10 Mart 2014 Pazartesi

Deneysel Gitarlı Birşey, Bir Alex Değil, Pazar The Son Yamultucu, İmdat Yine Mi Kış

Ay kış geldi yine. Kış gelince aklıma şalım geliyor, bu arada henüz yeni aldığım H&M beremi de bulamıyorum. Hayırlı işler arkadaşlar. Artık yas tutup ağlamaya başlayabilirim. Ben neden böyle mecnun gibi salak şaşkın bir formatta dolanıyorum ortada ? Hiç tarzım değil. 

Şuan ofiste bilgisayarım karşısında uyumamak için hafta sonu neler oldu diye düşünüyorum, pek de bişi olmamış. Bunları düşünürken acaba akşam eve gidince yatağa çaprazlama mı yatsam ? Yastıklara sarılıp da mı yatsam, dikey yatıp ayaklarımı peteğe mi yapıştırsam diye düşünüyorum. Saatin henüz 3 bile olmadığını görüyorum. Yarına yetişmesi gereken çok önemli bir işim de var. Hayırlısı.

Bu arap milletinden tiksindiğim yetmiyormuş gibi bir de onları komik buluyorum. Değerli vaktimi bir de onların komik olduklarını düşünmeye ayırıyorum. Bence ayırmamalıyım. 


Perşembe günü, Hemi'nin dediğine göre "deneysel pop" yapan ve benim zerre şarkı sözlerini anlayamadığım ama bir kaç parçasına ritim tuttuğum When Saints Go Machine 'nin Babylon'daki konserine gittik. Öncesinde ve sonrasında Hemi patlayan şeker tadında diskolu miskolu şarkılar çaldı. Tabi ki çok sevdim. Bana set-up 'ı nasıl kullandığını felan ufakcıcık gösterdi. Mantığını anladım gibi ama sanırım ben futbol izlemeye devam edeyim. Müzik yapmak çok ayrı bir olay. Onun dışında makul bir Perşembe aktivitesiydi. Cuma günü Basket maçına gittiğim için ve Cumartesi de başka bir programa devam edince kendisinin 2 gün üst üste yaptığı müziklerine katılım sağlayamadım. Burası vasıtası ile özür dilerim :( Telafi edicem vallahi ^^ Babylon için teşekkürlerden bir demet efendim.

Cumatesi günü Akhisar maçına gittim. Öğleden sonra uykusunu yarım bırakarak, takımın bana ihtiyacı var mottosundan devam ettim ve başlama vuruşuna yetiştim. Skora bak 6-1 Öf sanki Mençıstırda yaşıyoruz gibi, kime bu hava anlamış deyilim, full yağmur. 


Çıkışta eve uğradım ve ordan Pınar'a geçiş yaptım. Alex Metric'den ziyade ne biliyim ya, Ömür & Altan çok daha iyiydi. Güzel şarkılar güzel isimler çaldılar. Balcazar & Sordo tanıdıktı. Thabo Getsome sevdik. Biraz da Alphabet City. Ooo Casual Affairs de vardı. Alex Metric tüm bu tatlış setten sonra ne yalan söyleyim kafamı açtı, çıkalım dedim. Çıktık. Bir baktım şarjım bitmiş, eve gelmişiz, saat 3 olmuş. Vur kafayı yat. Uyku iyi topçu. Yukarıdaki kediyi hatırladınız mı? Pınar'ın minnoşu. Geçen sene bir resmini buralara koymuştum. Kocaman olmuş yastıkkuşu.

Pazar gününe, sigara, kahve ve Ezgi ile başladım. Whatsapp'dan uykumda görmüş gibi bişiler yazdım attım. Sonra buluşalım mıııııı olduk. Kendimi bi anda Küçükçiftlik Park'ta mini bir hiphop festivalinde buldum. Kardeşi sahneye çıkacakmış, ona destek verdik. Ben Ege Çubukçu'yu izledim, yıllaaaaar sonra. Bir anda 2001 yılına gittim geldim. İzmircrew yov yov yov. Değişik bir Pazardı. Ordan Brooklyn'li kuzu ile buluştuk, bok gibi soğuk istanbul havasında Sensus'a geçip şaraba oturduk. Saat 9 felandı sanırım tirilyon olmuşuz. Peynirler enfes! Ben tam bir peynir kadınıyım. Eve nasıl gittiğimi, bu sabah ofiste düşündüm. Nasıl gittim ben eve?

Sabah da iş felan. Outlookum Tepecik'te bir düğün yeri gibi. Gelenler gidenler. Baş ağrısı. Ben bir vermidon içeyim. Of saat hala 3 olmamış!

Bu güzel sevişmeli parça tam bir Pazartesi şarkısı. Bunu dinleyin. İhmal etmeyin, sevin ve tutkuyu tabiki cebinizde deyil içinizde taşıyın, hadi bakalım, iyi haftalarınız olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder