6 Ağustos 2014 Çarşamba

Münih Gezi Notları (4)

4.gün benim sanırım en sevdiğim gündü. Hem hala Münih’te sevdiğimle birlikteydim, dönmeme daha 1 gün vardı. Hem burayı çok sevmiştim ve şehrin merkezini çözmüştüm. Çata pata günlük almanca konuşma deneyimlerim oldu ve toplu taşımayı öğrendim. Mumya ile ilgili yazı 5.gün olacak çünkü bir tarih kayması yaşadım. Ötzi yani bizim iceman adam 5.gün, beklemede kalın. Çok özür. 
4.gün tramway hatlarındaki bazı teknik çalışmalar nedeni ile şansıma müze bölgesine giden tramwaylar durmuştu. Ben yine Karlsplatz’ı kullanarak bu sefer Botanik Bahçe içinden geçerek müzeler bölgesine yürüdüm. Çok zamanımı almadı. Botanik bahçe ufak bir park, birkaç anıt ve otel var. Özellikle yolumun üstünde başka yerde görmediğim Rocco Forte Hotel’i dışardan inceledim. Mesleğim gereği otel markaları çok ilgimi çekiyor. Münih bölgesinde Mandarin Oriental, Accors ve Sheraton gruplarına rastlamak mümkün. Oldukça da popülerler. Puanları gayet yüksek.






Rotamda yer alan St. Boniface kilisesini ziyaret ettim. Açık yüreklilikle söylemem gerekirse daha önceden hiç böyle bir kilise dizaynı görmemiştim. Sanki dışı eski, içi ise 2000’li yıllarda, Eyüp'te flat ofis tasarlayan bir mimara yaptırılmıştı. Resimler burada, sizce de öyle değil mi? Ne kadar değişik ve modern. Kiliselerin nemli ahşap kokusuna öyle alışmıştım ki burası çok garip geldi bana.


İlerledikten sonra Antik parçaların olduğu Saattliche Antikensammlungen ve hemen karşısında yer alan Glypothek ‘e ulaşıyorsunuz. Saattliche Antikensammlungen alt katında kazıda çıkartılan bazı eserler sergileniyor. Şu genç Mısırlı Portresi beni çok etkiledi. Abi sen 140 yılında Mısır'da yaşamış olabilirsin ama neden bu kadar dertlisin anlamış değilim, o yılda neyin derdi sıkıntısı bu? Topraktan kap pişirmek dışında ne gibi bir problemin olabilirki senin?



İkisi aynı meydanda karşılıklı. Birinden aldığınız bilet, diğerinde geçerli. Saattliche Antikensammlungen’da biraz daha Mısır dönemi parçaları, Glypothek’de ise Roma dönemi ve mozaikleri kalp-kalp-kalp görmeniz mümkün. Mozaikler ile evlencem. İkisinin ziyareti 6 Euro. Mozaiklerle kokobella selfiesi yapmayı unutmadım :d Yer Köningplatz yani King’s Meydanı. Meydanda yazın sinema yansıtması yapılıyormuş, uzaklarda gördüğünüz çay bahçesi sandalyeleri sinema için. Çimlere yastığını alan geliyor. Halka açık. Belirli günlerde. Tabi iyi havalarda olduğunda :)


Köningplatz 19 yüzyıl yeni Avrupa mimarisi ile yapılmış. Müzeler bölgesi denilen Kunstareal’in merkezi. İlk gün yazdığım Lenbachhaus da bu meydanda. Dönemin Kralı, büyük bir Roma sempatizanıymış, bu nedenle büyük yapılar hep Roma dönemini andırıyor. Çok seviyormuş, bana ne binalar yunan gibi olsun demiş. Lenbachhaus'un bir arka sokağında Palaentoloji Müzesi var. Oraya da gidin. Ben bir 15 dk uğradım. İçerisi bazı hayvan kemikleri ve bir takım fosiller nedeni ile oda sıcaklığının üstündeydi. Piştim çıktım. Ama şu sağdaki mahluklar beni çok etkiledi. Palaontologisches Museum, Richard-Wagner Strasse 10'da.




Beni yavaş yavaş heyecanlandıran kısımlara geçiş yaptım. Alte Pinakothek ve Neue Pinakothek. Zaten yazının başında müzeler bölgesi demiştim. Hepsi birbirine yakın bir lokasyonda. İkisinin bir kombine bileti varmış ama ben o kadar önceden okuyup gitmiş olduğum halde bunu es geçtim, girişte 7’şer Euro ödedim, Kombine 12 Euro. Toplam 4 müzede geçerli. Ama ben bunlardan zaten 2’sine gittim. Diğerleri neydi anımsamadım.

Alte Pinakothek’de beni heyecanlandıran tonla tablo oldu. Rönesans dönemi ressamlarının ve heykeltraşların zilyon işini ziyaret edebiliyorsunuz.  1500-1700 yılları arası. Yaklaşık 20 salon var. Sanırım 200 eser izledim. Lütfen yanılırsam düzeltin, bilgiler yanımda değil, “Yunan Komutanın Ziyareti” isimli bir tablo vardı burada. Müthişti. Müzeshop’tan aynı tablonun postakartını aldım. Bilgileri orada yazıyor. Galerisinden bir tane de panaromik paylaşıyorum sizle. Alte ve Neue karşılıklı, Barer Strasse 29'da.


orjinali ise şöyle; 



Neue Pinakothek’te biraz daha yeni dönem eserler ile karşılaştım. 1700-1800 yılların resimleri. Aynı şekilde burada da iç içe geçmiş galeriler var.


Geldik en güzel bölüme. Münih Modern. Yani Pinakothek Der Moderne Munchen. Kokoşlar gibi pembe bir anahtarlık aldım mağazasında. Kasada çalışanlardan bir tanesi Türktü, Antalya ve Marmaris ile ilgili bir tatil broşürü getirmiş, 2 tane Alman kadına otellerle ve bölge hakkında bişiler anlatıyordu. Gelin gelin aynen size ihtiyacımız var.

Efendim Münih Modern hayvan gibi bir yer ben sadece 1. Ve 2. Katını dolaştım. En bilinen sergi Ernst Ludwig Kirchner sergisi. Cessie’ye selamlar. Adam manyağın teki. Canvas’a yapmış. Manyak olduğu için tablonun arkasına resim yapmış. Hani manyak ya. Ama adamın kullandığı teknikler müzelik olmuş. Saygı duyuyoruz. Serginin son tablosu ve en ünlüsü kendi selfportresi “Sick Man”. Hem tipsiz hem manyak. Şunlar da 1900’lü yılların başında kullandığı malzemeler. Huzur içinde uyu sevgili Ernst Ludwig Kirchner. Barer Strasse 40'ta.




Hızlıca şehir merkezine döndüm. Akşam üstünü Pasing’te alışveriş yaparak geçirdim. Pasing tren durağında, Posing Arcaden diye bir yere gittim. Bu kadar müzeden sonra biraz kızsal aktivite yapayım dedim, bir kaç parfüm- kahve- çikolata almak için girdiğim Müller’den 10 kilo hediye ile çıktım. Çok tehlikeli bir yer arkadaşlar, kontrollü harcama yapın yoksa sıçıyorsunuz. Alışveriş sonrası yemek yedim, o arada bir türk kafesinden su aldım. Bendeki öz güvene bak, suyu aldıktan sonra kasaya kaç Euro dedim. Gayet rahat bi şekilde. Sanki Türkçe bilmek zorunda gibiler de :) Münih merkeze geri döndüm. Erken saat olduğu için Schwabing’te bişiler içtim. Yer : Roxy. Yağmuru izledim. Leopoldstrasse 48'de. 
Bir diğer popüler pizzacı, Drugstore’a gittim. Evet arkadaşlar bu gittiğim 3. Pizzacı. Gece 11 felandı. Ama buranın şöyle bir özelliği var, sahibi sanırım 60 yıldır aynı yeri işletiyor. Çok efsane bir pizzacı. Ben klasik mini bir margarita denedim. Çok güzeldi. Fiyatlar 4 ile 8 Euro arasında değişiyor. Takeaway özelliği var. Minnacık 3 metrekare bir yer. İçerde aynı anda en fazla 10 kişi felan oturur. Böyle lokal ve salaş yerlere bayılıyorum. Gece belli bir saate kadar açık sanırım. Feilitz Str 12’de.

 
Bol antikalı, tarihi eserli, modern sanatlı,kızsal alışverişli bir gündü. Günden bana kalan yine bolca kartpostal ve Roxy’nin sıcak çikolatasının tadı oldu. 
(Devam) : 5.Gün, Münih değerlendirmesi, Dönüş. Mumya Ötzi ile tanışın! Yemekli açık pazar, bilim ve teknik müzesi, Isar köprüsü, yediğim en güzel sandviç ve son antik mozaikler...

7 yorum:

  1. Mumya diye geldik Schwabing çıktı. Paramı geri istiyorum -_- Asafdsfsdf. O sandviç olayına girmesek, canımz çeker falan :/

    YanıtlaSil
  2. ajajajajaja ya sen bu yemeklerle ne alip veremedigin var? Rejimde felan misin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok da akşam saaati okuyunca nerden bulucam şimdi krizi xD

      Sil
  3. Ötzi geldi bugün! O kadar beğendim ki anlatamam, "İhiiii!!" diye zıpladım biraz :D Pulu da çok güzel. Yazdıklarına da hak veriyorum, bugün cevap yazacağım.
    O resimdeki abinin adını bulun, Uğur gidip ondan kalan arazilere falan el koysun, bir şato mato vardır belki bir yerlerde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ponçik amcaya güvenim tamdı, sonradan attığım Ötzi geldi, amcanın kartı gelmedi, neyse kısmet bekleyelim bakalım :)

      Sil
  4. Ben manyak ressamı merak ediyorum ama hakkında pek bir şey bulamadım. Resimleri hoş ama, renkler menkler. Ne bileyim çok beğendim ben. Bi bok anlamam aslında resimden ama eheh :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim aslında tesadüf oldu, adamın orda eserleri olduğundan haberim yoktu, bir anda senin profil resmini gördüm galeride, yani onun o olduğundan habersizdim aslında, ben başka resimlerini biliyordum, oha ne işi var bu resmin burda dedim. Yani güzel bir deneyimdi.

      Sil