22 Eylül 2014 Pazartesi

Kevin, Koleksiyon Sohbetleri ve Küçük "Şeyler"

Bugün Kevin gelmiş otele dostlar. Hoşgeldin Kevin. Kendisi bir soğutucu üretim fabrikasında çalışıyor, Çin'nin Guangdong bölgesinde yaşıyor. 1.60 boyundaki bu adam eski fotoğraf makinaları ve eski paralar topluyor. İş seyhati sırasında boş vakitlerinde Avrupa'da, Amerika'da ve Asya'da bit pazarları geziyor. Bir önceki gelişlerinde Kadıköy'e göndermiştim ve 1-2 hint parası hediye etmiştim. Tekrar gelmiş ve dün Bomonti Bit Pazarı'na gitmiş. Hani benim şu 5 aydır ertelediğim bit pazarı. Hani şu yağmurları bahane edip yorganlardan çıkmadığım, heni şu tek başına yapmaktan keyif aldığım şeylerin yerini şimdi başka işlerle doldurduğum, ertelediğim mutluluklarım? Adam Çin'den geliyor ve saatlerini geçiriyor. Bayılmış, Almanya'da gezdiklerimden bile çok daha iyiydi dedi. 

Otelde misafirlerden kalan, eski veya convert edilemeyen demir paraları Kevin'e hediye ediyorum. Bugün geldiğinde ise küçük bir Bahreyn cent'i hediye ettim. Bunu O'nun için 2 aydır saklıyorum. Her zamanki gibi ufak tefek elleri ile dereceli gözlüklerini çıkarıp masama koydu. Parayı uzattım. Neredeyse tırnakları ile tuttuğu demir parayı kendi etrafında hafifçe çevirerek üzerindeki yazıları okudu. Çinlilere özgü bi tonlama ile "oohhmm, evet bu biraz güncel bir para ama etkilendim" dedi. Gözlüklerini masama koyduğu yerden geri aldı, gülümsedi ve elimi heyecanla sıktı.


Cumartesi günü 8. Beyoğlu Sahaf Festivali'ne gittim ve 4 tane 90 öncesi baskılarından Stephen King kitabı buldum. Nice yıllara Stephen King, iyi ki varsın ve hala bizimlesin. Koleksiyon deyince, Kevin makina topluyor, bense kitap. Güzel şeyler bunlar.


Pazar günü dostlarla kahve içtik. Taa Avcılar'a gittim. Müzikten,kitaplardan ve dostluktan anlayan bu insanlar için, bu yol isterse 5 saat olsun, değer.

Dönerken metrobüste gece Ramque'nin şu setini dinledim. Metrobüse daha önce binmemiş olsaydım Diyarbakır'a gittiğini düşünebilirdim. Rampue'nin Çarşamba günü Kasette'de çalacak olması ve dün bindiğim metrobüs gerçekten muazzam bir kültür senteziydi. Bu sentez elle tutulur birşey olsaydı, bit pazarında yerini alırdı. Ama ben satın alırmıydım bilmiyorum. 

Küçük şeylerden mutlu olmayı seviyorum. Pazartesine, hediye ettiğim belki 1 lira bile değerinde olmayan demir paranın, Dünya'nın öteki ucundan gelen bir adamı mutlu etmesi ile başladım. O'na bit pazarına gideceğime söz verdim. Sizi, Çorak Topraklar'dan bir dialog ile başbaşa bırakıyorum. İyi haftalar.




11 yorum:

  1. Böyle böyle "she is amazing" olunuyor demek ki :) Kafanı ısırırım, düşünceli bayansilvia <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mehe mehe mehe <3 Böyle sizinle paylaşınca ben daha çok mutlu oluyom

      Sil
  2. sen çok mutlusun herkese de mutluluk saçıyorsun, i hate you :( .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçi beni dışı seni. Bu aralar mutsuzluktan ölüyorum, 42.750 kg oldum, bugün tartıldım daha. Mutsuz halin buysa eğer diceksin, ama bazı şeyler dıştan göründüğü gibi değil, merak etme. Yerinde olmayı şuan çok isterdim, mesela ders çalışır, tek başıma sakin bir hayat yaşardım... Çok özlüyorum o zamanları.

      Sil
    2. benim ki işin şaka boyutu tabi ki de. :) gülmek yakışıyor gülüyorsun. :) hiç fotolarda da zayıf görünmuyorsun bu arada

      Sil
    3. ÇÖNKÖ çok kısa boyluyum :D

      Sil
    4. Ruh Dövücü Mert mi yahu?
      Bana da çomak kadar zayıf geliyor bayansilvia her fotoğrafta :D

      Sil
    5. Ben de diyorum kim bu ruh dövücü, profayldan çıkardım Mert olduğunu. Yareppim noolcak bu çocuğun hali :d

      Sil
    6. Ya benim stalkerlarım arttı maalesef böyle değiştirdim ismimi. :D eskiden bilenler karıştırmasın diye resme dokunmadım. :) zayıf olmak her zaman hayalim olduğu için hiç kimse bana çok zayıf gelmiyor. tam rakam vermek istemediğim 3 basamaklı sayılarda dolanıyorum. :D

      Sil
  3. Ya çok tatlısın sen *.*

    YanıtlaSil