6 Ekim 2018 Cumartesi

Çekiliş yapiyorum. Hayatindan çekiliş.

Merhaba. Dogu Berlin'in delisi geldi. 



Ya varya, tatil donusu daha elimden yuzumden denizin kumu, tuzu akmadan Amsterdam'a calismaya gittim.



Size bakin abartmiyorum. Valizden bikinilerimi cikartip yerine gomlek pantolon koydum. Kosa kosa calismaya gittim. Boyle bir is gezisi olamaz omru hayatimda. 1 Hafta ne yedim ne konustum ne kadar uyudum hic hesabini yapmadim. Ohem, Amsterdam'i kopek gibi seviyoruz ona lafimiz yok ama is icin hic gitmemistim. Yine maymuna dondum, uzatmiyorum cok. En sevdigim yerlerden biri, Rijk Muzesi'ne yine gitme sansim oldu. Yerlerde yuvarlanarak Rembrandt'in Night Watch'ini izledim. Efendim bu tablo saatlere deger bir eser ama ben ancak onun icin havalimani yolumu uzatabildim. Kendi doneminin en onemli isi bence. Teknik detaylar hakkinda artislik yapamicam, gidin Google'dan bakin. 






Amsterdam hakkinda aslinda cok uzun yazim yok. Civikligi bir kenara birakirsam, benim icin iyi bir deneyimdi. Beginner yani bok seviyesindeki ingilizcem ile ozledigim pazarlama islerini yapma sansim oldu. Cok da eglendim.

Bir miktar Izmir ozledim, inceden homesick. Ismimin hakkini veriyorum. Nereden cikti mevzu hatirlamiyorum ama hayati suan Tarkan sarkilari ile full 90'larda yasiyorum.

Tatil donusu tabiki sadece Amsterdam'a gitmedim. Ucaktan iner inmez araya sirketimin 5.sene partisini sikistirdim. Bilen bilir beni, partileri asla kacirmam. Guzeldi. Yani biraz ozenerek gittim. Kim gitmezdi? Yapilan ise, bana yapilan yatirima ve is arkadaslarima saygim geregi mevzuya bir parca hazirlandim. Mekana girdikten sonra Ceo yanima yaklasip; "of harika elbise ve asiri guzel olmussun" dedi. O an anladim, ben biraz galiba fazla ozenmisim looooool. Guzel muzel degildi sadece onlar alisik degillerdi. Partinin sonunu soylemicem cunku hatirlamiyorum. Arkadaslar samimiyetle soruyorum. Nereden bulastik biz bu alkole ya? 



Neyse efendim. Keyfimiz bir miktar yerinde. Keyifle Kasim ayini bekliyorum. 1 Kasim'da Aphex Twin'e gidiyorum. Yuz yilda 1 sefer denk gelecek ve torunlarimiza anlatacagimiz bir event. Konserin biletini cikinca makul duzeyde bir butce ile satin almistim, evet buraya kadar hersey normal. Ama suan konserin bileti kara borsada crypto currency ile satiliyor. 500 Euro civari. Ahahahahahha.

Kendimi biraz hirpaladigim bir donemden usulca uzaklastim. Çekiliş yapiyorum. Hayatindan çekiliş akjsdjahaha. Simdi yazinca kolay gibi. 

Cok sevdigim seye yani "gezmeye" geri dondum. Gercekten ozlemisim. Tatil oncesi Viyana sansim olmustu. Gecen haftasonu ise yine hayalim olan sehir, Prag'a gittim.



Sehir yikiliyor arkadaslar. Yani bir kac sacmalik disinda, cok guzel bir haftasonu gecirdim. Prag'i bir nehir boluyor, bir tarafta saraylar katedraller, bir tarafta ne Rusya ne Avrupa, boyle arada kalmis ama hic bozulmamis sahane bir sehir. Asiri ucuz. Insanlar bir miktar turistlerden sikilmis gibi. Yemekleri biraz anlamsiz. Birasi guzel. Ulasim basit. Gezmesi ve fotograflamasi cok keyifli. Soyle asagiya bir kac gorsel birakiyorum. Tavsiyelerim; Yemek icin U Parlamentu cafe, Nazim'in siirlerini yazdigi Cafe Slavia, Posta binasi (ama iceride foto cekmeyin agziniza siciyorlar, benim sictilar jhfhdhggdd) random sokaklar, ikinci el magazalar, Bit Pazari "Blesi Trhy", DOX Modern Sanat Muzesi, sabah 8'den once Charles Koprusu. Canim istemedi, gitmedim : Kafka Muzesi, Ulusal Muze.  






Berlin'deki uzuntulerimi sembollestirdim ve bunu septum yaptirdim. Su zamana kadar kurumsal hayat nedeni ile erteledigim bir seydi ama bizim ofis bu konuda gercekten rahat. Butun yazi sneakerslarim ile gecirdim, dusunun. Anasinin karnindan cikip kumas pantolon giyen bir ozel sektor calisani icin cok iddaali bir aksesuar. 

Prag'da gezerken sokak ortasinda selfie kamerasi acilinca fark ettim. Septumun bir parcasi dusmus. Kan ter icinde bilmedigim bir sehirde piercing store aradim, buldum ancak takilan yeni septum sikinti yaratti ve sisti. Almanlarin yine bokunu yiyoruz ve yarin septumu degistirmeye gidiyoruz. 

Merkezde ilk gece kaldigim hostel fena degildi ama ikinci gece elektrik ve su olmayinca evet dogru okudunuz, gecenin bir yarisi sinirlenip pijamalarimla baska bir yer buldum. Palac U Kocku yeri ve servisi cok cok guzeldi. Ismi Cekce sarayin kedileri demekmis. 

Donuste otobus sirketi 2.5 saat rotar takti ve eve gece 1'de varabildim. Metroyu kil payi yakaladim cunku ultra erisimli Berlin'de metrolar pazar sabah 1 ve 4 arasi calismiyor. Bunlar da tatsizdi ama artik boyle seyleri takmiyorum kafaya.



Gordugunuz gibi gecen bu sure icinde dertlerimin icini bosaltip minimuma cektim. Dertlerim kaybolan piercingler, Spotify'da bulamadigim trackler. Artik bundan sonra boyle arkadaslar. Cunku hayatimda olan ama surekli mutsuz olan insanlari ofiste calisirken cikartamadigim gaza benzetiyorum.

Kasim ayinda planlarim arasinda, evet bunu yazarken bile tuylerim urperiyor, almanca kursuna geri donmek var. Ama nereye nasil donucem hic bir fikrim yok. 

Gelecek hafta is icin bir Cannes seyahatim var. Fransa'ya daha evvel hic gitmedim. Isten sonra cin tonik icip guzel havanin tadini cikarmayi dusunuyorum. Cin tonik olmasa daglarda yasardik.

Bu donem Berlin'de biraz dinlenicem ve bir kac aile ziyareti yapmam gerek. Hala bronz olan ben, tabiki gelen kis mevsimine hic hazir degil. Ancak gecen sene keyifle yaptigim pazar kahvaltisini ve pencere onu spotify keyfimi hafiften ozledim. Evdeki inek ile battaniyelerimize sarildik bekliyoruz BASKAN KIS MI GELIYOR? GONDER GELSIIIINNN.

Kendinize iyi bakin. Kus uyumayin, sevisin ve kahve icin! Fransa donusu gorusmek uzere. 


15 Ağustos 2018 Çarşamba

Viyana

Merhaba. Berlin bolgesinde kartilari yeniden kariyorum. Masa ayni. Sifir deste. Hepinize bol sans. Cunku ihtiyaciniz olacak. 

Son 3 ayim cok afedersiniz bok gibi gecti ama simdi keyfim ayi gibi yerinde. Ozetle buraya yerlestikten sonra bilmedigim bir sehire offically ilk kez gittim. Munih'i saymazsam. Viyana oncesi, sevgili Muge'nin daveti uzerine bir de Munih yaptim, mini gezi cok guzel oldu. Yolu artik ogrendim, misafir yataklari acayip rahat, daha cok gidicem muahahah. 

Efendim Viyana hakkinda aslinda cok bir sey yazmicam cunku acikcasi "ayol birak fotograflar konussun" kivaminda birseyler oldu. Amacim yeni aldigim guzel fotograf makinasi ile "az yazi bol goruntu". Allaskina uzun yazilari ne siz ne ben okuyoruz, artik bunu bir itiraf edelim birbirimize, beni kandirmayin ajsdhdhhd. Sizi bu yukten kurtariyorum ve guzelligi getiriyorum ashhshdgg.

Avusturya Havayollari ile maceram bitmedi cunku iptal ve rotarlar yuzunden malesef Viyana'ya 1 gece gec gittim ve gezimi .zip 'lenmis dosya formatinda gezdim lol. Sirkete zebellah gibi coktum, parami geri bekliyorum.

Hayatimda ilk kez gittigim ve cok sevdigim Viyana'yi ve hayatimda ilk kez benim olan bir fotograf makinasi ile cektigim ilk gorselleri asagida size birakiyorum. Hic birinde, bir kac eksen disinda duzelti ve filtre yok. Viyana zilyon tane sarayi, aristokrat havasi ve biraz asabi halki ile beni acikcasi cezbetti. Boyle sert karakterli sehirleri seviyorum. Munih'le benziyor. Malum kiz alip vermisler. Sisi kralice buraya gelin gelince, sehri kendine benzetmis. 

Basta muzeler olmak uzere, sanat galerileri, Mozart'in evi, Belvedere Sarayi, bir kac guzel yemek ve kahve mekanina zamanim oldu. Ozellikle Masterpiece koleksiyonlarin oldugu sergilere girdim. Egon Schiele, Klimt, Hundertwasser bu isimlerden bazilari. Bina exterior'larina hayran kaldim. Opera binasi ve Belvedere ates etmis. Eminim daha guzelleri de vardir. Gun batinca yakaladigim bu ara sokak, kilise ve mavi gokyuzunu izlerken aglayacaktim.


Suan 3 gun suren Berlin yazinin arkasindan mendil sallamaya gidiyorum. Iyi ki 2 hafta sonra izine cikiyorum. Mekan Ayvalik, serefsiz kardesim ile yine serefsizler mekani El Turco Beach Club'da olene kadar bira icip, Midilli'ye karsi online olacagiz. Bu sezonu 2 faktor gunes yagi ile bitirecegiz dostlar. Yakinda olanlari bekleriz. Rica ediyorum kus uyumayin. Kahve icin ve sevdiklerinizin kiymetini bilin. Gorusmek uzere. 

















5 Temmuz 2018 Perşembe

"Merhumun nesi oluyorsunuz? -Kendisi."

Evet arkadaslar hosgeldiniz. Guzelce delirdim. Bundan sonra bu gruptayim, beni aramayin. 


Valla ne guzel hemen normale donduk degil mi, sandiklarin uzerinden kalkabildiniz insallah? 

Ben iyi degilim demistim o nedenle boyle bazen ani  kararlar verip tatil programliyorum sonra bir bakiyorum parka gitmisim. Mesela Munih'e de gitmek istiyorum Mugus cagirdi. Ama bu aralar bisikletimle iyi iliskilerim var. Nehir kenarinda 3 saat oturuyorum, hic bir sey yapmiyorum. Yilin yarisi oldu ama o topladigim butun enerjim butun motivasyonum yerlerde. Sene basi yazdigim ay surayi gorucem bu muzeye gidicem laflarinin uzerine yavasssssca oturdum.

"Merhumun nesi oluyorsunuz? -Kendisi..." 



Davarlik; ulke, millet tanimiyor. Davar her yerde davar. Berlin'de insanlardan olesiye tiksindigim bir surec yasiyorum, siki tutunun dusuyoruz.

Kendi Asmr kanalimi acicam ama 3. dakikada kesin uyuyakalirim. Asmr; sik araliklarda belli bir ses seviyesindeki uyarici sesler gibi bisi. En sevdigim de Asmr Darling. Guzel bir kizcagiz. Ay yazamicam uzun uzun surdan bakin. 

Kafamin icinde default olarak Askin Nur yengi - Karanfil caliyor ve ben bu aralar Prater'de takiliyorum. Beni hic bir yerde bulamazsaniz polise haber vermeyin cunku kesin Prater'deyim. Ayi gibi bira icip eve sarhos gidiyorum. Burasi Berlin'nin tarihi bira bahcesi. Cok da unlu bir yermis. Ucuz hefeweisse bira, kaynamis misir kocani ve gun sonuna dogru dertlerden aglayan bir ben. Gayet uyumlu bir ucluyuz. 

Sarhos olarak eve donmedigim zamanlarda yogaya gidiyorum. Efendim bu dorduncu yoga sinifi. Amatorce bir salon, yol ustu, cok aydinlik ve trafik/sokak sesi cok geliyor. Bazi hocalarin bozuk ingilizce aksanina ragmen israrla yere bakan kopek yapiyorum. Trial oldugu icin ucuza aldim ama bu bok yere bir sonraki ay 80 euro verir miyim henuz karar veremedim. Trial sonundaki alkol seviyeme bagli.

Prater ile Yoga studyosu arasinda guzel bir uyum sagladim aslinda, ahhaahhaahha, sinirlerim bozuk.



35'imizden sonra actigimiz hic bir e-postadan mesajdan iyi haber gelmeyecek arkadaslar. Ay ben 3 sene daha Chillllllllllllll

Remco Beekwilder o RYC setini Soundcloud'dan kaldir guzel kardesim. 

Gecen aldim bisikleti. Aldim kaskimi. Ilk kez trafige ciktim. Cumartesi sabah erken olunca yollarda kimseler yoktu. 1-2 bisikletlinin pesine takilip 5 KM'de bitise vardim. Insanlik icin mutfak - oturma odasi arasi bir mesefa ama benim icin ekvator cevresi 2 tam tur. Ama ustune yoga yapinca metroya bisikletle bindim. Gotum yemedi donuste 5 km 'ye daha. Ama hak verin iyi surdum. 

Gecen Pazar gunu efendim cok hakiki bir sergiye gittim. Linki surada. 

Covered in Time and History: The Films of Ana MendietaPhilippe Parreno, Anywhen, 2017, Welt ohne Außen Immersive Spaces since the 1960s. 3 tane sergi. Olaaaayyyy, yikiliyoooor. 

Mendieta'nin kocasi bu kizcagizi atmis pencerende asagi, yargilanmis ama ceza almamis. Latin medyasi adami cok korumus vaktinde. Kiza da intihar etti demisler. Karsi komsusu olmeden once daireden bagrislar ve kizin Hayir Hayir diye bagrisini duymus. Nafile. Hala bir cok kaynakta intihar yaziyor. Bazi gorselleri soyle birakiyorum, Mendieta haric, onun eserlerini cekmedim. Lutfen enjoy, ya da burada olanlar lutfen sergiye gidin. Gropius Bau; Niederkirchnerstrasse 7'de. 





Sergi oncesi inek gibi su otlak kenarinda oturdum. Alandayiz. Burasi evime cok yakin bir park. Tabiki bisikletle ve kamp sandalyemle gidiyorum. Kendi kendime son 1 yilimi dusunup biraz aglayip rahatlayip eve donuyorum.


Turkiye'ye gidiyorum. soyledim mi? Ayvalik'i cok ozledim. 25 Agustos'a bilet aldim. Ben oralardayken, Istanbul Suma Beach'de DVS1 ve sevgili Freddy K caliyor. Bugra gel dedi. Tarih 1 Eylul. Gidebilirim. Bilmiyorum. Acikcasi Istanbul'a ve o kaosa kafa olarak henuz hazir degilim. Cidden hazir degilim. 

Kendi yansimama bakiyorum birsey goremiyorum bu aralar. Evet, sorunun kaynagini aslinda ben de biliyorum. Itiraf etmek gerekirse cok zor bir surecten geciyorum. Sevdigim insanlar ve sevdigim sehirler beni ayni anda hem de bir kac ay icinde terketti. Cok zorlandigim bir anda, ayni anda terkedildigim icin kalbim cok kirik ve canim asiri yaniyor. Bu boslugun yerine yaptigim seyler beni mutlu etmiyor. Konustugum insanlar, sarhos oldugum insanlar, is yaptigim insanlar, yoga yaptigim insanlar, mesaj aldigim insanlar, insanlar, insanlar, insanlar, icimde yerle bir olan guveni ve sevgiyi dolduramiyorlar. Buna yine bir gun alisacagim. Git geller yasayacagim bir donem. Ancak bu eksilis, uzaklarda oldugum icin, kabul etmem gerekirse benden bu sefer cok sey goturdu.

Tamam hadi, gulduk eglendik, saka yaptik. Hadi. Kus uyumayin, iyi davranin birbirinize. Hadi. 


25 Haziran 2018 Pazartesi

Uzun Mesafeli Bir Iliskide Terkedildim

Kalbim cok ama cok kirik. Dun gece uzun mesafeli bir iliskide terkedilmis gibiyim. 


Bloga ara ara geliyorum ve ara ara gidiyorum. Tekrar soyluyorum. Buradaki herkesle ve kendimle dertlesmeyi cok ozluyorum. O nedenle bir gelmek istedim.  

Bu 1 sene benim icin hic kolay olmadi. Son 2 ayimi bok cukuru ile cennet arasinda bir yerde yasadim. Insanindan tut yemesine icmesine hayvanina komsusuna kagidina copune havasina suyuna kadar hakkinda hergun bir sey ogrendim ve cok yorgunum. Buyudugumu saniyordum ama daha yeni dogdum.  32 yasindayim insanlari taniyamiyorum diye yine agliyordum gecen hafta ahahahha. 

Gecenlerde ogle yemegi arasi, oyle bir ara yok tabi. Bisiler yemek icin ciktim ofisten. Kosa kosa telefona yapistim, annemi aradim. Uzuntulerimin ustesinden gelemeyinca anneme sariliyorum. Kuytu bir limandan cok cok ote. Ben uzulunce icimi gayet kolay acan biriyim, her zaman sevdigim insanlarla konusur, yetmez kendimi yer, o da yetmez gelir buraya yazarim. Aradim. Caldi telefon uzun uzun. Niyetim kisaca durumu ozetlemekti. Acti telefonu annem. Konusmaya basladik. Sadece agladim ve umutsuzum dedim.

1 senedir her gunum cok zor gecti.  Gurbetcilik herkesi farkli yerden vuruyor galiba, beni de son bir kac aydir olanlar vurdu. Is hayatim, Almanya ile Turkiye arasindaki ozenle kurdugum ince bag, ozel hayatim, maddiyat ve sosyal konular. Nereye yaslansam coktu. 

Haber ajansinda calistigim icin herseyin cok ayrintili  icindeyim ve hislerimi ise bulastirmamak icin gayret ediyorum. Islerimi tarafsiz yaptigimi dusunuyordum taa ki dun geceye kadar. ( Bu kurumlarin zor tabii objektif olmasi ama AA gibi degil en azindan bir nebze mutluyum) Ne cok ihtiyacim varmis bir seylerin iyi olmasina. Dun geceki viraj beni paramparca etti. Ancak bir adim daha Almanya'ya ve sectigim hayata tutunmami sagladi. Nerede oldugumu, ne icin oldugumu ve hayallerimi bir kez daha hatirlatti kendime. Evet, evimi, dostlarimi, ailemi geride biraktim, donup geriye bakip asssiri uzuluyorum. Neden Turkiye'de mutlu olamadim, neden yok neden yasak yada neden pahali ve neden neden neden bir suru soru ile hala cirpinirken, dun gece kendime "al iste bu yuzden" deme cesaretini gosterdim. Buna ihtiyacim varmis. Belki bencilce, bimiyorum. Ama bir amacim var, hayallerim var, onlarin arkasindan cikip buraya geldim. O zaman geride biraktiklarima birer guzel ani ve tecrubeler serisi olarak bakip, sectigim bu ulkede ve bu sartlardaki hayatima odaklanmam gerektigini hatirladim. Umutlanmak, dun gece cok uzun aradan sonra, oha tunelin ucunda isik var demek cok guzeldi. Herkesin bu umuda ihtiyaci varmis. Hala bir dinamik var. Fiziken icinde olamazsam da bu dinamigin buradan bir parcasi olmak guzel. Bunu desteklemeye devam edecegim. 

Bunlarin yani sira baska seyler de oldu. Gectigimiz gunlerde buradaki en yakin arkadaslarimla biraz bu konuyu konustum. Ciddi sekilde ele almam gereken bir overthinking sorunum var. Evet, bu bir problem. Bu probleme sahip oldugumu artik kabul ediyorum. Bu artik fiziksel ve ruhsal olarak bana zarar veriyor. Kilo veriyorum cunku canim yemek gormek istemiyor. Odami aylardir temizlemedim. Guzel yemekler yapmayi biraktim. Tasimak istemedigim sorunlari uzerimden attigimi dusunerek klupte ciplak dans ettim. Yeni kiyafetlerimi cope attim. Icimi darlayan insanlarla iletisimimi kestim. Bunlar birer kacisti ama beni mutlu etti. Simdilik sevdigim insanlarla biraz konusup, gunumu kurtarmak icin cozumler yaratiyorum.  Tamamen iyilesmek icin cozumlere acigim.

Bu 1 senenin sonunda umutlarim bitik, paramparca, az bir miktar sevgi ve ozveri ile bu overthinking sorununun ne kadarini ya da ne zaman cozerim hic bir fikrim yok. Bir itici guc, bir koklerimden - gecmisten kopus, yasadigim mutsuz sehirlerden ve mutsuz insanlardan bir kurtulus gerek. Bulanik bir suyun icinde yavas yavas battigimin farkindayim. Kisaca unutmaya, umutlanmaya ve kendimi yeniden insaa etmeye ihtiyacim var.




13 Mayıs 2018 Pazar

Böyle Böyle Tertemiz Deliriyorum

Merhaba, doğu bloğunun delisi geldi.


Cok oldu degil mi? Yaz mevsimi, Berlin'nde en sevdigim haftasonu looool. Yaz mevsimi bu sefer gercekten de gelmezse polise haber verin. Çünkü kimse emniyette degil.



Genel olarak insanlara dahası reaksiyonlarina katlanamadigim, minnoş bir sureçten geçiyorum. Insanlara sesleniyorum; neden boylesiniz? 

İşime iş olarak bakip, Dunya genelinde olup biten siyasi olayları sallamazsam  akil sagligimi koruyabilecegim diye dusunuyorum. O ince cizgideyim. Biraz baski goruyorum, biraz motivasyon, vizemi uzattim, kisaca dönmücem ama "ehe çok iyim yuuuaa" ile stres yumağı arasi bir yerdeyim. Dün gece misal Tiflis'te olanlara, onca insanın heyecanla bir gece önce olanları propesto etmesine, orada olmak istememe ama olamayışıma, oturdum katılarak ağladım. Başka bir gece rüyamda, eski bir musterim ile ismini burada yazamicam, görüntü lisansı kavgasi yapiyorduk ve konu ile alakasiz bir isim, bana emailinde "Are you fucking crazy?" yazmıştı. Boyle boyle tertemiz delircem.

Simdi iyiyim derken en azindan merkez sakinligime donmeye çalışıyorum. 

Galiba RHCP'in By The Way albümü hala hayatımın en güzelinden biri olabilir. Geçenlerde gün batımını, eski havalimanı parkında izlerken kafamda Venice Queen çalıyordu. 

Geçen seneden daha çok güzel hava var. Terasımı temizledim, ilk kez çicek aldım. Terasın etrafını kediden dolayı biraz file ile kapamak zorunda kaldım. Çirkin görünüyor ama baska çarem yok. Kedi bundan hiç hoşalanmadı.

Aldığım çiçeklerin görsellerini aile whatsapp grubuna attım, malesef o grup kuruldu dostlar, evet kaçamadık. Ben de çiçeklere nasıl bakılır, ışık neresine iyi gelir, bahçe mi indoor mu, ne kadar su vericem vs, sorular sordum, beni ciddiye almadılar. Nasıl bakacağım haricinde herşeyi yazdılar : ( Biri onlarla konuscaksın dedi, biri su verceksin dedi, dalga geçtiler, şuan kendi imkanlarım ile çiçeklerime bakıyorum.  

Uzun bir süredir haftasonları hava güzel, dısarıda cokca vakıt gecırdık. Ben de biraz teras keyfi yapabildim. Ekip Berlin'deydi. Arada Galatasaray maçları izledim. Berghain'da maçkoliktan skor takip ediyorum. Pazar günleri stada sarhoş girdiğim ve eğer gol ilk 15 dk içinde atılıdysa asla hatırlamadığım maçları yaşıyorum. 

Son 90 dakika. Tüm sezon boyunca takımı, tribünü, arkadaşlarımı köpek gibi özledim. Şimdi nasipse buradan şampiyonluğumuzu izleyecegim. Ne güzel bir sene.

Berlin'deki dertlerimin %90'nını oluşturan epilasyon ihtiyacıma aşırı tatlış bir salon bularak noktayı koydum. Yaz mevsimine şıkır şıkır giriyorum. Dertleri, tüylerime yapıştırıp çekeceğiz ahahahaha.

1 Mayıs burada portestolardan ziyade parklarda yollarda bol alkol ve sokak yemekleri eşliğinde acık hava partileri ile kutlanıyor(!) Biz de Ali, Erman onların arkadaşları ve Keykan ile Görlitzer'e giremeden kıyısında başka bir parkta biraz eğlendik ama kalabalık bana basınca Neukolln'e kendimi zor attım. Aklı olan Berlin'e bugün gelmesin. Dost tavsiyesi.



Kutlamalardan evvel Nisan kapanışını çok çok güzel bir SNTS live dinleyerek yaptık. Sabah 4'te 3 ölü 2 yaralı çıktık mekandan. Baba birisi bize anlatabilir mi biz ne dinledik o sabah?

Artık kısa planlar yapmayı da bıraktım. Son dakika spontan heyecanları seviyorum. 20'li yaşlarda uzun planlar yapıyordum, sonunda kısa planlara çevirmiştim. Şimdi artık ondan da vazgeçtim arkadaşlar. Kısa planlar geri de kaldı şimdi sırada daha spontan hayatlar. Gönder gelsin İzmir Marşınııııı. 

Ayyy, Dunya'nın en kısa fıkrası, annemle babam, teyzemlerle beraber Berlin'e geldi ve döndü. Hayatımın geri kalanını akıl sağlığım olmadan devam etmek zorundayım. Bir miktar plan yapmıştım onlar için ama grupla gezince bazen bazı şeyler herkesin hoşuna gitmiyor. Görmelerini istediğim pek bir yere gidemedik, elbette şehri bolca turladık, apar topar başka bir yere yetişcez diye çıkıp gittiler ve ziyaretleri benim için tatsız bitti. Sonradan bayaa üzüldüm açıkcası. En büyük hayalim Botanik Müzesine gitmekti. Bir tek orası birlikte güzeldi diyebilirim. 



Bu aralar 1999 yılında yasıyorum arkadaşlar, boyundan bağlamalı body-tshirt giyiyorum ve Onur Mete dinliyorum. "Toplannnn, gözümün içine baka baka toplannnn."

Geçenlerde Markthalle Neun'a gittim, içeride kuytu bir köşede craft biracı varmıs, seksi ingiliz biralarından  denedim efendim, Berlin'e gelecek ve biraz butik street food denemek isteyenler, bu güzel yemek hali Eisenbahnstraße 42'de. Oradan Spree tarafına yürümeye vaktim oldu. Molecule Man nehir üzerinde ve gerçekten fotoğraflanmaya değer.



Efendim yogayı da almanca kursunu da bıraktım, iyice saldım, kendimi yemeğe verdim. Sonum acaba kaç kiloda bitcek. Misallll, geçen akşam Sudan Mutfagı yedik. Doyurucu ve lezzetliydi. Ben sevdim valla. Sudanlı kardeşlerimiz pişiriyor. Sahara Imbiss, Herrfurthstraße 5'de. 

Aklımda İstanbul'a gitmek vardı ve bir kaç tane müşteriyi acil görmem gerekiyordu ama erken seçim ve bir önceki seçim öncesi terör olayları nedeni ile içimden sanki tekrar bir şeyler planlanacak da işler boka saracak diye iptal ettim, bu da böyle bir his, buraya bırakmış olayım.

Yıllık izinlerimizi Temmuz ortasına kadar dondurdular. Sonrasında gidicez. Ben hala biletimi almadım. Aklımda Ayvalık var. Ağustos 25 sonrası. Oradan belki bir Lesbos, bir backpack ile. Belli de olmaz.

Burcu geldi gitti Norveç'ten. En son Ekim 2013`te görüşmüştük. Birlikte Berlin gezdik, lise yıllarımızın dedikodusunu yaptık. Bol bol bira içtik, Omoni'de sushi yedik, yağmurda ıslandık, Vietnam yemekleri denedik, Burcu'ya Club Mate içirdim, ve sevmediiiii lol. 

Ay ben de anneyim, ben de 8 yıldır her sabah 5'te kuyruklu bir boğaz doyurup, bok temizleyip,  sonsuz bir aşkla şişko bir çocuk seviyorum, benim de günümü kutlayın! Aaaaaaaaaaa.



Hepinize güzel bir yaz başlangıcı diliyorum. Haziran'ı hepimiz bekliyoruz, bir miktar güzel umutlar ile değil mi? Çünkü biz aydın insanların hiç bitmeyen sonsuz bir umut kuyusu var, sürekli buradan umut çekiyoruz. Bu kuru kuyu bir zaman yeşertiyor bizi. Vazgeçmeyin, sevişin, kahve için ve asla küs uyumayın. Lütfen.

Görüşmek üzere.