6 Şubat 2012 Pazartesi
man like you
bazen o kafanı neden o omuzlarda taşıdığını düşünüyorum. o kadar farksız ,o kadar düzsün ki, arayışların o bedeni doldurmuyor. Çünkü çok övündüğün o bedeni, oracıkta bıraksan bile kafandan çok daha fazla işe yarayacak. hacmi ile yer kaplayacak. ama bedeninden ayrılan ve gökyüzüne uçan kafan, asla yere inmeyecek. hiç bir işe yaramayacak. kafan, yaşadıklarını terk edecek. düşlerin gökyüzünde dağılacak.
5 Şubat 2012 Pazar
gerçeksizlik
Aklım resmen yere düştü.Beynim yavaş yavaş aşağı doğru kayarken soğuk iki göz ile karşılaştım. Hiç istemediğim bir yerde hiç istemediğim bir zamanda hiç istemediğim bir çaresizlik içinde kitabımı açtım, 1-2 sayfa okudum ve kapattım kapağını. Okuduğum sayfaların, hikayenin son sayfası olduğundan habersizdik. Dünyanın döndüğünü o sırada anladım. Aslında kanımın donduğunu, kalbimin içinden buzlar geçtiğini bildiğim halde, o sırada içten çırpınışları bırakıp kitabın sonuna odaklandım. Bu güzel hikayede güzel insanlar vardı ama hepsi de çok uzaktaydı. Onlardan sadece bir tanesi biraz yakındı. Yarım yamalak bir ağızdan çıkan tek iddialı sözcük, benim geçmişimde yer edinmiş yegane lezzetli bir kaç kelime idi. Söyledim. O da kaydı gitti. Hareketsiz duran bir nesneye sarılmak gibiydi ona bakmak. Çünkü gerçeksizlik içinde sıkışıp kalmıştı, oradan onu çıkartmam hataların en büyüğü, orada bırakmak ise kederlerin en aşağısı olacaktı.Ne yapsam bilemedim.Dışarıda kar yağmış ,ellerimiz bembeyaz olmuştu.
29 Ocak 2012 Pazar
köşebaşı sözcükleri
Sarıldı.
Kokladı ve dedi ki; "seni canım yapmak istiyorum. içime sokup,çıkartmamak istiyorum.Orada saklayıp, kimse seni görmesin istiyorum."
Bunlar köşebaşı sözcükleri. Kayıp sokaklarda gözlerimin aradığı yön tabelaları gibi. Son bir dönemeç gibi. Onlar; hayat kurtarır ve elinde harita olmadan gittiğin yüreğin içi gibidirler.
İstenmeyen adrese gönderilen hatıralar değildir bu sözcükler.
27 Ocak 2012 Cuma
Hayat, 5 harften oluşmuyor
10'dan geriye doğru sayıyorum. Gözlerimi tuzlu su yakıyor. Suratım denizin zeminindeki ince kum tanelerini yalarken, suyun altı o kadar berrak o kadar aydınlık ki, huzurla doluyorum. Işık kırılmalarının içinde kaybolmak üzereyim. Yeşil,mavi,sarı yada başka güneşin tüm renklerine dokunmak istiyorum. Kulaklarım uğulduyor,sanki o acıyı hiç yaşamamışım gibi ,sanki hiç doğmamışım burada yokmuşum gibi. Kendimi parçalarcasına aradığım yüzleri denizin renkleri arasında aramak, kumların uzandığı ve tertemiz bir mavinin içinde bulacakmışım gibi. Çok geriye gitmek istemiyorum ama ben yılları unutuyorum arada, tarihleri, insanları. Yapılan hataları, seviyesiz gidişleri,gelişleri, çiçekli bir ara sokakta uçmuş gölgeleri düşünüyorum, elimde bir çanta taşıyorum ısrarla, içine ölmüş bir beden.
Ne zaman ismi kondu bu yaşamın. Ne zaman bekledi ve gitti benim gelmediğimi görüce bir zamanlar? Bir kez daha şansım olsa keşke tek tek sevgi yoksunlarını kaybetmeyi. Ama hayat,eskisi gibi gülmeye hiç benzemiyor.Hayat sürekli okuyup biriktirdiğim onca kelime gibi gelmiyor bana. Hayat, 5 harften hiç bir zaman oluşmuyor.
Hayat, yüzünü ince kumlardan yukarı çekecek kadar. Bir hamlede yukarıda büyük bir nefes almak gibi.
Ve sen...
Buralarda bir yerlerde sana benzer biri olacaktı. Belki görüntüsü biraz tutkuya benzer yada belki aldanışa yada çok uzak olana. Belki çok yakındır. Biraz belki kum tanelerine baksam, o ince örtünün altında, deniz beyaz gibi, çok ilerisi bulanık.Göremedim.
Çünkü sen o kadar ölüsün ki , sanki hiç gelmemiş gibi.
9 Ocak 2012 Pazartesi
utanç yazısı
Yarın olsun ve ben bir kez daha alkışlayım kalbimi, geceden sağ çıktığım için. Şu aralar havalar yine soğudu, sigarayı bıraktım,içmiyorum. Elimde çomak arsızca bekliyorum karşıma çıkmanı çünkü ne zaman bir nefret dayansa kapıma, orada eşikte kalmış gibi aklıma düşüyorsun, kapı üstten alttan kilitli,içeri girmen imkansız. Ben içerideyken ararsan kapı açılacak mutlaka ama bunu kesinlikle istemiyorum. Ben senden hep korktum. Benim yitip gitmemi seyredecek acımasızlığa sahip olduğunu, sakladığım tutkuları yerinden söküp atacak hırslara tutunduğunu biliyorum. İçi güzel olan tüm kelimelerin anlamlarını boşaltmışsın. Suratından ise şuan boyalı sahte sevinçler akıyor.
Ben utanıyorum. Utancımın tek nedeni , sevginin ne olduğunu bilmeyen Sen'i tanımış olmamdır.Ben bu utanç ile yaşamaya devam ediyorum. Sen ne kadar gittim desen de.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)