16 Ekim 2014 Perşembe

Müzikli Mim


Bu hafta bolca mimlendik. Zihin'nin mim'ini yapıyorum hemen ve işlerime dönüyorum. Ne zamandır bir parça da koymuyorum. Herkese iyi haftalar dilerim :)

1) Müzik dinlediğinde aklına gelen tek kelime? Mutluluk.
2) Hiç müzikten bıktığınız oldu mu? Ya da dinlemeye ara verdiğiniz? Evet, çok. Mutsuzluktan ölürken mesela bütün şarkı sözleri beni iğneliyor oluyor. Nefret ediyorum ve müziğe, müzikli ortamlara1-2 hafta küsüyorum. 
3) Hayatınız boyunca hayran olduğunuz bir ses sanatçısı var mı? Posterlerini odanıza astığınız, fan dediğiniz türden? Dönemsel müzik zevklerim değişmişti. 90’lar , 2000’ler derken müzik ve sanatçı çeşitliliği arttı hayatımda, şuana kadar asla vazgeçmediğim birisi de sanırım olmadı. Aynı isimlerde sabit kalmayı pek sevmedim. Sadece ergenlik dönemimde Mike Shinoda fanıydım. Uzakdoğulu sanatçı sempatim var doğrusu.
4) Çok klasik ama yine de sormak istiyorum. Sizin türünüz hangisi? Elektronik kesinlikle. 
5) Asla dinlemem dediğiniz tarz var mı? Hint müzikleri djsalhdkahahaha.


6) Şarkıcı olmak isteseydiniz kim olurdunuz?  Bett Gibbons.  
7) İmkanınız olsa ülkemizde müzikle ilgili neyi neleri değiştirmek isterdiniz? Kesinlikle organizasyonlarda uygulanan aptalca alkol, event management ve sponsorluk uygulamalarına çekidüzen verirdim.  
8) Bu şarkı benim dediğiniz bir şarkı var mı? The Cure – Love Song. Gerçekten.
9) Tv'lerde bol bol yayınlanan talk show programları hakkında ne düşünüyorsunuz? Rezalet.
10) Kim şarkı söylemesin sorusuna vereceğiniz ilk isim kim olur? Sinan Akçıl vb. türevleri.
11) Kitap okurken müzik dinler misiniz? Uyurken evet ama kitap okurken çok nadir.

15 Ekim 2014 Çarşamba

Lezzetli Mim

En sevdiğiniz yemek; Izgara sebzeler ve patates püresi, zeytinyağlı pişmiş sebzelerin tümü, sardalya-salata-roka üstğne köz patlıcan.



En Sevdiğiniz tatlı; Offff profiterol :d
Siz çocukken anneniz sizi ... yemek yemem için zorlardı ve sofrada öğürürdüm dskald
Çocukken de Şimdi de... kalabalık aile sofralarını çok seviyorum. Ve çok imreniyorum. Bir gün evlenirsem kalabalık sofralarda hizmet edip, milletin karnını doyurma yolunda telef olucam!
Yemeyi sevdiğiniz ilginç şeyler; papalina, turşu kavurması ve beypazarı kurusu.



Türk mutfağı dışında sevdiğiniz mutfak; Akdeniz.
Yemeyi sevdiğiniz en sağlıksız şey; cips ve fıstık.
Alerjiniz; Aşırı yediğimde = tuzlu çiğdem. Her yerim sivilce doluyor. Sütü çok kahve de dokunuyor.
En sevdiğiniz meyve; çilek.
En sevdiğiniz atıştırmalık; ekmek arası roka-beyaz peynir.
En sevdiğiniz içecek; Su. Varsa meyve şarabı. Vişnelisini deneyin.
Asla yemeyeceğim ve içmeyeceğim dediğiniz şeyler; Sushi, boza.
Sonsuz tane de olsa yiyebileceğiniz şey; Çikolatalı drajeler, kolalı jelibonlar, çünkü yaş ortalamam 5,5 :D Mehe
Çorbaların kralı; Yayla Çorbası, ama anneminki.
Kahvaltıda tercih ettiğiniz şey; Domates-peynir-ekmek-zeytin-çay
Açken ben... aşırı sinirli oluyorum, ama böyle üzecek cinsten.
Bir keresinde yemek yerken... boğazıma yemek kaçmıştı, babam yine öğürdüğümü düşünerek aşırı kızmış ve masadan kaldırmıştı beni, yemekten sürekli kaytarmam işime gelmemişti, tabiki aç kalmıştım :s 

Ama bunların hiç birine kızmıyorum, düşünsene aşırı az yiyen bir çocuğun var ve kahroluyorsun. Şimdi 28 yaşındayım ve 42 kiloyum. Durum hala pek değişmiş değil skjajdka. Ama resmini çektiğim yemekleri yerim, çekim prensibim bu. Mim yapmak isteyenleri sahneye davet ediyorum, dileyenler alsın, hadi bakalım.

14 Ekim 2014 Salı

Sevgili Nilgün'e

Sanırım bu kadın hakkında benim mutlaka bu bloga birşeyler yazmam gerekiyordu. Dün sevgili Nilgün'ün ölüm yıldönümüydü. 

Nilgün Marmara, 29 Yaşında, 13 Ekim 1987'de evinin arka bahçesine kendini atarak, yol yakınken hayatına son verdi. Geride tutuk, devrik şiirlerini bıraktı. Hayatını, ölümün kıyasında yaşayan biri olarak belki de en doğrusunu yaptı. Süreya'nın da dediği gibi, "O bu hayatı, başka bir hayatın bekleme odası olarak görüyordu." 

28 yaşındayım ve hayat çabalamaya değer mi diye düşünüyorum Nilgün'ün şiirlerini okurken. 

Güzel uyu güneş kız.


DÜŞÜ NE BİLİYORUM 

Kimdi o kedi, zamanın
eşyayı örseleyen korkusunda
eğerek kuşları yemlerine,
bana ve suçlarıma dolanan?

Gök kaçınca üzerimizden ve
yıldız dengi çözüldüğünde
neydi yaklaşan
yanan yatağından aslanlar geçirmiş
ve gömütünün kapağı hep açık olana?

Yedi tül ardında yazgı uşağı,
görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o
ve bağlanmıştır körler

örümcek salyası kablolarla birbirine
sevişirken,
iskeletin sevincini aklın yangınına
döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla.

Yine de, zaman kedisi
pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
çekerken beni kendi göğüne,
bir kahkaha bölüyor dokusunu

düşler marketinin, 

uyanıyorum küstah sözcüklerle:
Ey, iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!

Kitap Meydan Okuması 30 (Son)

30. gün: Senin için tüm zamanların en favori kitabı : 30 senede yazımı biten ve şuan 5. kitabı Calla'nın Kurtlarını yarıladığım seri, Kara Kule. Gerçi her ne kadar, Dünya'nın en çok satanlar listesinde bulunan Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter ve film olan İyi, Kötü ve Çirkin'e göndermeler yapsa da, eminim artık kafamda hiç bir kitap artık bu serinin önüne geçemeyecek.

huh!!! - koca bir cellıncı 1 ayda bitirdik arkadaşlar. Bu bayaa hoşuma gitti, o alıp alıp yığdığım kitaplığıma yenilerini ekledim bile şimdiden. Bazılarını not aldım, sahaflardan arayacağım bu kış. Ama dediğim gibi en az 1 ayımı alacak olan Kara Kule'yi bitirmeyi hedefliyorum. Sonra cevaplarda geçen 3 yeni kitaplıkta bekleyen kitapları bitireceğim, akabinde aklımda Mehmet Murat Somer'in hop çiki yaya polisiye dizini bitirmek var. Alın size koca bir kış. Teşekkürler çellınc teşekkürler türküye!

13 Ekim 2014 Pazartesi

Kitap Meydan Okuması 28,29

28. gün: En sevdiğin kitap adı : Aşk Köpekliktir, Ahmet Ümit.

29. gün: Herkesin nefret ettiği ama senin sevdiğin bir kitap : Ya bilmiyorum, çellıncın en uyuz sorusu bu bence. Bilmem, belki Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi olabilir. Ağlak aşk romanları, Orhan Pamuk'un aşırı betimlemeleri ile birleşince herkes sevmez diye düşündüm. Ben de okumaya başladığımda hayatıma yeni bir insan giriyordu, o gazla sevdim sanırım, sonra müzesine gitmiştim, Yareppiiiiiiim ne tatlış bir aşşkk kurugusu diye zırlamıştım.

11 Ekim 2014 Cumartesi

Kitap Meydan Okuması 27

27. gün: Bir kitapta okuduğun en "sağ gösterip sol vuran" gelişme ya da sürprizli son : Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan. Zebercet'in yaşadıkları. Bi kere Zebercet diye isim mi olurmuş? Bonus : Alan Savunması, Petros Markaris.

10 Ekim 2014 Cuma

Kitap Meydan Okuması 26

26. gün: Bir konu hakkındaki fikrini değiştirmiş olan kitap : Çok ama çok nadir bloguma uğrayan bir konudur siyaset. 5 yılda 2 sefer yazmışımdır belki. Bu sorunun cevabı en başından belliydi aklımda. Yazıp gidiyorum, lütfen beni darlamayın. Komünist Manifesto : Karl Marx ve Friedrich Engels. Çeşitli yayınevlerinin çevirileri var ama ben Sol Yayınlarından okumuştum. Pratikleri ve teorileri ile çok eleştiririm. O benim için bir dönüm noktasıydı. Yıl belki 2004. Hala elime aldığımda ilk okuduğum cümle içimi ürpertiyor. "Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor, - Komünizm hayaleti." 1850'de okusaydım nasıl hissederdim hiç bilmiyorum. Aklımı felan kaçırabilirdim galiba dklsajdksha. 

9 Ekim 2014 Perşembe

Lunar Eclipse - Selenelion Tutulması

Efendim Mari'nin paylaştığı link güzelmiş, ben Amerikanyalardan bir siteden daha edebi bir çeviri yapmaya çalışmıştım ama çok şeyyoldu, o nedenle ben de bir kaç alıntı yaparak tutulmanın ağzını yüzünü tokatlamak istiyorum. 

Bu DOLUNAY’da en bi Dikkatli olması gerekenler elbette İLİŞKİLER ile sınanacak olan KOÇ’lar. (BANA DİYOR AVZINI YEDİĞİM) AY onları tetiklediği için, onlar da etraflarında yaşanacak bir dizi olayı tetikleyecek adımlar atabilirler. KOÇLARRR tarih sizi şiddet ve felaketler dizisine sebep olan hareketlerle yeterince andı canım :) Haydi bu defa herkesi şaşırtın. Basiretiniz, efendiliğiniz ile anılma fırsatına sırt dönmeyin ;) Sizin için değerli olan işbirliklerini ya da yol arkadaşlıklarını tehlikeye atacak adımlar atmayın. Ya da hakkınızı ararken, abartıp haksız duruma düşmeyin. Geçmişte yaşanmış olan benzer olaylardan ”aldığınızı iddia ettiğiniz” dersler, bu ara çok işinize yarayabilir. Kaybetme korkusu, kaybedilebilecek olanı bizzat yok ederek giderilmez… Gidin, görün, alın ama usuletle ve suhuletle :))) 

Yükseleni Oğlak olanlar; SORUMLULUKLARI ile sınanıyorlar. Bizi biz yapan şeylere aidiyet duyar, onlara sahip çıkar ve onlar için sorumluluk besleriz. Ancak zaman içinde bize güven veren, alışkanlık oluşturan, aidiyet hissettiren şeyler değişebilir, dönüşebilir, nitelikleri, etkileri ya da anlamları yok olabilir. Bu Dolunay’da Oğlaklara sahip çıktıkları şeyler tarafından aşırı zorlandıklarını hissedebilir ya da hayatlarında kontrolleri dışında değişimler meydana geldiği için kendilerini boşlukta bulabilirler… İnsan bir şeylere – iş, konum, ev, aile – sahip olarak hayatına anlam katmaz. Ama sorumluluğunu taşıdığı şeylere sahip çıkarak, kendine saygısını kazanır. Sorumluluklarını her şeye rağmen yerine getirmek bu aralar Oğlakların hayatlarına şekil verecek ve anlam katacaktır.

Kitap Meydan Okuması 25

25. gün: Kendine en yakın bulduğun karakter : Aslında bu sorunun cevabı 16. güne çok yakın, ama ben Veronika'yım. Paulo'nun Veronika'sı. Pişmanlıklarımı sürekli kafama kafam yiyen bir insanım. Elimde kalan son sevgi ve hayat enerjisi ile her çöküşümde en başa dönüp, kendimi mutlu etme girişimlerim olur. Bazen bu çok ama çok uzun bir zamanımı alsa da sonunda başarırım. Bunun bir tanesi bir keresinde 3 yılımı almıştı. Çünkü içimde aradığım tek şey mutluluk.

8 Ekim 2014 Çarşamba

Güzel İnsanlardan Güzel Notlar

Kısa bir tatilden sonra ofise döndüm, e-maillerimi açtım. Şöyle güzel bir notla ve fotoğrafla karşılaştım. Ne zaman çekildi hatırlamıyorum bile. Ne güzelsiniz siz dünyanın öteki ucundan gelen mutlu insanlar... Ay Tutulmasından dolayı yüksek bir değişim ve baskı hissediyoruz. Bu enerjiyi doğru yönlendirin ve olumlamarınızdan lütfen asla vazgeçmeyin. Ne olursa olsun küs uyumayın ve sevdikleriniz ile bu enerjiyi paylaşın. Herkese iyi haftalar.

"Hi Sila, Thanks for the warm welcome and we really enjoyed the time in Istanbul! The room was comfortable and fairly well sound-proofed. Everything seems new and high-quality in your hotel. The location is great as a base camp for Istanbul because transportation links are in abundance. Thanks again for everything and you are the BEST!!!! Take care and all the best to you! Stephen."

Kitap Meydan Okuması 20,21,22,23,24 ve Selenelion Tutulması

Ben döndüm. İşte son günlerine yaklaştığımız kitap meydan okumasının başlıklarından devam ediyorum. Tatil güzeldi, kardeş kokusu ondan da güzeldi. 

Selenelion tutulması var şuan, öfke kontrolu yapın, konuşmadan önce bir kez düşünün. Kuşkularınızı serbest bırakın, sakın ani kararlar vermeyin ve en önemlisi varsayımlara bağlı kararlar almayın. Mucizelere inanın. İyi niyet ve olumlamalar ile imkansızlıkları geride bırakın. Bilgelikle hareket edin, değişimler olur, bu değişimlerin sonuçlarını ancak tepkileriniz ile siz kendiniz belirlersiniz. Acılar ve sizi rahatsız eden yüzleşmeler ile karşılaşacaksınız, bunları zamana bırakın ve acısa bile bunların tümünü yaşam enerjiniz ile cesurca kucaklayın. Çünkü bilinmeyen korkuların size kazandırdığı bir şey yok.

20. gün: En sevdiğin aşk romanı : Zahir ile sizi ters köşeye yatırıp, Babil Köpekleri - Carolyn Parkhurst diyorum. Aynı cevap ağlayıp zırladığım 22. Gün'e ekliyorum. 

21. gün: Okuduğunu hatırladığın ilk roman : Kaptan Grant'ın Çocukları ; Jules Verne

22. gün: Seni ağlatan bir kitap : Cevap verildi :d

23. gün: Ne zamandır okumak isteyip de bir türlü okuyamadığın bir kitap: Kuyucaklı Yusuf Sabahattin Ali, J.K Rowling Boş Koltuk ve Berlin Bir Mozaik Eva Tucker. 3'ü de kütüphanemde mevcut. 

24. gün: "Keşke daha çok insan okusa" dediğin bir kitap : Ya aslında ben böyle süper ötesi kitapları kimse keşfetmesin istiyorum ya sonra ona böyle Ece Temelkuran ya da Elif Shafak muamelesi yapıyorlar, popülerleşiyor, markette satılmaya başlanıyor, 5 liralık reyona iniyor, sonra böyle parası ile yapılmış en iyi 10 kitap listelerine felam giriyor, keyfim kaçıyor. Cevapsız bırakmamak adına ben middle-level bir cevap veriyim, sıramı savmak istiyorum; Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar.

3 Ekim 2014 Cuma

Cape Town'lı Teşekkür, Yorganlı Kitaplı Tatil ve Kitap Meydan Okuması 18,19

Efendim hallice sakin hallice deli bir hafta geride kaldı. Çekilir tek yanı sonunda 4 günlük tatlış bir tatil başladı. Bugün Arefe yani yarım gün iş. Birazdan çıkıp kendimi istiklalin vıcıklı haline bırakcam çünkü bir kaç işim var, sonrasında ufak bir ev alışverişi yapıp kardeş kokusu Tuna'yı bekleyeceğim. Yarın akşam da Almanya'lardan dönüşünü Beyoğlu'nda bir esnaf lokantasında kutlayacağız. Çünkü; esnafspor oley!

Dün sanırım kaşla göz arası, King'in devam ettiğim sersinin son 3 kitabına küçük çaplı bir servet vermiş olabilirim. Bunun tek sorumlusu Buğra isimli bir şahıs. Savol Buğra. Seri "Kule" ile bitiyor. Bu benim yaklaşık 1 ayımı alacak gibi. Seri hakkında bir değerlendirme yazmayı da düşünüyorum.


Hafta başı otelimize gelen ve 1 hafta kalan Shireen isimli tatlış misafirimden bana bir not var! Ben Cape Town'a gidicem bana ne. Bu sabah deskime bir kutu bırakmış. Bizim bildiğimiz Beypazarı Kurusu. Ben korkunç severim. Ama Cape Town etiketli, okuyunca ay ben şok, bu güzel lezzet orada da varmış, çok teşekkür ettim. Kendisinin şöyle bir blogu var. Cape Town'nın insan hakları, siyaseti ve gündemi hakkında yazıyor, ilginize çekerse tık.  Bir konferans için gelen Shireen'i, Beyoğlu Sahaf Festivali'ne yönlendirmiştim çünkü kitap okumayı çok seviyor. "Çok şanslısın şuan sahaf festivali var, hemen git" dediğime "aman tanrım çak bi beşlik!" yapmıştı. Gerçekten çok minnet duymuş. 3 tane kitap almış, "İnanılmaz ucuzdu, Cape Town'da kitapların tanesi 50 lira civarı" dedi. Benim için bıraktığı güzel not burada. Ne güzel insanlar var hala. Mutluluğum oluyorsunuz.


Kitap meydan okumasına devam ediyoruz efendim, onları da cevaplayıp, 4 günlük bir blog arası vereceğim, kendime yumuşak yorganlar ısmarlayıp, Tarçın'la ve kardeşimle keyif yapacağım. Size kitap kokulu selamlar yolluyorum. Küs uyumayın. Mutlu bayramlar.

18. gün: Seni hayalkırıklığına uğratan bir kitap : Off, aklıma bi anda Julio Llamazares geldi, Sarı Yağmur. Uzun zaman önceydi, bir ilişkimden sonra, sırf melankolik ve sinirli havamı unutmak için, biraz da yayın evine güvendiğimden almıştım. Ama konu zaten melankoli bir formatta, eski bir köyde geçen bir iç hesaplaşma. Of, tasvirlerden öyle sıkıldım ki, kendimi tokatlayacaktım, ama minicik bir öykü, yarım bırakmayım dedim, öyle okudum. Bitti.

19. gün: Filmi çekilmiş olan sevdiğin bir kitap : Da Vinci Şifresi - Dan Brown. Ya of tamam çok popüler belki, belki de çok sıradan ama ben bu adamı hep sevdim ve film çok heyecanlı. Mesela şu Inferno da filmi izlenecek bir kitap!

2 Ekim 2014 Perşembe

Bugünü Dünden Daha Çok Sevmek

Evet, iyi bir skor olmadı, maçın hakkı bu değildi, keşkelerle dolu bir oyunu arkada bıraktık. Sözlük'te bu sefer mantıklı eleştiriler görmek bile mutlu ediyor. Hadi bizim bişi anlamadığımızı varsaysak, hocanın 11'inin başarısız olduğunu görmek için göze gerek yok. Veysel isimli birinin bizi hala üzüyor olması da komik. Herşeye rağmen, dün de yazdım, bugün de, yarın da yazacağım, ömrümüzden Galatasaray'ı alsalar, geriye ne kalır, bilmiyoruz. O yüzden bugünü dünden daha çok seviyoruz. 


Maç için düzenlenen Nevizade - Galatasaray Sözlük zirvesi, skoru bir kenara bıraktığınızda çok güzeldi. Hem bir süredir görmediğim dostları gördüm, hem de süper tatlı insanlar ile tanıştım. Başta paredros, haydipopescuhaydioglum, neverfall, olumvarsabenyokum, tozsoy, estalf, robertobaggio ve daha önceden tanıdığım yapma hayrettin ve ismini hatırlamadığım dünya tatlısı bir sürü yazara teşekkürler. Çok güzeldiniz, daha çok yapalım böyle eventleri. 

Akşam dördüncü golden sonra ben; 

1 Ekim 2014 Çarşamba

Bir Teşrin Günü, Kim Bilebilirdi?

Kim bilebilirdi ki bir Ekim günü bir lise öğrencisinin edebiyat dersinde kurduğu hayalin bizim hayatımız olacağını?

Bugün, 1 Ekim. Bir Ekim günü de deniyor bazı kaynaklarda. "İngiliz takımları gibi toplu oynamak, bir renge sahip olmak, Türk olmayan takımları yenmek" için 1905 yılında, bir grup lise öğrencisinin bir tutku düşüyor gönlüne. Sonra bizim birden bire hayatımız oluyor Galatasaray. 

Bugün, 1 Ekim. Bir şampiyonlar ligi döneminde, bir ingiliz takımı ile grup maçımız var. Eller ve akıllar yine kilitlendi. Bugün iş yerinde, evinde olanlar, okulunda dersinde olanlar, sevdasını en yükseğe yerleştirip güne gözlerini öyle açtı. En güzel kıyafetlerini giyindi, traşını oldu, sevdiğini aradı, kahvesini koydu, sigarasını yaktı, maçı sabahtan beri kafasında oynadı. Bunu yapanlar Galatasaray'ı hayatına koyanlardı.

Şimdi öyle oturmuş, düşünüyorum, herşeyi bir kenara koyup, bu takımı alsalar ömrümüzden, elimizde ne kalırdı? Ben cevabını açıkcası hiç bilmiyorum. 

Saat 21.45'te hayat ile buluşmak üzere.



(görsel : google & resmi site)

Kitap Meydan Okuması - 17

17. Gün : En sevdiğin kitaptan en sevdğin alıntı : Yusuf Atılgan, Aylak Adam. "28 yaşındaydı ve tedirgindi."

Olm aynı ben.
Resmen.