30 Aralık 2016 Cuma

Bu Seneden Facepalm Yaparak Çıkıyorum

Baştan aşağı Teşvikiye Camii'ne dönüşen bu sene hakkında yazacak aslında pek çok şeyim var ama pc başına geçince omuzlarımda bir yük, iki büklüm oluyorum. Facepalm yaparak bu seneden ivedilikle ayrılmak istiyorum arkadaşlar.




Geçen senenin son günü yine burada yazdığım dileklerin aslında prensesler gibi hakkını verdim. Bol gezmeli, kahveli, gülmekten ağlamalı, alkollü, tekno müzikli, yerlerde ayılıp bayılmalı bir yıl istemiştim. Sanki yazıyı 1,5 ay önce felan yazmış gibiyim.
 
 
 
Ne ara 3 kez Berlin'e gittim, ne ara yine gidicem, ne ara 2 kez Amsterdam yaptım. Yıllardır hayallerimi süsleyen o güzel yunan adası Meis, o Kaş'ta rüya gibi bir tatili, o Yalıkavak kaçamağı. Güzel festivaller, ayyy o Berghain maceraları, orada tanıdığım şahane insanlar, kısa bir Ayvalık ziyareti. Ülkenin çivisinin çıkması, yaşadıklarımdan midemin bulanması. Olaylar ölümler kayıplar. O şahane koylarda, masmavi denizlerde, muhteşem yaz güneşinin içinde kaybolurken, geri döndüğüm şehirden dibine kadar tiksinmen falan. Bu kadar çok şeyi 12 aya sığdırmış olmak, sanki 12 sene gibiydi.

 
Bende bu sene hangi izleri, neleri bıraktı diye arkama baktığımda yine her zamanki cıvıklıkla size cevap verirdim. Ocak ayında Berlin'de orospu çocuğu çingenelere bir iphone kaptırmam, ona rağmen şehire köppekler gibi aşık olmam, 30. yaşım, Alexanderplatz'da yediğim Donut, Hardwax'ın muhteşem merdivenleri, Kilyos'ta bir pazar günü öğleden sonra kumlarda uyumam, Ayvalık'ta yazın o sıcak rüzgarında masmavi Lacivert Ege'yi izleyip, Midilli kıyılarını karşı Edit Select dinlemem, yazın Kaş'ta Derya Beach'in Jack Daniels - Nar'ını içip küçük bir bokçuk gibi sarhoş olmam ve ağlamam. 
 



 
 
Meis ve St. George Adası, tanrım bir cennetti! Yaz başı Balibody'den aldığım efsane güneş yağı, ahahahahha bunu hatırlıyorsunuz değil mi? Avusturalya'dan dünya kadar paraya sipariş ettiğim ve senin gibi bir dijitalciyi nasıl kandırabilirler diyen genel müdürümün sitemi. Ama hakkını verdi ve hayvan gibi bronz oldum ahdgagaha. Berghain'da bir pazar günü tanıştığım ve aylar sonra tekrar gittiğimde içeride buluştuğum Ramsey, Amsterdam'da yediğimiz mantarın kafası, Su ile Enis'in evlenmesi, ve son 3 aydır, işten eve, elimde emekli amcalar gibi siyah poşette teneke bira ile dönmem?!
 
 
Evet son cümle pek oraya olmadı ama vaziyet bu. Siyah poşete bir miktar ölüm korkusu da eklemek istiyorum dostlar. Osmanbey Metro'sundan her çıkışımda, yaşamadığım ama garantisi olmayan, kötü hayaller içinde, kendimi evime kan ter içinde atıyorum. Her olaydan sonra samimiyetsizce "iyi misin?" mesajları, Şişli'nin tam ama tam orta yerinde, Moğollu biri tarafından gasp ve tecavüz edilen kızın hikayesini sabah işe gelince random bir habermiş gibi dinlerken, çoktan öldüğümüzü düşünüyorum. Cansız bir ülkeyiz dostlar.
 
Son aylarda internet üzerinden yaptığım onca iş başvurusu ve gerçekleştirdiğim Skype üzeri iş görüşmeleri ise iki ucu boklu sopa. Ne siz sorun ne ben söyleyim. Artık şirketler bana şöyle cevap veriyor;
 
 
Yeni sene için çok öyle bir abartılı beklentim yok. Yapmak istediklerimin peşini genel olarak hiç bırakmadığım için, yine peşinden gitmeye devam edeceğim heyecanlı bir hayat yeterli olacak. 30 yaşın sonunda heyecan ve merakın güzel şeyler getirdiğine karar verdim. Evet, koca 30 yıldan çıkardığım süper cıvık sonuç bu ahdgshadha.
 
 
Şuan bu yazıyı da, en başta yazdığım gibi güzel müzikler eşliğinde, yılı da yine şahane müziklerin olduğu bir ev partisine katılarak tamamlıyorum. Heyecanın ve kaosun olduğu yerde şu aşağıdaki ayı gibi uyuyan ev halkını bir miktar selamlıyorum.
 
Lütfen sevdiklerinizin kıymetini bilin, kahve için, sevişin ve tabikiiiiii ne diyoduk? :) Küs uyumayın... Kar başladııııııı!!!!!!
 
İyi seneler.
 
 

2 yorum:

  1. Her şeye rağmen muhteşem bir yıl geçirmişsin. Bu sene daha da güzel olsun! <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sana da harika bir sene diliyorum sevgili Cessie! Öpüyorum çok. Yeni senede umarım Istanbul'da görüşebiliriz :) Ehehehe

      Sil