28 Nisan 2014 Pazartesi

Bitkili Haftasonu, Emanet Şehir ve Bilinmez Sokaklar

Blogta bir süre önce yazdığım Grönland ve Iceland ziyareti üzerine, bu sabah daha mesaiye başladığımın 5. dakikasında otelde Iceland'den bir çift ile tanıştım. Üstelik meslektaş çıktık, onlarında turizm büroları varmış. Benim oraları araştırdığımı ve seyahat kanallarından aldığım bilgileri paylaştım. Kartlarını verdiler ve gözlerimde çıkan kalpler ile onları kapıya kadar uğurladım. Fazla sinerji başa bela, sabah sabah nereye dağıtacağımı şaşırdım.

Haftasonu Yalova'ya sanki kahve içmeye gider gibi bizimkileri ziyarete gittim. Teyzemle annem yine başbaşa verip güzel yemekler yaptılar. Akşamda şömüne başında muhabbet edip, birbirimize komikli resimler edit yapıp gönderdik. En çok da animal face'e çok güldüler. Aşağıda teyzemin kaplumbağa ikonları koleksiyonu var. Kendisi ayrıca antika şekerlik ve lokumluk koleksiyoncusu. Almanya'da bit pazarlarını dolaşan cinsten. Gece geç döndüm eve, yağmur da yağıyordu. Biraz oyalandıktan sonra uyumuşum.

Ben elimde küçük bir çanta ile yolculuk yapmayı çok seviyorum. Kulaklığım, kitap, cüzdan, anahtar ve kalacaksam uyku kıyafeti olan bir çanta ile tüm Dünya'yı dolaşabilirim sanırım. 


Çok uzun zamandır beni heyecanlandıran ve geçen neredeyse bütün yazımı geçirdiğim Finnebassen, 2 Mayıs'ta Propaganda'ya geliyor. Gerçekten bu adamı dinlemeden yaza girmek istemiyorum.  Adamın altında Paradisko da çalacak, daha ne olsun?

.

Yazının en sonuna sakladım. Fermina'nın yorumlarını öyle çok sevmiştim ki, koşaraktan ertesi gün Mefisto'dan Emanet Şehir'i aldım. Çok tesadüf, yazarı Levent Cantek Leylak Dalı'nın kardeşinin eşi imiş. Muazzam bir çalışma olmuş. Hem kitabın kendisi, hem de içindeki hikaye. Çok etkilendim. Benim açık konuşmak gerekirse, çizgi roman kültürüm yok, ama bu çalışma çizgi romandan çok öte şeyler kattı bana. O yılları çok yüzeysel tanıyorum ama ufacık bir hikayeye 1950 'den hemen önceki yılların bir sürü detayı sığdırılmış. Kelimeler ve olaylar özenle seçilmiş, zengin mesajlar verilmiş. Çok sevdim. Buna benzer türleri okumaya açık olduğumu farkettim, en güzel sonuç bu sanırım benim için. Instagram'dan çizeri Berat Pekmezci'ye yazdım, "imzanız olursa, alırım bir dal" diye. Beyoğlu'nda çok isterim onları görmeyi. Teşekkür etti, niyetleri varmış. Tarçın ve kitap şöyle efendim;


İstanbul'a Kasım ayı serinliği ve yağmurlar geldi. Sanki böyle kolundan tutup seni bilmediğin bir sokağa çeken bir adres gibi ilerliyor hayat. Bilmediğim sokaklara girmeyi seviyorum. Gerçi son girdiklerimde hep ters yöne girmiştim. Umarım karşıdan araba gelmez. Şu şarkı güzel, bunu dinleyin, ben de Çin'den gelen postcrossed kartımı inceleyim biraz...


25 Nisan 2014 Cuma

Abzürt Hediye

Kafamı şimdiden öyle bir telaş sardı ki, ne siz sorun ne ben anlatayım. Aklınız durur. 

O yüzden en iyisi mi siz şimdilik bu abzürt telefon kabını inceleyin, ben de bugünün Cuma olduğunu hatırlayarak raporlarıma geri döneyim. Ay çok enteresan bu Dubaili kadınlar. Şu Chanel yazılı parfüm şişesi şeklinde kabı benim boynum astırtacak kadar Arap'laştırdılar beni. Birinin boynunda görüp aa ne ilginç demiştim. Sen beğendin, al senin olsun dedi, çıkardı verdi, öyle de cömertler. Artık bir Şeyh ile evlenme vaktim gelmedi mi sizce de? Böyle yerlere kadar sürünen taşlı türbanım ve Prada valizlerim ile Türkiye tatiline gelmem gerek. Türkiye hatta arada sırada gelmem gereken bir ülke olması gerek. Tahamül edemiyorum artık çocukların göz altına alınmasına.

-Halas! Yallah.


22 Nisan 2014 Salı

4 Mevsim

Gün tam da Pera, Asmalımescit ve Galata Kulesi arasında yürüyüş yapmalık. Böyle bir şeyler planladım. Hava şansımızdan yana giderse İstanbul bu ara tatilde çekilir olacak. Şehre 4 mevsim gelmiş gibi. Saat 2 - 3 'ten sonra serinliyor hava. Şimdilik güzel herşey. Keyfim yerinde.

Öyle güzel bir enerji var ki avuçlarımızda, böyle öpüp saklamalık.



21 Nisan 2014 Pazartesi

İstanbul Biz Gibi Bahar, Uzun Çoraplı Mini Etekli ve Heyecanlı

Bahar geldi, biraz yağmur yağdı, sonra durdu. sonra güneş aştı. Tuna geldi, biraz buruk gitti. Pek bir şey yapamadık. Yenilgiler keyfimizi açmadı. Evde felan takıldık, İpekçi'nin otoparkında maçı beklerken tinerciler gibi sarhoş olduk, maça alkollü girdik. İŞTE ARADIĞIM TARAFTAR BUUUU. Bu sabah geri gitti.


Ceketimi alıp çıkasım var otelden. Laptop'un kapağını şaaakkk diye kapatıp çıkıp gidesim ama gitmem çünkü bu ay ekstra satış çok yaptık, ekstralarımı almadan hiç bir yere gitmem, meeeeheheheh.

Ben yazı çok özledim. Yaz acil gelmeli. İpincecik giyip Karaköy'de dolaşmalı. Ordan Galata'ya çıkılmalı felan. Gelmezse ben alıp gelirim kendime biraz yaz. Gerçi bazen öyle şeyler olur ki, 4 mevsim aynı anda geliyor bir şehre.

Şimdi siz şu şarkıyı dinleyin, ben de bu hafta arası tatilimde neler yapacağımızı planlayım. İstanbul güzel. İstanbul biz gibi bahar. Belki güzel resimler de çekeriz, kim bilir?


15 Nisan 2014 Salı

Kızıl Tutulma Başladı!

Amerika'dan severek takiplediğim Berkay'ın instagram hesabında paylaştığı Bloody Moon resmi, 1 saat önce West Hollywood civarında çekmiş,paylaşmış. Tutulma başlamış bulunmakta. Bugün önemli bir gün. Enerjileeeeeeeer havada geziniyoooooor ve kalplerimiiiiiiiz kımıl kımıl, hadi bakalım...

http://www.ustream.tv/channel/nasa-msfc

14 Nisan 2014 Pazartesi

Kızıl Ay Tutulması

15 Nisan'da, Bloody Moon yani kızıl ay tutulması olacak. MS. 1. yıldan bu zamana 8.si gerçekleşecek. Bu ay tutulması ile, sorunlarınızın üstesinden gelmeyi sağlayacak enerjinin yüksekliğini çok ama çok iyi hissedeceğiz. Ortak düşünceler ile dengeli bir uyum yakalayacağız ve bu toplumlar üzerinden süregelen kötü düzeni değiştirmek için kalpleri birleştireceğiz. Bu olay, Dünya çapında büyük değişimleri sağlayacak sinerjiyi ortaya çıkartacak. Bu nedenle kalbinizi açın, kendinize iyi davranın ve toplumsal değişimlerden korkmayın. En önemlisi ise, içinizdeki enerjiyi yönetin ve yönlendirin.

Herkese iyi haftalar.

12 Nisan 2014 Cumartesi

2 Yeni Mim'e Kafa Açmalı Cevaplar, Chewing Gun, A.C.A.B ve Bir Takım EL Maçları

Elbette yoğunum, elbette işler bitmiyor ama ben kendimi buradan alamıyorum. Hafta sonu için yapılacak bir sürü etkinlik var ve ben İstanbul'da başlayan yağmura yenildim. Evde öööyle yorganların arasında yuvarlanıp Tarçın ile mıncıklamalı oyun oynamak istiyorum. İyice cıvıdım evde, iyice.
Boiler Room'un bir flyerına rastladık ve accayip heyecan yaptık. Ben sormam gereken doğru kişiye sordum, araştırıp dönecek.
 
A.C.A.B yani All Cats Are Beautiful. AHAHAHAHHAHA. Hapisaneler olmasa suç da işlenmezdi mantığında yaşayıp ölücem bu samanyolunda. Ben sizi izliyorum buradan.

  
 
Dün akşam Yuuuro Lig'te son 8'e kaldık. Rakibimiz Barcelona. Elemek zor ama bundan sonra oturup EL'nin keyfini çıkartacağız. Sıla'dan geliyor : herşeeeeey yolunda! Bu akşam Soul Clap geliyor. Aynı sırada Kiki Ortaköy'de Paradisko'nun release party'si var. On the Fruit Records 'dan çıkan, palmiye ve pizza aşıkları Paradisko'nun yeni bebeği Chewing Gun'ı aşağıda dinleyebilirsiniz. Ekibin isimlerinden birini Disco'nun B Yüzü'nden ve bu blogtan tanıyorsunuz: Hemi. 7 Nisan'da yayınladıkları bu EP'in şaşalı kutlamasını ise Kiki 'de yapacaklar. Parçayı ilk dinlediğimde O'na da söylemiştim, bahardan yaza hoopp! diye atlatan güzel diskolu single'ın çok mutlu bir havası var. Başarılı işler yapacaklarına inanıyorum. Timeout İstanbul'un Nisan sayısında mini bir söyleşileri yayımlanmış. Şuraya tık tık. Pek bi sevindim efendim. 



 


Sabah yağmurun sesine uyanmak isterdim ama Tarçın'nın mıyıklamalarına ve tombik göbeği suratımda uyandım. Acıkmış. Şimdi eve gider gitmez güzel bir öğle uykusu ve ev tembelliği yapıcam. Sivas maçı var. Evde izlerim diye düşünüyorum. Yarın saat 16.00'da ise Galatasaray Kadın Basketbol Takımını, Avrupa Şampiyonası'nda FİNALDE izleyeceğiz. Kazanan ise Avrupa Şampiyonu olucak. Tarihi turnuvada rakibimiz gele gele fener. O yüzden fikrimiz değişmedi, hala öylesiniz.

İyi haftasonları. İyi uyuyun, güzel müzikler dinleyin ve sevdiğinizi koklayarak öpün. Hadi bakalım.

11 Nisan 2014 Cuma

9 Nisan 2014 Çarşamba

Müzikli Uygulamalı Mim

Sevgili Fermina'dan buldum bu enteresan mim'i. :d Kendimi buzdolabı karıştıran komşu çocuğu gibi hissetim bir an. Hemmen aldım, yaptım. Ayyyyyy çok güldüm yaparken, cevapları neredeyse hepsi şakk! diye oturdu. Demek doğru bir müzik listem var diyim hemen ben de önceeee Zihin'i (o çok sever müzikli olduğu için) helloradio'yu (o da müzikli olduğundan) Cessie'yi (iade-i ziyaret) Mia'yı, ve Kedideli'yi mimliyorum. Cessie çok güzel bir mim yapmış ve beni mim'lemiş. Fırsatım olup yazamadım ama tam da yazmak istediğim konulardan bir tanesiydi. Ben o soruyu biraz pazarlama dilinden giderek cevaplicam. 

AHHAHAHA cevaplara gel yaa, bugün kendini nasıl hissediyorsunlu soruya Geyster çıktı, EYE IN THE SSSKKKKKYYYYYY, LOOKIN AT YOUUUUUUU!

RULES / KURALLAR :
1. Put your iTunes, Windows Media Player, etc. on shuffle. (Müzik listenizi - her nerede olursa olsun- açın ve karışık çal moduna alın.)
2. For each question, press the next button to get your answer. (Her soru için play'e basarak bir sonraki şarkıya geçin)
3. YOU MUST WRITE THAT SONG NAME DOWN NO MATTER HOW SILLY IT SOUNDS. (Her ne kadar komikli ya da uyumsuz olursa olsun, çıkan şarkı ismini sorunun cevabı olarak yazmanız gerekiyor!)
4. Tag friends (how many you want) (20 kişiyi tag'leyin demiş orjinalde ama bunu ben "dilediğiniz kadar mimleyin'e" çevirdim)
5. Everyone tagged has to do the same thing. (Mim'lenmiş isimler mutlaka yapsın)
6. Have Fun! (Eylenin - gülün - tadını çıkarın!)

IF SOMEONE SAYS 'ARE YOU OKAY' YOU SAY
James Blake - Limit To Your Love

HOW WOULD YOU DESCRIBE YOURSELF?
Betoko - With or Without You (Original mix)

WHAT DO YOU LIKE IN A GUY/GIRL?
Luke - Heavens on Fire

HOW DO YOU FEEL TODAY?
Geyster - Eye In The Sky

WHAT IS YOUR LIFE'S PURPOSE?
Charles Webster - Fantasy Situations (ahahahahahah)

WHAT'S YOUR MOTTO?
Karmon - Turning Point (Original Mix)

WHAT DO YOUR FRIENDS THINK OF YOU?
Ten Walls - Requiem (wwwoooooo dksjakdja)

WHAT DO YOUR PARENTS THINK OF YOU?
Finnebassan - If You Only Knew (Remix)

WHAT DO YOU THINK ABOUT VERY OFTEN?
Sante - Freak That

WHAT IS 2 + 2?
Dr. Loonie Smith - Spinning Wheel 

WHAT DO YOU THINK OF YOUR BEST FRIEND?
David August - Blossom

WHAT IS YOUR LIFE STORY?
Kris Menace & Lifelike - Discopolis (ay bu cevap çok iyiydi dsjakjd)

WHAT DO YOU WANT TO BE WHEN YOU GROW UP?
Crayon - Give You Up (Darius Remix) 

WHAT DO YOU THINK WHEN YOU SEE THE PERSON YOU LIKE?
Chilly Gonzales - Smothered Mate

WHAT WILL YOU DANCE TO AT YOUR WEDDING?
George Fitzgerald - Magnetic (İçim bu kadar temiz olamaz ya shadkjhsa)

WHAT WILL THEY PLAY AT YOUR FUNERAL?

The Cutler - Romulus & Remus (Richard Dorfmeister Mix) 


WHAT IS YOUR HOBBY/INTEREST?
Daniel Solar - Burning Up (Original Mix) 

WHAT IS YOUR BIGGEST FEAR?
James Blake - Life Round Here

WHAT IS YOUR BIGGEST SECRET?
Tracey Thorn - Joy

WHAT DO YOU WANT RIGHT NOW?
DJ. T Feat. Khan - Leavin' Me (David August Remix)

WHAT DO YOU THINK OF YOUR FRIENDS?
Pianochocolate - Old Movies 

WHAT WILL YOU POST THIS AS?
Claptone - She Loves You (AHHAAHAH)

8 Nisan 2014 Salı

David'li Menemen ve Bağzı Ülke Terkedişleri

Tembelliğe korkunç alıştım. Son zamanlarda hafta sonlarım nasıl bitiyor aklım almadı. Hoop bi bakmışım pazartesileri yine geç kalmaya devam ediyorum... Çok sinir bozucu. Ne şehir yürüyüşlerim kaldı, ne lavazza ziyaretlerim ne eski istanbul, ne kitap okumalarım, hayatımda huzursuz telaşlar yokken bunları yapıyordum şimdi aklım çok meşgul olduğu için evden dışarı çıkasım yok. Gecelerimi ve eğlencelerimi bile askıya aldım. 

Bir yanım mutluluktan geberirken bir yanım hırs ve hüzün dolu. Tek korkum, hüzüne yenik düşmek. Hüzüne yenik düşmek istemiyorum. Kapanda gibiyim. "Yeni bir kapı bulamıyorsan, kendine yine bir kapı yarat" diyen bir ses barım barım bağrıyor kafamın içinde. Bu sıralar güzel müzikler dinliyorum.

Hafta sonu "harala gürele" bir barbekü yaptık. Kalabalık, dostlar, bira, güzel bir ev, güzel müzikler, güzel kafalar, güzelleşen sohbetler. Sonra bir baktık Pazar olmuş. Kahvaltıda menemen hazırladık. Melankolik ve hafif bulutlu bir sabahtan sonra Üsküdar'dan vapur ile eve döndüm, üstümü değiştirdim. Sokak'a geçtim. Tembel bir haftadan ve karmaşık gündemimden pek derbi havasına girememiştim. Sonra Sokak, alkol derken maçta ilk yarı güzel bir gol attık ve tarihi derbiyi 1-0 aldık. Benim gerçi kafam 35. dakikadan sonra felam açılsa da maçtan tek parça çıktım. Kendinden emin olan malum rakip taraftar arkadaşlarım ise travmadan bir süre sonra çıkıp yeni yeni ortamlara dönüş yapıyolar. "Ya ne olacak amk ortamlarda Emre'ye verdik dersiniz." 

Sevgili Fermiya'ya tekrar teşekkür ederim. Güzel gönderisi için. Onun İzmir'li yüzünü ve tatlış köpenklerini her daim güler görmek istiyorum. 

Dün akşam da basket maçına gittik. Son 16 saniye kala yakaladığımız hücumu değerlendirseydik yencektik. Olmadı. Ya ben bir yerde yorgunluktan yığılıp kalıcam. Nerde dersiniz? Metro köşesinde, dolmuş şöförünün muavin koltuğunda ya da bir istanbulkart dolum noktasının yanı başında. Böööle göçmüş bir amele bulacaklar. 

Kahvaltı yaparken Pazar'ımızı şenlendiren ve videosunu aşık olduğum bir şarkı ile sizi burda bırakıyorum. Bulutlar gitsin ve sıcak yaz güneşi çabucak bu şehire gelsin. Sabahları sevişin ve özür dilemesini iyi bilin. O zaman merhamet sizi hayata tekrar çağıracaktır. Herkese iyi haftalar.


7 Nisan 2014 Pazartesi

İSTENMEYEN SEKSİN ÇOCUKLARI

Şampiyonlar olcaksalar da, bizi yenerek olsunlar istemiyordum.
Olmadı. İçim rahat. Bir kez daha ve son olmayacak, hala öylesiniz.

3 Nisan 2014 Perşembe

Oooo Mim, Alırım Bir Dal

Cessie Mim yapmış, sayfasında gördüm, Silvia durur mu yapıştırır Mim'i.

"Sayfasına bakmadan geçmem dediğim dünya kadar blog var." Ben blog yazmaya 2008 yılında başlamıştım ama o zamanlar hep ergen ve ağlamalı şeyler yazıyordum. Şimdi bu iş biraz daha otobiyografi ve şehir deneyimleri sitesine döndü. İşin özü ne yapıtğımı ben bile = Bilmiyorum kdshakjd. Ama bunca süre içinde güzel bloglar yakaladım. Bunlar şöyle ;

Oskar gooz tu; Stupid Little Things. Fermina'nın cazgır akademik yazı dilini ve muhalif - nereden çıkacağı belli olmayan tespitlerini okumayı seviyorum. Kızdığı zaman blogu tokat ve sitem içinde bırakıyor. İzmir sempatizanı. Köpenkleri ve musmutlu bir ailesi var. Hıımm güzel kadın bir de hııımm. Ona burdan Berkay'ın şarkısını yolluyorum: Kesin İzmirli.

Ve; Zihin'in müzikli filmli ve Helloradio'nun yine müzikli yazılarını, Kedideli'nin koşturmalı hayatını okumayı seviyorum. Kedideli ile ikimizde 28 Mart'ta doğmuşuz. Kedi'cım çok karmaşık bir hafta geçirdim ve PC 'm yoktu. Üstüne Grip oldum. Üstüne ofiste işler yoğunlaştı. Bloggerlar için yazdığım doğum günülü mesajlarından sana yazamadım, üzgünüm ama unutmadık, 1 gün önce kutlaştık zaten. Tekrar kutlu olsun. Yaşasın Koç Kadınları! Mia Wallace'e de selam gönderiyorum. Twitter'dan takipteyiz. Cessie var. Genç ve akıllı minnoşun yazılarını arada okuyorum. Kitap tespitleri ya da okuduğu kitaplar biraz benim tarzıma ağır gelse de Hemingway yazısı mesela hoşuma gitmişti. Okul - Mert - Kedi üçgenindeki yazılar da keyifli.

Bunların yanı sıra, Şenay izine ayrıldı 'nın komik ama düşündüren yazı başlıkları, 4 , Evanası ve Leylak Dalı'nı ilgi ile izliyorum efenim. Ve bence Fermina'nın kardeşkosu şu bloga yazmaya devam etse keşke. Accayip komikli, Çok eyleniyorum.

US'de oldukça popüler olan ve kedi çizgi romanları hazırlayan Yasmine' nin blogunu takip ediyorum. Kedi severler oraya tık. Kediler ile yaşayanlar daha bir avaz avaz güleceklerine eminim. Kendisi ile arada bir facebooktan mesajlaşırız. Sevimli bir çizgi-yazar kızcağız.

Bloglar, çok ticaret kokan .com uzantılı sitelerden daha sıcak. Sanki evin oturma odasında bir fincan earl grey çay içip sohbet ediyormuş gibi bu sayfaların içleri. Gerçek bir temennim şu ki; umarım bu mecralara bir gün eller uzanmaz.

Hadi sizi şimdi bu çiçekli ve güneşli disko şarkısı ile başbaşa bırakıyorum, ben de İstanbul saati ile 16.00'da Amerika ile yapacağım telekonferansın hazırlıklarına gidiyorum. Jesus holy Christ!

1 Nisan 2014 Salı

Annem'den Fermina'ya Çiçekli Sevgiler

Annem'e arada blogumu, yazdıklarımı ve burası vasıtası ile yazıştığım güzel insanları anlatıyorum. Fermina'yı ve çiçekleri ile olan ilişkilerini anlatmıştım. Pek açıp okumaz blogları, teknoloji ile yeni tanışıyor ama eminim öğrense iyi bir takipçi olurdu O da. Annem velhasıl şu çiçeklerini çekip iletmemi istedi kendisine. Bir tanesi tüylü bir çiçekmiş ve Yalova'dan gelmiş. Diğeri de sklamen sanırım... Her çocuk gibi ben de bazen çiçeklerini benden daha çok sevdiğini düşünüyorum. Mehh -.- 

Ters Dönmüş Bir Tuvalet Terliği: İstanbul, Bir Takım Doğum Günü Kutlamaları, İzmir Ziyareti, Paralel Seçimler

Yeni yaşımı kutlayan, hatırlayan ve bunu benle paylaşıp combo yapan herkese teşekkür ederim. Arayanlar soranlar çok oldu. Mesaj atanlar, whatsapp patladı, Ankara'lardan, İzmir'lerden, Almanyalar'dan, Norveçler'den Galatasaray Sözlük'ten, bilinmeyen numaralardan, efendime söyleyiiiiim. "Ay siz Türkler bu yaş hesabını hiç yapamıyosunuz." Teorikte yaşlanmış olabilirim. Ama bu özüme bakıldığında umrum değil.


İş arkadaşlarım süprising yaptı Cuma günü. Bir indim aşağıya, eller çırpılıyor, mumlar yakılmış. "Mutlu yıllar bayansilviaaaaa". Belki de en güzel zamanlarımı yaşıyorum şuan burada... Ctesi günü uçağa grip bindim. Maç izledik Tuna ile oradan Bostanlı ortamlarına aktık. 2 gün evde yattım, oy attıktan sonra annemle yürüyüş yaptık. Çarşı'da Latife Hanım Köşkü'nün bahçesinde çay içtik. Kedileri sevdik. Köşk seçim nedeni ile kapalıydı. Eşyaları oradaymış hep. Keşke göreydim. 5 gündür sigara içmiyorum. Canım çok istiyor. Annem frambuazlı pasta yapmış. Oh. Gerçekten efsaneydi. Baş ağrıları ile yataktan kalkıp mum üfledim. Pazartesi orada doktora gitmek durumunda kaldım. Rapor ve ilaç verdi, hiç birini içmedim. Annem'in artık bir instagramı da var. Hıımmm.








Başak ile Burcu otele bir hediye ve Tarçın'lı bir not göndermişler. Ay yerim ben bunlarıııı.Annem doğum günü hediyesi olarak kedi ve kılçıktan oluşan bir kolye almış. Kılçık :D:D:D Sevinç ise tam 1 bayansilvia çantası almış bana. HAHAHAHAHHAAHA aşık oldum! Biliyorsunuz bez çantalara bayılıyorum. Tuna ise çok güzel ve çok iddaalı bir elbise almış ancak bedeni nedeni ile yine çok tatlı bir bluz ile üzülerek değiştirmek zorunda kaldım. İzzet Yıldızhan söylüyor; Kendi gittiiiii resmiiiii kaldı elimdeeeeeee




Paralel seçimler oluyor böyle.  Karşıyaka, %75 ile Cumhuriyetçiliğini çıkartıp masaya vurdu. Hey maşşallah. Birileri genelde ilan etti ama birileri mücadele ediyor. Mücadele etmek güzeldir. Mücadele edin ve vazgeçmeyin. Galibiyetlerinizi her zaman sevişerek kutlayın.

Çok güzel İzmir havalarını bırakıp, masmavi gökyüzünden geçerek bu ters dönmüş tuvalet terliği gibi şehire geri döndüm.


Chillout'un offical facebook sayfası the magger.com yazımı paylaşmış. Tekrar teşekkürler. Kendileri ayrıca çok da güzel bir illüstrasyon yayınlamış. Oturup 3 dakika aşk yaşadım. ÖNDE BASIYORUZ BAM BAM BAM ALISON GOLDFRAPP BIZDE BÖYLE! 


Bugün otele USA, Finlandiya ve Danimarka menşeeli güzel kartlar geldi. Fermina da çok çok güzel bir kart göndermiş. Partyli teması beni anlatıyor. Çok da muazzam bir şiir yazmış üstüne. Şiir; beni, bu hiç görmediğim ama özlediğim insanların yanına götürdü bir anda. Bıyıklı ve balık kokulu öpücükler gönderiyorum O'na. Ne olursa olsun, yakışıyor o şehire bu kadın. O şiir ve Chelsea 'nin yanık sesi ile sizi baş başa bırakıyorum.

"Halimi anlatacak sözler yazamam artık bu kavruk mektuba. Rüzgârdan yan yatmış otlar koydum, gerisini sen anla. 
Ankara, 
Kekliğinim, boynumda bir siyah halka. "