31 Aralık 2014 Çarşamba

Çingen Kavgası

Ahahahahaha resmen kasım kasım kasılırken, Fermina benim diyeceklerimi yazıvermiş ahahaha. Halbuki ben de bu anı bekliyordum, yeni yılın son yazısı nasıl da kendimlen çingen kavgasına dönüşür diye. Çapı 4,5 santimetre olan ellerimle zurna gibi tiplerinizi tokatlamak istiyorum. Yazıyı okurken "köpekleri bağlamışam" şarkısı defult olarak çalacak ahahahaha. Bu sene hakkında yazmıcam, bu güzel blog bana çok güzel insanlar getirdi, benim de altını açıp yazdığım tam 175 tane başlığım olmuş,wow.  Benim de yeni seneden tek talebim 2014'ün acil "bitmesi".  Zaten 8 saat felam kalmış. Hayatımda yenilemediğim hiç bir şey kalmadı demiştim, evimi, işimi, ev arkadaşımı bile yeniledim, -öhöem banyo lavabom hala kırık- o nedenle eksik kalmasın, seneyi de yenilemek istiyorum. 2015'e benim herkesten her şeyden daha çok ihtiyacım var. Size de mutlu seneler. Hadi bakalım.

27 Aralık 2014 Cumartesi

Tokatlamalik Hormon

Ay ben burayi ozledim, yazicam da yazamiyorum ahahahaha cok komikli, beceriksizligimden, yeni ofisimdeki google hesabim ilen blog hesabim cakisiyor bundan dolaaaaayi acamadim hesabi yazamadim sizlere. Gerci bok suratimdan dipsiz mutsuzluktan kurtulamadim. Hormonlarimi tokatliycam basima belalar, cok dertliyim yas 30 oluyor dostlar.

9 Aralık 2014 Salı

IWI Christmas Shopping Festival Gerçekleşti & Fermina İle Büyük Buluşma

Ay IWI'nin Christmas Event'i çok güzel geçti! Balkon Sefası ekibi olarak tam kadro oradaydık. Sabah 10'da kapılar açıldı ve insanların çok güzel bir ilgisi vardı. Lokasyonun iyi olması, ziyaretçi profilinin kalitesi, sergilenen ürünler, herşey kusursuzdu bence. Balkon Sefası, güzel dekoratif ürünler, ev tekstili, vintage kıyafetler, organik reçeller, takılar ve daha bir sürü ürün ile festivalde yer aldı. Ev ürünleri çok ilgi gördü, teşekkürler deriz. Nilşah ile gece 8 gibi Hilton'dan ayrıldığımızda yorgun 2 minik surat kaldı geriye. Before / After resmimiz malesef yok ama Before'umuz şöyle idi ; 


Öğle saatlerinde standa eyeliner'ı, uzun boyu ve güzel gülen suratı ile Fermina çıkıp geldi. Sanki 15 senedir görmediğim bir abla gibi ayol, resmen Minoshka buuuuu. Karmaşık koridorlardan çıkıp noel baba kıyafeti giymiş bebeklerin arasından bi bahçe bulduk, ayaküstü sohbet ettik. Heyecandan bir selfie bile yapmamışız. Ama nasıl musmutlu oldum, nasıl iyi geldi bana anlatamam! Barbarian Kocişkosu ile Morrisey konseri için gelmişler ama konser iptal olmuş. Bir anda karşımda görünce günün bütün yorgunluğu gitti. "Güllerin içinden caaaanım Stephen King kitapları ile koşarak gel bana geeeeelll" şarkısını söylüyorum. Kendisi registered logolu idolum (®) Dünyalar kadar teşekkürler derim. İyi ki var, iyi ki geldi. Bir sonraki İstanbul gezinde O'nu rahat bırakmıcam aahahahhaha.


Ben de festivalden keçeden yapılmış, Fatima'nın Eli ve 1 tane de perde kenarına asmalık bir dekoratif ürün aldım. İncik boncuk merakım artık eskis kadar yok. Ama siz bu festivali kaçırdık diye üzülmeyin, Nilşah'ın ürünleri hala Kumbaracı Yokuşu'nun sonunda sizi bekliyor. Bence yeni yıl için oraya gidin ve mutlaka ürünlere bakın.

Herkese iyi haftalar. Küs uyumayın. Sevdiğinize sahip çıkın ve O'nu asla üzmeyin.

4 Aralık 2014 Perşembe

International Women of Istanbul Christmas Festival 2014, Güzel Blog Yazıları ve Teşekkürler Teşekkürler

Geçtiğimiz hafta otelimizde yaptığımız Gurme Blogger Event'in blog yazarlarından çıkan event yazıları bazıları şurada şöyle efendim. Güler yüzümüzden de bahsetmişler. Teşekkürler derim. Lezzetli bu evente destek verip zaman ayırdıkları için. Güzel yazıları için de eller dert görmesin.

Banu'nun Dünyası,    Anne Mutfak Perisi,   Alev Geziyor,   Eymi'nin Mutfağından, Dilekita,    Limonlu Kek ...

Ve 7 Aralık, yer Hilton Harbiye. Pazar günü şıkır şıkır giyinip Nilşahcığımla Balkon Sefası'nın IWI Christmas Shopping Fest için tasarladığı müthiş güzel ve tatlış ürünlerini sergileyeceğiz. Sevdiklerinize, dostlarınıza, çocuklarınıza yeni yıl hediyesi almak isterseniz, bizimle sohbet etmek, Balkon Sefası'nın güzel konsepti ile tanışmak için mutlaka gelin! Kek yeriz, kahve içeriz, fotoğraf çekiliriz. Çekişler olacak, hediyeler dağıtılacak. Farklı ülkelerin standlarını da görmek isterseniz uluslararası bu festivali kaçırmayın. Bizim stand numaramız 8-9 , sabah 10.00 gibi başlayacak. Akşama kalmayın, güzel hediyeleri kaçırmayın! 



2015 Alışveriş Listesi ve Bağzı Evren Dilekleri

Efendim, geleneksel yıl sonu alışveriş listem ile karşınızdayım. Geçen sene yazdığım listeden sadece 2 tanesi gerçekleşmiş, güzel ilerleme bence :):):):) Bu sene bazılarını güncelledim, bazılarını eledim ve ekledim. 

1-Timberland demişim de, bu sene caydım, yaşla alakalı sanırım, bazen bazı zevklerim hop diye değişiyor. Bana şimdi bu tarçın rengi bot kıro geliyor. Ama siyah ayakkabıyı 1 senedir hala alacam. Geçen Markafoni'den istediğim gibi buldum. 1 hafta sonra siparişimi iptal ettiler. Sinirden böğrümü dövdüm. Temin edememişler. Tıpış tıpış Nine West'e gidecem.
2-Blog adresimi com'a çevirmedim. Çevirmicem de. Canım istemiyor. Onun yerine sosyal medya hesaplarımın kullanımını azalttım. Bunun açıklamasını geçen yapmıştım.

3- Ipad mi, Iphone 6 mı? Biliyorsunuz kırık eşyalar ile yıldızım çok barışık sjakjhdjahd. Zamanımı alıyor insanların ya da eşyaların kusurlarını kabul etmek evet ama şükürler olsun der misiniz? evet önemli bir konu, bunun için yoga bile yaptım, telefonumun camı kırık, iyi bir kırık, lavabom da kırık. Ekranı değiştirecem. Ipad'i ise yazdan sonra.

4-Banyo lavabosu hala kırık. Geçen size yazmıştım. Koçtaş ile kavgalıyım zaten, böyle davar bir Horoz Lojistik şirketi felan, değiştircem ama ne zaman bilmiyorum.

5- Ne güzel, geçen sene ikameti Şişli'ye aldırcam demişim, aldırdım. Artık kağıt üzerinde çakma İstanbullu :( Pasaport yazmışım. Evet çıkarttım. Bu sene de bürokratik işlerim devam ediyor. İş değiştireceğim için bir takım evraklar toplamam gerek.

6-2015 için bir seyehat planım var. İzin alabilirsem yeni iş yerimden :( Roma-Floransa-Venedik gidip bi gezip geleyim yeter blog ağladı italya yazılarından. Çok yazmayım, sakınıyorum, nazar değmesin :) Bir de Sırbistan var. Bir de Beyrut. Evet bunlar şimdilik aklımdakiler. Hı-hı.

7- Herschel Supply. Öhöm öhöm, en zaruri ama en maliyetli isteğim, 2015'te bu çanta. Bildiğin sırt çantası ama ben tasarımlarını, böyle bir bilgisayar ekranı gibi baskılarını çok seviyorum. Bilstore'da var efendim.

8- Tatlış kek kalıpları. Şimdi pat diye bu nerden geldi derseniz, Eminönü'nde gördüm geçen, harikalar. Bu kış evde Yoga'dan artan zamanlarda, mutfak konusunda el becerimi geliştirmeye karar verdim. Evimde bir mikserim bile yok. Alıcam. Ama hangi marka alacağımı bilmiyorum. Yemek yapmayı çok seviyorum, el ayarım güzel, yani sadece biraz ilerletmem gerek. Yakında vıcık vıcık "hanımlaaarr" diye lafa başlayan yemek tarifleri yazıcam blogta. Hsahsjhajahahah. Şaka.

9-Kıyafet askısı. Aslında bunu 1. sıraya yazmam gerek. Sandalye üstüne felan kıyafet asmaya başladım. En uyuz olduğum şey. İkea'dan almayı düşünüyorum. Bir de koltuk örtüsü. Geçen English Home'dan baktım. İstediğim gibi değildi. Ben daha pamuklu bişiler arıyorum. İkea'yı bi kez daha kolaçan edicem. Annem dün bana English Home'dan yatak örtüsü almış, canım annem yaa...

10-Aylık akbil. Ahahahahahah evet bu da garip bi konu, bu işi de haftaya halletmem gerek :) İş evraklarını hazırlarken onu da aradan çıkartacağım. İBB cebimizden güzel sokalıyor. Şöyle halının altına doğru. Üziiiiim avzını yerim Üziiiiiiim.

Efendim, durumlar bende böyle. Yeni yıldan kişisel beklentilerim var elbette ama bunu kutluyacak kadar değil. Çünkü beni çetin bir yıl bekliyor dostlar. Plan yapmadım, yapmak da istemiyorum. Evde, geçen sene grip olup, yatıp, içemediğim şarapların acısını çıkartmayı düşünüyorum. En kötü, gelmeyen ayakkabı için böğrümü dövmeye devam ederim kdjakska.

3 Aralık 2014 Çarşamba

Rezil Otel, Bir Daha Gitmem

Türk erkeklerinin gözü dönüp, sikini eline alıp, koşarak bir otel resepsiyonuna gelmesi ve yine sikleri elinde ühü ühü ühü kapıdan çıktıktan sonra, soluk soluğa oteli booking.com 'da boklaması içler acısı dostlar. 5 dakikalık keyfini şeyyapamayınca, benim ekibime rezalet diyor bu erkekler. 8 saat gece 12'ye kadar ayakta çalışan kadın çalışanıma terbiyesiz diyor. Tavsiye etmem diyor. Sikiş daha önemli diyor. Berbat bir anlayış var diyor. Uçkurları o akşam boş kaldığı için, kendilerini resmiiice karşıma alıp, efendim otelin güvenlik prosedürü imi imi imi demeye çalışıyorum. Taksim biraz hassas bir bölge, güvenlik önemli, dışardan gelen kadın götünüzü kesse gitse naparız efendim diye açıklama yazarken, gözümde bu erkekler koca bir sik şeklini alıyorlar, böyle otelin üzerinden woooww woooww woooww daireler çiziyorlar ahahhahaahahahhaha. 

2 Aralık 2014 Salı

Hayatımızın En Uzun Haftasonu ; 2015 İstanbul Chill-Out Müzik Festivali

Beklenen haber düşündüğümden erken geldi. 2015 İstanbul Chill-Out Müzik Festivali'nin tarih lansmanı yapıldı. Bu yıl 10. yaşını kutlayacak festivalin yeri, geçen senenin güzel deneyiminden sonra tekrar Lifepark olarak karar verilmiş. Şaşırmadım. Tarih ise, 23-24 Mayıs. İlk defa 2 gün set edildi. Lounge Fm, katılımcıların "keşke 2 gün olsa" dediği feedbackleri tamamen dikkate almış. Lifepark geçen sene öyle güzel öyle keyifliydi ki, 12 saat yetmedi bizlere. Sanırım hayatımızın en uzun ve en renkli haftasonunu yaşayacağız. Festivalin, yine ilkleri yapacağına eminim. Line-Up için ise, şimdiden çok ama çok heyecanlıyım. Early Bird Biletleri şurada efendim. 

27 Kasım 2014 Perşembe

Patates Tarçın'a Hill's Amerika'dan Jest

Efendim bu sefer bu yazının konusu ve kahramanı Tarçın çocuk. 


Biliyorsunuz 5 yaşında patates görünümlü bir kedim var. Tarçın, doğuştan Gastrointestinal hastalığı olan bir kedi. Yani insana vurduğumuzda, tembel bir pankreas ve mideye sahip. Tek seferlik sindirim yapabiliyor ancak herhangi bir şeyi düzenli yediği zaman kusuyor. Bu nedenle yağsız ve bol lifli bol vitaminli diet mama tüketiyor. Bu mama Hill's in I/D sınıfı. Sadece veterinerlerde bulunan mamanın kuru ve yaş formatı var. Geçici bir rahatsızlıkta medikal amaçlı kullanılan mamayı Tarçın, kronik olduğu için ömrünün sonuna kadar yemek durumunda. 1,5 kiloluk paketi 60,-TL. 1,5 ay bize yetiyor. 

Efendim, tabi biz kedi köpek sahipleri bu tip burjuva hastalıklarından dolayı bu firmaların "müşterisi" oluyoruz. I/D müşterisi olarak ömür boyu bu mamayı yiyecek Tarçın adına, Hill's 'in Amerika merkezine bir email attım. Tarçın'dan vazgeçemicemi, ömür boyu onların müşterisi olacağımı, ama belki yılda bir kaç sefer kullanmak üzere bedelsiz mama kuponu ya da e-indirim çeki gibi bişiler verip veremiceklerini sordum. 2 gün sonra yanıt geldi, Request bölümüne ilettiklerini söylediler. Aradan 1 hafta geçtikten sonra Hill's Türkiye'den aradılar. Nazik bir kadın, geçmiş olsun dilekleri iletti. Veterinerimizi bildiklerini, global anlamda böyle bir imkanlarının ya da bedelsiz süreli bir uygulamanın üzülerek olmadığını ancak Tarçın'a bir hediye göndermek istediklerini söyledi. 1 paket 1,5'luk I/D ! Haftaya dükkana bırakacaklarını ve bunu ancak Amerika merkezden talimat alarak yaptıklarını deklare etti. 


Long-Life bir uygulamanın olmadığını aslında tahmin etmiştim, biz sahip değil müşteriyiz. Ehh,şey, iletişim hızlarından mutlu oldum, tam iş değiştireceğim sırada mamadan tasarruf yapabileceğim 2 ay kazandım. Ben de çok teşekkür ederek ilgilerini takdir ettim. Eğer bu tip konularda ya da başka konularda "müşterimsi" şeyler yazmak isterseniz, Hill's hızlı iletişimi yemiş yutmuş. Şuraya yazabilirsiniz.

Patates yine 4 ayağı üstüne düştü. Benim hayatımda çeşitli virajlar var, Tarçın bunların bir yerinde kendine yer bulur. Kış ortası ev ararken, 2 sene önce şuanki evimi veterinerimin bana bulması gibi, ya da hayatın içindeki detayların yaşanmaya değer olup olmadığını sorgularken, gözgöze gelip karnını sevdirmesi gibi, ya da evde bir terslik olunca bana bir şeyleri hatırlatması gibi... 

Sanırım hayvan sahipleri bu yazdığımı biraz daha iyi kavrayacaktır. Yaşı ilerledikçe bana anımsattıklarını sürekli düşünür hale geldim. Sizin peki kediniz ya da köpeğiniz hayatınızın içinde nasıl anlamlara sahip? Neler hatırlatıyor varlığı size? Hiç düşündünüz mü? 

26 Kasım 2014 Çarşamba

Go Than. There are other Worlds than these. (*)

Yayında mıyız?

Meraba :)

Uzun günler ve hoş geceler dilerim.

Ya durun bi allaşkına darladınız da darladınız, çok yoruldum. Yazıp gidicem hemen. 

Olaylar olaylar akjsdkahdskahkaljl, tamam yazıyorum tamam.

Yoga yapıyorum. Yoga çok güzel bişi. Nefret ettiğim şeylerle başa çıkmaya, güzel uyuyup iyi beslenmeye, zamanı faydalı kullamaya, ertelediğim disiplinlere geri dönmeme vesile oldu. Teşekkürler yoga teşekkürler türküye. Cihangir Yoga'dayım.

İstanbul'da Osmanlı Hamamı'na gitmek isteyen var mı? İsteyen varsa Kılıç Ali Paşa Hamamı'na gitsin. Gerçekten Dünya'nın en muhteşem yeri olabilir. Tophane tramvay durağında, 7 gün açık, giriş ve tüm hizmetler paket olarak 130 lira. Çağlayan Hanım'ı tercih edin. Abla beni döve döve yıkadı. Allah razı olsun. Girişte ikram edilen zengin meyveli likör ve çıkışta çaylar şirketten. 

Efendim sosyal medya ile pek ilgilenemediğim için ve bollaşan sahte ilişkilerden kendimi sıyırmak istediğim için blog ile ilişkimi kesmicem. Elbette insanların binbir hayat telaşı var. Kimse kimseyi bişilere zorlamıyor. Dün öylesine bi yazdım , ayyyyyyy allahhhıııımmm, duygulananlar, böyle bir rol kesen ilgiler, böyle "ooooo aaa döndün" demeler. Sanki çok sikinizde gibi. Siteler arkadaşlık etiketinizi gösteren bir süzgeç olmuş. Çünkü dostça, hakiki, doğru iletişim kurmak isteyen zaten ulaştı bana. Hayır efendim, dönmedim. Ben zaten olduğum yerdeydim, hep olduğum yerdeydim, o sizin sahteliğiniz. Nefret ediyorum şu siteler üzerinden gösterdiğiniz yapmacık ilginize. 

Üniversiteden çok eski bir dostumla yollarım kesişti, çok tesadüf şekilde tekrar girdi hayatıma. Şimdi aynı evde yaşıyoruz. Meyveli yoğurt yiyoruz, kitaplarımızı paylaşıyoruz, sergi kovalıyoruz. Eski günlerdeki gibi. Bize 7 sene önce İstanbul'da hayallerinizi gerçekleştireceksiniz deseler inanmazdık. Tur rehberi olduğu için bana bir sürü magnet getirecek. Teşekkürler derim, şükürler olsun der misiniz ?

20 saatte 2 kadın 50 m2 ev boyadı. Evet badana yaptım. Bembeyaz oldu ev ayol. Bodrum'a benzedi yaşadığımız yer.

Bütün eşyalarımı çöpe attım dostlar. Koltuk,  dolap, masa, perdeler, halılar, avizeler, tavalar, tencereler, bardaklar, fincanlar, çatallar, kaşıklar, kesmeyen bıçaklar, kilimler, ayakkabılar, giyinmediğim abuk subuk giysiler, hepsini hepsini çöpe attım. Yenilerini aldım. Temizlendim, arındım, büyüdüm, güçlendim.


Bu aralar dekoratif objelere, yastık - perde tekstiline, DIY ürünlere, güzel nevresimlere sardım. Geçen İkea'da 3 saat gezdim. Evi tüm baştan dekore ettim. Son 2 aydır gözlerinden kalp çıkararak English Home'dan alışveriş yapan bir kadına dönüştüm. Hiç bilmediğim konulardı, onları da öğrendim.

Havalar düzelince şu çiçek ekme işine tekrar girişcem. Becermediğim bi o kaldı.

Koçtaş ve İkea ile saç baş yolduran ilişkim devam ediyor. 

Hayatım ters düz oldu, tonla şey değişti, bir sürü yenilik yaşadım son 2 ayda, ama kırık lavabomdan kurtulamadım dostlar. Horoz Lojistik denen zübükler Koçtaş'tan aldığım yeni lavaboyu eve paramparça getirdi. Aradım, taşıma şirketiniz çok davar, evin yolunu bulabilmiş ama lavaboyu şangır şungur evime getirmeye utanmamış dedim. İade ile 20 gündür uğraşıyorum. Gelip lavaboyu aldılar evden. Eskisi kırık, hala kullanıyorum. Kaderim oldu. ABV lavabo.

DHL'e güvendim, İKEA'dan alışveriş yaptım. Ürün gelmiş ama Yurtiçi Kargo ile,üstelik şubede 3 gün beklemiş. Aramasan aramıycaklar. Aradım, "eee 5 gün daha bekliceniz çünkü taşıma için ekstra eleman temin edecez, 30 kilo üstü vs. vs." Benim problemim değil, ürünü acil adrese getirin diye talimat verdim. Ertesi gün aradım, dağıtımda dediler. İyi, evde kimse yok birini yönlendircem. Yurtiçi Kargo koliyi apartmana içeri bırakıp gitmiş. Aradım İkea'yı, resmen ayakta sikiyorsunuz dedim. Kargo bedelini iade aldım. Dostlar dertlerim hiç bitmiyor dostlar.

Sigarayı bıraktım.

İstifa ettim. Böyle alengirli bir Amerikanya zincirine geçiyorum. Evet, bayaa 5 yıllık bir macera bitiyor Midtown'da. 

Kara Kule serisinde sona az kaldı. Yukardaki işlerden bir de kitap mı okudun diyceksiniz, evet okudum. Kara Kule serisinin bir yazısını yazmayı düşünüyorum zaten. 

Bu hareketlerin, bunca heyecanın hayatımda oluşmasında, Sabahattin Ali kitaplarını okumayı bırakmış olmamın faydası var. Geleceğimden 1 adet İbrahim Tatlıses eksildi. Pis ağlak herif.

Artık evimde minnoş bir kitaplık var. İzmir'e gittim 29 Ekim'de. 2 gün kaldım döndüm. Ordaki kitaplığımı İstanbul'a taşıdım. Derli toplu oldu, çok da güzel oldu. Resmen çocukluk hayalimdi.

KYK'ya olan vergi borcumu en sonunda yapılandırdım. Çok bi indirim olmadı. İnsanlık için küçük bir olay ama benim için büyük bir adım. Beş para etmez devlete olan kişisel borcumdan 10 ay sonra kurtulcam.

7 Aralık'ta Balkon Sefası ile Christmas Shopping Fest'e katılcam. Satış yapıcaz Nilşah ile. Yer Hilton Harbiye. Öğlen gelin. Pasta börek yiyip yeni yıl temalı hediyeler alırsınız. Çekilişe katılırsınız. Balkon Sefası, festival için özel şeyler hazırladı. Stand numarası 8-9, hadi gelin hadi. 

Bloggerlar toplantı Midtown'da. Yemek resimlerini ben çektim. Şuraya bakmak ister misiniz? Hamsi yedim bol bol.

Maçlara ara vermiştim, geri dönücem, belki bir gün İpekçi'de karşılaşırız kim bilir. 

Tekrar size uzun günler ve hoş geceler dilerim. Başka Dünyalarda görüşmek üzere :)



Öyle ise, git. Bundan başka Dünyalar da var. (*)

16 Ekim 2014 Perşembe

Müzikli Mim


Bu hafta bolca mimlendik. Zihin'nin mim'ini yapıyorum hemen ve işlerime dönüyorum. Ne zamandır bir parça da koymuyorum. Herkese iyi haftalar dilerim :)

1) Müzik dinlediğinde aklına gelen tek kelime? Mutluluk.
2) Hiç müzikten bıktığınız oldu mu? Ya da dinlemeye ara verdiğiniz? Evet, çok. Mutsuzluktan ölürken mesela bütün şarkı sözleri beni iğneliyor oluyor. Nefret ediyorum ve müziğe, müzikli ortamlara1-2 hafta küsüyorum. 
3) Hayatınız boyunca hayran olduğunuz bir ses sanatçısı var mı? Posterlerini odanıza astığınız, fan dediğiniz türden? Dönemsel müzik zevklerim değişmişti. 90’lar , 2000’ler derken müzik ve sanatçı çeşitliliği arttı hayatımda, şuana kadar asla vazgeçmediğim birisi de sanırım olmadı. Aynı isimlerde sabit kalmayı pek sevmedim. Sadece ergenlik dönemimde Mike Shinoda fanıydım. Uzakdoğulu sanatçı sempatim var doğrusu.
4) Çok klasik ama yine de sormak istiyorum. Sizin türünüz hangisi? Elektronik kesinlikle. 
5) Asla dinlemem dediğiniz tarz var mı? Hint müzikleri djsalhdkahahaha.


6) Şarkıcı olmak isteseydiniz kim olurdunuz?  Bett Gibbons.  
7) İmkanınız olsa ülkemizde müzikle ilgili neyi neleri değiştirmek isterdiniz? Kesinlikle organizasyonlarda uygulanan aptalca alkol, event management ve sponsorluk uygulamalarına çekidüzen verirdim.  
8) Bu şarkı benim dediğiniz bir şarkı var mı? The Cure – Love Song. Gerçekten.
9) Tv'lerde bol bol yayınlanan talk show programları hakkında ne düşünüyorsunuz? Rezalet.
10) Kim şarkı söylemesin sorusuna vereceğiniz ilk isim kim olur? Sinan Akçıl vb. türevleri.
11) Kitap okurken müzik dinler misiniz? Uyurken evet ama kitap okurken çok nadir.

15 Ekim 2014 Çarşamba

Lezzetli Mim

En sevdiğiniz yemek; Izgara sebzeler ve patates püresi, zeytinyağlı pişmiş sebzelerin tümü, sardalya-salata-roka üstğne köz patlıcan.



En Sevdiğiniz tatlı; Offff profiterol :d
Siz çocukken anneniz sizi ... yemek yemem için zorlardı ve sofrada öğürürdüm dskald
Çocukken de Şimdi de... kalabalık aile sofralarını çok seviyorum. Ve çok imreniyorum. Bir gün evlenirsem kalabalık sofralarda hizmet edip, milletin karnını doyurma yolunda telef olucam!
Yemeyi sevdiğiniz ilginç şeyler; papalina, turşu kavurması ve beypazarı kurusu.



Türk mutfağı dışında sevdiğiniz mutfak; Akdeniz.
Yemeyi sevdiğiniz en sağlıksız şey; cips ve fıstık.
Alerjiniz; Aşırı yediğimde = tuzlu çiğdem. Her yerim sivilce doluyor. Sütü çok kahve de dokunuyor.
En sevdiğiniz meyve; çilek.
En sevdiğiniz atıştırmalık; ekmek arası roka-beyaz peynir.
En sevdiğiniz içecek; Su. Varsa meyve şarabı. Vişnelisini deneyin.
Asla yemeyeceğim ve içmeyeceğim dediğiniz şeyler; Sushi, boza.
Sonsuz tane de olsa yiyebileceğiniz şey; Çikolatalı drajeler, kolalı jelibonlar, çünkü yaş ortalamam 5,5 :D Mehe
Çorbaların kralı; Yayla Çorbası, ama anneminki.
Kahvaltıda tercih ettiğiniz şey; Domates-peynir-ekmek-zeytin-çay
Açken ben... aşırı sinirli oluyorum, ama böyle üzecek cinsten.
Bir keresinde yemek yerken... boğazıma yemek kaçmıştı, babam yine öğürdüğümü düşünerek aşırı kızmış ve masadan kaldırmıştı beni, yemekten sürekli kaytarmam işime gelmemişti, tabiki aç kalmıştım :s 

Ama bunların hiç birine kızmıyorum, düşünsene aşırı az yiyen bir çocuğun var ve kahroluyorsun. Şimdi 28 yaşındayım ve 42 kiloyum. Durum hala pek değişmiş değil skjajdka. Ama resmini çektiğim yemekleri yerim, çekim prensibim bu. Mim yapmak isteyenleri sahneye davet ediyorum, dileyenler alsın, hadi bakalım.

14 Ekim 2014 Salı

Sevgili Nilgün'e

Sanırım bu kadın hakkında benim mutlaka bu bloga birşeyler yazmam gerekiyordu. Dün sevgili Nilgün'ün ölüm yıldönümüydü. 

Nilgün Marmara, 29 Yaşında, 13 Ekim 1987'de evinin arka bahçesine kendini atarak, yol yakınken hayatına son verdi. Geride tutuk, devrik şiirlerini bıraktı. Hayatını, ölümün kıyasında yaşayan biri olarak belki de en doğrusunu yaptı. Süreya'nın da dediği gibi, "O bu hayatı, başka bir hayatın bekleme odası olarak görüyordu." 

28 yaşındayım ve hayat çabalamaya değer mi diye düşünüyorum Nilgün'ün şiirlerini okurken. 

Güzel uyu güneş kız.


DÜŞÜ NE BİLİYORUM 

Kimdi o kedi, zamanın
eşyayı örseleyen korkusunda
eğerek kuşları yemlerine,
bana ve suçlarıma dolanan?

Gök kaçınca üzerimizden ve
yıldız dengi çözüldüğünde
neydi yaklaşan
yanan yatağından aslanlar geçirmiş
ve gömütünün kapağı hep açık olana?

Yedi tül ardında yazgı uşağı,
görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o
ve bağlanmıştır körler

örümcek salyası kablolarla birbirine
sevişirken,
iskeletin sevincini aklın yangınına
döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla.

Yine de, zaman kedisi
pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
çekerken beni kendi göğüne,
bir kahkaha bölüyor dokusunu

düşler marketinin, 

uyanıyorum küstah sözcüklerle:
Ey, iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!

Kitap Meydan Okuması 30 (Son)

30. gün: Senin için tüm zamanların en favori kitabı : 30 senede yazımı biten ve şuan 5. kitabı Calla'nın Kurtlarını yarıladığım seri, Kara Kule. Gerçi her ne kadar, Dünya'nın en çok satanlar listesinde bulunan Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter ve film olan İyi, Kötü ve Çirkin'e göndermeler yapsa da, eminim artık kafamda hiç bir kitap artık bu serinin önüne geçemeyecek.

huh!!! - koca bir cellıncı 1 ayda bitirdik arkadaşlar. Bu bayaa hoşuma gitti, o alıp alıp yığdığım kitaplığıma yenilerini ekledim bile şimdiden. Bazılarını not aldım, sahaflardan arayacağım bu kış. Ama dediğim gibi en az 1 ayımı alacak olan Kara Kule'yi bitirmeyi hedefliyorum. Sonra cevaplarda geçen 3 yeni kitaplıkta bekleyen kitapları bitireceğim, akabinde aklımda Mehmet Murat Somer'in hop çiki yaya polisiye dizini bitirmek var. Alın size koca bir kış. Teşekkürler çellınc teşekkürler türküye!

13 Ekim 2014 Pazartesi

Kitap Meydan Okuması 28,29

28. gün: En sevdiğin kitap adı : Aşk Köpekliktir, Ahmet Ümit.

29. gün: Herkesin nefret ettiği ama senin sevdiğin bir kitap : Ya bilmiyorum, çellıncın en uyuz sorusu bu bence. Bilmem, belki Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi olabilir. Ağlak aşk romanları, Orhan Pamuk'un aşırı betimlemeleri ile birleşince herkes sevmez diye düşündüm. Ben de okumaya başladığımda hayatıma yeni bir insan giriyordu, o gazla sevdim sanırım, sonra müzesine gitmiştim, Yareppiiiiiiim ne tatlış bir aşşkk kurugusu diye zırlamıştım.

11 Ekim 2014 Cumartesi

Kitap Meydan Okuması 27

27. gün: Bir kitapta okuduğun en "sağ gösterip sol vuran" gelişme ya da sürprizli son : Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan. Zebercet'in yaşadıkları. Bi kere Zebercet diye isim mi olurmuş? Bonus : Alan Savunması, Petros Markaris.

10 Ekim 2014 Cuma

Kitap Meydan Okuması 26

26. gün: Bir konu hakkındaki fikrini değiştirmiş olan kitap : Çok ama çok nadir bloguma uğrayan bir konudur siyaset. 5 yılda 2 sefer yazmışımdır belki. Bu sorunun cevabı en başından belliydi aklımda. Yazıp gidiyorum, lütfen beni darlamayın. Komünist Manifesto : Karl Marx ve Friedrich Engels. Çeşitli yayınevlerinin çevirileri var ama ben Sol Yayınlarından okumuştum. Pratikleri ve teorileri ile çok eleştiririm. O benim için bir dönüm noktasıydı. Yıl belki 2004. Hala elime aldığımda ilk okuduğum cümle içimi ürpertiyor. "Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor, - Komünizm hayaleti." 1850'de okusaydım nasıl hissederdim hiç bilmiyorum. Aklımı felan kaçırabilirdim galiba dklsajdksha. 

9 Ekim 2014 Perşembe

Lunar Eclipse - Selenelion Tutulması

Efendim Mari'nin paylaştığı link güzelmiş, ben Amerikanyalardan bir siteden daha edebi bir çeviri yapmaya çalışmıştım ama çok şeyyoldu, o nedenle ben de bir kaç alıntı yaparak tutulmanın ağzını yüzünü tokatlamak istiyorum. 

Bu DOLUNAY’da en bi Dikkatli olması gerekenler elbette İLİŞKİLER ile sınanacak olan KOÇ’lar. (BANA DİYOR AVZINI YEDİĞİM) AY onları tetiklediği için, onlar da etraflarında yaşanacak bir dizi olayı tetikleyecek adımlar atabilirler. KOÇLARRR tarih sizi şiddet ve felaketler dizisine sebep olan hareketlerle yeterince andı canım :) Haydi bu defa herkesi şaşırtın. Basiretiniz, efendiliğiniz ile anılma fırsatına sırt dönmeyin ;) Sizin için değerli olan işbirliklerini ya da yol arkadaşlıklarını tehlikeye atacak adımlar atmayın. Ya da hakkınızı ararken, abartıp haksız duruma düşmeyin. Geçmişte yaşanmış olan benzer olaylardan ”aldığınızı iddia ettiğiniz” dersler, bu ara çok işinize yarayabilir. Kaybetme korkusu, kaybedilebilecek olanı bizzat yok ederek giderilmez… Gidin, görün, alın ama usuletle ve suhuletle :))) 

Yükseleni Oğlak olanlar; SORUMLULUKLARI ile sınanıyorlar. Bizi biz yapan şeylere aidiyet duyar, onlara sahip çıkar ve onlar için sorumluluk besleriz. Ancak zaman içinde bize güven veren, alışkanlık oluşturan, aidiyet hissettiren şeyler değişebilir, dönüşebilir, nitelikleri, etkileri ya da anlamları yok olabilir. Bu Dolunay’da Oğlaklara sahip çıktıkları şeyler tarafından aşırı zorlandıklarını hissedebilir ya da hayatlarında kontrolleri dışında değişimler meydana geldiği için kendilerini boşlukta bulabilirler… İnsan bir şeylere – iş, konum, ev, aile – sahip olarak hayatına anlam katmaz. Ama sorumluluğunu taşıdığı şeylere sahip çıkarak, kendine saygısını kazanır. Sorumluluklarını her şeye rağmen yerine getirmek bu aralar Oğlakların hayatlarına şekil verecek ve anlam katacaktır.

Kitap Meydan Okuması 25

25. gün: Kendine en yakın bulduğun karakter : Aslında bu sorunun cevabı 16. güne çok yakın, ama ben Veronika'yım. Paulo'nun Veronika'sı. Pişmanlıklarımı sürekli kafama kafam yiyen bir insanım. Elimde kalan son sevgi ve hayat enerjisi ile her çöküşümde en başa dönüp, kendimi mutlu etme girişimlerim olur. Bazen bu çok ama çok uzun bir zamanımı alsa da sonunda başarırım. Bunun bir tanesi bir keresinde 3 yılımı almıştı. Çünkü içimde aradığım tek şey mutluluk.

8 Ekim 2014 Çarşamba

Güzel İnsanlardan Güzel Notlar

Kısa bir tatilden sonra ofise döndüm, e-maillerimi açtım. Şöyle güzel bir notla ve fotoğrafla karşılaştım. Ne zaman çekildi hatırlamıyorum bile. Ne güzelsiniz siz dünyanın öteki ucundan gelen mutlu insanlar... Ay Tutulmasından dolayı yüksek bir değişim ve baskı hissediyoruz. Bu enerjiyi doğru yönlendirin ve olumlamarınızdan lütfen asla vazgeçmeyin. Ne olursa olsun küs uyumayın ve sevdikleriniz ile bu enerjiyi paylaşın. Herkese iyi haftalar.

"Hi Sila, Thanks for the warm welcome and we really enjoyed the time in Istanbul! The room was comfortable and fairly well sound-proofed. Everything seems new and high-quality in your hotel. The location is great as a base camp for Istanbul because transportation links are in abundance. Thanks again for everything and you are the BEST!!!! Take care and all the best to you! Stephen."

Kitap Meydan Okuması 20,21,22,23,24 ve Selenelion Tutulması

Ben döndüm. İşte son günlerine yaklaştığımız kitap meydan okumasının başlıklarından devam ediyorum. Tatil güzeldi, kardeş kokusu ondan da güzeldi. 

Selenelion tutulması var şuan, öfke kontrolu yapın, konuşmadan önce bir kez düşünün. Kuşkularınızı serbest bırakın, sakın ani kararlar vermeyin ve en önemlisi varsayımlara bağlı kararlar almayın. Mucizelere inanın. İyi niyet ve olumlamalar ile imkansızlıkları geride bırakın. Bilgelikle hareket edin, değişimler olur, bu değişimlerin sonuçlarını ancak tepkileriniz ile siz kendiniz belirlersiniz. Acılar ve sizi rahatsız eden yüzleşmeler ile karşılaşacaksınız, bunları zamana bırakın ve acısa bile bunların tümünü yaşam enerjiniz ile cesurca kucaklayın. Çünkü bilinmeyen korkuların size kazandırdığı bir şey yok.

20. gün: En sevdiğin aşk romanı : Zahir ile sizi ters köşeye yatırıp, Babil Köpekleri - Carolyn Parkhurst diyorum. Aynı cevap ağlayıp zırladığım 22. Gün'e ekliyorum. 

21. gün: Okuduğunu hatırladığın ilk roman : Kaptan Grant'ın Çocukları ; Jules Verne

22. gün: Seni ağlatan bir kitap : Cevap verildi :d

23. gün: Ne zamandır okumak isteyip de bir türlü okuyamadığın bir kitap: Kuyucaklı Yusuf Sabahattin Ali, J.K Rowling Boş Koltuk ve Berlin Bir Mozaik Eva Tucker. 3'ü de kütüphanemde mevcut. 

24. gün: "Keşke daha çok insan okusa" dediğin bir kitap : Ya aslında ben böyle süper ötesi kitapları kimse keşfetmesin istiyorum ya sonra ona böyle Ece Temelkuran ya da Elif Shafak muamelesi yapıyorlar, popülerleşiyor, markette satılmaya başlanıyor, 5 liralık reyona iniyor, sonra böyle parası ile yapılmış en iyi 10 kitap listelerine felam giriyor, keyfim kaçıyor. Cevapsız bırakmamak adına ben middle-level bir cevap veriyim, sıramı savmak istiyorum; Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar.

3 Ekim 2014 Cuma

Cape Town'lı Teşekkür, Yorganlı Kitaplı Tatil ve Kitap Meydan Okuması 18,19

Efendim hallice sakin hallice deli bir hafta geride kaldı. Çekilir tek yanı sonunda 4 günlük tatlış bir tatil başladı. Bugün Arefe yani yarım gün iş. Birazdan çıkıp kendimi istiklalin vıcıklı haline bırakcam çünkü bir kaç işim var, sonrasında ufak bir ev alışverişi yapıp kardeş kokusu Tuna'yı bekleyeceğim. Yarın akşam da Almanya'lardan dönüşünü Beyoğlu'nda bir esnaf lokantasında kutlayacağız. Çünkü; esnafspor oley!

Dün sanırım kaşla göz arası, King'in devam ettiğim sersinin son 3 kitabına küçük çaplı bir servet vermiş olabilirim. Bunun tek sorumlusu Buğra isimli bir şahıs. Savol Buğra. Seri "Kule" ile bitiyor. Bu benim yaklaşık 1 ayımı alacak gibi. Seri hakkında bir değerlendirme yazmayı da düşünüyorum.


Hafta başı otelimize gelen ve 1 hafta kalan Shireen isimli tatlış misafirimden bana bir not var! Ben Cape Town'a gidicem bana ne. Bu sabah deskime bir kutu bırakmış. Bizim bildiğimiz Beypazarı Kurusu. Ben korkunç severim. Ama Cape Town etiketli, okuyunca ay ben şok, bu güzel lezzet orada da varmış, çok teşekkür ettim. Kendisinin şöyle bir blogu var. Cape Town'nın insan hakları, siyaseti ve gündemi hakkında yazıyor, ilginize çekerse tık.  Bir konferans için gelen Shireen'i, Beyoğlu Sahaf Festivali'ne yönlendirmiştim çünkü kitap okumayı çok seviyor. "Çok şanslısın şuan sahaf festivali var, hemen git" dediğime "aman tanrım çak bi beşlik!" yapmıştı. Gerçekten çok minnet duymuş. 3 tane kitap almış, "İnanılmaz ucuzdu, Cape Town'da kitapların tanesi 50 lira civarı" dedi. Benim için bıraktığı güzel not burada. Ne güzel insanlar var hala. Mutluluğum oluyorsunuz.


Kitap meydan okumasına devam ediyoruz efendim, onları da cevaplayıp, 4 günlük bir blog arası vereceğim, kendime yumuşak yorganlar ısmarlayıp, Tarçın'la ve kardeşimle keyif yapacağım. Size kitap kokulu selamlar yolluyorum. Küs uyumayın. Mutlu bayramlar.

18. gün: Seni hayalkırıklığına uğratan bir kitap : Off, aklıma bi anda Julio Llamazares geldi, Sarı Yağmur. Uzun zaman önceydi, bir ilişkimden sonra, sırf melankolik ve sinirli havamı unutmak için, biraz da yayın evine güvendiğimden almıştım. Ama konu zaten melankoli bir formatta, eski bir köyde geçen bir iç hesaplaşma. Of, tasvirlerden öyle sıkıldım ki, kendimi tokatlayacaktım, ama minicik bir öykü, yarım bırakmayım dedim, öyle okudum. Bitti.

19. gün: Filmi çekilmiş olan sevdiğin bir kitap : Da Vinci Şifresi - Dan Brown. Ya of tamam çok popüler belki, belki de çok sıradan ama ben bu adamı hep sevdim ve film çok heyecanlı. Mesela şu Inferno da filmi izlenecek bir kitap!

2 Ekim 2014 Perşembe

Bugünü Dünden Daha Çok Sevmek

Evet, iyi bir skor olmadı, maçın hakkı bu değildi, keşkelerle dolu bir oyunu arkada bıraktık. Sözlük'te bu sefer mantıklı eleştiriler görmek bile mutlu ediyor. Hadi bizim bişi anlamadığımızı varsaysak, hocanın 11'inin başarısız olduğunu görmek için göze gerek yok. Veysel isimli birinin bizi hala üzüyor olması da komik. Herşeye rağmen, dün de yazdım, bugün de, yarın da yazacağım, ömrümüzden Galatasaray'ı alsalar, geriye ne kalır, bilmiyoruz. O yüzden bugünü dünden daha çok seviyoruz. 


Maç için düzenlenen Nevizade - Galatasaray Sözlük zirvesi, skoru bir kenara bıraktığınızda çok güzeldi. Hem bir süredir görmediğim dostları gördüm, hem de süper tatlı insanlar ile tanıştım. Başta paredros, haydipopescuhaydioglum, neverfall, olumvarsabenyokum, tozsoy, estalf, robertobaggio ve daha önceden tanıdığım yapma hayrettin ve ismini hatırlamadığım dünya tatlısı bir sürü yazara teşekkürler. Çok güzeldiniz, daha çok yapalım böyle eventleri. 

Akşam dördüncü golden sonra ben; 

1 Ekim 2014 Çarşamba

Bir Teşrin Günü, Kim Bilebilirdi?

Kim bilebilirdi ki bir Ekim günü bir lise öğrencisinin edebiyat dersinde kurduğu hayalin bizim hayatımız olacağını?

Bugün, 1 Ekim. Bir Ekim günü de deniyor bazı kaynaklarda. "İngiliz takımları gibi toplu oynamak, bir renge sahip olmak, Türk olmayan takımları yenmek" için 1905 yılında, bir grup lise öğrencisinin bir tutku düşüyor gönlüne. Sonra bizim birden bire hayatımız oluyor Galatasaray. 

Bugün, 1 Ekim. Bir şampiyonlar ligi döneminde, bir ingiliz takımı ile grup maçımız var. Eller ve akıllar yine kilitlendi. Bugün iş yerinde, evinde olanlar, okulunda dersinde olanlar, sevdasını en yükseğe yerleştirip güne gözlerini öyle açtı. En güzel kıyafetlerini giyindi, traşını oldu, sevdiğini aradı, kahvesini koydu, sigarasını yaktı, maçı sabahtan beri kafasında oynadı. Bunu yapanlar Galatasaray'ı hayatına koyanlardı.

Şimdi öyle oturmuş, düşünüyorum, herşeyi bir kenara koyup, bu takımı alsalar ömrümüzden, elimizde ne kalırdı? Ben cevabını açıkcası hiç bilmiyorum. 

Saat 21.45'te hayat ile buluşmak üzere.



(görsel : google & resmi site)

Kitap Meydan Okuması - 17

17. Gün : En sevdiğin kitaptan en sevdğin alıntı : Yusuf Atılgan, Aylak Adam. "28 yaşındaydı ve tedirgindi."

Olm aynı ben.
Resmen.

30 Eylül 2014 Salı

Kitap Meydan Okuması - 16

16. gün: En sevdiğin kadın karakter : Esther - Zahir / Paulo Coelho

Ne derseniz deyin, ister bencilce, ister acımasızca, sevgisini istediği yerde ve istediği zamanda bulamadığı için, en zayıf yönlere inat, çekip gitmiştir. Bayaa iz miz bırakmadan. Kocası polislere gitmiş, ilan vermiş, yanına hiç bişi almadan bir gün evden çıkıp giden Easther'inin peşinden yollara çıkmıştır. O'nu,elindeki ip uçları ile Orta Asya'nın ovalarında aramıştır ve eşine veremediği, ona hissettiremedi, ihmal ettiği aşkı ile yüzleşmiştir, bu ovalardan geçerken iç yolculuğunda kadınını aramıştır ve sonunda anlamıştır. Dağların arasında yüzleştiği hisler ve sonunda karşılaştığı işler, olaylar olaylar ahahaahahha. Afferin kız sana. Müstehak bu siklerinin peşinden gidenlere. Dolaşsın dursun dağ tepe. Aptal herif.

29 Eylül 2014 Pazartesi

Orta Asya'da Göçebe Hayatı, Kitap Meydan Okuması 12,13,14,15, Filmekimi, Blogger Bazaar ve Bağzı Özlemeler

Sizi yeni kalpağım ile selamlıyorum. Bu yazıdan sonra Orta Asya'ya göçücem. Yerleşik hayatı bırakıp at sürücem ve ayı avlıycam. Yeter bu şehirde bu kadar süründüğüm.


Kitap başlıkları birikmiş, hemen başlıkları sizin için yazıyorum. Sonra haftasonu bir kaç tatlış ziyaret yaptım, onları da anlatıp işe dönücem. 

12. gün: Hem sevip hem nefret ettiğin bir kitap : Tabiki de Paulo Coelho - Işığın Savaşçısının El Kitabı. Ya sen Simyacı gibi okunduğunda ohannnes! diyeceğimiz öyküler yaz, ne gerek var Ferrarisini Satan Bilgi safsatası kıvamında işleri yapıyorsun. Abi anlamıyorum ben bu adamı. Çılgın gibi seviyorum, Zahir'de deli gibi ağladığım adamdan böyle işler çıkınca hacı amcanın kitaplarına doluyorum, sinirimi bundan çıkartıyorum. 

13. gün: En sevdiğin yazar : Ya tamam sonunu 3. bölümde tahmin edebilirsiniz belki tamam vurmayın abiley,vuymayın, ama Grange dicem. Bonusunuz : King.
 
14. gün: Filmi çekilen ve mahvedilen bir kitap : Benim açıkcası pek bir film kültürüm yok. Yani buna dikkatlice cevap vermek yerine, biraz yüzeysele indirgeyeceğim. Taş Meclisi'ni sevmemiştim. Ya bana kalırsa ben kitabı olan filmleri izlemiyorum bile. Kitaptan aldığım keyfi filmden alamıyorum. Şimdi siz buraya nice Yüzüklerin Efendisi, Heri Potırlar, efendim Matrixler felan yazıcaksını, demi ? 
15. gün: En sevdiğin erkek karakter : Roland. Dün gece kokobella misali yatakta döne döne 3. kitabı da bitirdim, Roland ve arkadaşlarının yolculuğu devam ediyor. Eddie ile aralarında geçen diyaloglar muazzam. Roland beni son zamanlardahala etkilemeye devam ediyor. Yeni kitapta Susan ile aralarındaki aşkı da anlatacak. Merakla bekliyorum.



Çarşamba günü Kasette'de gittiğim Rampue etkinliği güzeldi, tam da benim sizinle paylaştığım seti icraa etti arkadaş, o nedenle 10 üzerinden 10 veriyorum ve kendisini mehter marşı ile uğurluyorum. 
Cuma günü Pera Müzesi'ni ziyaret ettim. Cumaları "halk günü":d Katlar sergilerle dolu. Duvarların Dili ve Kahve Molası ilgimi çekmişti. Kahve pek beklentimi karşılamadı ama ismini not almaya unuttuğum bir sokak sanatçısının videosu beni çok etkiledi. Avrupa'nın çeşitli yerinde sokakta resimleri var ve kızım büyüdüğünde buralara gidecek ve belki bazılarına rastlayacak, bunu düşünmesi bile beni çok mutlu ediyor diyordu...


Efendim Cumartesi günü yaşlı neneler gibi mızıklayarak işten eve gittim, kokrunç bi gündü otelde, çılgın gibi yağan yağmura yenildim, Tarçın ile yattık kalktık kitap okuduk, çay içtik. 


Pazar sabahtan Biletix'e uğratım, Filmekimi için 3 tane bilet aldım. Bununla ilgili filmleri izledikten sonra ayrı bir yazı yazıcam. Mezara Kadar, Ayrı Dünyalar ve Çılgın Aşk. Ay bi heves aldım, öğrenci, umarım elimde patlamaz çünkü öğrenci = deyilim dkahdkjsad. Sonra ordan Balkon Sefası'na gittim, sohbet muhabbet, o ara Esra ile Ali, Mürekkep'deki etkinliğe gidiyorlarmış, geçerken beni de aldılar. Blogger Bazaar, daha önce de yapılmış, bu sefer eventin müziklerini Radyo Mood çalınca hali ile event daha bir güzel oldu, güzel müzikler, vintage kıyafetler, takı tuku, dekor, cup cakes, gülen mutlu bir Pazar kitlesi. Ben 2. el kalpağı burada buldum. Kışın korkunç üşüyen biri için inanılmaz bir eşya. 10 lira gibi bişiye aldım. Bir sonraki satışlara Balkon Sefası ile girmeliyiz dedim, eventin sahipleri ile tanıştım. Şartları öğrendim. 7.ci etkinlik için henüz tarih belli değil, beni izlemeye devam edin.



Çıkışta Ayşegül ile buluştuk, Mono'da yemek yedik kahve içtik. Ben biraz şaklabanlık yaparak kafasını şişirdim, biraz da dertleştik. Ex-hommie ne günler için var? 

Bu iş haftasının çekilir olmasının tek nedeni; tatil yaklaşıyor ve kardeşim Almanya'dan dönüyor. Bayramı İstanbul'da geçircez. Sevgiler.



25 Eylül 2014 Perşembe

Kitap Meydan Okuması - 11

Hah süper, yine kendimizle kavga edeceğimiz, etrafa carlayacağımız mükemmel bi soru. Bayılıyorum bu dövüşmeli sorulara. Hemen kılıç kalkan ekibimi yanım alarak cevaplamak istiyorum. 11. Gün : nefret ettiğiniz kitap? 

Ya dostlar, aslına bakarsanız bu soru biraz garip. Yani, karakterlerden, olaydan, örgüden, anlatımdan nefret edilebilir, ama kitaplardan nefret edilmez. Emeğe nefret duymak, ne biyim...  Ama ben soruyu nefretle değil de ayrılan zamana duyulan nefretle ele alacam.  Paul Auster - Yazı Odasına Yolculuklar. AMAN YAREPPİM bu adama mükemmel hikayeci diyorlar ama ben sanırım yanlış hikayesinden başladım okumaya. Offf sürekli bişiler oluyor, sürekli bişiler yazıyor içeride birisi, birileri aralarında konuşuyor, yok baskın yok sava, yok siyasi suç, böyle bi bittiğine bile sevinemiyorsunuz çünkü hiç bişi anlamamış oluyorsunuz. "Ne bu? Şimdi ne dedi? Noldu ya?" diyorsunuz. Akabinde hemen kitaplığın ücra biyerine sokuşturdum kendisini. Paul Auster'in Yanılsamalar Kitabı buna olan ön yargım nedeni ile yıllardır kitaplığımda yatıyor. Elimi atasım yok. Eğer derseniz Silvia bak, accayip güzel öyküleri var, dilin götüne kaçar hemen oku, size söz okucam. Şimdi beni sinir ve gerginliklerim ile başbaşa bırakın, Tarçın'ı sevip çay yapacam.

24 Eylül 2014 Çarşamba

Kitap Meydan Okuması - 10

10. Gün : Size evinizi hatırlatan kitap

Bunu ciddili düşünüyorum 2 gündür. Aklıma Pierre Charras - On Dokuz Saniye geliyor. Hem içindeki acı - ekşi öykü, hem sürüklemesi, içindeki karakterlerin pişmanlıkları; benim hatalardan ders almıyor oluşum, insan çeşitlerini anlatışı, evimi, kendimi ve geçmişi anlatıyor bana sanki. Kısacık bir öykünün benim içimi hala acıtıyor olması da manidar.

Bonus : Bu adamcağızın bir de İyi geceler Tatlı Prens diye bir kitabı var, onun anlatımı buna oranla yavaş gelmişti ama arada söylenemeyen sözler ve çocuk ile babası arasında insanın boğazını gıcıklayan öykü okumaya değer.

Akşama Rampue'e gelenler el kaldırsın? Kışın eğlence sezonunu ekipçe açıyoruz. Yer : Kasette İstiklal. Güzel Müzik : Bedava. Hey hey hey hey. Hadi bakalım.

23 Eylül 2014 Salı

İstanbul'da Şans Eseri "Yaşamak"


Bu iskele az önce 3,5 gibi yıkıldı, 2 saat sonra işten çıkıp, altından geçerek evime gidicektim. Şimdi bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum, arkasında görünen Point Hotel'in otel inşaatına, bir durup esen fırtınaya bakıyorum, bir de 4,5 senedir yürüdüğüm, hemen sol tarafta girişi görünen kaldırıma bakıyorum. Aklıma türlü şeyler geliyor, kovuyorum dostlar. Biz insanlar İstanbul'da hayatta kalmak için yaşıyoruz, şansımız varsa.

Kitap Meydan Okuması - 9

9. gün: Sevmem sanıp da sonunda sevdiğin bir kitap...

Evet, var öyle bir kitap. Ahmet Ümit. Sis ve Gece. Bilindiği gibi iyi bir Ahmet Ümit sempatizanıyım. Ama bu kitabını okuduğumda lise sondum. Böyle sonları beklemiyorsunuz öyle bi yaşta tabi. Katil kaçtı öykü bitti değildi. Etkilenmiştim. Polisiye ve dram seviyorsanız, hemen başlayın. Bonus : Can Dündar, Aşka Dair. Bakın ben bu medyanın övdüğü şeyleri pek elime almam, ama bunun içindeki kadınların aşka bakış açısı ile ilgili tespitleri, ay allahım.

22 Eylül 2014 Pazartesi

Kitap Meydan Okuması - 7,8

7. gün: Sana kahkaha attıran bir kitap : En yakın arkadaşımızın gamzesini bile yeni farkediyoruz. Güldüğümüz mü var allaşkına? Beni gülmekten kitleyen bir kitap, eeee, yine çocukluğuma gidicem kusura bakmayın, Pıtırcık serileri idi. Eveth, Pıtırcık'ın ekstra relaks babası ve düzen delisi annesi ile yaptığı sohbetlere çok gülerdim. Yakın zamanda, biraz da popüler ürünlere yuvarlandığım dönemde Pucca'nın kitaplarına gülümsedim. 

8. gün: En abartılmış bulduğun kitap ("Nesi bu kadar meşhur bu kitabın, anlamıyorum?" vs.) : Kendimi tekrar etmek istemem ama yazmadan edemicem, ne kadar kin kussam az, Madonna tabi ki. AHAHAHAHAHAH. Bonus ise, Coelho'nun Portobello Cadısı. Ne biliyim. O kadar Coelho diye okumuştum, bana biraz ot geldi. O adam bazen gereksiz bir fantastikoooo şeyler işliyor öykülerine, ben daha yaşanmışlığı yoğun öykülerini seviyorum. Anladınız umarım. Anlamadınız mı? Peki. Yeter bu kadar, işe dönüyom. Bye. :d

Kevin, Koleksiyon Sohbetleri ve Küçük "Şeyler"

Bugün Kevin gelmiş otele dostlar. Hoşgeldin Kevin. Kendisi bir soğutucu üretim fabrikasında çalışıyor, Çin'nin Guangdong bölgesinde yaşıyor. 1.60 boyundaki bu adam eski fotoğraf makinaları ve eski paralar topluyor. İş seyhati sırasında boş vakitlerinde Avrupa'da, Amerika'da ve Asya'da bit pazarları geziyor. Bir önceki gelişlerinde Kadıköy'e göndermiştim ve 1-2 hint parası hediye etmiştim. Tekrar gelmiş ve dün Bomonti Bit Pazarı'na gitmiş. Hani benim şu 5 aydır ertelediğim bit pazarı. Hani şu yağmurları bahane edip yorganlardan çıkmadığım, heni şu tek başına yapmaktan keyif aldığım şeylerin yerini şimdi başka işlerle doldurduğum, ertelediğim mutluluklarım? Adam Çin'den geliyor ve saatlerini geçiriyor. Bayılmış, Almanya'da gezdiklerimden bile çok daha iyiydi dedi. 

Otelde misafirlerden kalan, eski veya convert edilemeyen demir paraları Kevin'e hediye ediyorum. Bugün geldiğinde ise küçük bir Bahreyn cent'i hediye ettim. Bunu O'nun için 2 aydır saklıyorum. Her zamanki gibi ufak tefek elleri ile dereceli gözlüklerini çıkarıp masama koydu. Parayı uzattım. Neredeyse tırnakları ile tuttuğu demir parayı kendi etrafında hafifçe çevirerek üzerindeki yazıları okudu. Çinlilere özgü bi tonlama ile "oohhmm, evet bu biraz güncel bir para ama etkilendim" dedi. Gözlüklerini masama koyduğu yerden geri aldı, gülümsedi ve elimi heyecanla sıktı.


Cumartesi günü 8. Beyoğlu Sahaf Festivali'ne gittim ve 4 tane 90 öncesi baskılarından Stephen King kitabı buldum. Nice yıllara Stephen King, iyi ki varsın ve hala bizimlesin. Koleksiyon deyince, Kevin makina topluyor, bense kitap. Güzel şeyler bunlar.


Pazar günü dostlarla kahve içtik. Taa Avcılar'a gittim. Müzikten,kitaplardan ve dostluktan anlayan bu insanlar için, bu yol isterse 5 saat olsun, değer.

Dönerken metrobüste gece Ramque'nin şu setini dinledim. Metrobüse daha önce binmemiş olsaydım Diyarbakır'a gittiğini düşünebilirdim. Rampue'nin Çarşamba günü Kasette'de çalacak olması ve dün bindiğim metrobüs gerçekten muazzam bir kültür senteziydi. Bu sentez elle tutulur birşey olsaydı, bit pazarında yerini alırdı. Ama ben satın alırmıydım bilmiyorum. 

Küçük şeylerden mutlu olmayı seviyorum. Pazartesine, hediye ettiğim belki 1 lira bile değerinde olmayan demir paranın, Dünya'nın öteki ucundan gelen bir adamı mutlu etmesi ile başladım. O'na bit pazarına gideceğime söz verdim. Sizi, Çorak Topraklar'dan bir dialog ile başbaşa bırakıyorum. İyi haftalar.




20 Eylül 2014 Cumartesi

Rakı, Dost ve Kitap Meydan Okuması - 4,5,6

Size geri döneceğimi söylemiştim, çellınc'a devam. Efendim başlıkları ve kısa açıklamalarını şuraya şöyle bırakıp, cumartesi çalışanı olarak işlerimi toparlamaya gidiyorum. Sonrasında Balkon Sefası'na giderim belki, kim bilir?

Dün uzun zamandır ihmal ettiğim Rakı sofrasına Cansu ile oturdum ve bayaa eğlendik. Yakup 2 iyi bir adres, Asmalımescit'te harika teraslı bu mekanı, Rakı keyfiniz için yaz-kış seçebilirsiniz. Ben burayı Doruk ve Ozi sayesinde keşfetmiştim. Haftaya Cansu ile İstanbul Modern'e gidiyoruz. Çok Sesli sergisine, bize katılan?


Doruk deyince aklıma geldi, İzmir'de askerliğine devam edecekmiş. Foça'ya dağıtımı olmuş. KESİN İZMİRLİ KESİN GAHAHABAHAHAHAHA.

Dün Rakı olmasaydı niyetim Pera Müzesi idi ama erteledim, o da haftaya kaldı.

8. Beyoğlu Sahaf Festivali başladı. Stephen King koleksiyonu yapan Silvia'ya duyrulur. Tabi ki de kaçırmayacağım. İstanbul'da festivalsiz Silvia düşünülemez.


Cevaplar şurada efendim, herkese iyi haftasonları ^^

4. gün: En sevdiğin serinin en sevdiğin kitabı : Stephen King : Kara Kule, 1 kitap, çünkü Roland ile tanıştım.

5. gün: Seni mutlu eden bir kitap : Şöyle bir düşündüm de, son zamanlarda o kadar çok Sabahattin Ali okudum ki, tüm yaz tatilimi İbrahim Tatlıses gibi geçirdim, bi yıkılmalar, bi gereksiz ağlaklık, mutlu eden kitap için yakın geçmişi düşündüm ve aklıma hemen Buse Cinayeti geldi, Mehmet Murat Somer yazarı. Fermina d.günüme göndermişti, yaz tatilime kısmet oldu, çok janjanlı bir öykü, sonunu "Mehe Mehe Mehe" diye sırıtarak gözlerimde kalpler ile bitirmiştim, bunun haricinde son zamanlarda zaten genel bir mutsuzluğum var, kitaplar üstesinden gelemiyor.

6. gün: Seni hüzünlendiren bir kitap : Tabi ki Sabahattin Ali : Madonna. Aşkını, sükünetine satan orospu çocuğu Raif. Sikine sahip çıkmayıp bi de o arabesk hali ile çocuk yapıyor. Nefret ediyorum bu tipten. Zeytin bahçelerinde geberip gitmedi, süründü bütün kitap boyunca. Sümüklü herif.