7 Ekim 2013 Pazartesi

"1 Yeni Hayaliniz Var"

Son zamanlarda Pazar'ları Cansu ile deyişik mekanlarda yemek yiyip dedikodu yaparak bitiriyoruz. Haftanın gidişatından başlayıp, komik erkeklerden devam edip, gelecek pazar acaba hangi mekanda güzel yemek yiyebiliriz'den çıkıyoruz. Hafta içi müzmin bir hayat yaşayıp, Pazar'ları eylenceli şeylerden konuşuyoruz. Yeni şeyler öğrendiysek onları anlatıp birbirimize gülüyoruz. Bence siz de deneyin, Pazartesi sendromonu kısmen unutuyorsunuz. 

Skyscanner güzel bir site. İzmir biletimi ordan almıştım. Arada sırada can sıkıntısından açıp, İstanbul çıkışlı bilmediğim şehirlerin uçak biletlerini "search" ediyorum. Vallahi canım sıkıldıkça açıp bakıyorum, İstanbul'dan kaçmanın bedeli nedir diye. Bazı şehirlere çok az, bazı şehirlere çok. Sanırım artık bu şehre de sığmıyorum.

Sizce Dubai'ye CV'mi göndereyim mi? Aranızda, "defol git artık bu şehirden" diyen vardır. Ya da sadece "gitme" diyenler. 

Beyoğlu 7.Sahaf festivaline uğradık. Cansu beni bir sahaf ile tanıştırdı. Adamda Nilgün Marmara'nın hiç basımı olmayan ve ilk defa ellerime aldığım, sayfalarını karıştırdığım kitabına rastladım. Satmamak için 100 lira diyor. Alınmayacak bir rakam değil. O kitabı alsam en az 200-300 liraya alıcı bulur. Çok kırılgan bir durum. Ama ne elim ne dilim varıyor bunu yapmaya. Sinir olduğum asıl konu, böyle bir kitap için para muhabbetini bu bloga yazmak. Bir para biçilmesi içimi acıttı. Bu yüzden alamam. Yediremedim kendime. Umarım hiç satılmaz ve sahibinde kalır. Çok üzüldüm. Güzel Nilgün bunu umarım duymamıştır. Onun haricinde festival güzeldi, 8 liraya Stephen King'in Çorak Topraklar'ını aldım. O seriye bugün geri dönüyorum, sanırım artık bitirmem gerekiyor. 

Bazen düşünüyorum da, süper strong bir işim ya da çok hassas bir ilişkim olursa bir gün, ben bu çocuklara nasıl vakit ayırcam, nasıl onları unutmadığımı ikna edicem bilmiyorum. Çünkü öyle güzel dostlukları var ki, Ali, Enis sıpası, Volkan, Buğra, evet Buğra çok önemli, sonracığma Kobal, ya ben bu eşşoleşkleri nasıl ihmal etmicem, bilmiyorum.

Uzun bir süredir Galata Yokuşu'na ve Lavazza'ya gitmiyorum, fark etmediniz mi? Bence güzel bir gelişme.

Tatil hedefi koydum kendime. Bir hedefim var artık benim. Bayaa bildiğin 2014 hedefi. Hem de yıllardır hayalini kurduğum bir şekilde. Çok heycan verici.

Bilmiyorum bahsettim mi ama tam 1 yıl sonra İzmir'e tatile gidiyorum. Bayram tatilinden zaman buldum. Yukarda bilet felan dedim, aslında çok bahsederdim gidicem diye ama hayret bu zamana pek yazmadım bu detayı. Aslında İzmir ziyareti esnasında yapmak istediğim başka bir ziyaret daha var. Bergama Antik Kenti. İzmir'e 1-2 saatlik bir mesafede. Bu şehir için bir sürü insan Dünya'nın her yerinden ziyarete geliyor. Eğer Annemlerden trip yemezsem, Babam ne işin var oralarda, bizim için gelmedin mi demez ise, backpacker bir ziyaret yapacam. Tatilim 14-18 Ekim. Güsel İzmir'i çok özledim.

Dediğim gibi, Dexter'a ara verip biraz Stephen King okumak istiyorum bu aralar. Kitaplardan çok uzak kaldım. Bir ihtimal (ama bir ihtimal) Breaking Bad'a başlama ihtimalim var. Ama şu aralar dizi kafasında deyilim. 

Rakı güzel ama dün akşam Cansu ile Şarap içtik. Yaaa sanırım Şarap'ı Rakı'ya tercih ederim. Üzgünüm. Ben bir şarap kadınıyım.

Bu hafta içerde maç yoktu. Olmadığı iyi oldu. Çünkü kanser olucam, az kaldı arkadaşlar.

Hava birden 7 dereceye düştü ve Tarçın ile yorganın altında uyuma zamanları geldi. Tabi grip zamanları da. Elim hava da bekliyorum, acaba bana ne zaman gelir diye. Bu yıl, Enis sağolsun grip aşımı O yaptı. Aşıyı oldum ama allaa emanetiz. Gerçekten şuan en son isteyeceğim şey grip olmak. Buna ayıracak hiç vaktim yok.

Mutluyum. Hala yapmak istediğim şeyler olsa da mutluyum. Gerçekten hayatımda olmasını istediğim insanlarla mutluyum.

Hadi biraz Kant dinleyin de orda burda elektronik müzikten çok anlar gibi linklerimi paylaşın. Gece yalnız uyumayın. Beklemeyin. Harekete geçin. Herkese iyi haftalar. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder