28 Ekim 2013 Pazartesi

Kapalııııı, Sakin!

Sonunda birilerini buldu bu arabesk çocuk ve sonsuza kadar kurtulucam bana attığı jiletli mesajlardan, fonda çalan demet akalın'lı hakan altun'lu şarkılardan. Zaten en yakın arkadaşının bana dediği oldu; "ne zaman birini bulur o zaman senle uğraşmaktan vazgeçer, sen bu yazdıklarının hiç birine cevap verme, boşver yazsın." Demesine gerek yoktu zaten ben regl olmuş mesajlarının hiç birine cevap vermedim ama sizce de bir erkeğin aylarca ağlak ağlak "sms" mesajı atması çok varoşça değil mi? Oh çok şükür manita yapan bir ex'e bu kadar sevineceğim hiç aklıma gelmezdi.

İyi oldu iyi, kapalııııı sakin!

Yazardan 1 Mesaj Var

Bugün doğum günü olanların doğum günü kutlu olsun, bugün doğum günü olmayanların da kutlu olmasın.

26 Ekim 2013 Cumartesi

Rüya Değil

Sabah ofiste pc yi açıaçmaz schalke maçının özetini seyrettim, nerden aklıma geldiyse. Geçen sene oynanan.

Öyle mutluyum ki...

24 Ekim 2013 Perşembe

MAÇ MI VAR ?

Buraya bir sürü şey yazmak istiyorum. Bir sürü bir sürü aklımda kelimeler dolanıyor ama çok lafı uzatmıcam. Dün akşam sözlük grubu ile buluştuk, aynı tribünde izleme şansımız oldu maçı bir kısmı ile. Öncesinde sokakta buluşuldu, biralar içildi, sonra Kophenag ‘ı yendik felan. Bunlar güzel şeyler ve bu güzel insanlarla aşık olduğun takımı izlemek daha da güzel. İyi ya, böyle iyi gidiyor, devam helal, seviyom hepinizi lan. 

Akşam sıra baskette. 

OLYMPIAKOSUN ÇOCUKLARIIIIIIIIIII



23 Ekim 2013 Çarşamba

Kafam CİNAYET YERİİİİİ

Ben bu karıya fena ayar oldum, inşallah kafam dumanlıyken bişi yazar da, burdan hayatını göçertirim




21 Ekim 2013 Pazartesi

Stalked'da Vazgeçilmez İsim

Sizin sevgilileriniz benim s*kimde deyil kızlar, beni stalked yapmaktan vazgeçin. Sonra o yaptığınız stalkedlarda yanlışlıkla mentionlarıma fav felan bırakıyorsunuz, sildiğinizi sanıyorsunuz yanılıyorsunuz. Hepsi ayfonuma ön izleme olarak geliyor. Bu köylü halleriniz de beni eylendiriyor. Bence yapmayın. Gerek yok.

Aşık Olma Durağı : İzmir

Bir kez daha İzmir'e duyduğum aşk ile gerisin geri döndüm. Zaten İzmir'den aksi durumda döndüğümü hiç hatırlamıyorum. Geleneksel "seneye kesin taşınıyorum" sözlerimin olduğu video burada. Sanki plan yapacağımı bile bile son gün yağmur yağdı ve Yasin ile sabah erkenden buluşup kahvaltı ederiz düşüncelerimizi duyar gibi, Perşembe günü kedilerin ve köpeklerin bile dışarı çıkamayacağı kadar yağmur gönderdi. Bu güne geri dönücem...

Çok güzel bir havada ve çok hoş bir saatte vardım eve. Tuna bana süpriz yapmış, metro çıkışına gelmiş. Çarşıdan eve sohbet muhabbet yürüyerek gittik. Tam da yemek vaktiydi ve 3 gün boyunca annemin güzel yemekleri ile yürüyen bir fok balığına dönüştüm.

İlk gün bir kaç ziyaret yaptık ev civarında. Akşamında Tuna ile takıldık. Karşıyaka'da bira içtik midye yedik. Efso muhabbetler döndü. Tuna Aralık'ta İstanbul'a geliyor. İstanbul'u ve ilişkilerimizi konuştuk. Söz yine gündeme ve maçlara geldi. Bizim her lafımız dönüp yine Galatasaray'a geliyor. Alemin en iyi ikilisi Selçuk İnan ve Burak Yılmaz. İkincisi ise Teyedor ve Silvia. Net kere Net.


İkinci gün Tuna'nın kız arkadaşı Sevinç'in doğum günü vardı. Buradan da Happy Birthday diyelim. Yaşının 19 olması harika bişi. 19 yaşında aaabi, 19 yaşındakiler doğdumu ya? Beni çok güzel bi mekana götürdüler. Zaten İzmir aşkımdan iyice geberiyorum, bir de böyle güzel bir mekan ile karşılaşmış olmam ve şubesinin İstanbul'da olmaması beni üzüntülere gark etti. Yine yakın zamanda bir İzmir ziyareti yapacak gibiyim. Mekan: Cafe Del Mundo. hikayesi çok enteresan. Okuyun. İçeri girdiğinizde duvardan yerlere kadar kitap ve dergi ile karşılaşıyorsunuz. Kendimi kaybettim içerde, sonra bir ara uyanmışım.


Perşembe günü Yasin ile kahvaltı edelim demiştik ama gerçekten çok fena yağmur yağdı. İkimizde sabahın köründe uyanıp geri uyamaya devam ettik, bence bu çok komikti. Kahvaltıdan sonra belki yağmur durur diye öğlen buluştuk. İnciraltı'na belki en son çocukluğunda gitmiştim. Oralarda çok güzel rekreasyon alanları oluşmuş. Deniz kıyısına kadar inebileceğim bir yere kadar yürüdük ve çok eski bir piknik masası bulup oturduk kıyıda. Hava zaten çok güzel olacak kadar kapalıydı, bir ara neden kahve almadık yanımıza felan diye düşündüm. Yasin makinasını da getirmiş, fotoğraf çekti. Ordan Güzelbahçe'ye bira-kalamar yapmaya gittik. Güzel müzikler dinledik yolculuk esnasında. Bu ufak geziyi çok sevdim. Gezileri ve yolculukları zaten çok severim. Yasin'e burdan da teşekkür ederim. Çok mutlu ayrıldım yanından. Kasım'da İstanbul'a gelcekmiş, ben de bu Perşembe'yi ve kısa buluşmayı telafi edeceğimin sözünü verdim. Bir sonraki ziyaretimde ise Urla'ya gitme planlarını konuştuk. Çok imreniyorum İzmir'de yaşayanlara. Bir solukta yakın yerlere gidip, hafta içi keşmekeşlerinin unutulduğu bir şehirde yaşıyorlar. Bana bir resim attı, bu haftasonu oradaymış. Kıskandım. Çok kıskandım. Resmen Ege'nin Laciverti.


Akşamında en yakın arkadaşımın yeni evini ziyarete gittim. Ceren benim 15 yıllık dostum ve benim şehir değişimlerimden dolayı hep uzak kaldık. Evlendi, nikahına bile gidemedim. Bundan dolayı üzgünüm. Kışın gittiğimde telafi edecem. Giderken Ceren'nin aşık olduğu papatyalardan götürdüm. Baktım ki artık kocasına aşık bir kadın. Sonra nikah resimlerine baktik ve 16 yaşımızda apartman merdivenlerinde yaptığımız dedikoduları anımsadık, cheesecake yapmış, onu yedik. Silvia'nın olmayan aşk hayatını ve İzmir hayallerini konuştuk. Bayaa şey konuştuk ya. Ali ile Ceren çok güzel bir çift olmuşlar, hep mutlu olsunlar.

Sonra ben Bostanlı'ya Red Cat'e geçtim. Bayaa bayaa elektonik müzik çalan bir mekan. Yeni açılmış. Tuna'lar oradaydı. Ay bu adam artık büyüdü, mekanlara yanına felan gidiyorum eşşek sıpasının. Arayıp "ablaa hadi gelmiyon mu" diyor. Serseri.

Akşam eve geldiğimde mutsuz mutsuz eşyalarımı topladım. Biraz daha kitap okudum. Ertesi sabah çok erken kalktım ve alana geçtim. Bu İzmir'in en kötü yanı İstanbul'a dönüşleri. Ama "Şair demiş ki; tüm gitmeler gelmek içindir." 

Güzel Urla...
Ayağımın tozu ile cumartesi sabah mesaiye gittim. Çıkışta çocuklarla İpekçi'ye geçtik, basket kombinelerimizi teslim aldık. Güzel şeyler oluyor yaa. Akşamında Arena'da buluştuk, uzun zamandır galibiyet görmeyen takımı izledik. Öncesinde Deniz ve ekibi ile Sokak'ta buluştuk. MSK, Ozi ve daha bir sürü dostla selamlaştım. Hal hatır içinde sokak birası içtik. Bence ligte, ikinci devre daha güzel olacak gibi. Karabük'e 2 güzel gol attı Wesley. Dönüp dolaşıp yine sevdiğimiz Galatasaray'a geliyoruz İstanbul'da.


Pazar günü öğle saatlerinde İpekçi'de kombinelerin siftahını yaptık. Beşiktaş maçı vardı. Bayaa keyifliydi. Maçı az bir sayı fark ile aldık. Oradan Kadıköy'e geçtim. Kadıköy'ün bohem sokaklarını yeni yani tanımaya başladım. Sevdim diyebillirim. Cansu çağırdığında hiç itiraz etmeden tamam gelirim diyorum artık :) Sahaflara uğradık. 99 baskısı Stephen King buldum. Serinin 4. kitabı. Adam 20 liraya yakın bişi dedi. Cebimde sadece bu var dedim ve 10 liraya aldım ktiabı. Büyücü ve Cam Küre. Çok heycanlıyım şu sıralar.


Kadıköy'den erken döndüm. Biraz yürümek için Eminönü'nde indim vapurdan. Galata - İstiklal - Taksim istikametinde eve vardım. Güneş batmıştı. İt gibi yoruldum. Bir duş ve sonra uyku. İzmir'den sonra İstanbul'da yaşadığım 48 saat gerçekten çok enterasan. İzmir'de evden çıkıp 361 ile Alsancak'a gitmiştim. Yasin'nin beni karşıladığı cadde normalde çok işlektir. Bomboştu. İnsanlar kaçmış gibi ya da bilmiyorum, boşluklar ve sakinlikler çok şaşırtıcı geliyor. Bu detay kaldı aklımda. Kalabalıklara alışmak aslında çok kötü.

Veee, bence bu tatilin en güzel olayı. Bunu yazıda bilerek sona bıraktım. Bir akşam eski müziklerden konu açıldığında babama plakçalar aradığımı ve İstanbul'a döndüğümde bakınacağımı anlattım. Tabi onların çocukluğumda plak dinlediğini anlatmıyorum bile. Babamdan aldığım cevap ise dilimi yutmama neden oldu. "Bizim annenle ikimizin olan plakçalar Ayvalık'ta depoda duruyor. Al götür, iğnesini yaptır. Ama Ayvalık'tan gelip alman şartı ile." Sizce de çok şanslı bir çocuk deyil miyim? Kışın 1-2 günlüğüne Ayvalık'a kaçma fırsatım oldu bu bahaneyle. Artık Cansu'ya plak bakarken eşlik edebileceğim için mutluyum. Almak istediğim ilk plağımı belirledim bile. The Doors, Strange Days kayıtları...

İzmir ve İstanbul arası belleğimde böyle kaldı. Bir sonraki İzmir ziyaretimi şimdiden hayal etmeye başladım bile. Bu hafta İstanbul sakin deyil :)) İçerde Oly ile Avrupa Ligi maçımız, Kophenag ile Şampiyonlar Ligi maçımız var. Telaşe memuru ben, memnun oldum. Sonrasında aylık işlerimi toplayıp oteli yılbaşına hazırlicam. Gerçi bu yılın önceki yıldan daha sakin geçeceği kesin.

Ben çok uzun zamandır dinlemediğim bir grubun parçası ile bitiriyorum yazıyı. Çay için, kitap okuyun, güzel müzikler keşfedin ve tek uyumayın... Herkese iyi haftalar.

http://www.youtube.com/watch?v=cViZaPP2p2U

14 Ekim 2013 Pazartesi

İzmir'e 1 Kala

Haftaya genelden bakarsam sakin geçti. Evde tek başıma takılıp 12'den önce uyudum bütün hafta içi. Radyo Mood ayfor aplikasyonu çıkarmış, bütün hafta Emrecan'nın yeni pileylistlerini dinledim, bayaa güzeldi.


Cuma tesadüfen yarım saatlik gecikmeyle eve gitmek üzereyken Dorukhan aradı, Ha ha ha Harun ile Taksim'delermiş. Harun ile bir süredir muhabbet ediyorduk ama tanışma fırsatım olmamıştı. Çocumuyooo'lara dürüm ısmarladım ve anahtarlığımı aldım. Asude'de bişiler içip evlere dağıldık. Ozi'den Asuda mayorluğunu aldım dasjghdajgd. O deyil de, ya ben anahtarlığı gerçekten çok sevdim.


Cumartesi günü sırf nohut-pilav yiyip, oyalanıp geri dönerim diye Cansu ile Kadıköy'de buluştuk. Ama gün eğlenceli devam ettiği için bırakıp gelemedim. Bir kaç güzel mekan gezdik. Plak baktık. Kahve Bahane'de otururken yanımıza İbo geldi. İyi ki geldi, İbo ile çok uzun zamandır görüşememiştik, bir gün oraya gelip ortamını basacam geyiğini yaparken, İbo ile hakikatten de Barlar Sokağı'nda buluşmuş olduk. Sonrasında benim boğazım durmadı, waffledı, kahveydi felan derken, Ertan Kurt performası dinlemek için Trip'e geçtik. İlk defa bu kadar canlı, güzel ve eski plaklardan oluşan bir performans dinledim. Bu kız bana yakında bir plak çalar aldırcak. Program Soul Function, enteresan iyi kalitede seslerde güzel plaklar çaldı ve 12 gibi eve döndüm.


Pazar günüm, yanı bugün... Bugün niyetim Buğra ile Edirnekapı - Balat yürüyüşü yapmaktı ama benim elimde olmayan sebeplerden dolayı yürüyüş iptal oldu. Ben de öğlen evden çıkıp bişiler yiyip sahaf festivaline tekrar gittim. Bütün kitap standlarını dolaşıp Stephen King'in eski baskılarını aradım. Çok niyetliydim zaten festivale tek gidip kafa boşaltmaya. Kulağımda güzel müzikler, güzel havada bol bol kitap kokladım. Esrar gibi bişi bu ya, sardıkça sarasın geliyor, kitaplara dokunup sayfalarının arasına burunumu soktum. Sonunda 4 tane King aldım. Güzel bir toplama yaptım. Hesaplı alışveriş oldu. Buradan sonra kendimi Galata Lavazza'da buldum. İçimi döktüm biraz. Akşamında Deniz ile Vera'ya gidip lafladık. Bodrum'dan gelmiş hoşgelmiş. 


Ve İzmir... İzmir ile ilgili aklımda Bergama ziyareti de vardı ama şu şartlarda sanırım ertelicem çünkü Kızıl Avlu tadilattaymış. Bilmiyorum biraz hevesim gitti. Bergama yerine İzmir'den arkadaşım Yasin ile bişiler yapacaz sanırım. Yakın bir yerlere kaçarız belki ya da İzmir içinde. Şimdilik kafamda sadece kendimi İzmir'e atmak var. Gerisini bilmiyorum. Bu şehri cidden çok özledim. Tabi en önemlisi Tuna ile program yaptık. Rakı içip sarhoş olup yan masaya meyve tabağı göndercez. Apartman önünde çiğdem çitlicez.

Şimdi siz İstanbul'da kalanlar, burayı size emanet ediyorum. Geldiğimde hızlı bir haftasonu beni bekliyor olucak. Baskette Beşiktaş, futbolda Karabük maçı var. Cumartesi günü ise yarım mesai. İzmir notlarımda görüşmek üzere. İyi tatiller. Kendinize iyi davranın, gece tek uyumayın.

10 Ekim 2013 Perşembe

Grönland Gezisi

Ben Grönland'a gitmek istiyorum. Evet bildiğin en soğuk köşede ve neyle karşılaşacağımı bilmediğim bir ülkenin bir kaç şehrini keşfedip gelmek istiyorum. Geçen bir sitede (nerede rastladım inanın hatırlamıyorum) Nuuk şehrine girişte uçaktan karanın video çekimini izledim. Böyle 3 dakika felan izlemiş olabilirim, kutup ikliminin karada bıraktığı renklere aşık oldum. Ciddili araştırdım, Danimarka'dan aktarma ile gidiliyormuş. Kophenag'tan. Booking.com'dan 1-2 otel buldum, puanı ve konumu da güzel... Eee bunu buraya neden yazıyorsun diceksiniz? Ya bokumun bile donacağı bir şehrin cadde üstü bir pub'ında Baileysscoffee içmek çok heycan verici olmaz mıydı?:) Bunu günün her hangi bir saatinde düşünmek bile çok tatlı...

9 Ekim 2013 Çarşamba

Kıskanç Kız


Sen de çok haklısın kıskanç kız. Dünya'daki bütün karıları sikeceği için sevgilini çok kıskanıyorsun, ee çok normal. O yüzden yürüyüşe bile izinle gönderdiğin sevdiğin, sen uzaktayken gönlünü başka kadınlarla eylendiriyor hatta offline olup geç uyuduğunu görünce bile çıldırıyorsun. Şu şartlarda evet gerçekten bu hayatta endişe edilecek başka konu kalmamış. Devam etmende fayda var. Bu sayede, taktığın tasmadan güzel primleniyorsun, üstüne bir de adamın başının etini yiyorsun. Haklısın kıskanç kız, haklısın. Sen de kendine duydugun güvensizliğini, bu şekilde bastırıyorsun. Tabi, sonuca bakıldığında, kim bilir nerenin çirkin olduğunu düşünüyor, nereni boyatsan, kestirsen adamın ilgisini çekerim diye düşünüyorsun. Belki ön dişlerin yamuk, belki yazın diet yapamadın, belki ayakların büyük, belki de saçlarının rengini değiştirme vakti geldi. Belki de, basenlerin evde oturmaktan çok genişledi. Tüm bunların hepsini düşündüğünde, kıtıpiyöz bir hale getirdiğin ilişkinin ardından zaman zaman ağlıyorsun. Ama bu uyguladığın baskıdan gurur duyuyorsun. "Ooo ben bu ilişkiyi güzel çekip çeviriyorum, adamla evlenirsem ağzına sıçar bütün ev kontrolünü kendim alırım" diye düşünüyorsun. Göz ardı ettiğin hisler üzerine, kezbanovski hayaller kuruyorsun. 

Ama bilmiyorsun. Bu ivmede gidersen hiç mutlu olmayacaksın, bilmiyorsun. Şuan sevdiğinin tasması ile gurur duymaya devam ediyorsun. Yanlış adamlarda güveni arayıp, kendine duymuyorsun. Yanlış adamlardan ilgi bekleyip, kendinden nefret ediyorsun. Sevgilinden önce, bu hayat seni çok çatır çatır sikecek, farkına varmıyorsun. Bırak adamın yediği bokları, biraz kendine bak kıskanç kız. Kendine. Ben de istemezdim üzülmeni ama, artık gerçekleri öğrenmenin vakti gelmedi mi sence de? 

8 Ekim 2013 Salı

Mim Yaptım Gibi Bişi Oldu

Bu soruları; çok uzun zamandır takip ettiğim ve mesleğine aşık olduğum Arkeolog Blogger "Stupid Little Things" 'in profilinden aldım. Çok kafa yorucu sorularmış, kendim hakkında zaman zaman yazmama rağmen, bu sorularda nedense zorlandım. Siz de blogunuzda paylaşın, belki hiç bilmediğiniz cevapları bile keşfedebilirsiniz kendinizde...

1-En çok incindiğin/kırıldığın kelime?
“Bencilsin.” Evet bu kelime benim çıldırmama yetiyor.

2-''Herkesin kullandığı bir kelime olur, ama senin için bir insan olur, o özel insan o kelimeyi kullanınca alınırsın''.  Ne düşünüyorsun?
Güvensizliğimin irdelendiği her kelime beni mutsuz edebilir, gerçi kimi etmez ki? Size de sevdiğiniz “güvenemiyorum sana” dese, yıkılmaz mısınız?

3-Seni en çok duygulandıran şarkı?
Sıla – Korkma.    Nerede duyarsam, ilk duyduğum güne götüren tek parça sanırım, evet. Kadın, sevdiği adama diyor ki; “Eğer sensem? Kadınınsam?”
4-Daha önce seni bırakan birisi geldi senden ikinci şans istedi sende verdin ama buna rağmen yine bırakıp gitti... Şimdi pişman! ne yaparsın ne hissedersin?
O'nun ağzına sıçarım.

5-Nefret mi Aşk mı? 
Aşk.

6-Birinin kalbini kırdığında nasıl gönlünü alırsın?
Doğrudan ararım, görüşmek isterim, ya da arar bulur bir şekilde özür dilerim

7-Nasıl ağlarsın bağırarak mı? içine akıtarak mı?
Oldukça sesli..

8-En korktuğun şey?
Karanlıkta birinin arkadan sessizce yaklaşıp, boynumu kırması.

9-Ruhun sıkıldığında ne yapmayı seversin? Kendini nasıl sakinleştirirsin / dinlendirirsin?
1-Annemi ararım. 2-Kedimi mıncıklarım. 3-Olmadı bi sigara yakarım.

10-Bazen kızılmasından hoşlanırsın peki en çok ne için kızılmasını seversin?
İlaçlarıma olan ihmalkârlığım. Ailem ya da sevdiklerim tarafından bu tacizin yapılmasından hoşlanıyorum çünkü keyfime bıraktığım zaman kolesterol ilacımı içmeyi unutuyorum. Bir gün küt diye geberecem ama bu umurumda bile değil. Ne hoş deyil mi?

11-Şiir/müzik/öykü/deneme?
Müzik.

12-En son ne için ağladın?
1 misafirin otelde beni haksız çıkarma çabasına!

13-Birinden hemen etkilendiğin özellik?
Çok ülke gezmiş ve çok müzik dinlemiş.

14-Dayanamadığın şey?
Yokmuşum gibi davranılması.

15-En sevdiğin duygu?
Keşfetmek

Milano'dan Hediye

Dorukhan magnet yerine anahtarlık almış. Yine de çok mutlu oldum. Neyse, sıkıntı yok, gidersem bir gün yeterince çantamı magnet dolduracam. Nereden çıktı bu İtalya sevgim birdenbire bilmiyorum. Sanırım Dan Brown'dan etkilendim. Dorukhan'a teşekkür ederiz, ilk görücem yerde kafasını kırıcam. Çok geziyor,yeter!

http://www.youtube.com/watch?v=TudjS5or3-E



7 Ekim 2013 Pazartesi

"1 Yeni Hayaliniz Var"

Son zamanlarda Pazar'ları Cansu ile deyişik mekanlarda yemek yiyip dedikodu yaparak bitiriyoruz. Haftanın gidişatından başlayıp, komik erkeklerden devam edip, gelecek pazar acaba hangi mekanda güzel yemek yiyebiliriz'den çıkıyoruz. Hafta içi müzmin bir hayat yaşayıp, Pazar'ları eylenceli şeylerden konuşuyoruz. Yeni şeyler öğrendiysek onları anlatıp birbirimize gülüyoruz. Bence siz de deneyin, Pazartesi sendromonu kısmen unutuyorsunuz. 

Skyscanner güzel bir site. İzmir biletimi ordan almıştım. Arada sırada can sıkıntısından açıp, İstanbul çıkışlı bilmediğim şehirlerin uçak biletlerini "search" ediyorum. Vallahi canım sıkıldıkça açıp bakıyorum, İstanbul'dan kaçmanın bedeli nedir diye. Bazı şehirlere çok az, bazı şehirlere çok. Sanırım artık bu şehre de sığmıyorum.

Sizce Dubai'ye CV'mi göndereyim mi? Aranızda, "defol git artık bu şehirden" diyen vardır. Ya da sadece "gitme" diyenler. 

Beyoğlu 7.Sahaf festivaline uğradık. Cansu beni bir sahaf ile tanıştırdı. Adamda Nilgün Marmara'nın hiç basımı olmayan ve ilk defa ellerime aldığım, sayfalarını karıştırdığım kitabına rastladım. Satmamak için 100 lira diyor. Alınmayacak bir rakam değil. O kitabı alsam en az 200-300 liraya alıcı bulur. Çok kırılgan bir durum. Ama ne elim ne dilim varıyor bunu yapmaya. Sinir olduğum asıl konu, böyle bir kitap için para muhabbetini bu bloga yazmak. Bir para biçilmesi içimi acıttı. Bu yüzden alamam. Yediremedim kendime. Umarım hiç satılmaz ve sahibinde kalır. Çok üzüldüm. Güzel Nilgün bunu umarım duymamıştır. Onun haricinde festival güzeldi, 8 liraya Stephen King'in Çorak Topraklar'ını aldım. O seriye bugün geri dönüyorum, sanırım artık bitirmem gerekiyor. 

Bazen düşünüyorum da, süper strong bir işim ya da çok hassas bir ilişkim olursa bir gün, ben bu çocuklara nasıl vakit ayırcam, nasıl onları unutmadığımı ikna edicem bilmiyorum. Çünkü öyle güzel dostlukları var ki, Ali, Enis sıpası, Volkan, Buğra, evet Buğra çok önemli, sonracığma Kobal, ya ben bu eşşoleşkleri nasıl ihmal etmicem, bilmiyorum.

Uzun bir süredir Galata Yokuşu'na ve Lavazza'ya gitmiyorum, fark etmediniz mi? Bence güzel bir gelişme.

Tatil hedefi koydum kendime. Bir hedefim var artık benim. Bayaa bildiğin 2014 hedefi. Hem de yıllardır hayalini kurduğum bir şekilde. Çok heycan verici.

Bilmiyorum bahsettim mi ama tam 1 yıl sonra İzmir'e tatile gidiyorum. Bayram tatilinden zaman buldum. Yukarda bilet felan dedim, aslında çok bahsederdim gidicem diye ama hayret bu zamana pek yazmadım bu detayı. Aslında İzmir ziyareti esnasında yapmak istediğim başka bir ziyaret daha var. Bergama Antik Kenti. İzmir'e 1-2 saatlik bir mesafede. Bu şehir için bir sürü insan Dünya'nın her yerinden ziyarete geliyor. Eğer Annemlerden trip yemezsem, Babam ne işin var oralarda, bizim için gelmedin mi demez ise, backpacker bir ziyaret yapacam. Tatilim 14-18 Ekim. Güsel İzmir'i çok özledim.

Dediğim gibi, Dexter'a ara verip biraz Stephen King okumak istiyorum bu aralar. Kitaplardan çok uzak kaldım. Bir ihtimal (ama bir ihtimal) Breaking Bad'a başlama ihtimalim var. Ama şu aralar dizi kafasında deyilim. 

Rakı güzel ama dün akşam Cansu ile Şarap içtik. Yaaa sanırım Şarap'ı Rakı'ya tercih ederim. Üzgünüm. Ben bir şarap kadınıyım.

Bu hafta içerde maç yoktu. Olmadığı iyi oldu. Çünkü kanser olucam, az kaldı arkadaşlar.

Hava birden 7 dereceye düştü ve Tarçın ile yorganın altında uyuma zamanları geldi. Tabi grip zamanları da. Elim hava da bekliyorum, acaba bana ne zaman gelir diye. Bu yıl, Enis sağolsun grip aşımı O yaptı. Aşıyı oldum ama allaa emanetiz. Gerçekten şuan en son isteyeceğim şey grip olmak. Buna ayıracak hiç vaktim yok.

Mutluyum. Hala yapmak istediğim şeyler olsa da mutluyum. Gerçekten hayatımda olmasını istediğim insanlarla mutluyum.

Hadi biraz Kant dinleyin de orda burda elektronik müzikten çok anlar gibi linklerimi paylaşın. Gece yalnız uyumayın. Beklemeyin. Harekete geçin. Herkese iyi haftalar. 

3 Ekim 2013 Perşembe

Bergama mı? Ne alaka?

Bergama otogardan merkeze, merkezden akropol teleferiğe nasıl ulaşabilirim? bir ulaşım aracı, otobüs vs. var mı şehir içinde?

1 Ekim 2013 Salı

Kimseyii Kimseyii

Benim şarabım gelmiş, ben bi gidiyim şarap reyonu dolaşayım haftasonu. Güsel şirince şarapları felan.