11 Şubat 2014 Salı

Şansın İbresi, Alacaklar Verecekler, Çay ve Blues

Şöyle bir yerde böyle bir tasarım buldum. Hatta böyle markaların kimliği hakkında araştırma yapıp, özel ürünlerini yazmayı denemek istiyorum. Allahıııııım sweatin üstündeki tilki kafaları efsane deyil miiiiii? Kitsune'yi kaç kişi biliyor mesela İstanbul'da? Müzik ile ilgilenenler biliyordur ama böyle tatlı outfit tasarımlarını bilene rastlamadım. Bunun için geçenlerde bir blog açtım ama devam edip-etmeme konusunda şüphelerim var. Zaman...malum. 

Evimde de (Hem İzmir hem İstanbul) hayvanımsı bir kıyafet birikimi sorunsalım doğdu. Neyi nerde bulacağımı, kime ne dağıtacağımı şaşırmış durumdayım. Bazalar, koltuk altları, dolaplar, valizler yetmiyor kıyafetlerime. Aylardır İstanbul'daki evimin dolabını düzenlicem. Elim gitmiyor. Eve gelince bir kaç sigara içip müzik dinlemeye dalıyorum. Bu yüzden böyle yanlız yürüyüşlere felan gidiyorum, sinemaya gidiyorum ya da kitapçılarda kendimle vakit geçiriyorum. Size de böyle oluyor mu hiç? Sıkılmıyor musunuz rutinlikten? Çocukken iç içe şişirip balon yaptığımız cikletler var ya ? Heh o içindeki küçük olan balon gibi hissediyorum kendimi. Büyük bir balonun içinde, kendi de şişmiş bir vaziyette. Bir gün patlayacak.

Yeni blogta bu dolapları felan düzenledikten sonra elediğim kıyafetler hakkında hikayeler yazıp, onları satayım diyorum. Üretmek adına başka fikirlerim de var. Diyorum ya, şimdilik sadece varlar.

Bunun haricinde artık resmi bir şekilde duyurusunu yapabilirim burada: evet iş arıyorum. Bu bir brand & event management olur, bir mekan olur ya da bir yeme-içme-seyahat web sitesi olur, bilmiyorum yazmak-çizmek-araştırma-dinlemek ve organize etmek konusunda bişiler ile uğraşmak istiyorum. Çok sıkıldım ve hayatımın yavaşlamış olması beni inanılmaz çıldırtıyor. Kafayı yemek üzereyim. Sektörümü bırakmak istemiyorum, aynı pozisyonda daha iyi bir işletme denk gelirse devam da ederim. Karar verdim. Şansın ibresini kendime çevirme vaktim geldi. Sanırım biraz ivmeye ihtiyacım var. Havadan gelen bir şey deyil, şansı insanlar kendileri yarattığına inandığım için, düşünüp üretmeye devam etmeliyim. Aramaya devam etmeliyim. Vazgeçmemeliyim.

Sanki bir şeyler birazcık değişime uğrarsa, diğer tüm beklettiğim hayallerimi ve kendimle ilgili iyimser düşüncelerime tekrardan kavuşacağım gibi hissediyorum. Şuan hayattan bir ilişki, ekstrem bir olay, para vs. gibi beklentilerim yok ama ufak bir değişiklik iyi gelir diye düşünüyorum. Hoş olmaz mı?

Bu akşam Brooklyn'li kuzu bana gelecek ve Brooklyn'de yaptıklarını anlatacak. Çay yaparım, Blues açarım. Muhabbet var akşama. Belki çektiği güzel resimlerin geri kalanını gösterir. 

Hayattan tek alacağım kaldı. O da biraz şans ve bir kaç iyi şey. Birazcık ya, birazcık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder