9 Haziran 2014 Pazartesi

Tatlı-Sert : Galata-Rakı-Deetox Tokatlaması

Efendim şimdi şöyle bir durum var, tatil tarihlerim karıştığı için ve yakın zamanda bir takım bürokratik kağıt işlemleri ile uğraşacağım için canım sıkkın, ruhsuz yazıcam biraz bağışlayın, kafamı dağıtıp gidicem.

Biraz ruhsuz başladığım haftaya, biraz çiçekli ve güneşli devam ediyorum. Ama ben yine de keyif aldığım şeyler yaptım.

Dün yani Pazar günü, maça gitmek yerine Nilşah'a ve şiş bademciklerine yardım etmek için Galata Kırım Kilisesi'nin bahçesinde açılan Garden Sale satışında çalıştım. Çalıştım demek daha doğru olur, çünkü böyle oraya ve yaptığı işlere öyle ait hissettim ki kendimi, çalıştım demek daha samimi ve faydalı. Bir sürü eşyayı ve 2-3 çeşit de yiyeceği sergiye hazırladık, insanlarla sohbet ettik ve tekrar dükkana geri taşıdık. Yürüme mesafesinde olan dükkan ile kilise arasında bir yokuş vardı. Allahtan ablası Gülşah'ın bir arabası vardı. En keyiflisi de havanın günlerce yağıp, dün pırıl pırıl olması idi. En az Türkler kadar bölgeden dolayı Amerikalılar, İngilizler ve Fransızlar da standı ziyaret etti. Onlarla konuşup, ilgilenmesi bana düştü : ) Bazılarına çilek reçeli ve kek sattım : ) 

standımız da böyleydi efendim

Vintage kıyafetler de şöyleydi. Bir kısmı hala Kumbaracı Yokuşu: Balkon Sefası'nda satışı devam ediyor.
Çok güzel ev tipi cookiesler ve atıştırmalık şeyler de verdik. Nilşah'ın, Balkon Sefası'nda sattığı hemen hemen bir çok ürünü sergiledik. Takılar, vintage kıyafetler, annesinin yaptığı organik reçelden tut da, kendisinin tasarladığı saksılara kadar çok orjinal işler sunuldu. Başka standlara göre, biz iyi bir alana sahiptik ve orjinal işlerimiz vardı. Her sene olan garden sale için seneye şimdiden başka fikirleri bile konuştuk. Eve saat 9 gibi döndüm ve sadece 1 saat dayanabildikten sonra uyumuşum. 


Bütün pazar bu işlerle ilgilendikten önce, Cumartesi günü ne zamandır bir ekşın yapmadığımız ve sürekli birbirimize laf atarak hasret giderdiğimiz Cansu ile, Kadı Nimet'te buluştık. Cansu, gözündeki arpacığı ve ben rakı içtik. Sonra arkadaşı Sinem katıldı. Rea'da kahveye devam ettik. Cansu ile rakı içmek güzel oluyor. Gözümü kapatıp, sapık gibi rakı içebileceğim kadınlardan biri Cansu. Temennim gözünün hemen iyilemesi. Yoksa O'na da bir kimlik çıkartmak zorunda kalabilir. Geri vapur ile döndüm. Vapuru çok özlemiştım. Efektler bana hep Adana Twins'in Drive videosunu hatırlatıyor. Çok iyi değil mi? İzleyin, ritmi ve görüntüleri çok seveceksiniz. 

 


Perşembe günü çekim yaptım, bu hafta da var. Arkadaşlar; çekim prensibim, çektiğimi yerim. Gerçi bu aralar iştahım ile ilgili sıkıntılarım var. Biraz fazla yiyorum. Eve dönünce çay-kek ikilisine kapatıcam kendimi. İmdat.


Cuma günü ise, Opera'ya gittim. Evet yanlış duymadınız. Bildiğiniz elit Operası :d Hikaye aslında farklı. Kanada The Star gazetesinde tüm evreni dolaşarak burdaki etkinliklere giden ve müzik çeşitleri ile ilgili bir köşe yazan Mr. Littler, otelimizin konuğu idi. Kendisi onbinlerce km öteden 2 tane opera için gelmiş, dönünce yazısını yazacak 76 yaşında tatlış bir amca. Biletleri edinmek için ailenizin misafir ilişkilerinden yardım istedi. Birine buldum ama Zorlu Center PSM'de gerçekleşecek Fatih Sultan Mehmet Operası için kredi kartındaki teknik nedenlerden dolayı çalışmadı ve bilet alamadık. Çok üzüldü. Dönünce bişi yazamıcam çünkü bilet alınmıyor demek zorunda kalıcam dedi. Aynı akşam doğru bir isimle bir telefon görüşmesi yaparak, bu güzel Opera için 2 tane free bilet buldum. Ertesi gün biletleri bulduğumu söyledim. Aynı akşam da birlikte Opera'ya gittik. Bu mucizeyi nasıl yaptın hiç bilmiyorum ama sanırım benim koca İstanbul'da Taksim'de bu oteli seçmem, kartmın çalışmaması ve senle konuşmam, hepsi bir mucize dedi. Tam da benim kafadandı. Müzik ve gezmek. Blogumu anlattım ona. Gezmek ve yazmak konusunda beni destekledi. Operayı da yazacak mısın diye sordu. Bu arada iyi bir Fazıl Say ve İdil Biret takipçisiymiş. Çok mutlu oldum.

Opera fena değildi. Molada kocaman güzel bir kek ve kahve ısmarladı. Sen ne düşünüyorsun diye sordu. Biraz yavaştı ve sıkıldım dedim. "Eee, şey ilk öpüşme hiç bir zaman en iyisi olmaz (ahahhadhasjkha) Biraz yaşlıyım, yüzlerce operaya gittim, bu biraz fazla old fashion, doğrusu sıkılmakta haklısın" dedi. İçim rahat etti. Sanırım başka Opera'ya daha da gitmem. Gösteri anında resim video yasak olduğu için ben saygılı davrandım, her ne kadar bizim kezban halkımız buna uymayıp çat çut şap şap resim çekti ama ben çekmedim. Sadece minik bir selamlama yakaladım, burda. 

Operadan sonra koşturarak eve döndüm. Elimde tatlı bir telaş var. Şey, bilmiyorum büyülü bişi, kaçsın da istemiyorum. Özel bir gün için hazırladığım komikli bir süpriz. Geçen hafta başladım yapmaya. Uzun zamandır ince bişiler ile uğraşırken, kendimi bu kadar mutlu hissetmemiştim. Bitince bir kısmını yayınlarım belki :d

Efendim Topless eventleri devam edecek. Yazın ortası Ramazan'a denk geliyor. Hali ile bu dönemden sonra mekanlar ivme kazanmak için çeşitli zıplamalı ve dikkat çekmeli olaylara girişecekler. Bunlardan bir tanesi de Roof'a koşullanmış bir event. Geçen hafta gittiğim Dailymotion da tam olarak bu resimde görünen güzel ve içinize yaz esintisi dolduracak "cool" mekanda yapılacak. Kalpli gözler. Buna bir de etkinlik şeysi açmışlar. 


Veeee, kendi aramızda şeyyapacağımız ama konsepti neden ile duyurusunu yapmaktan çekinmeyeceğim bir olay daha var. Belki ilerde biraz daha işi genişletince kendi aramızda şeyyapmaktan vazgeçeriz, bunu Emincan'a sorun :d Dailymotion'da çalışan ve Topless eventinden hatırlayacağınız, ekşının bağırından kopan arkadaşımız bir house party düzenliyor. Sit down and relax formatında geçecek party için güzel de bir flyer tasarlamış. Bu hafta sonu sanırım orada olucam. Sohbetli pilavlı ve bol deephouselu geçecek partynin yazısını sizinle paylaşmaya can atıyorum. 


Ve son olarak, ay yeter Silvia diceksiniz, biliyorum, Minipax flyerını da sizinle paylaşıp topuklarmı kıçıma ata ata eve gitmek istiyorum. Sanırım dünden kalan biraz havuçlu kekim olacak. Çay da içmem gerek. Bugün iş yoğundu çay içemedim. Bu hafta biraz koşturmalı geçecek. O yüzden size haftaya yazarım belkim. Beklemede kalın, müzik dinleyin ve yazın gelişini sevişerek kutlayın. Sizi playlistimin benden illallah yaptığı şarkı ile birlikte bırakıyorum. İyi haftalar, iyi tepişmeler.

Deniz Kurtel ile keşke evlensem. 


2 yorum:

  1. Öf ya bizim denizimiz yok şöyle :( Kıskanıyorum valla. Ne iğrenç şehirsin sen Angara.

    "elit Operası" ne yahu :D Asadfgdsadfdsadf

    YanıtlaSil
  2. Aslinda biraz ti'ye aldim, kafamdaki opera algisi hep boyleydi, sadece cok ust duzeyler gidiyormus gibi :d

    YanıtlaSil