1 Mayıs 2014 Perşembe

Güneş İle Sevişme Seansları ve Akustik Hayat

2 sene fazladır uğramadığım hatta şifresini unuttuğum Grooveshark hesabıma girdim. Ayyy ne ara ben elektronik müziğie bu kadar sardım ki, orda bıraktığım nasıl indie geldi nasıl indie geldi anlatamam skhadkha güldüm biraz kendime sonra listeyi shuffle'a aldım, aksın dursun ben de yazı yazayım dedim. Efendim, bu kız hep deep house-nu disco-nu house parçalar paylaşıyor, bunun indie kafası da nasımış merak ettim bi zili çalıp kaçıyım diyorsanız şurası.  Ben de oha bunu mu dinliyordum dediğim şarkılar çıktı ama sevdiğimi hatırladım. Eski ev arkadaşım Sevinç ile sabahlara kadar Stereophonics dinlerdik...

Büyük Budapeşte Oteli'ni izledim! Ay allahıııımmm o ne güzel bir ortam o ne güzel bir festival filmi, o ne güzel bir "otelci" birini oynamak. Kalplerden bir demet! Gönül rahatlığı ile söylemek isterim ki, gidin izleyin. Ana karakterin içinde beni göreceksiniz askhdkashdka :):):):):):)

Lady Gaga'nın İstanbul'a gelişi kesinleşti. 16 Eylül. Biletler tabi ki Lana'dan pahalı. 1.58 boyumla neyime güvenerek Lana'ya saha içi bilet aldım diyerek kendime tüm konser boyunca küfürler ettiğimde, aklım başıma gelmiş olacak ki, Gaga gibi bir pazarlama ikonunu bir daha bu yaştan sonra nerede izlicem endişesinde(!) -aman ne gerekli endişe- tribune bilet alma girişimi içine girdim.

Çay içiyorum şuan. Earl Grey. Şuan mesela bi yandan Sting dinliyorum. Keşke Sting'i canlı izleme fırsatım olsa ölmeden. Nasıl duru ve asil bir ingiliz sesidir o ya :( Ama özellikle akustik. Akustik her şey yenilesi güzellikle oluyor.

Kastellorizo'ya gitmek istiyorum. Yani bizim bildiğimiz Meis Adası.


Philips ipl aracı çıkarmış bi tane. Ev tipi. Anasının nikahı gibi pahalı ama mantıklı düşündüğünüzde ipl ile bitirdiğiniz epilasyon sorunundan sonra, 1500 lira verdiğiniz o ipl makinasını evde napıcaz? Öyle çözüm odaklıyım ki, kılları bitirdim de lojistiğini merak ediyorum. Mantıklı mı bilemedim.

Tarçın 4 yaşını bitirdi. Tarçın kocaman kız çocuğu oldu. Böyle 4 patili kız çocuğu. Tezgahın atından fosforlu turuncu renkte bir pinpon topu bulmuş, ne ara buldu ne ara çıkardı bilmiyorum, evin şuan ağzına sıçmakla meşgul.

Portished de geliyor İstanbul'a. Alllllaahııımmmm o Roads yok mu o Roads. Ağzı olsa da dili olsa da konuşsa keşke! Nasıl hüzünlü nasıl isyancı tam İstanbul gibi bir şarkı. "Oohh, can t anybody see..."

Tamam hocam sensin, ırkçılık felan ayyynen sensin, hayır ırkçılığa, evet muz, aynen sarı olandan, hocam sensin ya, sakin, yani merak ediyorum iyisin hoşsun zor yokuşsun, çektin gittin ya da çektin gönderildin, sensin yaaa dur bi. Sen deyilmisin bu yönetime hayır diyemeyen, yandaş olan, tamam hocam tamam, aynen, ırkçılığa hayır! Ayyyynen-ayyynen.

Elektrik faturasını okumaya giremeyen memur, faturanız okunmadı diye boş fatura kağıdı bırakmış. AHAHAHA ya faturayı okumadığını anlıyoruz da bunu fatura kağıdına basması çok komik bence. Sikerim gitmem ben Bedaş'a filan, öteki ay 2 aylık öderim -.-

Yazın kesin Ayvalık'a gidicem. Karar verdim. Gerçekten çok ihtiyacım var yaza. Güneş ve deniz ile sevişmek istiyorum.

Çok sevdiğim ama bayaa çok sevdiğim bir dostum hamile. Hem de annem gibi sevdiğim birisi. Bu kadının çocuk yapacak olması beni dehşet heycanlandırıyor. Bugün öğrendim. Ay Kasım'da bebek geliyor ayol.

Jay Jay Johanson'nın İstanbul'da sanırım Cihangir - Karaköy sırtlarında bir evi var, çok sık geliyormuş İstanbul'a. Bir söylentiye göre çıkıp tek başına dolaşıyormuş. Şehir efsanesi gibi amk. Yılda 1-2 kez sahne alıyor. Şu aralar da var, gidesim geldi. On The Radio gerçekten iyi şarkı.

Sizi şimdi, gerçek bir Trentemoller yapıtı ile başbaşa bırakıyorum. Kasper Bjorke'nin bu parçasını Trentemoller yorumlaması ile dinleyin. Ben de Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'ne devam edeyim. Yarın 1 Mayıs. Emek Günü. Biz özel sektör çalışanları için ise "ara tatil." Evdeki ekmek yeter mi acaba? Çıkmıcam. Ah durun vurmayın tamam tamam!


6 yorum:

  1. Ana karakter derken Zero'yu mu kastediyosun M Gustave'yi mi :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabikide Mösyö ♥️♥️♥️

      Sil
  2. The Grand Budapest Hotel bu senenin -şimdilik- en iyi filmi olabilir. Tüm film boyunca gülümsedim :) Hasret kalmışız böyle filmlere.

    YanıtlaSil
  3. Ben oyunculuğu çok sevdiğim gibi mesleğimle birebir bağlantılı sohbetlerini ve davranışlarını espirili dille izlemek, kocaman salonda kıkır kıkır gülmeme neden oldu :d

    YanıtlaSil
  4. O Sting denen hunhar adam, bir de gidip gidip hiç bilinmeyen ufacık şehirlerin hiç bilinmeyen küçücük şarap bağı ortamına tahtadan iskemle atılmış konser alanına çevrilmiş mekanlarında, sarmaşık güllerle çevrili ufacık avlularda akustik konserler vermiyor mu 40-50 kişilik.. İşte onlardan birini görmeyi öyle isterim ki..
    Bu arada evlilik de güzel bişey ya, bekarlık gibi kıymet vererek icra edildiğinde ;)

    YanıtlaSil
  5. En cok korktugum, zamanla evliligin ciftleri, varoş ve amacsiz 2 insana donusturmesi. Elbette bu insanin icinde olan bisi, temelinde ozveri yatiyor. Ask ahmakliktir, ben gercek guclu ve iyi bir sevgiye inaniyorum. Bak bastan soyleyim 13 katli pasta kesmem! sksjjsjsjsjs

    YanıtlaSil