26 Şubat 2019 Salı
14 Şubat 2019 Perşembe
Kimseye Soz Vermedik Ama Elbet Bir Gun
Mer haa baaa. Bati blogunun delisi geldi.
Valla kendime deli demicem artik, cok tatsiz bir deli muhabbeti yasadim, birazdan yazicam.
Noel oncesi balik ve sarap hayalleri kurarken hooop araya 2 ay girmis. Size soruyorum, ne ara girmis? Yani Istanbul'dan ve oradaki aksiyonlu hayatimdan ciktim geldim. 2 sene Kuzey Berlin'de yasadim, 1 tane elle tutulur sosyal mevzum olmadi. Arkadaslar 2 haftadir Istanbul'a birebir benzeyen bir muhitte yasiyorum, evet ozetle 2019 senesine yeni ev dedik. Oldu mu? Oldu. Tasindim. Ama bu 2 haftada basima gelen bir kac olay gercekten 2 sene geride biraktigim Istanbul hayatimi hic aratmadi ahahahah. Tesekkurler Wedding.
Berlin'de ev kiralama surecinde yasanan en buyuk sikinti ev bulmak. Aynen dogru okudunuz. Duz ev bulmak ve evrak brokrasisi. Elbette bununla bitmiyor. Ev kiralama sureci cok sikici, bunu uzun uzun anlatamicam ama Berlin'de bir gun ev ararsaniz is arar gibi bir surece hazirlanin. Efendim populer emlak sitelerinin premium hesap uyeliklerine, bankadan onaylanmis parali alinan kredilendirme notuna vs para dokmeye hazir olun. Daha ev bulmadan kapatalizme odeme yapmaya basliyorsunuz.
Efendim yeni seneye yeni ev dedik. Biraz imkanim biraz da zamanim vardi. Bir de tabi rahat batiyor. Kotu demeyim nankorluk olmasin ama zor bir seneyi geride biraktim. Gercekten hatirlamak istemedigim gunler vardi. Son zamanlarda evde sahsen kafamin almadigi seyler olunca biraz ozelimi arar oldum. Ev arama hikayesine araya giren yeni yil tatili nedeni ile ara vermistim.
Kontratti, eski yerde yerime birini bulmasiydi, toplanmasiydi, elektrik, dogal gaz vs. derken hepsini 2 haftaya sigdirdim. Berlin'de baska seyleri tasimada tanistigim sevgili Toni ve arkadaslarim sagolsun, kedi ile kendimizi yeni yere attik. Yavas yavas yerlestik.
Iceri girdik dakka bir, kombi calismiyor. Tesadufen bahcede gordugum bir Alman komsudan yardim istedim. Cuma aksami Berlin standartlarinda hic olmayacak bir saatte teknik geldi ve bes kurus odemeden kombiyi yapti. Bu cocuga gercekten bir yemek sozum var. Almanlar bu tip seyleri seviyor. Tamiri beklerken bana kendi fotograf koleksiyonundan bir kartpostal serisi hediye etti ve "relax, yerlesmenin tadini cikar, hosgeldin" dedi. Kendimi Alman gibi yapmak icin 50 firin ekmek yemem gerek, nedeni yazinin devaminda...
Birince gecemizde, muhtemelen ev sahibinin ve komsularin zaten bildigi, dairemin bitisiginde yasadigini ogrendigim, yasli, deli ve engelli amca korkunc bir sinir krizi gecirdi. Surekli bagirdi, kufurler etti, duvarima ve yerlere vurdu, asiri yuksek sesli tv izledi, ertesi sabah 10'a kadar hic susmadi. Cok korktum ve evimde yanliz huzurlu gecirmem gereken bir gece; yerine, "Allahim ben neredeyim" sorularina donustu. Istanbul'da o kadar benzeri olmasa da bir cok konuda zor konuda mucadele ettigimi biliyorum. Icimde biraz pismanlik biraz da koca Berlin'de bir ev bulamiyorken, bu daire icin neden beni sectikleri kerizligini yasadim diyebilirim. Uykusuz bir geceydi. Ertesi gun adam kayboldu. Bir sure yoktu. Sinirlerim bok gibi bir haftasonu yasadim. Ayni gece disaridan geldim, apartman kapisinda bunu gordum, bisiler sordu, almanca bilmiyorum dedim, bana defol dedi. Polisi ariyorum dedim, ehe ehe saka yabtim dedi. Eve girdim, uyumak uzereyken kapimi 2 polis caldi. Polisler evime girdi, odalarimi aradi. Ayni amca, gurultu yaptigimi ve yuksek sesli tv izledigim icin beni sikayet etmis. Sok oldum. Hayatimda hic bir Tv'im olmadi, ben buraya 24 saat once tasindim ve asil ben ondan sikayetciyim dedim! Kontratimin henuz 1 gun once basladigini ve cok kotu bir gece yasadigimi anlattim. Eheheeh adami biz biliyoruz dediler. Evime niye o zaman giriyorsun oc... En buyuk aptalligim ise onlari iceri almakti. Hep akilli gecinen, hukuk, medya, social issues, insan haklari bilgilerim ile her zaman ovunen ben, alman polisini kapimda gorunce, hayir giremezsiniz, arama izniniz nerede ve sorun nedir diyemedim. Cunku o kadar safim ki, yandaki amcanin basina bisi geldigini dusunerek gayri ihtiyari iceri onlari davet ettim, Insanligim yine mantigima yenildi. Neyse, olay anlasildi ama benim salakligim polislerin yaninda kar kaldi. Ev sahibine email attim, taciz edildim dedim, uyaricaklarini soylediler. Cevap sekilleriden, bu amcadan haberleri oldugu acikca anlasiliyor. O gunden sonra sesi hiiiiic cikmadi o ayri mesele. Isin daha kotusu bu tip insanlarin bildiginiz gibi Almanya gibi sosyal bir devlette duz bir vatandastan daha fazla haklari ve imkanlari var. Adam sanirim bir kriz gecirdi ya da bana yeni oldugum icin show yapti. Ben cok afedersiniz yarrak gibi bir moral ile kac gun gecirdim bilmiyorum. Gittim disarda kaldim. Oturdum, tekrar tasinirsam bana ne kadara mal olurun hesabini yaptim. Ozetle son 10 gunum gercekten cok tatsiz.
Elbette tatsiz seyler yazmaya gelmedim buraya. Hadi biraz da keyifli seylerden bahsedelim. Eve tasinma surecinden hemen once, Delft bulusmasi gerceklesti. Dilos ve Abdullah Hollanda'ya yerlesme hazirliklari yapiyorlar. Dilos kisa bir ziyaret ve bir takim burokratik islemler icin Delft'e geldi. Bu firsati kacirmadim ve ben de onlari ziyaret ettim. Yemekler pisirdik, giybetler siril siril akti. En kisa surede Berlin'de yeni evimde onlari agirlamak dilegi ile.
Vallahi ben demiyorum, bunu benim hislerim soyluyor; bir gun yolum Hollanda'dan gececek, inaniyorum. "Kimseye soz vermedik ama elbet bir gun." Inandigim seyler oldu, cunku yaptim. Beni biliyorsunuz. Buyuk konusmayim, istemek yeter, yaparim deyince oluyor sajshdhdhd.
Yemek marketine gittim. Boymans Muzesi'ni buyuk restorasyondan once gorme sansim oldu. Zira cok uzun bir sure kapancak. Muzede, Vermeer'in 1935'te yapilan bir sergisinin acilis afisine rastladim. Boymans'in kisisel koleksiyonuna bagislanan bir Mondriaan tablosunu izledim, inanilmaz bir sansti. Yayoi Kusama'nin sikintili odasina girdim. Yayoi seviliyorsun.
Delft zaten minnosluktan yikiliyor ve birak sen yazma, gorseller konussun kivaminda bir geziydi. Vermeer'in Delft'li oldugunun notunu buraya dusuyorum. Onun yasadigi, yurudugu ve ilham aldigi sokaklarda gezmek cok spiritüeldi. Mezarinda kendisine bir de Fatiha okudum...
Geri Berlin'e donecek olursam... Aklimda bir kac sergiye gitmek var ama bu son 2 ayda bazi islerimden geri kaldim, arayi kapamak icin cok calistim, o ara tasinma surecine vs; butcem bitik. Ama bunlarsiz da hayatim elbette devam etti. Arkadaslarimi, zaman ayirmak istedigim dostlarimi, eglenceli hayatimi elbette yaptigim masraflarim nedeni ile ve biraz da tembellikten oteledim. Bazen bazi insanlari ve olaylari, ozellikle gucsuz oldugum bu zamanlarda gereksizce hayatimin merkezine koyuyorum. Sonra o merkez bozulunca ya da hafif bir eksen kaymasi olunca sucu kendimde ariyorum ve panikliyorum. Bu buyuk hatayi yapmamak icin kendimi son zamanlarda cok kastim. Bu beni cok yoruyor. Bunun basi sonu yok ve default yasiyorum. Kendimi karsima alip, MORUK SIKICEM SU MODUNU, ARTIK BIR SAL YAAAAG diye cikarip yuzume yuzume vurasim var. Bu yokarda bana karsiliksiz yardim eden komsumun rahatliginda olamadim. Kendimi ne zaman duzluge cikarsam, dibi goruyorum. Acikcasi suan kendime hasarsiz bir Mart ayi diliyorum. Mart ayini, dogum yil donumum oldugu icin hayatimda her zaman parlak olaylarla hatirlamisimdir. Tabi hemen sonrasi Galatasaray camiasi gibi. Buyuk bir mutluluk asla cezasiz kalmiyor ahahahaha.
Ben yine de size guzel dileklerimi yazmak istiyorum, bu hayati ne kadar boklasam da icinde bir sekilde variz ve yasiyoruz. Hepsini anlatsam tey allaaaam der gozlerinizi belertirsiniz. O yuzden sessizce dertlesip gidiyorum. Guzel bir hafta ve haftasonu gecirin. Sevdiklerinizin kiymetini bilin, sevisin ve lutfen ama lutfen kus uyumayin.
Iyi geceler.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









