30 Kasım 2016 Çarşamba

Ülkeye Baktıkça Kakam Geliyor

Meraba.
 
Bloga geliyorum, yeni yazı diye açıyorum sayfayı, 3 kilo küfür ediyorum, save yapmadan ŞAK! geri kapatıyorum. Böyle kaç gün buradan döndüm bilmiyorum. Kafamın içinde default olarak Aşkın Nur Yengi akustikleri çalıyor, sürekli az demli sütsüz filtre kahve içiyorum, üzerimde ilmek ilmek pörsümüş siyah bir hırka, camdan dışarı bakıyorum. Hayatım çıkmaz sokakta ilerliyor ve arkadan da araba geliyor dostlar.
 
 
Haaaaaağ bunca bokun içinde, bir de utanmadan Contemporary Istanbul'u promote ediyordum. Çok hevesliydim. Şirketçe sponsor olduk. Evet, modern sanat, sergi, aynen canım, böyle bir kendini sanatsal ifade etmeler, zaten bizim neyimize, kapıdan elini kolunu sallayarak giren herifler, evet herifler, bir sanatçının eserini, koca fuar alanına nasıl girdilerse, kaldırtıp, ecdatlarına falan sahip çıkıyorlar. 0,5 gram kalan yaşam hevesim, kusmuk oluyor, paralel evrende o sırada yerlerde bayılıyorum, saçlarım pislik doluyor, bu kıymetli sanat fuarında nasıl sanat imajının (tabi o da kaldıysa) Amına koyulur'u aklımdan atamıyorum. Daha iyisi de olamazdı diye düşünüyorum.
 
Prosecco içerek ülke gündemini izliyorum. Artık İç Anadolu ve Orta Doğu konpile çimlik alana dönüşsün ve festival alanı olsun. 
 
Son 3 aydır cep telefonu şirketine toplam 1400 TL para ödedim desem bana kaç ponçik puan?
 
Çıldırmak üzereyim dostlar. Otel gurubumuz başka bir grubun altına girdi. Satıldı yani kısaca. Ardından mekrez ofisten 2 önemli müdür ayrıldı. Dijital yapıda değişimler var. Bize dokanan bir şey yok ama biz de Türkiye'de krizle debelenirken, bir de bu karmaşanın olması, iyice tadımı kaçırdı. Gelmeyecek turistleri düşünürken, what the hell is going on???
 
 
2015 yılı kişisel problemlerin, 2016 yılı global sorunların olacağı bir dönemmiş. 2017 yılı anasının amı gibi bir yıl olacak. Ülkeye baktıkça kakam geliyor.
 
Bu senenin tek iyi tarafı, 2 tane en yakın arkadaşım, aynı gün! evlendi. Birinde nikah şahidi oldum. Teknocuları evlendirdik. Nikah şahidi olduğum bir dost daha. Bir önceki de 8 sene evvel İzmir'de 12 Kasım'dı. Bu da 12 Kasım. Kasım ayını ve 12'leri hiç unutmayacağım anlaşılan. 12 Kasım'da ne vardı yaaavvv diye sormam imkansız. Ahahahaha.
 
Düğün sonrası çılgın partimizin de yarısını hatırlıyorum. Sabah eve dönüp kıyafetlerim ile uyuduğum her partiyi çok seviyorum. Fotoğrafta biraz dj set up'a dahil, minik bir ekipman gibi çıkmışım. Olsun.
 
 
Uzaklara dalıp, Suriye vatandaşlığına acaba nasıl geçiş yapabilirim diye düşünüyorum. O aşamadan sonra kolayca bir göç organize edebilirim. Bence müthiş fikir???
 
Bu sene de domuz gibi olduğum için yine sadece 1 kez grip oldum. Geçen aydı. O da aynen şöyle. Bir sabah uyandım ve hastayım. İşe gittim. Geri döndüm. Günün ilerleyen saatlerinde sanırım enfeksiyondan 2 saatim yok, kendimden geçmişim. Halüsinasyonlar gördüm. Biri yatakta omzuma dokunuyordu. Ehe ehe ehe diye gülüyordum. Güldüren Grip.
 
İzmir'den Diloş geldi yine tatile. Hafta sonu, Cihangir Kahvehanesi'nde soğumuş adaçaylarımızı içerken başımıza son 3 ayda gelen acayiplikleri konuştuk. Acayiplik derken öyle böyle değil. Tanrım 30 yaşındayım artık hayatım ne zaman yavaşlayacak? Ne zaman?
 
Instagram'ı en iyi kullanan maskulen kadınlar: 1-Ruby Rose. 1-Patrizia Bieri. 3.Ben.
 
Patrizia ile Berghain'da yanyana dans etmiş de olabilirim. Olmaya da bilirim. Çok karanlıktı. İbrahim Tatlıses gibi dertliyim dostlar, o karanlığı çok özledim.  
 
Adamlıkta bu hafta: Ender Gökçe. Ender Gökçe seni seviyorum.
 
 
Eski sevgilime, bir zamanlar Kopenhag'tan bir kart postal atmıştım ve o karttan 1 tane de kendim için almadığıma binnn pişman geri dönmüştüm. Heh, o kartın ayyyynısını yıllar sonra Diloş bana getirmiş, elden verdi. Hem de arkasında harika bir el yazısı mesaj ile. Demem o ki, hayat size o çok sevdiğiniz, gönlünüzün kaldığı, tatlı şeyleri nasıl da geri getirmeyi biliyor. Hastasıyım. Boyozlar için de teşekkür ederim Diloş.
 
Pazar günü evde boş boş otururken, random bir formatta bir radyo kanalı keşfettim. Tunein'i hepimiz çok seviyoruz değil mi? Radyo Budapeşte merkezli. Çatır çutur tekno çalıyor. Teşekkürler Tunein.
 
 
Kamboçya'ya kaçıp domates ekmek istiyorum diyerek bu kalbi kırık yazıyı burada bitirmek isterim. Kahve için, sevişin ve asla küs uyumayın.

Ahshahahahahahahyyy SİNİRLERİM BOZULDU.