadaşı ile İstiklal'e geldiler.
Nihan çok bakımlı ve çok eğlenceli bir hatun. Bizim ailenin genlerinde olan
yaratıcılık ve mükemmel iletişim yeteneği, O’nu Youtube kanalı açmaya ve
blogger olmaya kadar götürmüş. Ufacık da olsa gelir elde eden bu işten büyük
keyif alıyor. Duesseldorf’ta üniversite okuyor ve Haziran'da mezun olacak.
Geldiklerinde akşam yemeği yedik ve Midpoint'te bişiler içtik. Dedikodu yaptık
ve aile büyüklerini çekiştirdik. Her ne kadar araya zaman ve mesafe girse de
bir araya gelince hepsi bitiyor ve yıllardır birlikteymişiz gibi sohbet
edebiliyoruz. Acaba bana alman bir koca mı bulsak napsak? ^^Böylece O'na yakın bir yerlere yerleşebilirim:P
Pazar günü
Lincoln'ü seyrettim. Oscar'a değermiş. Makyajlar, jestler ve sesler harikaydı. Daniel Day-Lewis için bile seyredilebilir. Sonra Ali ile buluştuk
Galatasaray Lisesi'nin önünde. Ayak üstü organizasyonlardan dolayı görüşmeye hiç fırsatımız olmamıştı. Cihangir'in o mükemmel lahmacunundan yerken
biraz kafasını şişirdim. Hani bazen bir tane lahmacun yersin ve tüm dünyanın
adaletini skesin gelir ya, orda lahmacunlar öyle güzel yapılıyor işte. Hava bok
gibi soğuktu. Kafam yine güzel olduğu için hiç birşey giyinmeden çıkmışım
evden. Buluşmadan önce Mango'ya uğrayıp ucuz bi kazak aldım giyindim ceketimin
içine. Ona rağmen Galata Kulesi'ne yürüdük. Lavazza'ya girdik ve güzel sıcak
çikolatasından içtik. Biraz benimle konuştu, açık açık anlattı bazı şeyleri.
Bazen zor konuştu ama güzel konuştu. Beni anladı, biliyorum. Ben de onu anladım
sanırım. Sonra bir kaç fikir söyledi bana. Söyledi ama sonra "beni boşver,
umursama" dedi. Sanırım gerçekte de hiç birini umursamayacağım. Ama O'nun dediği
gibi bu öykü hiç bir zaman mutlu sonu göremeyek olanlardan. Lavazza'dan
çıktıktan sonra ikimizin bu sıralar duyduğu ama kimin söylediğini bilmediğimiz güzel
bir şarkı hakkında konuştuk Galata'nın yokuşunda. Şarkıda sürekli One Day
diyor. Bir gün...
Gece şarkıyı bulup yollamış. Dinledim. Bir daha dinledim. Gece de dinledim.
Sonra anladım ki; bir elektronik müzik bile benim gibi bi adamı
hüzünlendirebiliyormuş. Ve şarkıda diyor ki; "Ah sevgilim, bir gün, bir
gün yaşlanacağız ve birbirimize anlatmış olabileceğimiz hikayeleri düşüneceğiz."
...
Hayatınızda hiç bir şey yapamadığınızda, eliniz kolunuz anlamsız şeyler
yüzünden bağlandığında; zaman, resmen geriye geriye işler. Öyle geriye
gider ki, güzel herşeyi beraberinde götürür, size kalan ise bir bok yığınıdır.
Kalan bu bok yığını ile tekrar bir akıl düzeni kurmaya çalışırsınız. Artık ne
kurarsınız, orası bahtınıza. Bana şu an o bok bile kalmış değil. O yüzden bu
şehrinde, bu düzenin de bu insanlarında ta amına koyayım.



.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder