27 Kasım 2014 Perşembe

Patates Tarçın'a Hill's Amerika'dan Jest

Efendim bu sefer bu yazının konusu ve kahramanı Tarçın çocuk. 


Biliyorsunuz 5 yaşında patates görünümlü bir kedim var. Tarçın, doğuştan Gastrointestinal hastalığı olan bir kedi. Yani insana vurduğumuzda, tembel bir pankreas ve mideye sahip. Tek seferlik sindirim yapabiliyor ancak herhangi bir şeyi düzenli yediği zaman kusuyor. Bu nedenle yağsız ve bol lifli bol vitaminli diet mama tüketiyor. Bu mama Hill's in I/D sınıfı. Sadece veterinerlerde bulunan mamanın kuru ve yaş formatı var. Geçici bir rahatsızlıkta medikal amaçlı kullanılan mamayı Tarçın, kronik olduğu için ömrünün sonuna kadar yemek durumunda. 1,5 kiloluk paketi 60,-TL. 1,5 ay bize yetiyor. 

Efendim, tabi biz kedi köpek sahipleri bu tip burjuva hastalıklarından dolayı bu firmaların "müşterisi" oluyoruz. I/D müşterisi olarak ömür boyu bu mamayı yiyecek Tarçın adına, Hill's 'in Amerika merkezine bir email attım. Tarçın'dan vazgeçemicemi, ömür boyu onların müşterisi olacağımı, ama belki yılda bir kaç sefer kullanmak üzere bedelsiz mama kuponu ya da e-indirim çeki gibi bişiler verip veremiceklerini sordum. 2 gün sonra yanıt geldi, Request bölümüne ilettiklerini söylediler. Aradan 1 hafta geçtikten sonra Hill's Türkiye'den aradılar. Nazik bir kadın, geçmiş olsun dilekleri iletti. Veterinerimizi bildiklerini, global anlamda böyle bir imkanlarının ya da bedelsiz süreli bir uygulamanın üzülerek olmadığını ancak Tarçın'a bir hediye göndermek istediklerini söyledi. 1 paket 1,5'luk I/D ! Haftaya dükkana bırakacaklarını ve bunu ancak Amerika merkezden talimat alarak yaptıklarını deklare etti. 


Long-Life bir uygulamanın olmadığını aslında tahmin etmiştim, biz sahip değil müşteriyiz. Ehh,şey, iletişim hızlarından mutlu oldum, tam iş değiştireceğim sırada mamadan tasarruf yapabileceğim 2 ay kazandım. Ben de çok teşekkür ederek ilgilerini takdir ettim. Eğer bu tip konularda ya da başka konularda "müşterimsi" şeyler yazmak isterseniz, Hill's hızlı iletişimi yemiş yutmuş. Şuraya yazabilirsiniz.

Patates yine 4 ayağı üstüne düştü. Benim hayatımda çeşitli virajlar var, Tarçın bunların bir yerinde kendine yer bulur. Kış ortası ev ararken, 2 sene önce şuanki evimi veterinerimin bana bulması gibi, ya da hayatın içindeki detayların yaşanmaya değer olup olmadığını sorgularken, gözgöze gelip karnını sevdirmesi gibi, ya da evde bir terslik olunca bana bir şeyleri hatırlatması gibi... 

Sanırım hayvan sahipleri bu yazdığımı biraz daha iyi kavrayacaktır. Yaşı ilerledikçe bana anımsattıklarını sürekli düşünür hale geldim. Sizin peki kediniz ya da köpeğiniz hayatınızın içinde nasıl anlamlara sahip? Neler hatırlatıyor varlığı size? Hiç düşündünüz mü? 

26 Kasım 2014 Çarşamba

Go Than. There are other Worlds than these. (*)

Yayında mıyız?

Meraba :)

Uzun günler ve hoş geceler dilerim.

Ya durun bi allaşkına darladınız da darladınız, çok yoruldum. Yazıp gidicem hemen. 

Olaylar olaylar akjsdkahdskahkaljl, tamam yazıyorum tamam.

Yoga yapıyorum. Yoga çok güzel bişi. Nefret ettiğim şeylerle başa çıkmaya, güzel uyuyup iyi beslenmeye, zamanı faydalı kullamaya, ertelediğim disiplinlere geri dönmeme vesile oldu. Teşekkürler yoga teşekkürler türküye. Cihangir Yoga'dayım.

İstanbul'da Osmanlı Hamamı'na gitmek isteyen var mı? İsteyen varsa Kılıç Ali Paşa Hamamı'na gitsin. Gerçekten Dünya'nın en muhteşem yeri olabilir. Tophane tramvay durağında, 7 gün açık, giriş ve tüm hizmetler paket olarak 130 lira. Çağlayan Hanım'ı tercih edin. Abla beni döve döve yıkadı. Allah razı olsun. Girişte ikram edilen zengin meyveli likör ve çıkışta çaylar şirketten. 

Efendim sosyal medya ile pek ilgilenemediğim için ve bollaşan sahte ilişkilerden kendimi sıyırmak istediğim için blog ile ilişkimi kesmicem. Elbette insanların binbir hayat telaşı var. Kimse kimseyi bişilere zorlamıyor. Dün öylesine bi yazdım , ayyyyyyy allahhhıııımmm, duygulananlar, böyle bir rol kesen ilgiler, böyle "ooooo aaa döndün" demeler. Sanki çok sikinizde gibi. Siteler arkadaşlık etiketinizi gösteren bir süzgeç olmuş. Çünkü dostça, hakiki, doğru iletişim kurmak isteyen zaten ulaştı bana. Hayır efendim, dönmedim. Ben zaten olduğum yerdeydim, hep olduğum yerdeydim, o sizin sahteliğiniz. Nefret ediyorum şu siteler üzerinden gösterdiğiniz yapmacık ilginize. 

Üniversiteden çok eski bir dostumla yollarım kesişti, çok tesadüf şekilde tekrar girdi hayatıma. Şimdi aynı evde yaşıyoruz. Meyveli yoğurt yiyoruz, kitaplarımızı paylaşıyoruz, sergi kovalıyoruz. Eski günlerdeki gibi. Bize 7 sene önce İstanbul'da hayallerinizi gerçekleştireceksiniz deseler inanmazdık. Tur rehberi olduğu için bana bir sürü magnet getirecek. Teşekkürler derim, şükürler olsun der misiniz ?

20 saatte 2 kadın 50 m2 ev boyadı. Evet badana yaptım. Bembeyaz oldu ev ayol. Bodrum'a benzedi yaşadığımız yer.

Bütün eşyalarımı çöpe attım dostlar. Koltuk,  dolap, masa, perdeler, halılar, avizeler, tavalar, tencereler, bardaklar, fincanlar, çatallar, kaşıklar, kesmeyen bıçaklar, kilimler, ayakkabılar, giyinmediğim abuk subuk giysiler, hepsini hepsini çöpe attım. Yenilerini aldım. Temizlendim, arındım, büyüdüm, güçlendim.


Bu aralar dekoratif objelere, yastık - perde tekstiline, DIY ürünlere, güzel nevresimlere sardım. Geçen İkea'da 3 saat gezdim. Evi tüm baştan dekore ettim. Son 2 aydır gözlerinden kalp çıkararak English Home'dan alışveriş yapan bir kadına dönüştüm. Hiç bilmediğim konulardı, onları da öğrendim.

Havalar düzelince şu çiçek ekme işine tekrar girişcem. Becermediğim bi o kaldı.

Koçtaş ve İkea ile saç baş yolduran ilişkim devam ediyor. 

Hayatım ters düz oldu, tonla şey değişti, bir sürü yenilik yaşadım son 2 ayda, ama kırık lavabomdan kurtulamadım dostlar. Horoz Lojistik denen zübükler Koçtaş'tan aldığım yeni lavaboyu eve paramparça getirdi. Aradım, taşıma şirketiniz çok davar, evin yolunu bulabilmiş ama lavaboyu şangır şungur evime getirmeye utanmamış dedim. İade ile 20 gündür uğraşıyorum. Gelip lavaboyu aldılar evden. Eskisi kırık, hala kullanıyorum. Kaderim oldu. ABV lavabo.

DHL'e güvendim, İKEA'dan alışveriş yaptım. Ürün gelmiş ama Yurtiçi Kargo ile,üstelik şubede 3 gün beklemiş. Aramasan aramıycaklar. Aradım, "eee 5 gün daha bekliceniz çünkü taşıma için ekstra eleman temin edecez, 30 kilo üstü vs. vs." Benim problemim değil, ürünü acil adrese getirin diye talimat verdim. Ertesi gün aradım, dağıtımda dediler. İyi, evde kimse yok birini yönlendircem. Yurtiçi Kargo koliyi apartmana içeri bırakıp gitmiş. Aradım İkea'yı, resmen ayakta sikiyorsunuz dedim. Kargo bedelini iade aldım. Dostlar dertlerim hiç bitmiyor dostlar.

Sigarayı bıraktım.

İstifa ettim. Böyle alengirli bir Amerikanya zincirine geçiyorum. Evet, bayaa 5 yıllık bir macera bitiyor Midtown'da. 

Kara Kule serisinde sona az kaldı. Yukardaki işlerden bir de kitap mı okudun diyceksiniz, evet okudum. Kara Kule serisinin bir yazısını yazmayı düşünüyorum zaten. 

Bu hareketlerin, bunca heyecanın hayatımda oluşmasında, Sabahattin Ali kitaplarını okumayı bırakmış olmamın faydası var. Geleceğimden 1 adet İbrahim Tatlıses eksildi. Pis ağlak herif.

Artık evimde minnoş bir kitaplık var. İzmir'e gittim 29 Ekim'de. 2 gün kaldım döndüm. Ordaki kitaplığımı İstanbul'a taşıdım. Derli toplu oldu, çok da güzel oldu. Resmen çocukluk hayalimdi.

KYK'ya olan vergi borcumu en sonunda yapılandırdım. Çok bi indirim olmadı. İnsanlık için küçük bir olay ama benim için büyük bir adım. Beş para etmez devlete olan kişisel borcumdan 10 ay sonra kurtulcam.

7 Aralık'ta Balkon Sefası ile Christmas Shopping Fest'e katılcam. Satış yapıcaz Nilşah ile. Yer Hilton Harbiye. Öğlen gelin. Pasta börek yiyip yeni yıl temalı hediyeler alırsınız. Çekilişe katılırsınız. Balkon Sefası, festival için özel şeyler hazırladı. Stand numarası 8-9, hadi gelin hadi. 

Bloggerlar toplantı Midtown'da. Yemek resimlerini ben çektim. Şuraya bakmak ister misiniz? Hamsi yedim bol bol.

Maçlara ara vermiştim, geri dönücem, belki bir gün İpekçi'de karşılaşırız kim bilir. 

Tekrar size uzun günler ve hoş geceler dilerim. Başka Dünyalarda görüşmek üzere :)



Öyle ise, git. Bundan başka Dünyalar da var. (*)