9 Mart 2015 Pazartesi

No Eyes Can See, Uzun Haftasonu ve Uçamayan İnsanlar

Yani çok şeyyapmayım şurayı diyorum ama hayat işte bazen bazı şeyleri ertelemek zorunda kalıyorum, blog gibi mesela.
 
 
Ama size söz, güzel işlerle dönüş yopocoğom, oz koldo.
 
Efendim bunları, onlara da söyledim. 15 yaşında ayrıldığım evimden sonra bir sürü şehir dolaştım ve bir sürü insan tanıdım. Gel gelelim bu kadar zaman ve insandan sonra şu insanlar benim dostum olabildi. Very nice.
 
 
 

Haftasonu uzun bi aradan sonra tayfa ile Kloster'da Robert Babicz dinledik. Almanya'nın tekno canavarı güzel çaldı. Ama bana kalırsa, grup da aynı fikirde, Tangun daha iyiydi. Tangun, Kloster'i satın al. Sabah Bebek Starbucks'da kahvaltı ettik ve Beykoz'da Pazar'ı bitirdik. Bu yüzden maçı da izlemedim.
 
Fener maçı üzücü bitti. Beraberliğe bile fit değildik, bu maçı almamız gerekti, olmadı. Basketbolda desen, şube kapanmak üzere. Cacık gibiyim. Bu hafta üstüme bol bol hıyar doğrayın arkadaşlar.
 
Size güzel haberler getirecem, bence seveceksiniz, biraz wordpress işlerim kaldı, sonra her mecrada maceraya devam.
 
İstanbul Chillout Festival için biletlerinizi aldınız mı? Son gelişmeler için şurayı da takipleyin.
 
Genel müdürümün printerini bozdum. 1 haftadır servisten gelmedi.
 
Yoga'ya devam ediyorum ve duvarla handstanding yapıyorum. Halaylar alkışlar zılgıtlar. Tey tey tey.
 
Ve bence ayın bonbası Almanya tatilim. 1 Mayısta kuzenim evleniyor. Kafamın üstüne rakı koyup, çiftetelli oynucam.
 
Geçen farkettim, aliexpressten aldığım 10 'a yakın paketin adresine, no 10 yazacağıma 13 yazmışım. Paketlerin 4'ü geldi, gerisini bekliyorum. Çok acınacak durumdayım.
 
Buğra, pazar sabah Bebek'te yürürken şöyle bir şey dedi; "ya biz yaratılmış en iyi canlıyız ama bu şerefsiz kuşlar uçabiliyor, ben bundan çok rahatsızım." Sonra arabaya binip Beykoz'a gittik...
 
Güzel insan Barış Baykal, denemediği bir şey kalmış, o da radyo programı yapmak, evet Barış bunu da yaptın tebrikler, ilk yayının linki şurada, tık tık.
 
Soundcloud'da bir problem var ve ben link koyamıyorum. Benim bilgisayar ile alakalı olabilir. Bizim çocuklar kendilerine birer mac almışlar, yapacam bi çılgınlık. O nedenle eski günlerdeki gibi, şu parçayı koyup gidiyorum, belki kafanız yeterse dinlersiniz. Harikalar Diyarı.
 
 
Güzel bir haftanız olsun, mutsuzsanız dünde kalsın, küs uyumayın, yarını da şimdiden düşünerek kendinizi yormayın.

17 Şubat 2015 Salı

Duyarlılığınız Bittiyse Magazin Programına Geçebilir Miyiz?(!)

Ya siz siyah tayt görünce göt görüntüsü eleştiren adamlarsınız.
İyice duyarlı oldunuz 3 günde.

10 Şubat 2015 Salı

Ay Çok Sıkıştım, Seyahatim Geldi

Ben geldim.  

Ay kendime konsantre olcam diye yazmayı resmen unuttum.
Bir ses edip gidecem. İyi misiniz? Bence iyisiniz, baksanıza müzik çelınç'da 15 'e bile gelmişsiniz. Ay müzik seçmek beni şişircek diye girmedim.

Ben bi işler karıştırıyorum. Yakında duyurcam.

Şu aralar hayatta ne yaptığımdan değil nasıl yaptığımdan keyif alıyorum.

İstanbul çok soğuk. Nene gibi kalın çoraplar giydim.

Posta kartı isteyen?

Çok sıkıştım, seyahatim geldi.

Nefesinizi tutmayın. Küs uyumayın.

19 Ocak 2015 Pazartesi

Öhem öhem! Teoki e osin geos-eul hwan-yeonghabnida

Otelimizin ABD merkez ofisi Mutlu Dükkan'dan bizim ofislere sipariş vermiş. Sanırım kocaman 2 tane yedim. Şans mı? Yooo. Ne şansı bende şans ne gezer :d Aynı gün akşam Hatice eve döndü, turdan her gelişinde bana Kore çikolataları ve kahveleri getiriyor. Bundan sonra sizinle Korece konuşcam. teoki e osin geos-eul hwan-yeonghabnida
 
 
Şampiyonlar ligi gibi bir kadro ile Asude Bar'da Kızılyıldız-Galatasaray maçı izledik. Dodo askerden izin alıp gelmiş, ne iyi etmiş. Tabi alkol almıyor oluşum, ertesi gün yoga yapacak oluşum pek bir alaya alınsa da herkesi çok özlediğim için çok geç bitti ortam, cumartesi izin yaptım, sabah yogasını feda ettim, öğlene yetiştim. Bkz. kahve bardağı ve ben. 
 
 
Günlerimi iş-yoga-ev üçgenine kurmuşken  Pazar yogadan sonra, yeni otelimin etrafı Karaköy'ü kısacık bir turladım. Kendime Unter tostu ve ilk defa Twins Coffee Roasters'e giderek kahve ısmarladım, orada Match-up dergisi ile tanıştım. Bir kopyasını almıştım ama dönerken Nilşah'ta unuttum sadksalkd. Dergide bir Datça yazısına rastladım tesadüfen. Deniz Yılmaz yazmış. Tam da Datça'ya kadar gidip, zamansızlıktan ertelediğim şeyleri yapmış kendisi. Knidos ve Palamutbükü. Keşke yine bir yaz günü akıp gitsem oralara sessizce.
 
 
Unter çok kalabalıktı, bar kenarında bir yer bulup enfes rokalı ve Mozarella peynirli bir tost istedim. Karşımda portakal suyu sıkan barmen çok nazikti, çayımı unutan, servisimi açmayan ve hesapla ilgilenmeyen bayan yönetici adına benden bin defa özür diledi.  Kahvaltı sonrası Twins Coffee'ye gittim. Brew Coffee Works 'den sonra Twins sanırım yeni yerim olacak. Buğra'nın tavsiyesi, teşekkürler Buğra. O arada tatlılar kekler servis ediyorlardı, dergileri alıp çıktım. Pembe havalı koltuk da burada.
 
 
Size Balkon Sefası ile ilgili değişik gelişmeler yazıcam ilerde, bekleyin beni.
 
Pazar günü biraz da eski oteli ziyaret ettim. Bazen kopamıyor bazı şeylerden insanlar, alışmamışlar  gidişime, dinledim onları, çözüm aradık kendimizce. Ben de onları özledim şimdiden...
 
Geçen hafta bolca meditasyon ile standing, arka bacak ve sırt çalıştım, denge güçlendirme yaptım. İnsanın olmaz dedikleri, zamanla oluyor ve bu başarıdan mutlu oluyorsun. Bunu kendimde görmeyi seviyorum. Mutsuzluklarınız ve başarısızlıklarınız için ise, lütfen etrafınızı cezalandırmaktan vazgeçin! Kendi içinize bakın.
 
Küs uyumayın ve sevdiğinizin kıymetini bilin. Herkese güzel haftalar.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Bir Sırt Dolusu Özgürlük

İç buhranlarımın kapıma dayanmasını fırsat bilip, resmen karanlıktan korkup, koridorda ışığı yanan odaya koşan çocuk gibi yogaya geri döndüm. Hala zihnimin yogayı nasıl kabul ettiğine, bedenimin buna nasıl alan açtığına şaşıp kalıyorum.
 
Ve gece uyumadan önce hayretle bir şey fark ettim. Her hangi bir sırt çantası hazırlarken kendimi inanılmaz mutlu ve inanılmaz özgür hissediyorum. Son 1-2 aydır ufak bir siyah çanta kullanıyordum. İş çıkışı yogaya giderken içine eşyalarımı attığım sırt çantamı dün akşam yine doldururken, geçmişte yıllarca alan ve şehir değiştirmekten içime sinen göçebelik hissini oturup bir süre izledim. Değiştirdiğim şehirleri, hayatıma giren ve çıkan insanları, keşfettiğim yaşamları düşündüm. Sonra çantamın içine koyduklarıma baktım. Cüzdanım, kitabım, iki tshirt, iç giyim, iki havlu, şampuan, yoga pants ve 1 kazak. Tanrım! Ne kadar da özgürüm baksanıza, sanki sabah işe giderken tüm şehri dolaşacak gibi bir ivme ile doluyum, bir sırt dolusu çanta ile nasıl da havalara uçuyorum, nasıl da mutlu uyudum gece. -Tarçın acıkana kadar- hiç deliksiz.
 
 
Doğum haritamı yazmış Pınar. Çok ama çok şaşırdığım şeyler okudum. Özellikle hayatımda hareketli bir eylemin eksikliği gözle görülürmüş. Bunun dans-meditasyon ve/veya yoga olması gerekiyormuş. Çok garip. Aklıma hemen şu geldi. Hayatımda böyle bir histeriye ihtiyaç var sanırım ahahahahah. Çünkü bu bana anca yeter.
 
Bugün pazartesi ama hiç de pazartesi gibi değil, sanki salı gibi biraz da çarşamba. Aldatmıyorum kendimi, mutluyum demeye ihtiyaç duyduğum için bugünü canımın istediği gibi görüyorum. İçimi dinliyorum, kalbime zaman yaratıyorum, kendimi eğitiyorum.
 
Herkese iyi haftalar. Bu hafta hislerinize alan yaratın. Elbette yazının olmazsa olmazı; asla küs uyumayın.