4 Mart 2014 Salı

Pharrell Williams'ın Askerleri, Kebap Session, 1 Cinnet ve Jukebox Kafalar

Hafta yazısını yazmak istiyorum, hem de uzun uzun yazmak istiyorum ama boğazımda ağlamaklı bir düğüm var. Kaybettiğim GAP şalıma mı üzüleyim, enerjimin emilmesine mi üzüleyim, yoksa hayatımda istediğim değişikliklerin olmamasına mı üzüleyim bilmiyorum. Geçen Perşembe e hadi fırsat da bulmuşken, yorgunluğumu hiçe sayarak Hemi ile Ortaköy Kiki'ye Kant dinlemeye gittim. Evet, burun kıvırmıştım hafta ortası diye ama hem Hemi ısrar etti, hem de Kant'ı dinlemeden geri kalma fikri beni rahatsız etti. Lafına uydum, çıktık gittik. Performansına şaşırmadım, sevdiğim ve bildiğim parçaları çaldı, özellikle Try Something ve Hold you'yu bekliyordum. Bol Long Island'lı ve ertesi gün hengooovırlı bir Perşembe'yi bitirdik. Kendisi bu arada B yüzü'nün kurucusu ve No House'da gerçekleşen, bizim geçen Cumartesi sapıttığımız Balat Issue 2'nin organizasyon sahiplerinden. Buradaki yazılara da zaman ayırmış okumuş, saolsun, neden daha fazla görüşmeyelim ki dedik. Çok da iyi yaptık. Gelecek projelerinden konuştuk bol bol. Adam üretiyor, durduramıyoruz arkadaşlar. Çok imrendim vallahi. Play Tuşu'nda yazıyordu. Bunu da dehşet kıskandım. Bu Perşembe yani 6'sında Babylon'da çalıcak Hemi, kendi tabiriyle yancı :D When Saints Go Machine'nin warm up'ı, after'ı onda, hadi bakalım. Buradan kendisine şenlikli teşekkürlerimi ve havalarda uçuşan boş long island bardakları gönderiyorum. Saol Hemi saol sjakldhsal

Reklamlar--- Cinnet evresine geçtim. Benim acil yeni bir iş ya da ek bir işlerle uğraşmam gerek. Kafamın seviyesi artık buranın bunalımına yetmiyor. 2 cesedim 3 adam yaralamam var buradan. Alın beni artık. --- Reklamlar bitti.

Veeee, Maceo Plex. House müziğin kaderini değiştiren bu adamın biletleri tükenmiş olarak "Sold Out" e-flyerlarını gördükten sonra sanırım FG 93.7 yine yaptı yapacağını dedim ve gece yarısı Garaj İstanbul'un yolunu tuttuk. Vestiyer, mekanın fiziksel şartlarından dolayı operasyonu biraz engellese de, girişte hiç bir sıkıntı yaşamadık. Ben açıkcası Altan ile Ömür'ün warm up'ını dinlemek için biraz erken gitmiştim. İyi fikir olmuş. Girişten sonra oldukça fazla kalabalık oldu bilet sırası. İzdiham çıktı desem? İnanın. Çıktı. Bilet için sevgili Can 'a (Tanca) çok teşekkür ederim.


Bu haftasonu Propaganda'ya Alex Metric geliyor. Öncesinde yine Ömür & Altan çalacak. Dinlemeye değer diye düşünüyorum çünkü ben şahsen Foal'a yaptığı remix'i çok sevmiştim Metric'in. Aynı gün büyük bir çarpışma var. Indigo'da OFF Recordings, 5. Yıl etkinliği kapsamında kendi ekibi ile geliyor. Aynı mekanda Andre Crom, Purple Disco Machine ve Round Table Knights çalacaklar. Açıkcası Andre Crom konusunda çok ağır basıyorum. Heyecan verici. Ama yine spontane bırakıyorum. Siz ne dersiniz?


Çok güzel bir tesadüfle Altan  ve Ömür, Agoria'nın Scala'sı ile bıraktılar Maceo'ya ortamı. Bu şarkıyı geçen yazıda paylaşmıştım. Demek gerçekten iyi bir parça olmaya devam edecek. Ve kendimizi Plex'e ve arkadaki görsel şova bıraktık. Arkadaşlar, bu adamın ismini bir yerlere yazıp aratıp, şarkılarını bulabiliriz ama sesten ziyade benim ilgimi çeken kademeli perde sisteminin üstüne yansıtılan visuals oldu. Umarım bu teknolojiyi bulan mühendise hakkını veriyorlardır zira bütün gece bunu düşündüm. Gerçi sonra radyo ile konuştum, veriyorlarmış. Kafamda soru işareti kalmadı :d Bir ara nasıl bir kafaya geldik bilmiyorum, Engin ile mekandan çıkıp aşağı sokakta benim telefondan Daft Punk açmışız. Sokakta dans ettik. Allahım kapıdaki insanlar bize bakıyor  felan :s <<<< Pharrell Williams'ın askerleriyiz!  <<<<<<


Geçen sene iptal olan Electronica Fest için de çok tatlı görsel şovlar düşünülmüş ama olmamış. Plex muazzamdı. Ertesi gün saatlerimiz geri kalmış, oradan bir yerlerden bizi alsınlar diye dua ettim. We did not forget our sunglasses!


Cumartesi gün de Engin ile yine gezdik tozduk biraz. Niyetimiz Miss Pizza'ya gitmekti. Gidemedik. İzmir'den başka arkadaşlarımız katıldı bize. Güzeldi. Urban'a gittik. Brushetta yedik. Bira içtik. Ordan Tektekçi'ye devam ettik. Ordan Propaganda'da Gökberk dinledik. Ne olduysa ordan sonra oldu. Ertesi gün GAP'ten hediye gelen şalımı evde bulamadım. Gördüğünüz gibi bu resimde boynumda yok, çünkü onsuz çekildiğim son resim. Nazar deydi. Renkli akrilik bir şal bulursanız GAP'ten lütfen resmini çekip atın, bakayım, aynısı ise parası neyse almaya hazırım. Çok sevdiğim bir iş ortağı firmamın hediyesi idi. Nasıl böyle bir hata yaptım bilmiyorum. Sırt çantama koydum diye düşündüm sanırım.


Ertesi gün benzerini bulurum ümidi ile GAP'a uğradım ama o ürün 2 sezon öncenin ürünü. Belki başka şubelerde bulurmuşum da bilmem ne. Üzüntümden napıcamı bilemiyorum. Hadi biraz moral olsun diye alışveriş yapayım dedim. O da burnumdan geldi. Çok uzun zamandır aklımda olan Stan Smith'lerin bırak İstanbul'u Türkiye'de numarası kalmamış. Kasiyer çocuk keşke ilk gördüğünüzde alsaydınız deyince, çocuğu bıçaklamamak için kendimi en yakın Starbucks'a atarak Hakan Altun dinlemeye başladım. Hırsımı alamadım Terkos'a gitim. GAP'a gittim. Yok, hiç bişi yok, hiç bişi bulamadım. Sadece güzel bir lacivert kazak aldım Mango'dan.  Hakkımla taşıdığım 34 beden bir de jean aldım. Bir de güzel blog yazarı Fermina için hediye araştırdım. Şayet buldum da. Bugün bana resmini çekip göndermiş. Tanrı aşkına ne kadar güzel olmuş bluz! Yüzündeki gülümseme hiç bitmesin :)

Sonra sinirden maçı izlemedim, Nişantaş'ına geçtim, sinema merakı ve backroundu hatrı sayılır derecede iyi olan Hemi ile Leonardo Di Caprio'nun The Wolf of Wall Street'ini izledik. Ertesi gün Leo'nun Oscar alamayışını öğrenince üzüldüm içten. Adamın drug kafasının düşüş sahnesini uçakta o kadar iyi yansıtmış ki, "neden tanrım neden vermediler" diye üzerine ben de bir mutsuzluk yaşadım. "-Venice diye isim mi olurmuş?" :d Zaten şu aralar yaşadığım mutsuzluğun haddi hesabı yok. Benim canımı sıkmaya çalışıyorlar ama bence sıkmamalılar. Pişman olacakları şeyler yapıyorlar. Benim canımı bence sıkmayın.

Enerjimi kaybediyorum. Beni bekleyen 3 yüz yıllık bir bulaşık ve kaka dolu bir kedi tuvaleti var. Siz şu güzel şarkıyı dinlerken ben biraz OOOMMMMMM çekicem.Sevin. Yalamayın. Dik durun. Tutkunuzu lütfen ama lütfen kaybetmeyin.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder