23 Mart 2017 Perşembe

Apartman Sohbetleri ve Bir Mim

İş yoğunluğumdan üzerine düşünüp yazamadım. Hepiniz yaptınız, sincice arkadan okudum, çok eğlendim.  Ben de bir yolunu bulup, blogspot ahalisi  ve özellikle İlham Kedisi için bu sorulara toplu cevap verdim. Yarın çok sevgili canım arkadaşım dert ortağım Ali ile rakı içicez. Cumartesi uyanmazsak polise haber verin. Herkese güzel bir hafta sonu olsun!
 
1.     Nasıl bir apartmanda büyüdün?
Toplam 3 çocuğun olduğu, devlet tarafından gösterilmiş araziye "Lojman" ismi ile yapılmış, hapishane görüntülü ama ne olursa olsun hala rüyalarıma giren bir apartmanda başladı her şey. Muhteşem bir manzarası, bütün Ayvalık Körfezi'ni ayakları altına alan bir manzara ile büyüdüm. Sol pencere mutfak, öteki tarafa bakan odanın penceresini artık siz hayal edin. 
 
 
Ayvalık'tan sonra, 97'de eşşek kadar  (13) olduktan sonra ilk defa sokakta oynayan çocukları gördüğüm apartman ise, ne güzel tesadüf , Fermina'nın mahalleye 10 dk mesafede Karşıyaka'da bir bina idi. Sağ üst köşe. Annemler hala orada yaşıyor ve eski komşularımız ile devam.
 

2010 senesinde ise İstanbul'a taşınarak yetişkinlik apartmanı devresine sert bir geçiş yaptım. Hala o şekilde gidiyor. Oranın çirkin sokağını paylaşamıcam, bugün yine kap kaç oldu sabah, 3. kez, yazmıştım hatırlarsanız. Nefret ediyorum bu şehirden.  

2.     Çocukluk eğlencen neydi?
Güzel odamın güzel balkonunda muhteşem bir deniz manzarası ve annemle yaptığım kızarmış ekmekli, Ayvalık pazarından alınmış taze domatesli kahvaltılardı. Gözlerim dolar aklıma gelince. Babamın elleri ile biçtiği çimlerin kokusu 17.00 gibi burnuma gelir, güneş etkisini kaybetti hadi bahçeye ineyim der, bir araç, bir cadde, yol bile geçmeden güvenle çıktığım oyun saatleri, en büyük eğlencemdi. O bahçe yukarıda, görebiliyorsunuz.
 
3.     Yedi yaş pantolonunu bulsak cebinden ne çıkardı?
Akşam sefasının siyah tomurcukları ve Almanya'dan gelen çiçek desenli kağıt peçeteler. Şimdi aynı peçeteleri ben alıyorum. 1 Euro. Annem çok seviyor. Misafire veriyormuş.
 
 
4.     Çocukluk kahramanın kimdir?
Lojmanda yaşayan karşı komşu, Ankaralı bir ailenin, büyük oğlanları vardı. Böyle 20 yaşlarında. Onları çok severdim. Babaları vefat etti, geri memlekete döndüler. "Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini kazancam" derdim gözlerine girmek için. Doktor olmadığım gibi 3 kağıtçı dalavereci bir turizmci oldum ahahahah, o zamandan belliymiş. Sonra bu çocuklar 2-3 sene önce, babamın SSK evrakları ile ilgilendiler, dosyasını felan takip ettiler taaa Ankara'dan. Babam emekli oldu hızlıca. Hala bir hero'lar gözümde.
 
5.     Gereksiz bir yeteneğin var mı?
Meslekten, insanlarla uğraşmaktan galiba, yalan söyleyeni, 3 kağıt yapanı, bir sır saklayanı, şak! diye çözüyorum,  hislerim de iyi biraz , 3.göz mi denir ona? Ne denir? Bu iş olur diyorsam olur, bundan bir sik olmaz diyorsam olmaz. Bilmem, otelcilerin hepsi böyle galiba. Dediğim çıkınca uyuz oluyorum.
 
6.     Hastası olduğun bakkal ürünü hangisi?
Lütfen siyahi dostlarım darılmasın. Eti Negro. Ne iyreç bir ırkçı isimdir o.
 
7.     En saçma zevkin?
Üffff. Müze broşürü, bilet, tarihli kağıtlar, bunları toplayanlara bir isim deniyor şuan hiç aklıma gelmedi. An, zaman ve mekanlardan basılı kağıt alıp saklamayı seviyorum. 
 
8.     En büyük çılgınlığın?
16-21 yaş arası Ölüdeniz'de çalıştım ve yaşadım. Pilot kankilerim ile izin günlerimde Babadağ'ına çıkar, yamaç paraşütü ile atlardık. Allahım 30'undan sonra hayat kıymete biniyor. Şuan 2069 mt'den hayatta atlamam. Bir de buna 350 pound veriyorlar. Üç yüz elliiiiii!
 
9.     Çocukken en çok korktuğun şey?
Gök gürültüsü. Altıma pat pat sıçardım. 15 yaşıma kadar korktum arkadaşlar. Anca geçti.
 
10.     En sevdiğin ve sevmediğin özelliğin?
Tabi hayatta ince detaylara takılmak acayip zamanımı alıyor. Her hangi bir şeye baktığım zaman, en basit örnek, arkadaşım dalga geçmek için cep tel. ekran görüntüsünü atıyor, 250 tane email gelmiş, onu anlatıyor. Ben ise, hıımm şu üstteki uygulamayı hiç görmeden, acaba neymiş deyip, Google'da arıyorum, adam konuşa dursun benle, ben uygulamanın forum yorumlarında kendimi kaybediyorum.
 
Sevdiğim ise; bu merakımdan öğrendiğim şeylerin bir gün karşıma çıkması ve o bilgiyi şak diye anımsayıp, "heee bu işe yarıyormuş"demem.
 
 
11.     Karşı cins karşısında en çok utandığın an?
Karşıyaka'da apartmanda komşunun oğluna takmıştım kafayı. Yıl 99 bahar. Kan kaynıyor. Son ses linkin park dinliyor bu evde, bol jeans giyiniyor, yandan zincir takıyor, saçlar kısa, apaçi değil, tam bir Atakent çucuğu, allahıııımm perfect match! ben de öyle, ben de öyle. LP dinliyorum, sesini açıyorum dinlediğimi anlasın diye, yok! Kesin manitası var diyorum. Ama biz sevgili felan olmalıyız kafasında yaşıyorum. Kankim Ceren, Cerenler hep bir uslu, benim gibilerde manyaktır zaten, gazladı, hadi yav ne kaybedersin çal zili git söyle. Gittim abi bir gün.... Zile bastım. Zangır zangır titriyorum. "Merhaba Umut. Ben Silvia. 5.katta oturuyorum. Yanlış anlamazsan bişi paylaşıcam. Uzun zamandır seni izliyorum ve senden hoşlandım. Hoş birisin. Fikrimi paylaşmak istedim. Ne zaman konuşmak istersen üst kattayım (!)" dedim. Bir sessizlik. Çocuk kıpkırmızı, gülümsedi, ay bir de güzel güldü. "Şey hı hı anlıyorum, tabi olur öyle, peki, saol, görüşürüz" dedi. Kapıyı kapattı. Yukarı çıktım. Ceren bekliyor. Nolduuuuu dedi. Dedim söyledim. Eeee? Bir bok olmadı arkadaşlar. Anası ile babası ayrıldı, 2 hafta sonra taşındılar Istanbul'a. Soyismini de hatırlamıyorum. Facebook da yoktu. Maceram orada bitti.
 
Evet Next....
 
12.      En maskulen/feminen yanın nedir?
Ahahahahaha ikisi de var. Maskulen yanımı hiç kaybetmedim. O yanımla gurur duyuruyorum. Herkes iki cinsiyetlidir. Kolumda 1905 dövmesi var. Hala arkadaşlarımı, evli erkekler gibi; tribün tayfası, parti tayfası, okul tayfası, rakı tayfası, otel tayfası olarak ayırırım. Sinirlenince küfür ederim. Samimiyetine güvendiğim arkadaşlarım ile argo konuşurum. Feminen tarafım ise, standart. Düzgün ve temiz giyerim, saçıma, başıma dikkat ederim. Sigara içmem. Göze batan bir özelliğim de yok.
 
 
 
13.     Asla cesaret edemeyeceğin bir şey?
Ailemi silemem.
 
14.     En sevdiğin fiziksel acı?
Yaaa hanginiz taze yaralarınızı kaşıyıp koparmayı sevmez? Hadi itiraf edin!
 
15.     Almış olduğun en saçma teklif?
İsmini veremicem bir otelde ve bir yılda çalışırken acayip zengin bir herifle tanışmıştım. Herif, otele geliyor, kalıyor, kuruş para vermeden, sırra kadem basıp, çıkış yapıyordu. Sık sık geliyordu. Acayip yakışıklıydı. Bizim ekip bitiyordu herife. Sistemden bakıyorum, adresi Istanbul. Nerede yaşıyor, ne yapıyor hiç bir fikrim yoktu. İsminin bile gerçekten o olduğuna hala şüphem var. Yıllar yıllar geçti üstünden. İstanbul'a taşındım. Sevgilim oldu ayrıldım. O üzüntü ile saçma sapan ilişkiler yaşayıp göçtüğüm bir dönem vardı. Ben bu herifi bu ara buldum. Acayip sevindi benim onu aradığımı duyunca. Taa o zamanlardan en çok aklımda kalan sendin dedi bir gün bana. Asmalı'da bir yemek yedik. Eve bıraktı. Ses yok. 1-2 gün geçti. Seni tekrar görmek isterim dedi. Beni gelip aldı. Göktürk'e gittik. Kemer Country'nin kapısında durduk. Hadi bakalım. Araç güvenlikten geçecek. "Eee şey buraya giriş yasak, sadece burada yaşayanları alıyorlar cınım" dedim. "Nasıl yaaa, benim evim içerde öyle saçma şey mi olurmuş" dedi. Abbaaavvvv. Rezil oldummmmm. Alçak gönüllüydü, hiç çaktırmadı. Adamın evi zaten içindeki konakların biriymiş. Ev, ev değildi zaten. Sonradan öğrendim, 3 tirilyona almış annesi. Peki. Havuz başında çok güzel bir Rose açtı. Acayip de bir güzel ambient müzik. O rozeyi sonraları ben bir yerde buldum, aldım, ağlayıp evde içtim o ayrı bir hikaye. Kaldım orada. Güzel bir akşamdı. Sık sık hafta sonları onda kalmaya devam ettim. 2 ay böyle gitti. 2. ayın sonunda bir gün otururken, iç çamaşırlarımı giyinmek istedi. Genç olduğum için tepki verdim. Sakince karşıladı. Sonra o günlerde, lan ne gerek vardı, niye yargıladım adamı, giyinseydi keşke dedim, pişman oldum, aradım sordum, dönmedi. Ne yapıyor bilmiyorum. Görüşmüyoruz. O anılardan bana geriye kalan tek şey, ilk gün çektiğim şu fotoğraf ve güzel anılarımız.

 
16.     Kendini çok değerli hissettiğin bir an var mı?
Otel misafirlerimin bana içtenlikle teşekkür edip, otelden mutlu ayrıldıkları her an. Bir de kedimin minnet dolu bakışları. Arada bir wink wink yapıyorlar. O çok hoş. Görsel o hissi pek yansıtmıyor. Neyse.
 
 
17.     Annenden ve babandan ne öğrendin?
Müthiş bir ev ekonomisi, sosyal ağa yönetimi ve durum tahlili.
 
18.     Hangisi daha olası; cadı, vampir, kurt adam? Ve tabii ki neden?
Bakın bunların hepsi %100 var. Tamam mı? Tek nedeni ise Doğa ve sistem. Ciddiyim.
 
19.     Manzarasız müthiş bir daire mi, manzaralı tek odalı bir daire mi?
Devlet yüzünden ölmeyeceğim herhangi bir şehirde, kedimle herhangi bir daire.
 
20.     Hayat sana ne öğretti?
Kendim olmayı ve vazgeçmemeyi.

2 yorum:

  1. Benim yalniz adamima ic camsirlarini ben aliyorum. Birlikte jartiyer giyip fotograf cekiyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O seviyenin public versiyonu icin seni Berlin`e bekliyorum. Berghain`da ciplak dans edebiliriz.

      Sil