3 Şubat 2014 Pazartesi

Gül Bahçesi

Şimdi bir kahve yapıyorsunuz, Aksak'ın Dinamo'da çaldığı 2 Şubat tarihli set'ini açıyorsunuz, geriye yaslanıp ışıkları kapatıyorsunuz.

Takip edenler fark etmiştir. Bu bloga pek siyaset uğramaz. 2000'li yılların henüz başında kampüste bildiri dağıtırken 1 körüklü otobüs dolusu, cehaletinden kurtulamayan faşist öğrenciler tarafından, durak ile otobüs arasına sıkıştırılıp, kafama gözüme tekme yedikten sonra bu blogta siyaset yazmamaya başından karar vermiştim. Hayatın bir yerinden kafanıza tekme yiyorsunuz. Ben o sırada ölmedim ama geçen yaz bir kardeşim öldü. Yediremediğim için pek yazamıyorum işte. Ben hala hayattayım. Örgütlü mücadeleye inanan biriyim, parti manifestolarında yazan "dönüştürülmüş" bireyden biriyim. Bu blog sosyal bir günce. Siyaset hepimizin hayatında. Ama bloguma almayacak kadar da kirli. Dönüştürülmüş bir birey olarak hafızamı ve yazılarımı popüler siyasetçiler ile meşgul etmiyorum. Bir yerden sonra o gün şanslı olmak zorunuza gidebiliyor yani. 

Yani buralarda hiç bir şey gül bahçesi deyil.

Kardeşim güzel uyusun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder