2 Mayıs 2011 Pazartesi

bir yazı.

Ayrılık, bir Pazar sabahı olmamalıydı,
yazın o kavuran güneşini ve bıraktığın yalnızlığı aynı anda yaşamak istemezdim.
SK-mayıs-İstanbul




sıradan bir gün.


Sıradan bir günün, sıradan bir gecesinde karşımda oturuyorsun. O benim nefrete ramak kalmış, senin boş bakışlarından biri ile benim üstümde gezinirken, benim sana dayanacak bir sabrım kalmamış. Barda kötü bir müzik çalıyor. Nefrete ramak kala diyorum çünkü ciddiyetsizliğin beni çoktan oralardan sürüklemiş oluyor. Bardağımda, söyleyeceklerim kadar çabuk bitiyor.
Ve kalkıp gidiyorum,
İşte hepsi aslında bu kadar.

Nisan'dı. günlerden 10'du

Bugün her zamankinden daha masum ve günahsız uyandım.

Mutlu hissettim kendimi.

Ne kadar sabır göstersek de, peşimize sarılan günahlar, bir gün bir yerde karşımıza çıkıyor.

Bunları şuan bertaraf ediyorum. Bunu bu sabah senin sayende yaptığım için bu sabah mutlu uyandım.

Çünkü,

“sen varmışsın gibiyim.”

günlük alıntıları-2

Farkındalık.

Bunun anlamını “içinde” aramış olduğuna, ben dahil sen de inanmıyorsun. Farkındalık hayatının ve hayatımızın hangi evresinde “bir kelime anlamına” bürünmüş ne yazıkki bilmiyorsun. Sana üzücü bir şey söylesem, belki bir nebze gerçeği anlayacaksın. Ama ne acı ki sevdiğim, bunu hala fark etmiş olmayacaksın. istanbul-nisan.

8 Şubat 2011 Salı

günlük alıntıları-1

Stresli bir günden sonra, eve gitmek, bir şeyler atıştırmak, Tarçın ile ilgilenmek, sohbet etmek... Bunları hayatımda değiştiremiyorum, rutinler ama benim alışık olmadığım şeyler de süregeliyor.

Özlemek.
Seni özlemeye alışkın değilim. Seni haftasonu görüp, daha kokunu bile anımsamadan pazar senden ayrılmak, özlemenin karşılığı hiç değildi. Kısacık zamanlarda sarılıp öptüğüm adamı hafta içleri özlemiyormuşum. 

Özlemek şuymuş;
senin beni 2 günde bir arayacağını bilmek ve o 48 saati saymakmış. Özlemek, benim sana "öksürüğün geçmedi mi daha?" sorusunu sormamdan sonra yaşadığımız 1-2 saniye sessizlikmiş ya da sana "ne yedin bakalım bugün? sorusunu sormammış. İstediğimde sana ulaşamamak, yardım etmek istemek bir şeylere ama edememek, seninle aynı anda gün saymak ve kalan günleri ayn anda birbirimize söylemekmiş. Rakı içmeyi özlemekmiş, Cumartesi günü, Kordon'da kahvaltı sonrası Bira'da içeriz demenmiş. Ama Can'ım herşeyden hepsinden önce, senin beni özlediğini söylemenmiş. Özlemin gerçek karşılığı buymuş, anladım... 16-01-11