12 Ocak 2015 Pazartesi

Bir Sırt Dolusu Özgürlük

İç buhranlarımın kapıma dayanmasını fırsat bilip, resmen karanlıktan korkup, koridorda ışığı yanan odaya koşan çocuk gibi yogaya geri döndüm. Hala zihnimin yogayı nasıl kabul ettiğine, bedenimin buna nasıl alan açtığına şaşıp kalıyorum.
 
Ve gece uyumadan önce hayretle bir şey fark ettim. Her hangi bir sırt çantası hazırlarken kendimi inanılmaz mutlu ve inanılmaz özgür hissediyorum. Son 1-2 aydır ufak bir siyah çanta kullanıyordum. İş çıkışı yogaya giderken içine eşyalarımı attığım sırt çantamı dün akşam yine doldururken, geçmişte yıllarca alan ve şehir değiştirmekten içime sinen göçebelik hissini oturup bir süre izledim. Değiştirdiğim şehirleri, hayatıma giren ve çıkan insanları, keşfettiğim yaşamları düşündüm. Sonra çantamın içine koyduklarıma baktım. Cüzdanım, kitabım, iki tshirt, iç giyim, iki havlu, şampuan, yoga pants ve 1 kazak. Tanrım! Ne kadar da özgürüm baksanıza, sanki sabah işe giderken tüm şehri dolaşacak gibi bir ivme ile doluyum, bir sırt dolusu çanta ile nasıl da havalara uçuyorum, nasıl da mutlu uyudum gece. -Tarçın acıkana kadar- hiç deliksiz.
 
 
Doğum haritamı yazmış Pınar. Çok ama çok şaşırdığım şeyler okudum. Özellikle hayatımda hareketli bir eylemin eksikliği gözle görülürmüş. Bunun dans-meditasyon ve/veya yoga olması gerekiyormuş. Çok garip. Aklıma hemen şu geldi. Hayatımda böyle bir histeriye ihtiyaç var sanırım ahahahahah. Çünkü bu bana anca yeter.
 
Bugün pazartesi ama hiç de pazartesi gibi değil, sanki salı gibi biraz da çarşamba. Aldatmıyorum kendimi, mutluyum demeye ihtiyaç duyduğum için bugünü canımın istediği gibi görüyorum. İçimi dinliyorum, kalbime zaman yaratıyorum, kendimi eğitiyorum.
 
Herkese iyi haftalar. Bu hafta hislerinize alan yaratın. Elbette yazının olmazsa olmazı; asla küs uyumayın.

8 yorum:

  1. Yaaa arka tarafa çiçekler gelmiş, şimdi farkettim! Çok beğendim :)
    Sırt çantası bende sırtımda evimi taşıyormuşum hissi yaratıyor, herhalde tasarlarken hedeflenen amaç da o :)
    2015'in ilk iki haftası geçti, bende sıfır hareket. Terasta kar küremek zorunda kaldım gerçi birkaç kere, o da fena egzersiz değil ama kürerken içimden küfrettiğim için sayılmıyor olabilir :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aahahahahaa burada kar yüzünden kombim bozuldu, ben de çok küfür ettim, dondan kombisi bozulan tek insanım onu da başka bi yazıda anlatırım belki. Benim acil çıkış kapısı yoga oldu, haftada 5 gün gidiyorum, çok deme nolur, başka türlü baş edemiyorum kafamın içindekiler ile.

      Sil
    2. Ay niye çok olsun, süper bir şey yapıyorsun. Çok destekliyorum, bir o kadar da özeniyorum <3
      Eski mi yoksa senin kombi de? Geçenlerde servis çağırmak zorunda kaldık, çocukların gülmekten sinirleri bozuldu, "Hayatımda ilk defa görüyorum bu modeli, gerçekten varmış demek ki" dedi biri.

      Sil
    3. Değil aslında ama evren çok garip, manşetlere çıkan bilmem kaç yılın en soğuk günü zamanı kombim bozuluyor, son 3 senedir. Banyoda sıcak su vermiyor, evi sıcacık ısıtıyor, teknik bir anlaşmazlığımız var kendisi ile, servis gelene kadar çok konforlu otel imkanlarımdan ve yoga stüdyomdan faydalanıyorum :) Öyle de kafam rahat.

      Sil
  2. Bayıldım fotoya, tam İstanbul'un hareketini yakalamışsın (bence İstanbul'da yaşamak hayata deli bir hareket katmak için yeterli, değil mi?) Ayrıca koptum yahu dans hastalığı, süpermiş!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstanbul'u tek karede anlattım, köprü, meşhur sırt çantam, boğazın denizi ve mutsuzluktan ölecek bok suratım ahahahahah. Gerçek bir İstanbul özeti :)

      Sil
    2. Gökdelenlerin baskısı giderek artarken Kadıköy'den İStanbul'u seyretmek hüzün veriyor.. :(

      Sil
    3. Haklısın, o yüzden beyoğlundan taşınamıyorum, kafamın içindeki park alanlarına apartmanlar yapıyorlar.

      Sil