18 Ekim 2016 Salı

Sonbahar 1080p HD Hemen İzle Hızlı İndir İzle HD Orjinal İzle

Alo iyi akşamlar. Mezarlıklar Müdürlüğü mü?

Bir insanın hayatı bence sadece müzik dinleyip, köppek gibi çalışıp, sadece Pazar günleri uyumayı bekleyerek geçmemeli? Geçmemeli. Günlerden sonra minnoş bedenimi evden çıkartıp, Beşiktaş'a gittim. Oradan da Taksim. Ne zamandır görüşemediğim dostlar ile görüştüm. Ay bir de bir sergiye denk geldik. Pitoresk İstanbul Dijital Sergi. Gidin, Denizcilik Müzesi önü. Böyle sokakta kaldırım üstünde. Yaşasın random rastlanan free sergiler ve sanat. Hey hey de hey hey.
 
İstanbul'da sonbahar 1080p HD kalitede hızlı indir hemen indir izle orijinal alt yazılı. Moruk Ekim ayındayız bir anda nasıl oldu Ekim ya? Bu da HD hızda atkılara kazaklara dolanan ben.

 
BantMag'ın Ağustos-Eylül sayısında -benim eşekliğim geç yazıyorum- Morrissey'in A'dan Z'ye bir yazısı var. Güzel adam. 
 
Doha'ya kosssskocaman bir NO dedim. Hayırlı olsun.

Bana düşmez yorum yapmak, burada benden daha iyi sevenler var ama Bob Dylan, Nobel Edebiyat Ödülü aldı. Hemmen leş Türk basını, Türk Milliyetçiliği yaparak "o aslında Türktü" felanlı haberler yaptı. Benim kalbimi kıran bu samimiyetsizlikler. Hiç haber yapmasa hakkında mesela, oralı olmam. Çünkü haberin haber yapılmamasına alıştım(!) Rica ediyorum.
 
Kendimi, yeni bir gezi rotası öncesi, Gombrinch'in Sanatın Öyküsü kitabına adamaya karar verdim. Olay aslında şu; bu sene sizin başınızı şişirdiğim, hiç bir şey yapmıyorum, bir becerim yok dediğim için, ertelediğim Sanat Tarihi hakkında biraz bişiler okumak, okumlamak, notlar almak, tartışmak istiyorum. Tartışmayı da kendi kendime yapıcam. Neden Gombrich, neden bu gezi, ay nolur sormayın.

Gezi dedim de, evet, gezmelere doyamadım. Özendiğiniz hayatı yaşamaya devam ediyorum asdffgjjkh.


Biliyorum yeterince sıkılmıştır bu sorulardan ama belki Fermina, bu girişimimi görür ve bana Arkeoloji, Sanat Tarihi gibi ilgilendiğim alanlarda 1-2 basit kitap önerir. Haniiii, bakınca eserlere biraz daha kendimi davar gibi hissetmemek adına. Ühü ühü ama zor olmasın. Gombrinch gibi felan.

Değer verdiğim saygı duyduğum biri de, geçenlerde bir sohbet arasında bana, Ulrich Seidl filmlerini izlememi söyledi. Kesin izlerim.

Ankara'nın eski kağıt kokan sahaflarından birinden, -öyle kokmuyorsa bile bence net kokuyordur- Hodgson'un 1908 yılında yayınlanan Sınırdaki Ev kitabını ısmarladım. Nadirkitap.com saolsun. Sitedeki tek kitabı ben almışım. Yaşasın eski kitaplar. Ama beni ilgilendiren yanı, Stranger Thing dizinde esinlenilen eserlerden sadece birisi olması. Umarım yolda başına bişi gelmez.

Tarihinde ilk defa, Türkiye yurtdışına bir dergi ihraç etti. Sokrates, bugün itibari ile Almanya'da raflarda yerini aldı. Almanca yapıldı. Dopdolu. Aşşırı kaliteli içerik ekibi. Çok sevdiğim bir iki güzel insan da içinde yazı yazdı. "Düşündüren Spor Dergisi" mottosu ile. Buna da bir hayırlı olsun geliyore.

Yaaaa özlü sözleri Google görsellerden ekran görüntüsünü alıp, sosyal medyada paylaşıyorsunuz. NİYE?


Proof readingten, content girmekten, görsel resize etmekten 14 Ekim Cuma günü ofiste vefat ettim.

Bu hımbıl Arap ırkı ile aramı hiç düzeltemicem. Keşke Orta Doğu kompile büyük bir müzik festivali alanına dönüştürülse. Dümdüz ve çim.

Müsterih olsunlar. Galatasaray şampiyon olucak. Bu 0-1 skorlar hep şampiyonluk getiren skorlar. Mayıs ayında İstiklal Zara'nın önünde sarhoş olup halay çekicez.

Bakın, bu konuda çok ciddiyim, sikine sahip çıkamayan sümüklü Raif'in Madonna kitabı hakkında biriniz 1 kelime daha yazarsa sessize alıp biloklicam. Yeter. Nefret ediyorum bu öyküden!

Aşure yediniz mi bensiz? Yediniz deyil mi? Ağzınıza sıçıyım bensiz nasıl yediniz yaa?

Lağım gibi bir şehirde yaşıyoruz. Evimizin önünde, Türk abartması değil, gerçekten önünde, penceremin önü felan yani, 1 ayda 2. gasp olayını yaşadık. Harbiye'den aşağı inen sokağın başında bekleyen 2 çocuk, elinizdeki cep telefonunu çantayı çarpıp, Dolapdere Caddesi'ne kaçıyorlar. Dün akşam kadıncağızın biri bağırış çığırış, kafamı pencereden çıkardığımda çoktan kaçmışlardı. Başka bir vatandaş da oradan geçerken, aynı çocuklardan birine bir koyuyor, merdivenlerden yuvarlanıyor, çanta dağılıyor etrafa, hiç bir şeyini çalamıyorlar. Korkunç. Hep sırt çantası takarım, hep.

Sırt çantası dedim aklıma geldi. Sarı klasik bir Kanken'im var artık. Bayaa sarı. Cırt sarı. I love my Kanken.


Yine dertlendim amısına koyiyim, hoşlandığım şehirde başkaları gezerken içim acıyor. Berlin'i çok özledim.

"En sevdiğim Kenan Doğulu şarkısıııı, şişmana sordun muuuu aşkımıza ağlarkennn"

Cuma gecesi, Almanya'dan kalkıp gelen Etapp Kyle'ı dinleyeme gittik, Indigo'da gene peynirimsi bir kitle, oraya hiç değinmicem, sonrasında kapanışı Havantepe yaptı. Etapp Kyle o gece Beyoğlu'nda bok yedi, bok. Havantepe'ye bundan sonra İsmail Beyefendi diceksiniz.


-Haa bir de O vardı, harbiden nooldu o çocuğa Ali???
-O delirdi.
Cumartesi sabah saat 6'da Taksim Bambi'de ucuz tostlarımızı yerken Ali ile aramızda geçen konuşma. Tertemiz diyalog. Konu hiç yormuyor. Delirdi.

Küs uyumayın, sevişin ve kahve için. Çimlik alana dönüşmüş Orta Doğu'da bir gün görüşmek dilediği ile.

5 yorum:

  1. Girişimini gördüm, benim de bu minvalde girişimlerim var, halledicez bu işi, merak etme.
    Kim yedi o kadar aşureyi bilmiyorum, kapıyı çalan yok. Yarın gidip pastanede yiyicem mecburen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen girisim yazdiysan yuzde yuz kitap cikartiyorsun. Boyle arastirmali hardcore tokatlayan accayip bir kitap. Kesin oyle bak.

      Sil
    2. Yok ayol, okuyayım da davarlığım gitsin diye böyle "Art History for Dummies" gibi kitaplar arıyorum. Almışım da 1-2 tane, bakıcam onlara, sana haber vericem. Girişimim bu yani :D Yazın Münih'te saksı gibi kaldım resimlerin karşısında, canım sıkıldı.

      Sil
    3. Ay Münih'teki galeriler. Okuyunca bi içim darlandı. Tuvalet terliğine basıp çorabım ıslanmış gibi.

      Sil
  2. Ama Türktü falan dermişim :)) Senin hayat çok alengirli, ama bu sene şampiyon Fenerbahçe demek isterdim ah ah. :(

    YanıtlaSil