17 Mart 2014 Pazartesi

Yağmurlu Kedi, İstanbul'un Küçük Enişteleri, Yanarlı Dönerli Pazar

Cumartesi Pınar'a gittim ve tahmin ettiğim gibi tatlı - kahve - kanepe ve sigara keyfi yaptık. İsabet olmuş çıkmamam, zaten hafif de bir yorgunluk vardı, güzel bir öğle uykusu ve akşam kahvaltısından sonra Pınar'ın tavada demlenmiş çayından içtim ve yastık kuşunu sevdim bol bol. Pınar'ın kankeytosu Gülşah da katıldı sonra bize. Yastık kuşunun asıl ismi Sakin. İnanılmaz Sakin bir kedi. Sanki 2 devrim, 3 savaş görmüş, bütün insanlığın kahrını çekmiş gibi bir marurluk ve sakinlik içinde. Bir kedi bence böyle olmamalı ya. Kedi dediğin miyavlar ve ordan oraya koşar. Biz modern hayat cadıları, içine 92 yaşında bir amca kaçmış bir kediye bu kadar şaşırmıyoruz tabi. 


Clot. Bu aralar Clot serisi aklımı kurcalıyor. Bir de şu Kitsune'nin tilkili tshirtü. Neyse, biraz daha sabredicem. Çünkü beklemek ve sabretmek sonunda elde etmeyi getirir. Ben iyi şeyler hissediyorum. 

Pazar günü hiç bir şey yapmadım desem bana inanır mısınız ? Bence inanmazsınız. Çünkü Dallas Buyers Club izlemeye gittim. Sabah 9'da yağmurun sesine uyandım ve yatağın içinde saatlerce müzik dinleyip Pinterest karıştırdım. Bit pazarını ertelemek zorunda kaldım. Kahvaltı yaptım, kahvemi içtim. Film seanslarına baktım ve Nişantaşı'na gitmeye karar verdim. Hoop zaten Nişantaşı bana sadece 8 dakika yürüme mesafesinde olunca, kendimi bir anda mor ışıklı yanarlı dönerli sinema salonunda buldum. Yarım saat erken gitmişim. Şal için GAP'a bakacaktım ama çok komiktir, mağazanın girişini bulamadım. Evet, bir giriş var City's içinde ama bebek reyonunu görünce kapısında geri döndüm. Meğersem içinde adult da varmış. En son çıkıp giderken farkettim. Bendeki perspektif şahane. Mudo'ya uğradım, orada da akrilik yoktu. Yargıcı kapalıydı, saat 7 olmuş, Nişantaşı'nda Pazar günü dükkanları 7'de kapatmaları da ilginç. Kısaca akrilik renkli kareli bir şal yok piyasada arkadaşlar. GAP'ın online sitesinde, lacivertli kırmızılı felan var, yeşillisi de çok şahane, son çare oraları dolaşcam. H&M beremi buldum bu arada. Kirli sepetinden çıktı şjsklahkjad. 


Lars Von Trier abimizin Nymphomaniac'ını izlicem bu hafta içi vakit bulursam. Yorumlar iyi. Lars abi çıkarıp masaya vurmuş yine. 18 Nisan'da ise The Grand Budapest Hotel gösterime girecek. En çok da bu film için heyecanlıyım, çünkü içinde otel var :d


Metallica 13 Temmuz'da İstanbul'da olacak. Adamlar, Mourinho gibi; kayınçosunun evine gelip, buzdolabını karıştıran, "iyi maç var mı, yapalım bi kupon" diyen küçük enişteye benzediler, habire İstanbuldalar. Konser bileti ile gelen kodu Request sitelerine girerek 18 şarkılık set-up 'ı siz belirliyorsunuz. Bu yıl böyle tatlış bişi yapmışlar. 1 taneyi kendilerine ayırıyorlar geri kalan 17'yi siz seçiyorsunuz, en çok oyu alan şarkıları yürüyen efsanelerimiz sizin için konserde çalıyor. Son şarkılarını dinledim. İsmine aşık oldum. Lords of Summer. Çok iyi değil mi? 

Arada açıp yeni sezonun bikini kreasyonlarına bakıyorum. Ayvalık'ı, güneşi, sıcağı, sıcak kumları, soğuk Ege'yi öyle özledim ki, 16 Ağustos'a verdiğim yıllık izin tarihim sanki hiç gelmeyecek gibi uzaklardan el sallıyor. 

Yarın Chelsea ile rövanş maçımız var. Takımın gidişatı sadece beni rahatsız etmiyordur sanırım. Evet'leri duyar gibiyim. Bu yılı belki böyle kabul etmek zorundayız ama yine de Galatasaraylı olmak umutlu olmayı gerektirir. Bekleyip göreceğiz. Başka bir şey eklemek istemiyorum.

Haftanın içinde kaybolmadan önce herkese bol çaylı ve huzurlu günler diliyorum. Bir de enerji. Bana da biraz gönderin. Gerçekten rota değişimi içindeyim. Bilgilerinizi ve enerjinizi sevdiklerinizle paylaşın, sevişmelerinizi ertelemeyin ve küs uyumayın.

Sakin kedi sizi selamlıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder