9 Nisan 2013 Salı

Manita Yapınca Allah'ını Şaşıranlar

Çok Allahçı bi adam değilim ama bazı değerleri veya manevi sorumlulukları içimde taşıyan biriyim arkadaşlar.  Burası bir blog. Bir sosyal günce. Daha henüz bir kaç yazı önce, buraya girip çıkanı bilmem, isteyen okur isteyen okumaz ama kesinlikle benim inisiyatifim dışında içeriğine müdahale edemezler diye yazmıştım. Görülen o ki, yine bir nevi müdahale söz konusu...

Bakın arkadaşlar. Olayları anlatırken İsim, Kurum gibi niteleyici başlıklar kullanmamaya gayret ediyorum. Bu gayretimin karşılığında siz bu yazıları başka tarafınızdan anlıyorsanız o sizin edebiyat ve yazım marifetinizin eksikliğidir. Ama teknik konulardan çıkıp manevi konulara geri dönecek olursam da bu müdahaleleri yapmadan önce bir düşünün ve nerede olursa olsun, size verilen Allah'ın selamını geri çevirmeyin. Yeni manitanızı kendinize Allah yapmayın.

8 Nisan 2013 Pazartesi

Burada Bir Hayat Var,Adı İstanbul

Doğum günümde, aramasından mesaj atmasından korktuğum bir kaç isim vardı aklımda, allahtan çok kötü kalpliymişim ki demekki(!) aramadılar, ödüm koptu zaten biri bişi yazıcak diye. Doğum günü haftamın aslında en önemli olayı Ali'nin doğum günüm için beni Arena'ya İBB maçına götürmesiydi. Real Madrid maçı öncesi hem biraz moral olacaktı, hem de Lig için artık önemli diyebileceiğimiz bir maçtı İBB. Ne zamandır maç seyretmemiştim Arena'da ve yeni bir yaşın ilk günlerinde sevdiklerimle birlikte olmaya devam ettim. Maçı 2-0, bağra çağra küfür kıyamet seyrettik birlikte. 30 yaşımdan sonra erkeğe dönüşeceğimin teoremi bu sayede bir kez daha gündeme gelmiş oldu arkadaşlar.


Arkadaşlar, sevmediğin ot burnunun dibinde bitermiş lafı diye bir gerçek var ve ben bu deneyimi hayatımın bir kenarına bir kez daha not ettim. Ot'ları İBB maçı sırasında 52.000 kişi içinden gördüm, son insani görevimi yerine getirdim ve Dünya'nın küçüklüğünü kendime kanıtladım. Gittim yanlarına, selam verdim ve küçük süprizim ile şaşırttım. 2'şer sigara içtik, Johan Elmander hakkında konuştık, Karşıyaka basket maçının olaylarını anlattı, köşe yazımı söyledim, biliyormuş, blog'tan dolayı haberi varmış(!) vize tarihini sordum... Kalkıp giderken, Alp kıllanmış olacaktı ki, "adam mı var dövülecek, bak! kavga varsa çağır, tek başına gitme oralara " dedi. Keşke var deseydim. Çok pişman oldum. İyi bir dayak show seyrederdim Pegasus Alt'ta. Alp zaten sabıkalı, Ali desen, onun hikayesini de başka bir yazı da anlatırım, benimde boyum kısa olduğu için altlara çalışırdım, 3'ümüz iyi işler yapabilirdik. Tam bu seneryoyu düşünürken 2. devre başladı, yerime geri döndüm... Arkadaşlar, amına koyduğum yalanlarınızı kendinize saklayın ve benim kalbimi sakın kırmayın. Sonra siz, 52.000 kişi içinden yüzüme bakmak zorunda kalan bir Ot, bense Arena'nın en bahtsız adamı oluyorum:)


Maç çıkışı Alp ile vedalaştık ve çıkışa yöneldik. Orda da karşılaştık bizimkiler ile ama ben bu sefer tüm inanılmaz şirin ses tonum ve süper yapmacık tatlılığım ile "Yyyakşammlarrr" dedim ve geçtik yanlarından. En sevmediğim şeyde "kim lan bu hatun" dercesine pis pis beni kesen "büyük başgan" diye şımarttıkları komik suratlı çocuk oldu. Neyse... Galibiyetin verdiği mutluluk ile eve gidesim gelmedi, zaten günlerdir doğum günü kutluyordum. Hadi Küçük Beyoğlu'nda birer bira içeriz dedim Ali'ye. O 1 hiç bir zaman 1 olmuyor arkadaşlar. Enis geldi, Ali'nin ofisten arkadaşları geldi, o geldi, bu geldi, hooop 10 kişi olduk. Pendor'dan Bronx'a geçtik. Cekin çıktı sahneye. Sokak goygoyu, gelen giden biralar derken saat 3 olmuş. Dedik ya, şanssızım diye, tam çıkıp gidiyorduk, iki Kezban telefonunu çaldırmış barda, kamera kayıtlarında Kezbanların yanından ben geçiyormuşum, siviller çekti beni, kayıtları kontrol edene kadar bizimle kalacaksın dediler. Kamera kayıtlarının olduğu kata çıktık, sonra gerek kalmadı. Adamı bulmuşlar. Özür dilediler, benden sivillere efsane ayar; "Sağlık Olsun." Nasıl ama, iyi ayar vermiş miyim ? Çıktım sonra binadan, eve vardım. Gebermişim...

Evde sakin ama otelde ölümüne yoğun bir hafta geçirdim. Bazen eve iş getirdim, bazen de getirmedim, bıraktım yapmadım, beklesinler a.k dedim. Tembellik yaptım, ama her halukarda yoğun bir haftaydı. Bu yoğunluğun üstüne bir de raporlar, abidik gubidik işler çıkınca eve zor attım kendimi. Bu gergin haftanın üstüne bir de Real Madrid maçımız vardı ki sormayın. Bir önceki yazıda yazdığım heyecanın üstüne 300 katı eklenmiş bir kafayla, Ali, Enis (@coksuperim yazacakmışım, öyle rica etti:))) ve ben Nevizade'de seyrettik. 0-3 bitti. Benim hiç bir öngörüm yoktu. Global fikirler ile izledim. Ama kesinlikle çok farklı sonuçları hakediyorduk...


1 hafta daha öldükten sonra, Cuma çıkışta Buğra'nın yanına Kanyon'a gittim. Kahve içtik ve yine güzel setler, festivaller, güzel performanslar ve okuduğumuz kitaplar hakkında konuştuk. Belki haberi olmayabilir ama beni Stephen King'in Kara Kule serisini okumaya ikna etti. Burayı okuyorsa da, ikna olduğumu öğrenecektir :))) Canım Selam :)))

Eşgaller: @coksuperim @bayansilvia @PostmodernHiyar @emrecantekgul
İkinci Cumartesi'inde bir doğum günü daha vardı. Ne gezeelll, her haftayı böyle güzel toplaşmalar ile bitirsek keşke. Emre Can'na iyiki doğdun yaptık. Soğuk güzel biralar içtik, hava Beyoğlu'nda mükemmeldi. Kum Saati'ne gittik, ordan Loop'a geçtik. Eğlendik, hopladık, zıpladık ve bitirdik Cumartesini. Gecenin sonunda Emre Can ceketini kaybetti, valla üzülmüştüm. Abi, bir insan ceketini nasıl kaybeder yaa? Yani ben dışarı çıkarken bu şehirden saçımın telini bile sakınıyorum:)  Sonra bulmuşlar ama.

Pazar günü stabil aktivitemi bozmadım, Hitchcock'u seyrettim. Zaten sinema tarihinin en saçma sapan filmini de seyretsem abi, İngiliz İngilizcesi'nin olduğu her sahneye dakikalarca tapabilirim. Scarlett Johnson felam süperdi. Güzel kurgu, eğlenceli diyaloglar vardı. Gidin seyredin bunu da. Gelecek hafta için film önerisi olan?

The Rolling Stones tshirtü ve benim en sevdiğim şarkısı Anybody seen my baby? ile
Emre "Doğumgünü Çocuğu"Can 
Film çıkışı Ali'leri aradım, Taylor'un evindelermiş, makarna yapmışlar, ben de açtım ve bir koşu gittim yanlarına. Yedik içtik, evi o halde Taylor'a bırakıp çıktık. Ya neden böyle bir hayvanlık yaptık bilmiyorum ama ben sonradan pişman oldum evi toplamadığmıza. Taylor özür dilerim arkadaşım :( Eve geldim, saçlarımı bile yıkamadan uyumuşum. Gece öyle sık uyandım ki, rüyamda sürekli birleri ile kavga ediyordum. Evimde insanlar vardı ve uykumda şöyle söylediğimi hatırlıyorum "ikinizi de tanıyalı 1 hafta oldu, gelmiş benim evimde kavga ediyorsunuz, tanımıyorum lan ben sizi!"

http://www.youtube.com/watch?v=BinwuzZVjnE

3 Nisan 2013 Çarşamba

Ben iyi değilim,beni alın.

Yazmıycam, çizmiycem dedim ama şu bloguma iki laf içimi dökmeden de geri işlerime dönmek istemiyorum. Lanet yoğunum ve yetişmesi gereken tonla işim raporlamam var. Ama heyecandan oturup çocuk gibi ağlayacağım. Bütün Dünya bugün Galatasaray'ın Real Madrid ile Madrid'te oynayacağı çeyrek final ilk maçını seyredecek. İmkansızlar hakkında konuşulup, kuşlu takım taraftarlarının madrid baskılı tshirt giyindikleri bir güne kalktım. Ama kafamı toparlayamıyorum. Ön görüm hiç yok. Saat 21.45 olsun istiyorum. Bilgisayarın başında otelin yeni web sitesi içerikleri ile uğralırken, "ben naapıyorum a k yaaa ne işim var benim yazıların arasında" diyip diyip elim gs sözlüğün açılış sayfasına gidiyor. O büyük yürekleri, bu takımın taraftarını, gecenin heyecanını, tarihin içindeki başarıları herşey herşey tek tek akılma geliyor...

Sonra,
gözlerim doluyor...
Bırakıyorum herşeyi.

www.rerererarara.net




2 Nisan 2013 Salı

Sen Gelme Ulan Ayı

Sen gelmeyeceksin ama
yaz gelir bu şehire bir gün.
Güneş ise beni senden daha güzel ısıtacak.
...
Sen gelme ulan ayı.
Güneş gelsin yeter.




İlk köşe yazım yayında!

www.sehirveotel.com ekibinden güzel bir teşekkür yazısı alarak başladım sektör yazılarıma. Ben de onlara teşekkür ettim ve yazınsal desteğimi elimden geldiğince kendilerine ileteceğimi söyledim. ^^ Okunma oranlarını onlar vasıtası ile takip edeceğim. Eğer otelcilik ile ilgili yenilikleri ve haberleri merak ediyor, otelciliğin dışardan bakıldığında görünen goygoy tarafından ziyade, içinin gerçekten çok zor olduğunu okumak istiyorsanız sizi de o portala ve yazılarıma beklerim. Belki benim de bildiğim bir şeyler vardır ve sizinle paylaşırım... Herkese iyi haftalar dilerim.

Cumartesi günü çöldeki bahtsız bedeviliğim ile ortamlara ün saldım, haftasonu yazısını da akşam yazacağım. Çünkü bu şehir beni hırpalamaktan vazgeçmedi, vazgeçmeyecek...