18 Aralık 2013 Çarşamba

Kimin Var Böyle Şanlı Hayatı

Yaaa çok birikti yazacaklarım ama burayı böyle bi günlük gibi kullanıp kafanızı da ütülemek istemiyorum, ne biliyim yazmazsam da kendimi eksik hissediyorum, bari son 2 haftada ne kadar saçmalamışım, siz de okuyun gülün, ben de rahatlayım geçsin bitsin :))


Passivecore'un daveti üzerine Üsküdar Devlet Tiyatrosu'nda "Sessizlik" isimli güzel bir oyun izlemiştim. Bunu yazmıştım son yazıda. Kendisine burdan yine teşekkür ederim. Akabinde ertesi gün de Probaganda 'da birlikte Kraak & Smaak performansını izledik. Tayfa Truffle'da buluştu. Sakin bir haftasonundan sonra Kasım ayını bitirmiş oldum. 

Yaşar konseri ile sözünü aldığım rakı sofrasını Aralık ile açtık. Sofranın davetlisi olarak burdan Dorukhan ve Ozi'ye teşekkür ederim. Dördümüz yine güzel bir hafta ortası buluşması yaptık. Yakup 2'den Asude'ye geçtik. 


Annem Almanya'dan döndü. Kendini toplamış. İyi görünüyordu. Morali eh şöyle böyle. Alanda karşıladım 6'sında. İzmir uçağına bindirdim alandan geri. Çikolataları ve kahveleri paylaşmaktan sohbete zaman kalmadı. Klasik Almancı valizleri işte. Zaten ben Ocak ortasına İzmir bileti almıştım, o sohbet açığını orda kapatıcaz. İzmir'e gittiğimde zaten ciddili bir kuaför felan da yapmam gerek. Saçlarım iyrenç derecede uzadı, baş edemiyorum. Beyoğlundaki kuaförler adamı kezomançi yapıyor.

Bu hafta içlerinde maç felan oluyor acayip iyi geliyor. Evden kış günlerinde dışarı çıkmayı pek sevmiyorum ama maç olunca mecbur gidiyorum, hareket oluyor hoşuma gidiyor. Bunlardan biri de Elazığ maçıydı. Tuna'nın gelişinden 1 gün önce lig maçını yaptım döndüm. 



Veee 7 Aralık'ta Tuna Bey'ler teşrif etti. Bayaa güzel zaman geçirdik ve yine çocuklarımıza anlatacağımız anılarımız birikti. İlk akşam, ayarlasam uğraşsam denk gelemicek buluşma oldu. Gelir gelmez yemek yedik, saat de erken olunca Asude'ye gidelim zaman geçsin, Tayfa'nın İstiklal'e inmesini bekleriz dedik. Daha bira siparişlerini verdiğimiz sırada içeri Dorukhan girdi. Yolu düşmüş uğramış. Bizi de görünce 2 saat muhabbet ettik. Biz ordan ayrılıp gece Truffle'a geçtik. Günü erken bitirdik. Sonrasında klasik abla + kardeş haftasonusu oldu. Uyuduk yedik gezdik. O'nu Balkon Sefası'na götürdüm.


Pazartesi Galatasaray- Fener basket maçı vardı. İpekçideydik. Tuna için güzel bir anı oldu. İlk İpekçi deneyimi idi. Maç sonucu da istediğimiz gibi olunca keyfimize deymeyin. Ertesi günü ise geliş amacı olan Juventus maçı geldi çattı. Benim hiç aklımda yoktu gitmek. Son dakika bir dostumun (Kaancım teşekkürler) kombinesi boşa çıkınca, dayanamadım aldım ve Tuna ile gittik. Öncesinde Ali Sami Yen Sokak felan. Basında ve eminim ŞL tarihinde genişce yer bulan bir olay yaşandı. Maç kar nedeni ile tatil edildi. Müthiş zor şartlarda geri evlere döndük. Ne yaptım ne ettim ertesi güne izin aldım ve saat 15.00 'de oynanan maça tekrar gittik. Efsane bir durum. Acayip bir anı oldu bizim için. Peş peşe 2 tane ŞL maçı izlemiş nesile dahil olduk  :) Skora gelince... 85.dakikada sadece 1 gol ile turu geçtik. Tüylerim hala diken diken oluyor aklıma geldikçe. Videoları izledikçe gözlerimiz doluyor. Daha da fazla anlatamıcam... Maçın karesi aşağıda.


Galibiyet rakısı, evet onu unutmadık. İkimiz başbaşa biraz ayak üstü de olsa Yakup'da rakı içtik. Güzel galibiyetleri konuştuk. Eve erken döndük. Cuma günü ise, İpekçi'ye yine gittik. CL maçımız vardı. Haftada 4 maç ile hayat rekorumuzu kırmış olduk. Bu çocuk İstanbul'a gelince şehir dışı deplasmanlarını da artık organize edeceğiim. Pazar gününe alınan Ankara deplasmanına çok niyetim vardı ama Tuna'nın gidişinden sonra kendimi çok yorgun hissedeceğimi tahmin ettiim. Uçak saati de gün ortası olunca, İtalya bütçemin ağzına sıçmayım dedim, vazgeçtim. Ankara aklımda var, başta Doğa'yı ziyaret edicem Bir de Eskişehir. Barış'ı görmem gerek. Özledim,yeter da. Geleceği yok zaten daha. 


Tuna dönmeden önce küçük bi Kadıköy ziyareti yaptık. Cansu, Tuna ve ben Kadı Nimet'te balık kalamar yedik. Vagon'da çay içtik. Muhabbet ettik. Ertesi gün Tuna'yı yolcu ettim. Geri de kalan ben oluyorum bu şehirde. Ve bir baktım Pazar'da bitmiş. Saçlarım nemli, kombi açık, güzel bir uykuya dalmışım.

Toparlamak gerikirse, bana hafta içleri arka arkaya dışarlarda koşturmak yaramıyor. Sanırım yaşlanıyorum. Yürüyen merdiveni çatır çutur çıkan Tuna, "sikseler orayı çıkmam" diyen Ben. İşte aramızda fark artık buna kadar düştü arkadaşlar. Gelişi iyi geldi. Kendimi yine de 1 haftalık bir tatilde gibi hissettim. Hayallerimizi ve planlarımızı konuştuk. Biraz ablalık biraz kankeytoluk yaptım. Çabucak bitti gitti :( Şimdi kim bilir bir daha ne zaman gelir buraya... Bu hafta accayip bi hafta. İşten başımı kaldıramıyorum. Habire bir yerlere e-mail yazıyorum, revize yazıyorum, iş onaylıyorum, gelecek yıl işlerini toparlıyorum, olmuyor bir daha bir daha, yanlış olmuş Silvia, yapılmadı mı Silvia, bitmedi mi Silvia? Yaaa ben sizin amınıza koyayım ya?!?!

Millet şimdiden yeni yıl telaşına girmiş ama hafta içine denk geldiği için bir sik olcakmış gibi durmuyor. Bana standart bir arkadaş toplaşması ve ertesi günü güzel bir uykudan başka bir şey ifade etmiyor. Özel bir partiye davetiye almazsam ne ala. Bilmiyorum. Ancak gözümde çok büyüyor. Elbise bak, makyaj yap, yok ayakkabı bilmem ne, ööfff içim bayıldı düşünürken bile. Keşke Electronica Fest'te yaptığımız güzel bir roadtrip ile alıp başımızı gitsek Selimpaşa'ya, efsane olur. Neyse, daha var...

Bu sıralar Dorukhan'ın yüzünden yine çocukluk şarkılarıma sardım. Açtı geçen akşam Asude'de Nülüfer, kitledi bizi 90'lara. Ben hayırdır ya? Yine aklım kayıp gidiyor bir yerlere. Kimin var böyle şanlı, şıkır şıkır hayatı. Şuna baksana. Dağılıyorum. İmdat.

Sen beni bırakıp böyle gitmezdin hiç, yapmazdın.
Aylar geçti, ayrılık, sen delisin.
Yapma, yapma.

1 yorum:

  1. okurken bile yoruldum, dolu dolu geçmiş. kışın ben evden çıkmaya bile üşeniyorum halbuki.

    YanıtlaSil