25 Şubat 2014 Salı

Ağustos, Balat'ın Parti Evi, Bitmeyen İnşaat ve 1 Stage Diving Denemesi

Bol icraatlı ve ateş etmeli bir haftasonunu daha geride bıraktık. Cuma'dan Cumartesi'ye geçerken kalibre değiştirip, nişan aldık. Format aynı : güzel müzikler ve güzel danslar...

Darius'a bu aralar geri döndüm, seksili soundları her daim çok hoş, bir yandan bunu dinleyin bir yandan da haftasonu yazısını okuyun...


Cuma gününü son atışa bırakıp, Tomtom'da sokak sohbeti yaptık ve havanın güzel olmasından mütevellit, "ay içimize fenalıklar geliyor" diyerek bir yerlere girmedik. Taa ki, Indigo'da David August performans saatine kadar. Teenage Mutants niyetimiz vardı ama son dakika sokak iyi gitti, biz de Tomtom'da kuytu bir yerde Garaj İstanbul'un Burcu Güneş'li - Maceo Plex'li - Nazareth'li line-up'ının espirilerini yaptık.

David August için beklediğimizden iyi bir kalabalık geldi. Biz özellikle, öncesinde çalacak Alican'ı dinlemek için erken bulunduk mekanda. Biletleri henüz alırken arkamızda bir anda dağ gibi bir kalabalık oluştu. Böylece o akşam için doğru etkinliğie geldiğimizi anladık. Alican çok güzel çaldı, mehhee saolsun twitter'dan da fav'lamış. Kendisini daha çok dinlemeye geliriz umarım.


Bu arada İstanbul'da olacaklar, İstanbul dışında olup da hayatının festivaline katılmak isteyenler, gerçekten iyi müzikler dinleyip, festival ruhunu nirvanaya çıkaracak olanlar; 25 Mayıs'ta Lifepark'da düzenlenecek Chillout'un biletleri satışta, headliner açıklanmadı henüz ama bence şimdiden alın, hadi kaçırmayın bu festivali.



David August, henüz 91 doğumlu. Aaabi 91'liler doğdu mu ya? Müzik üretip albümler çıkarmış. Bize BPM festivalindeki setine çok benzerini çaldı. Setin arasında ben bi ara bi Balcazar & Sordo : Sacrifice rastladım, mest oldum. Biz çıktıktan hemen sonra bitirmiş ama sondan 2. şarkıyı Buğra 2 gün konuştu bana. "Çok iyiydi hayatımın şarkısını dinlemiş olabilirim" dedi. Kendisini hepimiz çok kıskandık. Ne güzel soundclouda 55.555 takipçi yapmış. Hadi hep birlikte vay amk! diyoruz. Benzer setimiz şurda.

Cumartesi günü gerçekten ciddili bir itekleme enerjisine ihtiyacım vardı. Henüz August kafasından çıkamadan bir anda mesaide buldum kendimi. Çıkışta apar topar eve gittim, üstümü deyiştirdim, Levent'e gittim bir ziyaret için, sokak birasından ve uykumdan biraz fedakarlık yaptım. Ordan Beşiktaş maçına yetiştim, maç fena değildi, isterdim ki Burak şöyle götü ile felan gol atsın da bunlar kudursun, ama kısmet olmadı, Selçuk İnan geliyor ve gol de geliyooorrr diyerek penaltıdan 1-0 aldık. Puan farkı 4 oldu, acayip bir çekişme var. 2. sıradayız, asılıyoruz. Daha fazla yorum yazamıcam, elim ayağım dolanıyor.

Maçtan çıktım Taksim'de mu az zam partileme ekürim Buğra'yı beklerken 1 espresso vurdum. Ve 1 aydır beklediğimiz Disco'nun B Yüzü : Balat Issue #2 için kafamı açtım. Yenikapı metrosu açılmış, Yeni Haliç köprüsünde indik ve Balat'a deniz kenarından yürüyerek devam ettik. Harika manzarada NoHouse'a vardık.

Biraz NoHouse'dan bahsetmek istiyorum. Burası özel organizasyonlar için tasarlanmış 3 kat + 1 teras şeklinde eski bir Balat evi. Sloganları ise pek bi doğru: Nohouse Yes Party. Kapısında hiç bir ibare hiç bir işaret yok. No 37'yi bularak zillerini çalıyorsunuz. İçerde kolay bir kaç ev eşyası dışında genişçe bir bar dışında sizi eylenirken yoracak bir detay yok. Tam tersine burada ferahca zıplamalı hoplamalı organizasyonlar yapabiliyorsunuz. Bu parti için ise Balat Issue: Disco'nun B Yüzü'ü ile 2. defa oradaydı.


Gittiğimizde henüz yeni geliyordu insanlar. Kendi içkini kendin götür yapmışlar. Miller bira free. Seray Arslan başlamıştı. Çok güzel çaldı. H.O.S.H 'dan Lifeguard'ı yakaladık mesela. Ben Seray'ı geçen sene Garaj İstanbul'da bir partinin warm up'ında dinlemiştim. Çok da sevmiştim. Özellikle ufak tefek olması ve küt saçları öyle hoşuma gitmişti ki, bir sonraki karşılaşmamız Balat'a nasipmiş :d Seray'dan hemen sonra, benim özellikle dinlemek istediğim Pional a.k.a Miguel Barros çıktı. İspanyol müzisyen, Plak Şirketi olan Young Turks'un çok güzel bir de tshirtünü giymişti. Fesli bir kuru kafa :) 1 saat felan dinledik. Gerçekten çok başarılı bir arkadaşımız bu da. Dünya iş yapmış geçmişine baktığımızda. Ne remixler ne setler parçalamış.
Alt katta Club Bangkok çalıyordu. Orada pek durmadık. Paradisko'yu dinleyemedim. Pional bizi bayaa bi götürdü. Sonrasında ise; Orkun Bozdemir kafamıza kafamıza. Orda dağıldık zaten. İlerisi bende yok. 4 felandı sanırım çıktığımız. Emre Dokuyan'ı Twitter'dan takip edenler bilir, kendisi iyi bir elektronik müzik takipçisi aynı zamanda. Emre haricinde benim playlistime benzer kimsede rastlamam. Geçen pişti olduğumuz ve bu aralar sıkca dinlediğim Agoria'nın Scala'sını dinledim Orkun'dan o akşam. Gerçekten çok iyi bir parça. Siz de dinleyin! Emre bu arada The Avener'den Fade Out Lines'ı tavsiye etmişti bana. O'nu da dinledim ve Soundcloud'da fav'a aldım. Tam sabah alarm çalıp yatakta uyandıktan sonra bir demet dinlemelik. Güzeeeelllll.



Pazar sabaha karşı 6'ya doğru uyudum sanırım ama sabah allahın cezası inşaat sesi ile uyandım. 2 günün yorgunluğu ile sinirlerim çok gergindi. Pencereyi açıp kendimi sokağa doğru haykırırken buldum. Gözlerim yarı uykulu sabahın soğuk havası ile inşaat işçilerini biraz fırçalamak zorunda kaldım arkadaşlar. Bir ara "yeter yaaa ağlıcam yemin ederim bi pazarım var, bütün hafta çalışıyorum ve pazarları u yu ya mı yo rum insaf ya saat 9 da mı başlanır bu işe, öğlen başlasınız nolur ya?!?!?!?" diye bağırdım çağırdım. "Haklısınız" diyerek durdular saat on bir buçuk gibi tekrar başladılar ama uykumun anası sikildiği için devam edemedim. Kahve yaptım bi tane. Pinterest'te dolandım. Saat 4'te bişiler yemeye çıktım, biraz yürüdüm eve geldim. Pazar'ı biraz boş öldürdüm. Gece saat onda cool session var Lounge 96'da ve o gün gerçekten güzel bir şarkıya rastladım. Playlistime aldım.

Pazartesi yani bugün yoğunduk. Eh fena değil işler. İngiltere'den, yaklaşık 2-3 yıldır yazıştığım bir reklam & dergi partnerim geldi kalmaya. Martin çok nazik ve bir o kadar da sevimli bir adam. Haftasonun nasıl geçti diye sordu. 3 partiye gittim yani gayet sakindi dedim. Avaz avaz güldü. Oooo partiye mi gittin dedi evet biri bayaa iyiydi, 1-0 bitti dedim :d Çarşamba da var dedim. Chelsea ile dedim. TEPKİ SIFIR. Adam meyersem Avusturalyalıymış dsajdksajkdjakdsja ben de diyorum niye tepki vermiyor. Abov! Ne anlayacak işte? :d

Eveeeetttt Çarşamba günü içerde ŞL maçımız var. Zor bir maç. Şans dileyip ve dua etmekten başka bir şey düşünmüyorum şuan. Heyecanımı sizden gizlemek istiyorum aslına bakarsanız. Her geçen saat kafamın içini yiyip duruyorum. Beni yaşlandırıyor bu takim vallahi ya. Bir türlü yapamadılar şu ŞL maçının olduğu günü resmi tatil. O gün nasıl geçecek hiç bilmiyorum. Maçı alırsak, 27'indeki Kant ve 28'indeki Maceo Plex performanslarına stage diving yaparak zirvede bırakcam bu işleri. Yaa ne biliyim ya, her an her şeyi yapabilecek kapasitedeyim şuan. Gelmeyin üstüme.

Doğru okudunuz. O muhteşem Hold You, Hurt, Try Something ve bilimum Want Your Loving 'ini dinlediğimiz Kant, 27'sinde Ortaköy Kiki'ye geliyor. Akabinde 28'sinde ise kült bir isim Maceo Plex'i, FG 93.7 sayesinde Garaj İstanbul'da dinleyeceğiz. Kant için henüz bir karar vermiş değişim, tam hafta ortasına denk geliyor ama Plex kaçacak bir performans kesinlikle değil. Çok heyecan verici. Can't Leave You'yu bir de ondan dinleyeceğiz umuyorum ki.


Havadisler ve ateşler bende bu kadar. Güzel bir hafta diliyorum. Size kapanışı, gerçekten duyduğunuzda çok heyecanlanacağınız bir ismin şarkısı ile başbaşa bırakıyorum. Aslında Annabel'i de çok seviyorum ama bu şarkının sanırım bende uzun bir süre anısı kalacak. Hem de çok uzun bir süre. Siz de heyecanlarınızdan ve tutkunuzdan vazgeçmeyin, küs uymayın, şarkıların içindeki anlamları asla kaybetmeyin.

... "Falling little more
You bumped and crashed in dirty snow
Up to our sin, I might as well
Melt into Sunday
Remember the time
We stood there by the lake
Watching boats and planes
Pretty white clouds"...

2 yorum:

  1. Darius ve Mute Records fena...

    YanıtlaSil
  2. Böyle hayalet gibi dolanıp, zile basıp kaçıyorsun ya , bayılıyorum, daha sık uğra ve yaz. Bu blogta Darius'a çok rastlarsın çünkü gerçekten iyi bir fanıyım. Mute Records deyil, Goldfrapp demek istedin sanırım, Mute Records onların plak şirketi ve şarkılarını soundcloudda paylaşı, grubun ismi Goldfrapp.

    YanıtlaSil