20 Mayıs 2017 Cumartesi

Berlin : Yeni Evim - 2

Bir onceki yazidan devam...

Vizeyi beklerken hararetle ev aradim. Ama oyle bir arama degil allah ne verdiyse her ilana email atmisim. Su siteler hem guvenilir hem de alternatif cok. WG ve Craigslist. Hic biri sallamadi gerci LOL. Uzaktan ev aramak ve kedi de olunca gercekten zor. O sirada Izmir`den cok yakin arkadasim Burcu, Ekrem ile tanistirdi, O da yakin zamanda Berlin`e gocenlerden. Is arkadasinin evinde bir oda musait olacakmis vs haber geldi. Vakit kaybetmeden iletisim kurdum. Gareth, evin ve odanin gorsellerini atti. Pankow`un merkezi. Tarcos`un resmini bulmus, bu O mu dedi. Evet dedim. jhkhjg. Cok sevmis. Diger sartlar da uyunca gelince bulusmak uzere okeylestik. Boylece ev arkadasimla tanismis oldum. Bu konuyu askiya aldim ve baska islerle ilgilendim.


Turkiye`deki isleri aslinda cok da anlatmaya gerek yok. Mumkun ise siz de geride cok les birakmadan ulkeden cikin arkadaslar. Bir gun geri gelirseniz basinizin agrimamasi icin uyelikti bankaydi vs temizleyin kafa rahat etsin. 

Vizem 8 gunde cikti. Hemen ucak biletini aldim. Mevcut is yerimle iliskimi kestim ve islerimi devrettim. Gitmeme son 1 hafta kala saglam bir grip oldum. O ara esyalarimi da toplamamastim. Neyse guc bela hallettim. Son gun sabahi Ali ve Erman beni almaya geldi.


Yani bu durum aslinda dramatik olmayacakti cunku bu hayalini kurdugum kacisti ama Gokce`ye emanet ettigim kedimden dolayi evden salya sumuk ciktim. Gokce ile duzgun bir sekilde vedalastiktan sonra yatagin ustunde gezinen ve bir haber Tarcin`i gel bakalim diye sarildigimda orada film koptu. Son 2 ayimin butun huzunu ve yorgunlugu, Tarcin`nin boynunun kokusu ile karisti. Ekstra bagajim oldugu icin alana biraz erkenden gittim. Onlari da hallettim ve cocuklardan ayrilip pasaporttan gectim. O sirada hic bir sey yoktu ama 2 saat suren ucak yolculugu boyunca hep agladim. En sonra cok sarap ictigimi fark edip durdum aaaaaa inmisiz. Taksiye atladigim gibi, beni tasinana kadar ve Paskalya tatili suresince misafir edecek Oya ve Keykan`in evine dogru alandan ayrildim. Eve vardigimda Oya karsiladi ve yine sarilip O`na agladim sanirim. `Bitti gecmis olsun artik buradasin` dedi... Ve hersey artik hayatimda biraz daha sakinlesmeye basladi. 

4 gun Paskalya tatilinin tadini cikardik. Hem dinlenmis oldum hem de kafam sakinledi. Bir de tasincagim evdeki diger uyeler tatildeydi. Ilk is gunum cok karmasikti. Daha evvelden hic Turkce konusulmayan bir ortamda bulunmadigim icin biraz bocaladim. Ama bu sersemligi ilk haftanin sonunda astim. Bunda ofisin ve mudurlerin cok etkisi var. Her bir kisi, her bir soruna ozenle zaman ayiriyor. Takdiri yuksek motivasyonu bol bir ortam. Medya sektoru oldukca zor ama bu acikcasi motive etti. 1 ayin sonunda bu hafta sonu tek basima evden gece shiftini aldim.


Bu asamadan sonrasi 1 ay sadece Almanya`nin standart islemlerini arastirip uygulayarak gecti. Ise giris esnasinda benden istenilen formlari doldurup IK`ya verdim. Bunun arasinda en onemlisi sigorta sirketi tercihi. TR deki gibi ver TC yi girsinler olmuyor. Saglik sigortasi terciginizi kendiniz yapiyorsunuz. TK, AOK vb kurumlar var. Hepsi benzer oranlarda maasinizdan kesiliyor (brutunuz uzerinden) ama hakkini veriyor. Dis sagligindan tutunda jinekolojiye check up islemlerinden tutun da memografiye fizik tedaviye her sey dahil. Ben en yaygini Techniker`i (TK) tercih ettim. Formu doldurdum ve eve onay formu geldi.

Bu islemden sonra, sirasi ile once Berlin`nin en onemli islemi, Anmeldung yapiyorsunuz. Bir nevi resmi ikametgah. Bu kagidin bir kopyasini kalici oturup alana kadar yaninizda tasiyin. Bunun icin gecici de olsa bir oda bulmus olmaniz gerek. Cunku ev de kiralayamazsiniz zira 3 aylik maas kagidi, Anmeldung ve bankadan alinan kredi notu ile ancak ev kiralayabilirsiniz. Aynen bir tavuk - yumurta sorunu. Ulkeye girdikten 14 gun icinde bunu yapmaniz bekleniyor. Bunun icin en guzeli bir WG yani flatshared bir ev bulmak. Evi bulduk, Burgeramt sayfasindan herhangi bir Burgeramt subesinden basvuru rezervasyonunu (termin) yaptik. Istenen evraklar pasaport, tasindiginiz evde kontratta imzasi bulunan kisiden imzali (tenant letter) dilekce veya ev sahibinizden bir onay dilekcesi, ilk kez ulkeye gelenler icin Berlin`de Turk Konsoloslugu`ndan alinmis uluslararasi dogum belgesi, Anmeldung basvuru formu. Bu evraklarin listesi, termine istinaden almanca formatta email adresinize geliyor. Formlari sitesinden indiriyorsunuz. Dogum belgesi de cok basit, konsolosluktan terminsiz gidip hemen alacaginiz bir kagit. Bu arada hazir gitmisken oy kullanma kaydinizi da yapin. Ulkeye bir gun donerseniz bu tarih cok onemli zira SGK yurt disi borclanmanizi bu tarihe gore yapiyor. Bos gunleriniz cope gitmesin. Hepsini hazirlayip imzalayip ciktilari ile termin gunu ve saati adrese gidiyorsunuz, ilgili odada islemi yapiyorlar. Bazi belediyeler ingilizce bilmiyormus. Benim memur da bilmiyordu. Ben de okuldan kalma Almanca ile biraz anlastik biraz da tarzanca. Yuuhuu artik resmi bir Berliner`siniz. Posta kutunuza soyisminizi lutfen yazin. Bu cok onemli. Bu islemden sonra bir banka hesabi acabilir, vergi ve kimlik numaraniz adresinize posta ile gelir, size ait bir kira kontrati yapabilir. mobil telefon numarasi veya evinize internet alabilirsiniz. Malesef bunsuz hic bir islem olmuyor dostlar. Adamlarin belediyesine aq bak prenseslik verecekmis gibi.


Banka icin aylik hesap ucreti uygun ve atm subesi her yerde bulunan Berliner Sparkasse`yi sectim. Aylik hesap ucreti 1-2 Euro, otomatik kesilen bir miktar. Private Banking islemleri olan bir subesine gidip ingilizce bilen bir yetkili buldum. Cogu calisan yasli ve ingilizce bilmiyorlar. 1 saat suren bir islemi var. Sizin terciginiz vadesiz hesap acmak olucak. Ismi Girokonto. Online Bankacilik islemini de tanimliyorlar. Bu acayip iyi bir hizmet. Akabinde hesap bilgilerinizin bulundugu bir onay kagidi aliyorsunuz. Belgenin kopyasini da dogrudan is yerinize vereceksiniz. 1 hafta icinde kart sifreniz ve kartiniz posta kutunuza geliyor. Yuuhuu. Bu da okey. Alternatif olarak benzer bankalari da secebilirsiniz, Commerzbank, Deutschebank, Postbank vb.

Tercih edeceginiz bir sirketten faturali ya da faturasiz bir hat almaya geldi sira. Ben en yaygin olan aylik 9,90`a 1 GB O2`nin `Small` faturasiz hattini tercih ettim. Prepaid denilen bu tarife ilk etapta size yetecek. Faturali hat kullanimi icin biraz daha zaman var.

Ardindan posta kutunuza sirasi ile TK onay formunuz ve sigorta numaraniz, Kimlik Numaraniz (Identifikationsnummer) ve Vergi No`nuz geliyor. En gec gelen vergi no yani Tax Number. Benim hala gelmedi. Tum bu evraklarin kopyalarini is yerinize vermekle yukumlusunuz. Yoksa maas alamiyorsunuz. Benim de bu nedenle gecmis alacaklarim var. Mayis sonuna yetisir dediler. Bu nedenle de lutfen TR`den ayrilirken butcenizi iyi planlayin. 1 ay herseyi 4 ile carptiginiz bir birikimle gelin.

Ben yasamima konsantre olmak icin evimde gibi olmak isterim. Ilk is gunu cikista hemen Tempelhof`daki IKEA`ya gittim ve gerekli esyalarimi aldim. Bu sube harici 3 tane daha var. Size en yakinini tercih edebilirsiniz. Bahcesinde bulunan tasima sirketi ile uygun bir butcede sehrin taa oteki ucundan (40 E.-) esylarim eve geldi. Baska alternatifler Danischer Bettenlager ve Home24 ama ikisini de henuz hic kullanmadim. Valizlerimi de alip evime gectim. Boylece bu asama da tamamdi. IKEA alis veris icin en yaygin sistem. Elbette eksiklerim hala var ama acelesi yok. Ilk ayin kirasini ve depozitoyu ev sahibine ulastirmasi icin elden verdim cunku bir banka hesabim yoktu. Bunu da boylece cozdum. Ucak tefek seyleri bit pazarlarindan (ankikalar ile karistirmayin) cok ucuza cozebilirsiniz. En bilinenler Mauerpark ve Ostbahnnhof.

Yakinda yoga dersleri. Almanca kurslari ve uygun bisiklet ile ilgili yazilar da ekleyecegim. Ama hepsini deneyimledikten sonra elbette.

Evde benim harici oyun ve muzik sektorunden 3 kisi daha var. 2 kiz 2 erkek, sakin ama eglenceli hayatimiz sorunsuz suruyor. Zaten herkes prof calisan oldugu icin yas ortalamasi da yuksek ve sorumluluk almis insanlar. Bunlardan en degisigi Alex, en cok da onunla vakit geciriyorum. Ses muhendisi gibi bisi, en buyuk hayali bir gun cok iyi bir soundtrack yapmak. Arada tekno da yapiyor evde ama biraz eglenceli tekno. Digeri Lisa, eve az geliyor ve bazen okulunda kaliyor. Karayipler dogumlu ama Bavyerali. Colde kaybolan Temel gibi kiz. Berlin`i cok seviyormus. Lisa ile Gareth oyun sektorunden. Benim zerre anlamadigim isler. Cok guzel bir bahceye bakan balkonum ve minik agaclari izledigim sakin sokak manzarali bir mutfagimiz var. Bazen mutfak goygoyu yapiyoruz. Bazen de evden cit cikmiyor. Herkes kendi halinde ve bu inanilmaz iyi. Aralarinda Almanca konusuyorlar. Bu benim isime geliyor. Yakinda Almanca kursuna baslayacagim. Burada genelde kiraya bazi faturalar dahil oluyor. Bazilarini da havale yapiyorsunuz. Sistem cok yabanci degil. Yil sonunda da tuketimlere gore elektrik isinma su gibi giderlere ek odeme yapabiliyorsunuz ya da ortalamanin altinda kaldiysaniz ustune para aliyorsunuz. Bunu kiralama asamasinda konusabilirsiniz. ben hali hazirda kontrati yapilmis bir eve geldigim icin cok da kurcalamadim bunlari, payima duseni ilgili hesaba yatirip hayatima devam ediyorum. Kedi icin de cakma bir `eski ev sahibi dilekcesi `yazdim. Efendim bu kiz iyi bir kiraciydi hayvani da zararsiz. Referans oluyorum gibisinden. Cunku ne kadar acik sozlu ve adil olursan o kadar iyi. Acikcasi Almanya`da hardcore uckagit ve yalan dolan pek islemiyor. Herseyin bir oluru var.

Berlin`in A,B ve C zonunda gecerli olan cesitli ulasim kartlari ve biletleri mevcut. En yaygini ve kocaman bir alani kapsayan A-B Zone Aylik Kart. 81 Euro olan bu kart ile sehri bir ucatan bir uca gezebilir, 24 saat istediginiz (sehirler arasi IC,RE ya da ICC trenler haric) tum toplu tasima araclarina binebilirsiniz hafta sonu belli saatlerde 1 kisi yaninizda misafir edebilirsiniz. Cok pahali oldugunu elestirenler var tabi. Sonuc itibari ile elimi cebime sokmadan 1 ay boyunca allah ne verdiyse geziyorum arkadaslar. Bunun amortisini dusunmeyin bile. Sik sik kontrol oluyor. Cuzdanda bir anahtar bir telefon gibi sabit dursun. Aman 60 euro cezaya denk gelmeyin. C zonu 2. havalimanini kapsayan bolge onu gerektiginde tek seferlik bilet ile cozersiniz. C zonunu genelde cooook uzaklardan is icin gelenler felan kullaniyor. Bunun icin suraya bakarak emin olun.

Tarcos`u Agustos`un ilk haftasi almaya gidicem. Bir aksilik su ana kadar yok. Ucak bileti bakmaya basladim. Son onay alinmasi gereken bir evragi kaldi. Ondan sonra ucaga binebilecek. Sonra O da Berlinerin olucak. Hayvanlariniz icin tasso.net `e bir kayit birakiyorsunuz. Dijital hayvan ikameti gibi bisi. Bu iyi cunku ciple kayit ettiginiz hayvaniniz nerede olursa bulundugunda adrese gelebilir. Bunun icin elbette cip sart zaten takilmadan da ulkeye gelemiyor. Bu konuyu ayri bir yazida anlatacagim.

Gunluk hayata ya da haftasonuna dair aslinda cok bir detay yok. Cogu Alman uzun tatilleri sehir disinda degerlendirmeyi seviyor. Yoksa da sehir icinde bolca vakit gecircek yer var. Basta buyuk parklarda ve kanallarda her daim afterwork birasi yapiliyor ya da hava iyiyse hemen parklara akin ediyorlar. Gunes onemli. Kisin geldiginde evlerde pek cikmiyorlarmis. Yazin ise havuzlara felan gidiliyormus ya da daglara tepelere yuruyuse. Ay bilmiyorum ben dort gozle balkonumu temizleyip iki sandalye atma hevesi icindeyim. Buyuk ihtimal Haziran`a kalacak. Haftaya ailemin yanina Hannover`e gidiyorum. Ilk sehir disi tatilini de boylece yapmis olucam. Yazin buyuk ihtimal yakin yerlere kacar, Sonbahar`da ise Roma,Viyana,Barselona ve Lizbon planladim. Bos vakitlerimde gittigim muzeleri ve galerileri saymiyorum bile. Gecenlerde Berlinische Museum ve meshur Konig`e gittim. Gercekten cok iyiydi. Galeri Haftasi kapsaminda 3 farkli sergileri vardi. Alexandrinenstraße 118`de.



Berlin hayatimin bir rutini haline gelen Berghain`i da artik uzun uzun anlatmaya gerek yok. Zaten artik secici olmaya baslayip gercekten dinlemek istedigim isimlere enerjimi veriyorum yoksa arkadaslar Berghain`a kalp dayanmaz lol. Gelecek haftalarda gitmeyi istedigim 1-2 isim var ama simdilik bu kadar. Gecen hafta Ben Klock ve Kobosil dinledik. Ondan once DVS1 vardi. Hayatimiz bir tekno gemisi icinde ordan oraya surukleniyor dostlar. Bu arada alternatif sahneleri de takip etmeye calisiyorum. Saule`de haftaya Nadia Tehran cikicak. Iranli MIA diyebilirz. Ilginc bir deneyim olacak benim icin.


Yemek aliskanligimi biraz daha duzene koydum. Evde bisiler yapabiliyorum. Ofiste ise disaridan. Zamanla kendim icin bisiler goturebilirim. Mutfagi biraz duzenlicem ilerde. Haftalik alisverisleri eve yakin marketten cozuyorum. Bazen bazi seyler o kadar uygun oluyor ki. Meyveler, ekmek cesitleri, peynirler... Cok alkol tuketen biri degilim ama lokal biralari hep sevmistim. Korkunc ucuz. Istanbul`da marketten aldigim Stephaner 9 TL mekanlarda 18-21 arasi. Burada 0,89. Aylarca gelmeyen, gelince biten ve bir daha da ithal edilmeyen Schneider Tap 7 markette 12 mekanda 25 TL felandi. Burada daimi 0,88. Dalga mi geciyorlar? Karaciger bitti bende. Weiss konusunda acayip mutluyum. Her gittigimde degisik bolgelerin biralarini aliyorum. Ozellikle Guney`in biralari iyi. Farkli ulkelerin biralarini da bulmak cok mumkun. Bir de gec saatlere kadar acik Tekel mantigi mekanlar var. Kisaca alkol ucuz. Insallah kardesim bir gun gelmez sictik yoksa bize Berlin Devlet Hastanesi`nden acil 2 oda fljfkfk.


Degisik Dunya yemeklerini denemek de mumkun. Hint ve Thai daha onceden calistigim mutfaklar oldugu icin hep sevmistim. Burada da basarililar. Mall Of Berlin icindekileri deneyebilirsiniz. Sushi ve Sashimi korkunc ucuz. En iyilerinden 2 tanesini denedim. Rezervasyon sart. Bir de her mevsim yenilen dondurma olayi var. Ben henuz o kadar Alman olamadim arkadaslar, 35 dereceyi gormeden dondurma yemem. Berghain haric. Berghain`in ici kisin 35`ten asagi hic dusmuyor.

Ozetlemek gerekirse resmen hayatin bir yagmur gibi uzerime yagmasina izin veriyorum. Bir arkadasim, sen aslinda buraya aitmissin dedi. Cok garip, 10 senedir burada yasiyorum gibi. Isten cikip yurudugum sokagin sakinligi bile bana iyi geliyor. Bir suredir hissettigim Istanbul`da rastgele olecegim korkusu biraz daha uzak artik. Ya da hayatimi mesgul etmiyor diyelim. Gercekten istedigim, penceremden baktigimda gorecegim 2 agac ve sakinlikti. Yavasca yasayacagim ve kedimin kafasini opecegim gunler az kaldi. Sonrasinda sanirim fiziksel olarak Istanbul ile iliskimi kesecegim. Buna ruhen ihtiyacim var. Belki mini bir Hannover yazisi ile geri donerim haftaya. Teyzem simdiden minik bir gezi planlamis. Kendinize iyi bakin, kus uyumayin, kahve icin ve asla vaz gecmeyin. Iyi hafta sonlari!


19 Mayıs 2017 Cuma

Berlin : Yeni Evim - 1

Merrr haaa baa. Ben geldim. Bloga izmir marsi ile giriyorum. Evet mi hayir mi oynucaz. Saka saka. Berlin`e gittim. Of yani geldim. Yani Istanbul sayfasini kapatim ve sonunda Berlin`e yerlestim. Yaziya bak yaa ne koysam basligina sikinti jkfjf. Tasindim desem bir kuru kuru, yeni hayat desem cok iddaali, gittim desem cok huzunlu. Bu seneyi Berlin`de bitirip yeni yila hic tanimadigim insanlarla giricem demistim. Hadi buyrun jkfjfg.


Hikayeyi blogta size haber verdigimde henuz hersey cok yeniydi ve calisma vizesinin evrak sureciyle ilgileniyordum. Resmi islemlerin yani sira; zaman, Istanbul`daki hesaplarimi kapatmak, esyalarimi satmak, kalanlari toplamak, evi devretmek, veda etmek, Berlin`de ev aramak, Berlin`deki brokrasiyi arastirmakla gecti. Bir yandan da 9-6 calismaya devam ettim tabi ki en yorucu kismi da buydu. Son 1 hafta kala hala calisiyordum ve ozel esyalarimi toplamamistim bile. Vizeyi aldiktan sonra her aksam evde ictim. Esyalari tam toplamaya basladim grip oldum. Yatalak kaldim 3 gun. Stres sinir yorgunluk.


Let Go uygulamasi %100 delirme garantili calisiyor arkadaslar. Yatak, dolap ve koltuk satmaya calistim. Efendi, sakin bir cocuk koltukla dolabi goturdu. Yatak ve baza kaldi. Allaahhhiiimmmm gelen sorularin arasinda bir weirdo vardi ki galiba buraya yazamicam.

Vize onaylanip geldikten sonra tum isleri hizlica bitirdim ve gidis tarihine odaklandim. Evi ve faturalari Gokce uzerine aldi. Bankalari ve telefon hattimi kapattim. Tarcin`nin tasima islerini baslattim. Bu arada en zor seylerden biri Berlin`de yasayacak bir ev bulmak. Arkadas yardimi ile cok tesaduf baglantilar kurdum ve evi de hallettim. Burcu ve Ekrem`e sonsuz tesekkurler. Ne desem az. Ozellikle de evcil hayvan kabul eden evler ya da ev paylasimi yapacak kisileri bulmak ekstra zor. Ay bilmiyorum. Ev bulma konusunda Tarco'nun kismeti diye bir sey var. Kendisi, pasaportu cikana kadar Gokcis ablasi ile Istanbul`da evinde beni bekliyor. Temmuz sonu Istanbul`a prensesi getirmeye gidicem. Bu konu ve Avrupa'ya hayvan tasima hakkinda detayli bir baska blog yazisi yayimlayacagim. Bu onemli bir baslik. Bunun kopek versiyonunu taniyanlar bilir, Fermina`nin kardesi Zeynep, gecenlerde Mara icin ugrasi ve Almanya`ya goturdu. Bir kedi yazisi da benden gelecek. Cocuklarinizi tasinirken geride sokaklara birakmayin. Ek bir bilgi artik ayrilirken yapacaginiz tum masraflarinizi ve ilk 1,5 ay maassiz hayatinizi lutfen euro ile carparak dusunun. LOL.


Internette, cesitli kaynaklarda Erasmus, Mavi Kart vb kosullarda yurt disina gitme ve tasinma deneyimlerini yazan kisiler var ancak o kadar kurcalamaya ragmen Mavi Kart`in bir alt kategorisi olan ve Almanya`nin kosullarinda `oturum ve calisma vizesi` ile giden hic kimsenin detayli yazilmis bir deneyimine rastlamadim. Eksi Sozluk de dahil hikayelerin basi var sonu yok evraklar ne nedir Turkiye tarafini anlatan bir kac yazi harici kaynak pek zayif. O yuzden deneyimlerimi sizinle paylasmak isterim ancak hatirlatmak da fayda var, bunlar sadece bir deneyimdir ve bilgi amaci yazilardir ve burasi kisisel bir blogtur. Herhangi eksik veya yanlis bilgiden dolayi sorumluluk almiyorum :) 

Calisma vizesi alabilmek icin arkadaslar oncelikle size bu vize icin gerekli kosullari saglayacak bir is veren bulmaniz gerekiyor. Benim sirketim bir haber kanali. Turkiye medya sektorune yakin turkce bilen ve iletisimine guvenen birilerini aramislar. Bana ulastilar ve kabul ettim. Isin ozu bu. Profesyonel tarafta bu tip ilanlarin dondugu LinkedIn basta olmak uzere `relocate` imkani sunan bir cok is ilani mevcut. Bana gorusmede; dogru zamanda dogru kisiye yatirim yapiyoruz bu nedenle de gelisine spornsor oluruz dediler. Tabi bunlardan once milyar tane olmsuz yanit aldim. Gorusmeler yaptim, elendim vs vs. Tamamen biraz sans ve o isi istediginizi gostermenizden geciyor. Elbette baska bir ulkede yasayacaginiza dair motivasyonunuzda cok iyi olmasi gerek. Almanya`nin kabul gordugu egitim gecmisine de sahip olmaniz cok onemli bir detay. Bu konuya ANABIN kisminda birazdan gelecegiz.

Gorusmelerinizi yaptiniz, kabul edildiniz, offer (maas ve anlasma icerigi) geldi, kabul ettiniz Ooallahh is oldu hayirli olsun. Baktiniz maas brut, panik yapmayin. Brut-net hesabi TR gibi degil biraz daha farkli o nedenle kabul etmeden evvel suradan net maasinizi hesaplayabilirsiniz. Bekarlar 1 no`lu vergi dilimi ve diger kosullari da kendine gore seciyor.

Simdi hersey buradan sonra basliyor. Bu surecten sonra bana cok yardimci olan Berlin lokalleri sevgili Oya'ya ve Keykan'a ektsra tesekkurler! Her adimda bana yardmci oldular. Bakiniz yokarda lokal biz.

Is oldu. Hemen vakit kaybetmeden Almanya Konsoloslugu`nun D Tipi Vize, yani (Ulusal) 90 gun ve uzeri kalislar icin gecerli olan vize tipine basvuru yapmak icin `nin numarasini arayarak vize basvuru randevusu aliyorsunuz. 2 sekilde randevu secenegi var; telefonda kredi karti ile odeme ile veya banka bilgilerine havale yaparak paranin ertesi gun hesaba gecmesini bekledikten sonra ayni telefonu arayarak. Bunu telefondaki gorevli ve idata sitesi de acikca anlatiyor.

Ulusal vize randevulari yogunluga bagli olarak 1-2 hafta sonrasina veriliyor. Ben de 10 gun sonrasina alabildim. Gerekli belgeleri hazirlamak icin o arada bolca vaktiniz oluyor.  Bu sureyi dert etmeyin nihayetinde kontratiniz geldi, imzaladiniz, basvuruya da ekleyeceksiniz, Almanya`daki sirket tarafindan gonderilen ek belgeler de email ortaminda size mutlaka ulasiyor. Buradan sonrasi artik 2 ulke arasindaki burokratik islemlerin suresine kalmis. Iyi organize olun yeterli.

Randevunuzu olusturdular IDATA`dan akabinde hemen bir email geliyor size. Email adresinizi dogru verdiginize lutfen emin olun ya da bir sekilde ekraninizda acik dursun. Gerekli evraklar listesi size bu sekilde gonderiliyor. 

Email geldi. Randevu tarihiniz okey. Sira gerekli evraklari olusturmada. Bu bilgiyi konsolosluk sitesinde de gorebilirsiniz aslinda. Prosedur geregi size email ile gonderiliyor. Bu belgeleri al gel sorumluluk kabul etmeyiz gibisinden. Gelen liste ise soyle: 

o  Çalışma süresi 90 günü aşmayacaksa, Schengen vizesi için 1 adet, çalışma süresi 90 günden fazla ise, ulusal vize için 2 adet, Almanca dilinde eksiksiz doldurulmuş ve başvuru sahibi tarafından imzalanmış başvuru formu.
Basvuru evraklari arasinda idata tarafindan gonderiliyor. Gecici bir is degilse elbette 90 gunden fazla calsiiyorsunuz o nedenle 2 tane dondurun. Almanca diline takilmayin zaten cok standart seylere yanit yaziyorsunuz.

o  İkamet Yasası’nın 54. maddesine göre başvuru sahibinin el yazısıyla imzalanmış 1 adet açıklama yazısı Ayni basvuru evrakinin devaminda mevcut olan belge.
- Pasaport ve 1 adet fotokopisi
 6 aydan eski olmayan hatta gerekirse 5-10 senelik bir pasaport olsa iyi olur.

o 2 adet vesikalık fotoğraf
Fotografcilar sizi yonlendirir standart bir boyutu var ve lutfen 6 ay once felan kullandiginiz fotoyu vermeyin gidin yenisini cektirin ben kapidan dondum yemediler.

o Mesleki gelişimi açıklayan özgeçmiş, karneler, diplomalar, iş sözleşmesi vs. (Almanca tercümeleriyle)
Almanca tercume edilmis bir CV, en az 2 tane ingilizce eski sirketlerden referans mektubu scan de olsa olur, ben scan verdim, almanca dilinde noter onayli diploma. Hepsini hazir edin ve koyun. Tercumelere para dokme zamani ehehehe.

o Aşağıda belirtilen bilgilerin bulunduğu somut iş teklifi (örnek: İş sözleşmesi)
Is teklifini kabul ettikten sonra sizden pasaport ve adres bilgisi isteniyor. Sirketiniz bu bilgileri sozlemeye eklemek uzere sizden talep ediyor. Scan yapip atin. Is sozlesmeniz sirket tarafindan boylece email ile gonderilmis olacak. Islak imza olayina takilmayin. Cok gerekirse Konsolosluk sizi cepten arayip su eksik sunu getirin felan der. Gelen is sozlemeniz ingilizce ya da almanca farketmez ama icinde asagidaki bilgilerin yazilmis olduguna emin olun ve eklenmemisse eklettirin = sirket ismi, acik adresi, posta kodu. Isci servisinden alinmis ve size gonderilmis kopyalar, Almanya`daki sirketin sizi istedigine dair on yazi, ismi Vorabzustimmung der Bundesagentur für Arbeit für die Arbeitsaufnahme olarak gecen belgenin kopyasi. Bu kopyada asagida bilgiler yer almasi gerek:  
o Almanya’daki işveren (adı, adresi) 
o Almanya’daki çalışma yeri (posta kodu) 
o İş ilanı ve görev tanımı
o Çalışma biçimi: Tam zamanlı veya yarı zamanlı 
o Avro olarak yıllık brüt maaş Maas kisminda da acikca brut hali yazmis olmasi gerek.

o  Kişi grubuna göre: Yabancı yükseköğrenim diploması (mümkünse, yukarıda belirtilen ANABIN çıktısıyla birlikte) veya Yurt dışında alınmış mesleki eğitim belgesi ve denklik tanıma belgesi veya  Almanya’da alınmış mesleki eğitim belgesi
Anabin konusu kafanizi karistirmasin. Mevcut sayfasinda mezuniyet derecenizin (on lisans, lisans vb) karsiligini bulup ona tiklayip icerigini download edip evraklariniza ekleyin. Suradan tik tik.  Dedigim gibi ulkenin egitim standartlarina uyuyorsaniz kalifiye isci olarak gidebiliyorsunuz. Yoksa oraya gidiyim orada is ararim kafasi yok.

o Eğer meslek için zorunluysa: Meslek icrası izninin verilmesi veya iznin çıkacağına dair verilen onay yazısı (örnek: Federal Tıp Doktorları Yönetmeliği’nin 10. maddesi uyarınca doktorluk mesleğinin icrası için verilen izin)
Bu yeterince acik sanirim... Doktor vb. meslekler icin bir durum bu konu hk bir bilgim yok.

o Ticaret sicil kaydı veya Almanya’daki şirket tarafından verilmiş, kıyaslanabilir belge.
Bunu sirketiniz size gonderecek. Orjinal ismi = Handelsregisterauszug. Turkcesi vergi levhasi gibi.

o Almanya’ya giriş tarihiyle işe başlama tarihi arasındaki süreyi kapsayan seyahat sağlık sigortası Belge en geç vize verilmeden önce ibraz edilmelidir. Bu konu da onemli, gidince orada bir sigortaniz olacak ancak yine de baslama suresini de goz onunde bulunduran bir sigrta yaptiracaksiniz. Schangen seyehatinizden hatirlarsiniz. Suresini kontratta yazan ise baslama tarihinden 2 hafta oncesi ve ise giristen 1 hafta sonrasi gibi ortalama 1 aylik yeterli. Cunku siz ise basladiginizda hemen sigorta girisiniz yapilacak ama hastalik vb durumlar icin henuz bir numaraniz olmadigindan o aradaki sureci kapsayan bir saglik guvencenizi gostermek zorundasiniz.

Tum bu belgelerden 2`ser kopya alip randevu saatinizden 20 dk once Konsolosluk binasi onunde siraya giriyorsunuz. Isminizi soyluyorsunuz. Yuksek guvenlikli kapilardan gecip icerde sira numarasi ve 20 tl`ye ups zarfi aliyorsunuz. Vize ucreti olan 60 euro`yu yine iceride oduyorsunuz. Cok sonrasinda her sey sonuclaninca pasaportunuz ups ile adresinize gonderilecek. Boyle de guzel bir hizmet var.

Sira geldiginde ise bankodaki memura evraklari veriyorsunuz. 1-2 soru soruyor. Ne mezunusunuz, kac senelik, ingilizce var mi, ne kadar kalacaksiniz vb. Bu sorulara gerilmeyin, zaten karar mercii bu deskler degil, siz elinizde ne yaziyorsa onu cevap verin. Zaten sizin gidip gidemeyceginiz daha siz o bankoya gelmeden karar verilmis oluyor. Cunku benim is verenimin bana verdigi bilgiye gore, LABO Berlin denilen isci servisine benim adima `biz bu sahsi alacagiz disardan` diye basvurduklarinda oz gecmisime bakip `ok bizce sikinti yok bu kisi bizim ulkeye uyumlu soyleyin gelsin` demisler. Yani, siz aslinda sadece evrak islemleri icin kosturuyorsunuz. Onlar da artik bir zahmet olsun. Bunlara ek olarak IK sonradan bir sohbette bana, hayatimda getirdigim en kolay yabanciydin dedi.


Basvuru surecinde benden 1-2 evrak daha istemislerdi ve ben cok gerilmistim. Eyvah eksik cikti iiooo gidemicem felan o arada Oya da cok yardimci oldu sagolsun. Tamamladim ve bana verilen takip numarasi ile birlikte email attim. Her turlu soruya su emailden yani veriyorlar : visa@ista.diplo.de Size verilen takip kagidini asla kaybetmeyin sira o no islemleri kolayca iceri ulastirabileceginiz dosya kaydiniz.

Vizenin cikis sureci tamamen belirsiz. Benim isik hizi ile 8 gunde cikti ama 2 hafta bekleyen de var 2 ay da. En basinda da yazdigim gibi kontratiniz geldikten sonra dert etmeyin. Is veren zaten sak diye gelemeyeceginizi biliyor. Ulkelerin inisiyatifinde olan bir durum. Rahat olun. Ben biraz kendimi kastim ve grip oldum. Siz evinizi felan toplayin ufaktan, ucak bileti bakinin. dostlarinizla zaman gecirin ya da turkiye`deki islerinizi halledin, bankasiydi turkceliydi elektrik suyu devir islemleri vb... En nihayetinde artik bu kalemlere ihtiyaciniz olmayacak ;)

Vizenin geldiginde surenin 6 ay ya da 1 sene oldugunu goreceksiniz panik yapmayin. Bu sure sizin gecici oturum ve calisma izniniz. Cunku Turkiye mercilerinin verebildigi maksimum sure bu, bunu uzatmak icin Berlin`de LABO`ya gideceksiniz. Vizenizin ustunde yazan tarihten once mutlaka linkten randevu alip kalis surenizini uzatacak islemleri yapin. Bu sure zarfinda hafta sonlari Avrupa`nin tadini cikartabilirsiniz!

Ayni vize ile sureyi asmadan Turkiye`ye gidisi arastirdim. Cunku EU olmayan bir yere gidip donememek sorunu varmis. Emin olamadim Labo`ya email attim (abh@labo.berlin.de) o da yetmedi konsolosluga email attim. Hemen donduler ve TR`ye de gidebilecegimi ama tarihi asla gecirmemem gerektigini yazdilar. Giderken yanimda bu emaillerin bir de kopyasini alacagim. Ne olur ne olmaz.


2. yazidan devam ; Istanbul`da son gunlerim ve ucaktaki 2 saatim, ilk is gunu, Berlin`de ev aramak, esya alis verisi, Anmeldung yani ikamet. sosyal haklar ve saglik sigortasi, banka hesabi acmak, mobil numara almak, ID ve Tax numarasi, ulasim karti, Turk Konsoloslugu ziyareti ve gunluk hayat.



23 Mart 2017 Perşembe

Apartman Sohbetleri ve Bir Mim

İş yoğunluğumdan üzerine düşünüp yazamadım. Hepiniz yaptınız, sincice arkadan okudum, çok eğlendim.  Ben de bir yolunu bulup, blogspot ahalisi  ve özellikle İlham Kedisi için bu sorulara toplu cevap verdim. Yarın çok sevgili canım arkadaşım dert ortağım Ali ile rakı içicez. Cumartesi uyanmazsak polise haber verin. Herkese güzel bir hafta sonu olsun!
 
1.     Nasıl bir apartmanda büyüdün?
Toplam 3 çocuğun olduğu, devlet tarafından gösterilmiş araziye "Lojman" ismi ile yapılmış, hapishane görüntülü ama ne olursa olsun hala rüyalarıma giren bir apartmanda başladı her şey. Muhteşem bir manzarası, bütün Ayvalık Körfezi'ni ayakları altına alan bir manzara ile büyüdüm. Sol pencere mutfak, öteki tarafa bakan odanın penceresini artık siz hayal edin. 
 
 
Ayvalık'tan sonra, 97'de eşşek kadar  (13) olduktan sonra ilk defa sokakta oynayan çocukları gördüğüm apartman ise, ne güzel tesadüf , Fermina'nın mahalleye 10 dk mesafede Karşıyaka'da bir bina idi. Sağ üst köşe. Annemler hala orada yaşıyor ve eski komşularımız ile devam.
 

2010 senesinde ise İstanbul'a taşınarak yetişkinlik apartmanı devresine sert bir geçiş yaptım. Hala o şekilde gidiyor. Oranın çirkin sokağını paylaşamıcam, bugün yine kap kaç oldu sabah, 3. kez, yazmıştım hatırlarsanız. Nefret ediyorum bu şehirden.  

2.     Çocukluk eğlencen neydi?
Güzel odamın güzel balkonunda muhteşem bir deniz manzarası ve annemle yaptığım kızarmış ekmekli, Ayvalık pazarından alınmış taze domatesli kahvaltılardı. Gözlerim dolar aklıma gelince. Babamın elleri ile biçtiği çimlerin kokusu 17.00 gibi burnuma gelir, güneş etkisini kaybetti hadi bahçeye ineyim der, bir araç, bir cadde, yol bile geçmeden güvenle çıktığım oyun saatleri, en büyük eğlencemdi. O bahçe yukarıda, görebiliyorsunuz.
 
3.     Yedi yaş pantolonunu bulsak cebinden ne çıkardı?
Akşam sefasının siyah tomurcukları ve Almanya'dan gelen çiçek desenli kağıt peçeteler. Şimdi aynı peçeteleri ben alıyorum. 1 Euro. Annem çok seviyor. Misafire veriyormuş.
 
 
4.     Çocukluk kahramanın kimdir?
Lojmanda yaşayan karşı komşu, Ankaralı bir ailenin, büyük oğlanları vardı. Böyle 20 yaşlarında. Onları çok severdim. Babaları vefat etti, geri memlekete döndüler. "Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini kazancam" derdim gözlerine girmek için. Doktor olmadığım gibi 3 kağıtçı dalavereci bir turizmci oldum ahahahah, o zamandan belliymiş. Sonra bu çocuklar 2-3 sene önce, babamın SSK evrakları ile ilgilendiler, dosyasını felan takip ettiler taaa Ankara'dan. Babam emekli oldu hızlıca. Hala bir hero'lar gözümde.
 
5.     Gereksiz bir yeteneğin var mı?
Meslekten, insanlarla uğraşmaktan galiba, yalan söyleyeni, 3 kağıt yapanı, bir sır saklayanı, şak! diye çözüyorum,  hislerim de iyi biraz , 3.göz mi denir ona? Ne denir? Bu iş olur diyorsam olur, bundan bir sik olmaz diyorsam olmaz. Bilmem, otelcilerin hepsi böyle galiba. Dediğim çıkınca uyuz oluyorum.
 
6.     Hastası olduğun bakkal ürünü hangisi?
Lütfen siyahi dostlarım darılmasın. Eti Negro. Ne iyreç bir ırkçı isimdir o.
 
7.     En saçma zevkin?
Üffff. Müze broşürü, bilet, tarihli kağıtlar, bunları toplayanlara bir isim deniyor şuan hiç aklıma gelmedi. An, zaman ve mekanlardan basılı kağıt alıp saklamayı seviyorum. 
 
8.     En büyük çılgınlığın?
16-21 yaş arası Ölüdeniz'de çalıştım ve yaşadım. Pilot kankilerim ile izin günlerimde Babadağ'ına çıkar, yamaç paraşütü ile atlardık. Allahım 30'undan sonra hayat kıymete biniyor. Şuan 2069 mt'den hayatta atlamam. Bir de buna 350 pound veriyorlar. Üç yüz elliiiiii!
 
9.     Çocukken en çok korktuğun şey?
Gök gürültüsü. Altıma pat pat sıçardım. 15 yaşıma kadar korktum arkadaşlar. Anca geçti.
 
10.     En sevdiğin ve sevmediğin özelliğin?
Tabi hayatta ince detaylara takılmak acayip zamanımı alıyor. Her hangi bir şeye baktığım zaman, en basit örnek, arkadaşım dalga geçmek için cep tel. ekran görüntüsünü atıyor, 250 tane email gelmiş, onu anlatıyor. Ben ise, hıımm şu üstteki uygulamayı hiç görmeden, acaba neymiş deyip, Google'da arıyorum, adam konuşa dursun benle, ben uygulamanın forum yorumlarında kendimi kaybediyorum.
 
Sevdiğim ise; bu merakımdan öğrendiğim şeylerin bir gün karşıma çıkması ve o bilgiyi şak diye anımsayıp, "heee bu işe yarıyormuş"demem.
 
 
11.     Karşı cins karşısında en çok utandığın an?
Karşıyaka'da apartmanda komşunun oğluna takmıştım kafayı. Yıl 99 bahar. Kan kaynıyor. Son ses linkin park dinliyor bu evde, bol jeans giyiniyor, yandan zincir takıyor, saçlar kısa, apaçi değil, tam bir Atakent çucuğu, allahıııımm perfect match! ben de öyle, ben de öyle. LP dinliyorum, sesini açıyorum dinlediğimi anlasın diye, yok! Kesin manitası var diyorum. Ama biz sevgili felan olmalıyız kafasında yaşıyorum. Kankim Ceren, Cerenler hep bir uslu, benim gibilerde manyaktır zaten, gazladı, hadi yav ne kaybedersin çal zili git söyle. Gittim abi bir gün.... Zile bastım. Zangır zangır titriyorum. "Merhaba Umut. Ben Silvia. 5.katta oturuyorum. Yanlış anlamazsan bişi paylaşıcam. Uzun zamandır seni izliyorum ve senden hoşlandım. Hoş birisin. Fikrimi paylaşmak istedim. Ne zaman konuşmak istersen üst kattayım (!)" dedim. Bir sessizlik. Çocuk kıpkırmızı, gülümsedi, ay bir de güzel güldü. "Şey hı hı anlıyorum, tabi olur öyle, peki, saol, görüşürüz" dedi. Kapıyı kapattı. Yukarı çıktım. Ceren bekliyor. Nolduuuuu dedi. Dedim söyledim. Eeee? Bir bok olmadı arkadaşlar. Anası ile babası ayrıldı, 2 hafta sonra taşındılar Istanbul'a. Soyismini de hatırlamıyorum. Facebook da yoktu. Maceram orada bitti.
 
Evet Next....
 
12.      En maskulen/feminen yanın nedir?
Ahahahahaha ikisi de var. Maskulen yanımı hiç kaybetmedim. O yanımla gurur duyuruyorum. Herkes iki cinsiyetlidir. Kolumda 1905 dövmesi var. Hala arkadaşlarımı, evli erkekler gibi; tribün tayfası, parti tayfası, okul tayfası, rakı tayfası, otel tayfası olarak ayırırım. Sinirlenince küfür ederim. Samimiyetine güvendiğim arkadaşlarım ile argo konuşurum. Feminen tarafım ise, standart. Düzgün ve temiz giyerim, saçıma, başıma dikkat ederim. Sigara içmem. Göze batan bir özelliğim de yok.
 
 
 
13.     Asla cesaret edemeyeceğin bir şey?
Ailemi silemem.
 
14.     En sevdiğin fiziksel acı?
Yaaa hanginiz taze yaralarınızı kaşıyıp koparmayı sevmez? Hadi itiraf edin!
 
15.     Almış olduğun en saçma teklif?
İsmini veremicem bir otelde ve bir yılda çalışırken acayip zengin bir herifle tanışmıştım. Herif, otele geliyor, kalıyor, kuruş para vermeden, sırra kadem basıp, çıkış yapıyordu. Sık sık geliyordu. Acayip yakışıklıydı. Bizim ekip bitiyordu herife. Sistemden bakıyorum, adresi Istanbul. Nerede yaşıyor, ne yapıyor hiç bir fikrim yoktu. İsminin bile gerçekten o olduğuna hala şüphem var. Yıllar yıllar geçti üstünden. İstanbul'a taşındım. Sevgilim oldu ayrıldım. O üzüntü ile saçma sapan ilişkiler yaşayıp göçtüğüm bir dönem vardı. Ben bu herifi bu ara buldum. Acayip sevindi benim onu aradığımı duyunca. Taa o zamanlardan en çok aklımda kalan sendin dedi bir gün bana. Asmalı'da bir yemek yedik. Eve bıraktı. Ses yok. 1-2 gün geçti. Seni tekrar görmek isterim dedi. Beni gelip aldı. Göktürk'e gittik. Kemer Country'nin kapısında durduk. Hadi bakalım. Araç güvenlikten geçecek. "Eee şey buraya giriş yasak, sadece burada yaşayanları alıyorlar cınım" dedim. "Nasıl yaaa, benim evim içerde öyle saçma şey mi olurmuş" dedi. Abbaaavvvv. Rezil oldummmmm. Alçak gönüllüydü, hiç çaktırmadı. Adamın evi zaten içindeki konakların biriymiş. Ev, ev değildi zaten. Sonradan öğrendim, 3 tirilyona almış annesi. Peki. Havuz başında çok güzel bir Rose açtı. Acayip de bir güzel ambient müzik. O rozeyi sonraları ben bir yerde buldum, aldım, ağlayıp evde içtim o ayrı bir hikaye. Kaldım orada. Güzel bir akşamdı. Sık sık hafta sonları onda kalmaya devam ettim. 2 ay böyle gitti. 2. ayın sonunda bir gün otururken, iç çamaşırlarımı giyinmek istedi. Genç olduğum için tepki verdim. Sakince karşıladı. Sonra o günlerde, lan ne gerek vardı, niye yargıladım adamı, giyinseydi keşke dedim, pişman oldum, aradım sordum, dönmedi. Ne yapıyor bilmiyorum. Görüşmüyoruz. O anılardan bana geriye kalan tek şey, ilk gün çektiğim şu fotoğraf ve güzel anılarımız.

 
16.     Kendini çok değerli hissettiğin bir an var mı?
Otel misafirlerimin bana içtenlikle teşekkür edip, otelden mutlu ayrıldıkları her an. Bir de kedimin minnet dolu bakışları. Arada bir wink wink yapıyorlar. O çok hoş. Görsel o hissi pek yansıtmıyor. Neyse.
 
 
17.     Annenden ve babandan ne öğrendin?
Müthiş bir ev ekonomisi, sosyal ağa yönetimi ve durum tahlili.
 
18.     Hangisi daha olası; cadı, vampir, kurt adam? Ve tabii ki neden?
Bakın bunların hepsi %100 var. Tamam mı? Tek nedeni ise Doğa ve sistem. Ciddiyim.
 
19.     Manzarasız müthiş bir daire mi, manzaralı tek odalı bir daire mi?
Devlet yüzünden ölmeyeceğim herhangi bir şehirde, kedimle herhangi bir daire.
 
20.     Hayat sana ne öğretti?
Kendim olmayı ve vazgeçmemeyi.

22 Mart 2017 Çarşamba

Ayyyy Hellolar ve Fingerscrossedlar

Yaaaaaaaağğğ neyi nereye yazayım, nereden başlayım bilmiyorum. Olanları bir bir yazıcam ama bir sneak peek de yazmadan geçemiycem, bu güzel networkü haberdar etmek için. İyi bir iş teklifini kabul ettim ve iş vizesi başvurusu yaptım. Galiba gelecek ay Berlin'e taşınıyorum... Düşündüm, istedim, yaptım, oldu. Aslında keşke bu 4 lafla her şey bitse. Değil mi? Detaylarını, prosedürü ve süreci yazmayı çok isterdim ancak şuan çok erken ve sadece burası değil, hayatımın hiç bir evresinde denemediğim bir oyunun sayfasını açıyorum. Bilmediğim bir ülkeye taşınmak başlı başına bir macera ve beni çok motive ediyor. Süreç olumlu gidiyor 1-2 aksaklık dışında. Vize verirlerse bürokratik tarafını biraz bitircem. Geriye angarya işler kalacak. Ev, Kedi, Eşya, İkamet vb. onlardan da pek çekinmiyorum, araştırıp öğrenip hepsinin üstesinden gelirim açıkçası. İstanbul ve Türkiye sayfasını kapatmayı dört gözle bekliyordum. Bu fırsatı iyi bir zamanda buldum. Umarım bu yazının devamında, tüm süreci gitmek isteyenlerle paylaşır, Berlin'deki maceralarımı da ekleyebilir, hayat deneyimlerimi size yazmaya devam ederim. FINGERSCROSSED! Küs uyumayın, sevişin, hayal edin ve asla vazgeçmeyin! En kısa zamanda tekrar haberleşmek üzere.

30 Ocak 2017 Pazartesi

İhanet Sarısı Fönlü Saçlarınız

Galiba bir histeri geçiriyorum. Korkunç bir sinir harbi yaşıycam yakında. Acayip yoruldum ve tiksindim dijital kanallardan. En kötüsü de işim gereği 7/24 içinde olmak zorundayım. Bu zorunluluk altında gün geçtikçe eziliyorum. Bu mecraları amaçtan çıkartıp bir araca dönüştürmeyi başarabilmiştim. En azından bir miktar. Ne biliyim, çevremdeki bazı insanları, paylaşımlarından dolayı yargılamayı bırakıp, tahlil etmeyi bırakıp, show yaptıklarına ikna etmiştim kendimi. Bazılarını, "bu ne beee? 10 sene önce bilmem nereden, bilmem kimin arkadaşı, benim özelimi niye görüyor olm" diye engelledim. Yetmedi yetmiyor. Her yerden çıkıyorsunuz. Bakın bu iletişim hiç değil. Çok rahatsız olduğum bir dünya ortaya çıktı. Her yerden hayatıma saldırıyorlarmış gibi hissediyorum. Bu dereceye gelmesinde etken aslında yine bizleriz, evet. Ama tüm bunları az tatmak istiyorum. Az olsunlar. Çok küçük miktarlarda. Bu sabah işe geldiğimde, bir yandan whatsapp'ımın çalması, öteki yandan gece 11'de iş telefonuma abdik gupdik reklam emaillerinin düşmesi, bir yandan aaaawww rakip işletme nö poyloşmoş, bir yandan ölücü, doymayan dijital kesmin beğeni kasması bunu takip etmek zorunda oluşum, bir yandan annelerimiz trip atar "nödön böğönmöyorson fotoğrafloromo?!". SIKILDIM. HEPİNİZDEN SIKILDIM. SAMİMİYETSİZ SİYASİ YAZILARINIZDAN, APTAL SELFILERINIZDEN,  KIRMIZI RUJLARINIZDAN, HER EKRANI AÇTIĞIMDA GÖRDÜĞÜM İHANET SARISI FÖNLÜ SAÇLARINIZDAN SI KIL DIM. YETER!

21 Ocak 2017 Cumartesi

Senenin İlk Seyahati : Berlin

Meraba.

2017 senesine sağ ayakla girdim, kar yağdı, evimde kedime sarılarak kahve içtim ve öncesinde sevdiklerimle yeni seneyi kutladık. Kutlama denirse ona da. Olmadı. Canımız sıkıldı. Herkes biraz korku biraz endişe ile sabah 8'de evlere dağıldı. Şu da dağılmadan(!) önce biz.  

Kardan şehrin biraz iptal oluşunu izledik. Ama iyi izledik. Ben evde sıcak şarap yaptım ve işe gidemedim. Somurtarak senenin ilk seyahatini bekledim. Ama seyahatler iyidir. Çok tanıdık hislerle bir çanta hazırladım sevenler kavuştu. 13 Ocak'ta Berlin'e uçtum. Tek başıma. Sevenin halinden sevenler anlar. Biraz müze, biraz kahveci, çok az da teknolu (sonradan ortaya çıkan güzel programlar ile) zip'lenmiş dosyada Berlin tatili yaptım. Daha evvelden eksik kalan adreslerim vardı. Hemen kısa bir guide yazıp, fotoğraflar ile sizi burada bırakıyorum. Bu akşam, ekibin yaptığı güzel müzikleri dinlemek için Taksim Pixie'de olacayız. Tekno sevenleri bir adım öne alalım.  

Uçaktan iner inmez koşarak Hamburger Bahnhof'a gittim. Eski tren garı, biz de olsa çoktan bir otel zincirine ya da bir inşaat firmasına, yerine "lakşıri rezıdıns" yapmak üzere peşkeş çekilirdi. Adamlar tabiki de en mantıklı şeyi düşünerek binayı harika bir Modern Sanatlar Galerisi'ne dönüştürmüşler. 
  
Acele etmemdeki neden, 1 gün sonra bitecek Gülsün Karamustafa sergiydi. Kendisi daha evvel Salt Galata'da da enstalasyonları olmuştu. Viyana'da, İstanbul'da ve yine Berlin'de özel koleksiyonlarda hala eserleri var. Toplumsal sorunları, günümüzde, çok da eskiye gitmeden, kadının bu topraklardaki yeri ile birlikte tartışan "Chronographia" çok çok hoş bir o kadar da hüzünlü bir çalışma. Tavsiye edemiyorum, bitti, ama ileri bir zamanda mutlaka yakalarsanız asla kaçırmayın. Devam eden diğer 2 sergi de çok çok iyi. Ahahahaha tablolarının arkasına resim yapan manyak Kirchner'i anımsamayan yoktur galiba? Eski yazılarımda sıklıkla yazmıştım. Efendim herifin kapsül bir sergisi mevcut.  Diğeri ise müzeye ait süresiz bir sergi, Erich Marx 'ın koleksiyonu. Çeşitli Alman sanatçıların toplama eserleri yer alıyor. En etkileyicisi Beuys'un şöyle (soldaki) bir "odası". 


Berlin'de bir hipster otelinde kaldım arkadaşlar. Kedili illüstrasyonların olduğu harika eğlenceli, Neukölln - Kreuzberg arası, merkeze 15 dakikada gidilen, cool çalışanlarının olduğu, minnoş bir yer. Cat's Pajamas, Hermannplatz metrosuna çok yakın. Urbanstrasse 84'de. 
Son dakika ortaya çıkan müzikli planları çok seviyorum. Hiç o kafada olmadığım halde, About Blank'te Polar Inertia'nın çalması işi biraz değiştirdi. Oya ve Keykan'a takıldım, Cuma gecesi mini tekno night out yaptık. Çok iyi geldi. Dertleri İstanbul'da bıraktım. About Blank bana bir miktar Suma'yı anımsattı. Ama kitle, temadan dolayı biraz rahatsızdı. Değer mi? Elbette Berlin'de değer. Tartışmaya kapalı. Bu sefer Berghain'a gitmedim. Başka mevsimlere kaldı.

Cumartesi günü uzun uzun bol bol müze ve sanat almaya devam ettim. Gemaldegalerie çok istediğim bir adresti. İçinde birden fazla sergi görmek mümkün. Koleksiyonda ise 13-18. yüzyıllar arası tabloları izleyebilirsiniz. Dürer, Raphael, Tizian, Caravaggio, Rubens, Vermeer ve adamım Rembrandt bunlardan sadece bazıları. Kombine bilet alarak içeride yer alan, bir kapsül sergi, Dekorasyon Müzesi ve dijital kütüphaneden de faydalanabiliyorsunuz. Ben dekoratif eşyalar kısmına geçtim. Çok wow değildi. Bir de, biraz daha eskizlerin olduğu, alışılmış tarzlarının dışında, romantik renklerin sergilendiği, Friedric, Van Gogh gibi isimlerin yer aldığı , "Romantik und Moderne" isimli minik bir sergi mevcuttu. O da kaçmazdı. Hepsi, Matthäikirchplatz 'da. Keşke şunlar gibi işe gidebilseydik. Soldaki tablo gerçekten manyakça. 1555 'te kimyasal var mıydı yaaa?



Pazar günü niyetim aslında sabah Ostbahnhof Bit Pazarı'na gitmekti ama bir anda kendimi Renate'nin kapısında buldum. 1 saatlik bir elektornik müzik macerası, Pazar sabahı saat 9 için yeterliydi. Burası da gerçekten çok büyük bir ev ve içinde küçük odalar, bir sürü stage ve her telden her müzikten insan bulmak mümkün. Sosyalleşmeyi sevenleri ve Berlin'in underground hatta no name isimlerini dinlemek isteyenleri Ostkreuz yakınlarına alıyoruz arkadaşlar. Alt-Stralau 70'de.  


Aşırı kardan dolayı bit pazarına gitmekten vazgeçtim ve Kreuzberg'e geri döndüm. Aklımda bu sefer eve iyi bir kahve götürmek vardı. Çünkü evime artık bir kahve öğütücü aldım. O nedenle de açık ara şehrin hatta bölgenin en iyi kahvecisini tercih ettim. 5 Elephant, Reichenberger 101 'de. Kenya kahvesini içmeden ve çikolatalı cookiesini yemeden dönerseniz kalbim kırılır.  
 
 

Akşamında ise, yine uzun zamandır denemek istediğim bir Sushi restaurantı yer ayırttırdım. Omoni'yi aslında Berlinli bir Instagram takipçimde görmüştüm. Yorumlarının iyi olduğunu görerek denemeye karar verdim. Haksız da değilmiş. Gerçekten uzun zamandır yiyecek paylaşmamıştım sosyal medyada. Hatta hiç yiyecek paylaşmadım ama bu çok farklı bir dünya. Bu harika Japon-Kore restaurantı için mutlaka rezervasyon yapın. Aşağıdaki Omoni mix yanlış hatırlamıyorsam. Kızın tavsiyesi Kophenagener mix. Pazar günü bile açık! Kopenhagener Str. 14'te. 

Buradan sonrası artık sadece Berlin sokaklarında yürüyerek, kış mevsimin yarı sert yarı gri ama bana her zaman aşırı huzur ve mutluluk getiren ortamında saatleri an an yaşayarak geçti. Evimden çıkıp, çantamı sırtıma atıp, "evime" geldiğimi hissettiğim bir yer artık burası. Hayal etmeyi bırakıp, hakkında planlar yaptığım, çözümler aradığım, kısacık zamanda duygusal bağlar kurduğum bir şehir oldu Berlin. Yeni seneye girerken, içinde ben olan, hakkında çok şeyler dilediğim bir kent.  
Bir gün buraya yerleşicem ve çift yön uçak bileti alıp, dönüş biletini de artislik olsun diye yakacağım dostlar. Ahahahaahsadgafag. İyı hafta sonları. Kahve için, sevişin ve asla küs uyumayın. Yeni "anlarda" görüşmek üzere!