11 Mayıs 2013 Cumartesi

Hayatı Burger Yaptım Yiyorum

Hafta yazılarına dönemsel tembellikten dolayı ara vermiştim. Sonra buraları özlediğimi fark ettim, belki siz de beni özlemişsinizdir. Vır vır vır blogta konuşan birileri olmayınca yokluğumu fark etmişsinizdir diye düşündüm ve hemen geleyim dedim. Bu arada işler yoğun, ben de yoğunum. Otel dolu, benim her günüm kabul günü gibi geçiyor. O yanımdan ayırmamın imkansız olduğu deck telefonum dakika başı susmuyor. Cuma'lar hakkında buraya neler yazığımı az çok hatırlarsınız. Cuma'lar bence ölsün. Kaldı ki, çok çok az kalan Silahşör'ün son sayfalarını okumaya elim bile gitmedi. İkincisi olan ve geçen yazıda bahsettiğim Üç'ün Çekilişi'ni hatırlarsanız, almamıştım sahaflara kızıp. Yazıyı okuyan Doruk, ertesi gün elinde kitap ile çıktı geldi. O'na burdan da teşekkür ediyorum. İmzalı atkıdan sonra kitap beni çok mahçup etti. Daha iyisini alana kadar en iyi kitap bu!


Geçen haftadan kalan bir yorgunluğum zaten vardı. 2 hafta önceye gidecek olursak, Pendor'da Efes Maçını seyrettik ardından da Probaganda'da Tensnack performansı dinledik Buğra ile. Gerçekten iyiydi. Mekan burası ,Probaganda'yı çok güzel yapmış adamlar. Geniş bir hol ve düzgn bir misafir portföyü karşılıyor sizi. Sanırım kapıda bizi karşılayan bayan operason müdürüydü. Davetiyemi sorunca kocaman bir gülümseme ile doğrudan ismimi söyledi^^ "Silvia mı:)?" Girişleri aldık. İçeride henüz warm up çalıyordu ki, yarım saat sonra Tensnack çıktı. Bu adamı sevin. Ertesi gün mesai olması nedeni ile erken dağıldık. Beni artık hafta içi gezmeleri yoruyor. Her ne kadar Cuma'yı 19.00'a kadar sevmesem de, yaşlanıyorum arkadaşlar... Cumartesi, Ali Usta'mın yaptığı güzel minnoş tostlar ile kahvaltı yaptım, gerçekten dünyanın en iyi ve en tehlikeli tostlarını bu otel yapıyor. Uzun:)sana da selam:) İşten sonra eve, cumartesi uykusuna.


Sosyal medya ile başım dertte. Yok yok, kötü anlamda değil, telaş yapmayın. Kurumsal iş hesaplarmın takibini de ben yapıyorum ve hergün bir entry girmekten çok bunaldım. İstanbul'da olup biten olayları, ilginç aktiviteleri görebileceiğim bildiğiniz bir link var ise, bence bana e-mail atın. Yararlandığınız bir hesap da olur. Beni bu yükten biraz hafifletin. Çünkü gün içinde dijital dünya hakkında o kadar çok şey düşünmek zorunda kalıyorum ki, bu blog hakkında yapmak istediğim projeleri ertelemek zorunda kalıyorum. Beni buralar çok yoruyor. Kaldı ki, 15 Mayıs'ta köşeye yeni bir yazı göndereceğim. İçim darlandı da darlandı. O yüzden otelin hesaplarını kolayca aradan çıkartmam gerek ki, kafamda yapmak istediklerime sıra gelsin.

Biliyorsunuz, artık dijital mecralar matbaacılığın ve basılı dergiciliğin önüne geçti. Çoktandır geçmişti. Bunu artık yönetime anlataktan bıktım. O yüzden benim de kendimi biraz geliştirmem gerektiğini düşünüyorum. Yakın bir zamanda bu projeyi bitirip, sizlerle paylaşacağız. Çünkü blogspot'u artık bırakıyorum. Güzel bir domain, friendly bir tasarım ile sizin karşınızda olacağız. Thank you word press but our princess is in another castle:) Prenses misiniz? Very nice,great.


Hangi tarihten beri yazmıyorum, biraz geriye gidip blog için çektiğim resimlere baktım. Sanırım bayaadır yazmıyormuşum. Yoğunluğun dışında tabi ki güzel ve ilginç bir kaç hafta geride kaldı. Tüm bu güzel rutin şeyler olup biterken, üzüldüğüm haberi aldım. Mojo'yu uyuttular. Güzel çocuk. Hemen hemen her yanına gittiğimde, ipeksi sesi ile miyavlamasını duyardım. Bence güzel bir hayat yaşadı ve uykuların en güzelini uyuyor şuan. Kedi cenneti diye bir yer varsa, kesinlikle oranın en tatlısı o olmuştur. İçim rahat.

Cumartesi Think Free'den Buğra ile Roxy'de bir etkinliğie katıldık. Beni çok açtığını söyleyemem ama sonrasında Kiki'ye baktık. Roxy'deki geniş omuzlu DJ ablanın yerini aradığımı söyleyebilirim. 10 sene önceki müzik takipçiliğini bırakmasaydım ve başka işler peşinde koşmasaydım, şuan müzik yapmak yada müzik için evenler yapmak adına çok farklı yerlerde olacaktım, o abladan bir farklım olmayacaktı.

Şampiyonluk maçları sürerken haftaiçi Abdi İpekçi'ye maça da gittik. Bayanlar Basket maçı seyrettik ve geleneksel "bu şube kapatılsın yeeaa" söylemleri ile evlere döndük. Son 4 saniye iyi olmadı, yapamamışlar yani. Tabi o haftanın devamında sivas maçı olduğu için, onun heyecanı ile haftayı bitirdik. Maç günü iyi bir uyku ile Pazar'a giriş yaptım. Ceyhun ve Ulubel'e selamlar buradan :) Ne iyi yaptılar da geldiler. Aslında şampiyonluk birasını Nevizade'den alacaktık ama Ali Sami Yen Sokak'a gitmemiz daha iyi oldu. Güzel bir Unitayfa ile gelmişler İstanbul'a. Maça girmeyeceklerdi ama sonra öğrendim, girebilmişler. Şampiyonluğu içerde yaşamış oldular. Onlar; kutlamalara, bu hafta gerçekleşen üniversite şenliklerinde devam ettiler. Eğlenceli sohbetleri ve ateş eden bu güzel resimler için teşekkür ederim. KOLO, KOLO KOLO, KOLO KOLO, KOLO, KOLO TOURE!


Hoş beş muhabbetten sonra stada geçtik. Sivas maçına kombine ayarlamış çocuklar haftalar öncesinden, birlikte Güney Alt'ta maç seyrettik, devre arasındaki çılgın tezahuratlarını kayda aldım. Burda


Harika bir maç, harika bir atmosfer, süper bir tribün, çok başarılı bir seyirci kitlesi. Kendinden emin bir oyun. Yani isteyebileceiğimiz ve izleyebileceğimiz en iyi maç günlerinden biriydi Sivas maçı. İlk gol Selçuk'tan frikik olarak geldi ve benim ilerde gerçekten birilerine anlatabileceğim efsane bir fotoğrafım oldu Galatasaraylılık hayatımda. İyi ki Galatasaraylıyız.

"SPOR TOTO SÜPER LİİGİİİİİİİ" 
Henüz daha şampiyonluğumuz belli değilken, Tuna ve kankeytosu Çağdaş, İstanbul'a uçak bileti almıştı, trabzon maçını da burada seyretmeye sözleşmiştik. Ben de Chill-out Fest'in bu yıl 19 Mayıs'a yani son maça denk geleceğini tahmin etmemiştim. Festivala gitme sıkıntımız yok ama şu durumda başka sonuçlar ortaya çıktı. Geriye sadece Tuna'yı ikna etmem kalıyor. Bu fırsat bir kere gelicek ve kaçırmaya hiç niyetli değilim. Beni izlemeye devam edin dedim size... Yılın en güzel Pazar'ı ve en güzel Pazar yazısı yakında!


Yaz geliyor. Havalar lanet olsun daha ısınmadı. Müzik festivalleri başladı. Dün akşam Çiftlikpark'ta bir gastro festivale gittim. Buğra sağolsun. Murat Uncuoğlu güzel müzikler çaldı, öncesinde Beegee çaldı. Güzel şaraplar... Şu sıralar hayat bir hamburger gibi lezzetli. Affetmeden yiyorum valla :) Bu akşam Orkun Bozdemir'in Probaganda'daki doğumgünüsüne gidicez. Herkese güzel ve burger gibi bir haftasonu diliyorum!

http://www.youtube.com/watch?v=y-80yupjox4

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder