3 Ekim 2012 Çarşamba

U Dönüşü

Geçmiş karşıma aile meselelerini bahane ediyor. Bana ne lan senin babanın icrasından. Ev de nasıl soğuk o gün. Kombiyi köklemişiz. Eşyalar toplanıyor. Ben yine her zaman olduğu gibi saçma sapan yirmi beş kat kazak,çorap ne bulduysam giymişim. Gözümün içine bile bakamıyor söylediği yalanları sıralarken. Gelmiş bir ortalık sakinleşsin diyor. Çok sinirlendim, yazmıyorum yazı falan...

29 Eylül 2012 Cumartesi

yeni bir dövme daha

Uzun zamandır aklımda olan ikinci dövme fikrini, başka şeylerin öncelikli olmasından dolayı kafamdan kovup kovup duruyordum. Cuma akşamı, birazda otelden geç çıkmamı bahane ederek, sırf Ordu deplasmanından kaçmak için eve gittim. Israrla Atlas Pasajının içinde dövme ve piercing showroomu açan bir arkadaşın daveti ile evden geri çıktım geç bir saatte. Yanımdaki arkadaş eli boş gitmeyelim dedi, mekana girmeden bir şişe şampanya aldık ve sofistike bir giriş yaptık mekana. Gittiğimizde Film Ekimi için gelenler mekanın içkilerini tüketmişti, bizde soğuk birer Tuborg alarak bir köşede, kalabalığı ve dövmeli gençleri seyretmeye koyulduk. İçeri girdiğimizde bizi karşılayan mekan sahibi, gelin bakalım isminizi yazın,çekiliş olacak dedi. İmkansız oldu,şansım döndü velhasıl yüz küsür kişi içinden dövme hakkı kazandım. Dedim ya, ne zamandır beynimi kurcalayan o iğneli sesi, yakın bir zamanda tekrar duyucam ama gel gör ki, her dövme yaptırmak isteyen gibi kafamda deli sorular, nereye yaptırsam mantığında dolaşıyorum son 12 saattir.

28 Eylül 2012 Cuma

Christ loves me


Geçen hafta gecenin ikisinde Taksim'den eve yürüdüm. Harbiye Caddesi biraz alengirlidir, bilen bilir. Travestilere bulaşmadan evin sokağına döndüm. Dolapdere'ye inen merdivenlerde, evin anahtarını çantamda aradım, buldum,çıkardım. Apartman kapısına yöneldim. Sırtımı çevirdim. Seçtiğim anahtar ile tam hamle yapacakken, omzuma bir el dokundu. "ananıskm anahtar ile adam öldürmek suç mu acaba?" derken, yüzümü döndüm. Belki bir Emenike, bilemedin bir Eto belki de Keita gibi bir çocuk, 3 adım geriledi beni ürkütmemek için. Bir saniye sessizlik oldu. Karanlıkta parlayan beyaz dişlerini ölümüne kıskandım. Ardından dedi ki "God said, Jesus Christ loves you so much. Please love him". Ben de salak bir gülümseme ile "Thank you, love him too" dedim. "Goodnight, bless you", thank you, thank you" dedi ve yukarı ellerini açtı, yalvararak gitti. Galiba inancımla ilgili Dolapdere Caddesinden bir mesaj getirdi ama ben anlamamış da olabilirim.



görsel:deviantart