11 Ekim 2016 Salı

Aşşırı Miktarda Kedili Blog Yazısı, Beyenmeyenler İran'a

Gözlerimi dinlendireyim, iş emailimden 2 dakka uzaklaşayım dedim, buraya geldim.
Bir baktım yine bir meydan okumalar, ne güzel şeyler yazmışsınız. Siz tüm bunları konuşurken, çalıştığım şirketin Katar'da açılacak yeni oteli ile görüşme yaptım. Hem de 2 kez. Orta Doğu insanına sövüp yasarken Doha'ya taşıma fikri çok FREAKY değil mi ya ahahahahahahahah. Resmi cevabımı henüz vermedim. Ne diyorduk? Her şey ihtimaller dahilinde.
Günün Çorbası yazmış. Arca'yı bir süredir takip ediyorum. Efendim gündem şu sıralar eve kedi istemesi. Çok ilgimi çekti konu. 6 yaşında bir kedim var. Tip olarak patatesli böreğe benzeyen, genel olarak çok soru soran, gürültülü ve devlet memuru statüsünde bir hayat yaşayan Tarçın'a istinaden Arca ve annesine 1-2 satır yazı yazmak isterim. Arca çok tatlı ve bir kedi istiyor. Annesi ise çok kaygılı ve saygı duyduğum bir çok nedenden dolayı ikna olmuş değil. Elbette zor, ben bile hemen "ayyy çınım çık tıtlı hemen eve alın" diyemiyorum.

Kediler yaşam alanlarına alıştıkları andan itibaren oraya uyum sağlayabiliyorlar çünkü insan O'nu değil, O bir insana ve bir eve sahip oluyor. Karakter meselesi. Tabi bir de ben genel olarak hayvanları insanlardan daha çok seviyorum.
Mama, su, kum tazeleme, oyun, ilgi, mıncıklama, tokatlayarak sevme, gözlerinizden kalplerin çıkması gibi olaylara zamanla alışıyorsunuz. Yemeğinize suyunuza patisini sokuyor, huylanma hissiniz zamanla köreliyor.
Gece avlanma huylarını bırakamıyor şerefsizler, sabah 5-6 gibi mütemadiyen mama isteyen şişko bir şey ile güne başlıyorsunuz.
Her yer tüy olduğu için, bazen eve gelen dostlarınız, yemek yiyemiyor, koltuğunuza rahatça yayılamıyor, o yüzden içinizden; "burası bizim evimiz olm, BEYENMEYEN İRAN'A!" rahatlığı ile yaşayıp gidiyorsunuz.
Dökülen tüylere aşırı alıştım. Haftalık makine açarak etrafta uçuşanlara çare buluyorsunuz. Kıyafetler için ise bol bol yapışkanlı rulo harcıyorsunuz. Fazlası mevsim geçişlerinde çok oluyor. Ne olursa olsun, dökülen tüylen, kedi besleyen birinin üzerindeki yıldız parıltılarıdır!!!
Evde 1,5 aylık bulaşıklar çamaşırlar yıkanmayı beklerken, 1 haftayı geçince, dolu kum kokusundan komşularınız "ayyyyyy evde galibaaaaa ceset var" deyişine gözlerinizin akını çıkartarak belertiyorsunuz. Siz onun bokunu yeyin bokunu! diyorsunuz.

Stresli, sinirli, sıkıntılı bir günden sonra eve gelince, Ümit Usta kıvamında bir kedinin yerlerde yuvarlanmasına siz de eşlik ediyorsunuz. Ah o göbekler. Bazı akşamlar iş dönüşü onu pencere kenarında dışarı izlerken buluyorum. Kediler günlerinin %21'ini dışarıyı izleyerek geçirirmiş.
Evde sesini duymayınca, çocuğunu peşleyen analar gibi, acaba düştü mü acaba kanatlanıp uçtu mu, kaçırıldı mıııı, acaba kaçtı mı deyip psikopata bağlıyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz küvette yatıyor. Tasmasındaki çan sesini duyamayınca evde kafayı yiyorum. Kapı bi ara açıktı apartmana kaçmış olabilir mi diyip, eve yarı yoldan geri döndüğüm çoooook oldu.
Tüylerini yalayıp, bir kısmını kusunca -ki bu biraz normal ilk gördüğümde ölüyor sandım- ğğğğğğğğğ yavrooomm dur sen kusma ben kusayım diye iç geçiriyorsunuz. Mutlu mesut evin her yerinden öbek öbek kusmuk temizliyorsunuz.
Dışarıda çakan şimşeklere, geçen çöp arabalarına verdikleri korku dolu tepkileri kaygı ile izliyorsunuz. -Korktun mu kuşum? Korkma annemm! diye sarılıyorsunuz. Evin bir ucundan bir ucuna bir anda roketleme şeklinde koşmalarına anlam veremiyorsunuz. Boyutlar ötesi hayaletli mayaletli şeyleri görebildiklerine inanılırmış. Görseydi eminim Tarçın onu da mideye indirmek isterdi.
Gökçe, ev arkadaşım,  Tarçın'ı zamanla sevdi. Biri ile evi paylaşmak kolay ama kedili bir eve taşınmak hiç bilmeyen biri için zor. Çok garip, şuana kadar eve gelen herkes ile çok iyi anlaştı. Araları gayet iyi. Gökçe uzakta olunca kedisini çok özlüyor.
Tarçın hiç kokmaz. Kediler iyi beslenip iyi bakıldığında zaten kokmaz. Ama ona has, temiz ve pamuksu bir kokusu var. O kokuya hayranım. Uzaktayken kokusunu çok özlüyorsunuz. Bir de mesela yetişkin bir insan gibi horlar. Evet, horlar. Kurban olduğum neler yaratıyorsun.
Hatırınızı sormak için arayan annenize yarım saat kedinizi anlatıyorsunuz. -Bizim tombalak bugün 3 kez kaka yaptıııııııı! Onlar da biraz dinledikten sonra telefonu suratınıza kapıyor. Annem de tabi ki O'nu sever ama uzaktan :)
Tatile gidişler çok zor. Çok. İlk zamanlar eşe dosta anahtar bırakırdım. Baktım insanlar hiç yanaşmıyor. 2 gün, 3 gün derken, Tarçın'ı ufak ufak tek bırakmaya başladım. Arada birilerini buluyorum bir kontrol etmesi için. Elektrik-gaz vanalarını kapatıp, yeterli mama ve su bırakarak, tatillerimi kısa tutarak bu hayata devam ediyoruz. Tek sorun özleşmek. Tatil sonu eve koşturarak gelip sarılıyorum, -bir daha bu kadar uzun gitme ağzına sıçtığım! diyor, öpüşüyoruz barışıyoruz felan. Çok özlediğim için eve taksi ile döndüğüm, taksiciye nölur daha hızlııııııı gidin demişliğim var. Tabi bazı tatillerimde Gökçe oluyor, bu bir şans belki de. Kedi pansiyonlarına, uçak yolculuklarına, yolculuk boyunca uyku yapıcı aptal ilaçlar satan paragöz veterinerlere, kafeslerin bagajda gitmesine, hepsine hepsine karşıyım.
Zamanla bir veterinere dönüşüyorsunuz. Bir anne, bir baba, bir dost, bir oyuncak parçası, tırmalama tahtası, tarak, köle, bir mama kabı görevlerini layıkı ile yerine getiriyorsunuz. Kılına bişi gelse, ortalığı yakarım, ehe kendimi biliyorum.
Evin ortasına, yatağın üstüne, mutfak masasına, size minnetini göstermek için çeşitli hediyeler bırakıyor. Genelde ölü sinek, varsa böcek, çöpten çıkardığı domates salatalık parçaları, tuvalet kağıtları vb. organik hediyeler.
Buna ister inanın ister inanmayın, zamanla sizinle aynı kelimeleri kullanmaya başlıyor. Tarçın, ses tonunu benim gibi yaparak acıkınca ma-ma ve su istediğinde ise maa diye miyavlıyor. Eşeksıpası.
Çantanızda zamanla sokak kedileri için de mama taşımaya başlıyorsunuz. Bir iş görüşmesine gidince, çantanızdan masanıza laaapp lap diye mama parçaları düşüyor. Rezil oluyorsunuz adamlara. Asddfgghhjjj. Dostluk mamaları onlar. Verin, yedirin çocuklara, aç kalmasınlar.
Kedisi olan dostunuz tatile giderken, sizin hayır demicenizi bildiği için "kedayıma bakar mısın?" ricasını asla kırmıyor, iş çıkışı yorgun argın o kedayın da bir halini hatırını sormaya uğruyorsunuz. Arkadaşlarınızın hasta kedaylarını 80 kez soruyorsunuz. "Naptı sizinki ya? Çiş yapabildi mi bugün?"
Çok kötü halde olan yardıma muhtaç hayvanlar için yapılan gönderilere, sahiplendirme çağrılarına daha duyarlı olmaya başlıyorsunuz. Ben biraz fazla hassasım, üzülerek bu tip görüntülere bakamıyorum ama elimden geldiğince kendi imkanlarım ile geri plandan destek olmaya çalışıyorum.
Her gece sizden önce gelip yastığınızın kenarına kuyruğunu ve patilerini kıvırıp uyku moduna geçmesini aşkla izliyorsunuz. Youtube'ta içinde kaybolduğum kedi videolarını hiç saymıyorum bile. Ve her gece, usanmadan, ulan neden bütün Dünya'daki kediler benim değil yav? sorusuna yanıt arıyorum. Buyrun, cevap arayan ben, aşağıda.
Rüyalarınızda onu kaybediyorsunuz, uçuyor, kaçıyor, bazen boğuluyor ve siz uykunuzdan boğularak uyanıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz, gecenin karanlığında sokak ışığı üstüne vurmuş, ayak ucunuzda malak gibi uyuyor. 
Bunu düşünmesi çok kötü ama hayat bu, bir gün ben nasıl öleceksem O da ölecek. Ancak bu benden önce olursa, yokluğunu psikolojik destek alarak atlatacağımı düşünüyorum. En azından bu yöntemi şimdiden kabul ediyorum. O'nu hayatımda çok özel bir yere koydum. Ben böyleyim.
Kendi evim olana kadar bir kedim olmayacağını annem ısrarla bana da söylemiştir. Sokak kedilerini besleyen, evden kaçak yemek götüren benle Arca, çok benzediği için bu yazıyı yazmak istedim. Arca eğer annesini ikna edemez ise, babası ile barınaklara ziyarete gidebilir, mama, eski kıyafet, kulübe yapmak için malzeme vb. şeyler götürebilir diye düşünüyorum. Ne olursa olsun hayvan sevgisi ile büyümesi şahane bir şey. Erteleyebilirler ama asla vazgeçmezler :)
Efendim ben de bir miktar daha Katar'a kedi gider mi giderse nasıl gider soruları ile baş başa kalarak haftama devam edicem. Stalklamadığım instagram hesabı ve #catsindoha hashtag'i kalmadı. "Miriba ben Doha'ya taşıncam, evinizdeki kediniz 50 derecede nasıl yaşıyor" diye koca koca adamlara özelden mesaj attım. Hiç biri dönmedi. Bir miktar keyifsizim.
Kedilerinizi sevin, birlikte yağmurları izleyin ve asla küs uyumayın. Hoşçakalın.

13 yorum:

  1. ah ah bu nasıl güzel bir yazıdır. okuduktan sonra bizim kekik ve cacık hanımlara sevgi dolu bir bakış fırlattım, uyudukları için rahatsız etmek istemedim.
    resmen her dediğine katılıyor sana ve kediciğine sevgilerimi hörmetlerimi iletiyorum efenim.
    yaşasın kediler ve kedi seven insanlar! :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay Kekik'e Cacik'a bizden de patili kalpli selamlar, saglik dolu, mis gibi omurleri olsun :*

      Sil
  2. kedi hasretim harmanlanarak depreşti! Ah be ah! yemin ederim o bok kokulu kumları bile özlüyorum.
    o patatesli böreğin gözlerini öperim ben. sen öp benim yerime de. hay allah, gidip bir kaç kedi videosu izleyeyim bari...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlham Kedisi isimden de belli bir aşk var zaten. Öpücem ilk fırsatta teşekkür ederim güzel sözlerin için. Hayat onlarla daha güzel!

      Sil
  3. Evet! Hahaha! Evet, Evettt diye sevgiyle haykırarak okudum. Super bir yaziydi 👍🏻

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaa çok mutlu oldum ne güzel aynı şeyleri hissetmek! Sevgiyle kal...

      Sil
  4. Selamlar:)
    Dün yazmaya çalıştım olmadı:/
    Neyse anonim seçtim yeliz ben arcanın anası:)
    Eline diline dimağına bilgine sağlık harika bilgiler paylaşmışsın fotoğraflar da ayrı güzel:) her ne kadar tüylerim diken diken olsa da:)))
    Bu arada dubaide yaşayan kedili arkadaşıma öneri sordum yazını ilettim umarım faydalı önerileri olur.
    Kocaman sevgiler çok çok teşekkürler
    Yeliz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok tatlısınız ya! Arca'yı hep yazın! Ben teşekkür ederim iyi dilekleriniz için :)) Sevgiler...

      Sil
    2. arkadaşım kedisi susam'ı Dubai'ye götürmüştü, bir süredir orada kedili çocuklu hayatları var. İklimden ortamdan sorun yaşamamışlar, Susam hayatından son derece memnunmuş:) eğer gitmeye karar verirseniz, Tarçın için de keyifli olacağını umarım. sevgiler:)

      Sil
    3. Teşekkür ederim yardımınız için. Şartlar bizi biraz zorladı ve kabul etmedik Doha'yı. Kısmet yeni sayfalara ve yeni umutlara kaldı :)

      Sil
  5. Ya of çok güzel yazı... Benim de çok küçük bir kedili yaşam deneyimim oldu biliyorsun. Hala aşkla herkese Miller'ı anlatıyorum, çok özlüyorum ve düşündükçe gözlerim falan doluyor. Yine istiyorum evde bir kedi ama hayatımla ne yapacağıma karar vermeden cesaret edemeyeceğim galiba. Fethiye diyorum, gemi diyorum, kedi diyorum, yok yok bir hayvanı daha başkasına vermeyi vicdanım asla kaldırmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıyı bu nedenlerden dolayı kararsız kalanlar için de yazdım. Kararsız kalıp bir canlının hayatını ikiye asla bölme. Sana alışıp bir başka insana gitmesini biz göremiyoruz ancak onlar çeşitli travmalar ile atlatıyorlar. İyi düşün.

      Sil
    2. Zaten çok düşündüm. Kedinin ne tür travmaları olur bilemiyorum ama ben kendim de hafif atlatamıyorum böyle ayrılıkları. Hayatımı bir yerleşik düzene oturtmadan bir hayvan falan yok.

      Sil