31 Aralık 2013 Salı

Yine Deli Gibi Yaptın Kendini İstanbul

Bir süredir yazamadım çünkü grip oldum. Grip olmak gerçekten dünyanın aptal zaman kaybı. 2013 yılı hakkında kısa bir şeyler bahsedip ve geçirdiğim haftaya hızlıca bi göz atıp, ardından sizinle bu yılı tamamlamak istiyorum. 

Elbette koca bir 365 gün herkese olduğu gibi bana da kazanımlar ve kayıplar verdi. Çok bla bla etmiycem herkes aynı şeyleri yazıyor. Ama geriye dönüp baktığımda, ders almadığım tek şey yine çok derinlemesine yaşadığım bohem özlemlerim oldu. Strong ve deeply, gözlerimi kapattığımda rüyamda beliren insanlarla birlikte yaşadıklarım. Sonra kendimi kendime terk edişlerim felan, bir bakmışım yıl bitmiş. Bu pişmanlıkları yaşarken yanımda olmasını istediğim insanların hiç biri yok, en gereksizleri ise yanımdaydı. Sitem benim hakkım. Perdenin diğer tarafında baktığınızda mutlu ve sosyal bir Silvia göründü. Maçlar, şampiyonluğumuz, partiler, aktiviteler, festivaller, konserler, buralarda tanıdığım dünya iyisi insanlar. Bunlar güzeldi. Hayatımda arkadaşım diyebileceklerim zaten yanımdaydı, anlatabiliyor muyum? : ) Gezi olaylarını hiç yazamayacağım, aklıma geldikçe deliriyorum. Ama içim rahat çünkü hoşuna gidince “hıımmm aaa bunu da paylaşıyım yağğğğ” diyen facebook bağımlısı biri olmadım. Çünkü Cumhuriyet çocuğu olmak, facebookta akp’li caps paylaşmayı gerektirir(!). Aklımda kalan diğer güzel bir şey de, uzun ve keyifli yaz tatilim. 

Şu son haftaya kadar... 

Hafta içi tam eve yeni girmişken rakıya çağırıldım. Çukur Meyhane’ye. Güzeldi, yeni insanlar tanıdım. Yanımda, yıllardır tanıdığım tek insan vardı. Onun tabiri ile biz; “annelerimizden sonra tanıdığımız en eski insanlar.” Hoş hala birbirimizi yiyoruz anlaşmak konusunda. Umarım yeni yılda, o akşam karşılıklı verdiğimiz kararlar bize uzaklık değil tutku getirir. Tek dileğim aramızdaki çekişmenin ve sürekli birbirimizden bir şeyler beklemenin son bulması. Gerçekten bu dileği; bir fikre, bir düşünceye duyacağınız aşk gibi bir bağlılıkla istiyorum. Tek dileğim bu. Çok içimden gelerek dün akşam ufak bi hediye aldım ona. Eğlenceli bir şey. Bu akşam sanırım görüşemiycez. Bana Phi Phi adasından getirdiği magnete aşık olmuştum. Son haftamı bu şekilde güzel bitirdim.




Yılın son günlerini ise yine müzik ile geçirdim. Geçen hafta yine bir deephouse adamı Claptone'nun canlı performansına ve ardından Cuma günü, Sofa Hotel Nişantaşı'nda düzenlenen “Future is now” partisine katıldım. Ekip bizim Tayfa. Çocuklara teşekkür ederim, “nerde parti orda biz” teması ile bir haftayı daha dostlar ile bitirdik. İkisi de, özellikle Claptone müthişti. Çok uzun bir aradan sonra, kemik tayfa ile bu kadar eylendiğimi hatırlamıyorum. Bizim kafaları çözmek zor. Geceyi, Claptone'dan ve dönüşte after için uğradığımız Kasette'den Semih'in sıcak selamını alarak bitirdim. Can’a, FG’ye ve Propaganda’nın 2.katı The Room’da hızlı(!) bir gece geçirdiğim dostlara teşekkürler. Fermina'dan gelen yeni yıl kartına da ekstra teşekkür etmek istiyorum. Son zamanlarda kendimi iyi hissetmemi sağlayacak en güzel dilekler bir kartta toplanmış ve bu Ankara'dan beni hiç tanımayan birinden geldi. Çok duygulandım, gerçekten.
Bütün hafta sonunu yatakta bitirdim. İnsan cidden kendine daha çok nankör. İlaçlar etkisini gösterdi, kendimi iyi hissettim, hemen hoop dışarı. Turkcell’den aldığım sinema biletini değerlendireyim dedim. 47 Ronin’e gittim. Geçen sene her Pazar günü şaşmadan yaptığım “Sıngle In The City” – tek kişilik sinema aktiviteme başladım. Ben bu efsaneli uzak doğunun kahramanlıklı hikayelerine bir ergen gibi hayranım. Başrolda genç kızların sevgilisi Kenue Reeves. Beğendin mi diye sormayın, yerlerde bayılana kadar beğendim,siz bakmayın bana gidin izleyin. Gerçek bi hikaye imiş.





Şimdi şuan dışarda, şıkır şıkır partiye hazırlanan, yüksek topuklar üzerinden ortalama 8 saat duracak, gecenin sonunda hindi iç pilav ile votka kusacak, Filli Boya sponsorlu kadınlarla dolu ve "ööff bu geceye partner bulamadım, cnm Taksim'e yakın ev felan, var mı yanındakinin bir kankisi?” diye hayıflanan erkeklerle dolu bir İstiklal Caddesi var.

Bu akşam ben ise ...Bu akşama insanların zorla anlam yüklemesi, bilmiyorum ya, ben ufak meraklı bir kedi gibi saatin akşam olmasını ve marketten alacağım eski peynirlerin hayalini kuruyorum sizi bilmem ama. İzmir'den arkadaşlarım eve çağırdı. I-ıh. Bizim ekip kemer country ev partisine çağırdı ı-ıh. Açıkcası grip olduğum ve ilaç kullandığım için bu durum bahane oldu. Timeout’ın hediye ettiği güzel bir kırmızı şarabım var. Yıllardır yapmak istediğimi yapıyorum bu akşam.  Belki fonda biraz Yaşar çalar, bir fişek de sigaram ayırmıştım. Kareli battaniyem ve kedimi unutmayın. Koskocaman bir şehirde tek başıma 4. yılımdan gün alıyorum. 


 

Enteresan bir yıldı cidden ya, umarım kayıplarımın yerine daha iyilerinin doldurduğu bir yıl olur. Yazıyı dün filmde geçen bir sözle bitiriyorum. Bin dünya ve on bin yaşam boyunca bulana dek seni arayacağım, hepsinde seni bekleyeceğim.

Siz de aramaktan vazgeçmeyin ve küs uyumayın. Mutlu yıllar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder